Ana içeriğe atla

2019 yılı meriç soylu ödülleri

2019 yılı meriç soylu ödülü
2012 yılında aramızdan çok erken ayrılan meriç soylu'nun anısına her sene ailesi tarafından verilen meriç soylu ödülleri, bu sene de sahiplerini buldu... bu "sahibini bulma" işi, benim yazıverdiğim gibi kolay olmuyor tabii... neredeyse 1 yıla yakın bir süreci kapsıyor bu ödüllerin sahiplerini bulmaları... her sene yaz aylarında, yetenekli genç müzisyenler başvurularını yapıyorlar... canlı kayıtları izlenen ve uygun görülen başvuru sahipleri, ön elemeye davet ediliyorlar ve jüri önünde ter döküyorlar... jüri ön elemeye davet edilen yetenekler içinden 12 kişiye sezon içinde milli reasüransta konser verme fırsatı yaratıyor... burada da bitmiyor iş, ödüller o kadar kolay gelmiyor, sezon boyunca konser veren gençler arasından seçilen müzisyenler, sezon kapanışında bu sefer sezon sonu konserine davet ediliyorlar ve bu konser sonrasında ödüller sahiplerini buluyor... tabii bunların tamamını yapan, iş sanat... onu atlamamak lazım çünkü gençlere bu harika fırsatı yaratan kurum iş sanat ve her aşaması, profesyonel jüri tarafından gerçekleştiriliyor...

biz parlayan yıldızlar konser serisi deyip geçiyoruz ama çok prestijli ve uzun soluklu bir yarışma aslında... keşke bütün yarışmalar bu şekilde olsa... verdiğim bu bağlantıda, muhtemelen bazı eksikler olmakla birlikte, şimdiye kadar parlayan yıldızlar konserlerine katılan tüm genç sanatçılarımızı liste halinde toplamıştım...

sanat dolu bir yaşam – meriç soylu

meriç soylu
meriç soylu - sanat dolu bir yaşam
bazen "aramızdan çok erken ayrıldı" sözü kibarlıktan söylenir ama meriç soylu aramızdan gerçekten çok ama çok erken ayrıldı... tüm şu yukarıda anlattıklarımın hepsinin mimarı meriç soylu... iş sanat'ın sanat yönetmenliğini yaptığı süreç içerisinde başlatmıştı parlayan yıldızlar konserlerini...

bu kitabı, kendisi hakkında yaptığım paylaşımlara mutlaka ekliyorum... sanat dolu bir yaşam kitabını mutlaka satın alıp, okuyun derim... ülkemiz sanatı için çok önemli bir oluşumun mimarı ve okunmayı fazlasıyla hak ediyor...

bu sene, yani 2019 yılı meriç soylu ödülleri de sezon sonunda sahiplerini buldu...

millî reasürans konser salonu’nda gerçekleştirilen parlayan yıldızlar serisinin bu seneki 12 genç müzisyeni; ayda demirkan, yunus altınkanat, demirhan gökbudak, laçin akyol, yekta elmas, deniz yakın, simge keskin, ece nur özer, fikret diril, beril eren, duru aydın ve idil arıcan idi... ben en başta tüm bu 12 genç müzisyeni kutluyorum çünkü bu seriye katılabilmek zaten çok büyük bir başarı... 12 kişi arasına girebilmek bence asıl yarışma... daha önce bahsettiğim gibi, parlayan yıldızlar konser serisi başlı başına çok prestijli bir yarışma aynı zamanda...

demirhan gökbudak, duru aydın, ece özer, laçin akyol ve simge keskin ise sezon sonu konserine davet edildiler... keman sanatçısı demirhan gökbudak birincilik ödülünü alırken; fagot sanatçısı ece özer ikinci, piyanist duru aydın ise üçüncü olmayı başardı... viyolonsel sanatçısı simge keskin ve keman sanatçısı laçin akyol da jüri özel ödülünü kazandılar... bu beş sanatçımızı da ayrıca kutluyorum...

gönül isterdi ki; tüm bu genç yeteneklerden uzun uzun bahsedeyim, videolarını paylaşayım ama maalesef artık beceremiyorum bu işi çünkü ne kadar sevindirici ki, yetenekleri ve başarıları boşa gitmeyen, keşfedilen, desteklenip, iyi eğitimden geçen genç sanatçı sayımız eskiye oranla çok arttı... yani ben beceremiyor değilim, onlar çoğaldılar😃... bu sebeple, bu tip paylaşımlar benim için çok iyi oluyor; hem ben daha fazla genç sanatçımızı tanımış oluyorum, hem de daha fazla gençten bahsetmiş oluyorum...

şimdiye kadar parlayan yıldızlar konserlerine katılan sanatçılarımızı toplamaya çalıştığım gibi, meriç soylu ödüllerine layık görülen isimleri de aradım buldum... bu sefer daha kolay oldu...

hatırlayabildiğim kadarıyla; ilk iki yıl sadece birinci seçilmişti... 2013 yılında da bu ödülün verildiği söyleniyor ama ben ulaşamadım... benim bildiğim, 2014 yılında bu ödül ilk olarak keman sanatçısı deniz şensoy'a verilirken, 2015 yılında piyanist ferhat can büyük bu ödüle layık görüldü...

2016 yılında; obuacı gülin ataklı birinci olurken, kontrbasçı irem keskin ikinci, perküsyon sanatçısı beste gürkey üçüncü oldu... piyanist başak merev ve kemancı gökçe çatakoğlu da mansiyon aldılar...

2017 yılında; genç viyolonselciler umut sağlam ve idil bursa birincilik ödülünü kazanırlarken, keman sanatçıları yiğit karataş ve gamze erengönül ikincilik, klarnet sanatçısı batı aktaş ve keman sanatçısı ezgi su apaydın üçüncülük ödüllerini paylaştılar... genç kemancı bade daştan ve keman sanatçısı selen aydoğan ise özel ödüle layık görüldüler...

geçtiğimiz yıl ise; viyola sanatçısı emir kemancı birinci olurken, kontrbasçı gizem sözeri ikinci olmuştu... genç kemancılar idil olgar ve naz irem türkmen de üçüncülüğe layık görülmüşlerdi... mansiyon ödülleri ise arpçı güneş hızlılar'a ve piyanist tarık kaan alkan'a verilmişti...

bu paylaşıma ben her sene ilavelerde bulunurum ama şimdilik müzikle kapatayım konuyu... tabii bu müzik, doğal olarak bu sene meriç soylu ödüllerine layık görülen genç sanatçıların videosu olacak... önce; demirhan gökbudak ile kardeşi piyanist cemil yener gökbudak ile birlikte seslendirdikleri rachmaninoff eseri romance... ben bu esere bayıldığım için seçtim... yani özellikle parlayan yıldızlar konserinden olsun yada yakın tarihli olsun diye uğraşmadım...



2019 yılında ikinciliğe layık görülen fagot sanatçımız ece nur özer'den ise bir hummel fagot konçertosu paylaşayım... aslında burada parlayan yıldızlar resitalini paylaşmıştım ama o 50 dakikalık tam performansı sonradan hakkında yaptığım paylaşıma aktardım...



üçüncü olan piyanist duru aydın'ı ise öğretmeni prof. metin ülkü ile birlikte paylaşmak istiyorum... wolfgang amadeus mozart - sonata in d major for piano four hands, KV 381...



özel ödül almış olan çello sanatçısı simge keskin ve keman sanatçısı laçin akyol'un maalesef yakın tarihli videolarına ulaşamadım... simge keskin'in konser kaydı 6 yıl öncesine ait ama kesinlikle çok başarılı ve paylaşmayı uygun buldum... bazen eski videoları paylaşınca birazcık bozuluyorlar ama eski olmasına rağmen çok başarılı j. b. breval'ın c majör sonatı...



keman sanatçımız laçin akyol'un geçtiğimiz sene cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası eşliğinde çaldığı kabelevsky'nin keman konçertosu da oldukça başarılı, sadece salon pek uygun olmadığı için ses biraz kötü... ama laçin akyol çok başarılı... laçin akyol, bildiğim kadarıyla bu sene ödül alan en genç sanatçı...

Yorumlar

Çok Okunanlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır... keyboardlar & piyanolar başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz...

benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...


şunun …

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

akdeniz üniversitesi devlet konservatuvarının piyano bölümünde liseyi tamamladıktan sonra, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi kompozisyon bölümünde onur türkmen ile sürdürdü çalışmalarını ve eğitimini başarıyla tamamladı... asıl hocası onur türkmen olmakla birlikte; kendisine büyük emeği geçen diğer hocalarından da bahsetmeden olmaz... yiğit aydın ile armoni ve orkestrasyon, tolga yayalar ile polifoni, fugue ve post tonal teori (yazdığıma pişman olmaya başladım:))... aynen yazsan olmuyor, türkçeleştirsen olmuyor, ne biçim ders arkadaş bunlar... tonal ötesi:)))...)... neyse; konuya hakimmişim gibi davranayım, bir çok "uzman yazar!" öyle yapıyor, benim neyim eksik:)... maria nowotna ile kulak eğitimi (ne güz…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka... aşağıdaki paylaşımları da bu yazıdan sonra yaptım, onları da araya ilave edeyim dedim... aşağıdakiler de okunacak...

cem esen'den cosmic variations

cem esen ve ayşe ece güneşş…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

ıraz yıldız

çok fazla paylaşıma aynı şekilde başladım, artık tat da vermiş olabilir ama ıraz yıldız da oldukça uzun bir süredir hakkında mutlaka yazmak istediğim çok önemli genç sanatçılardan biri... ve ben şimdiden bu klişeleşmeye başlayan girişe ek olarak, klişeleşmeye başlayan kapanış cümlemi de en baştan yazayım; yakın yada uzak gelecekte kesinlikle kalbur üstü bir cazcı olacak ıraz... hiç kimseye bu kadar emin olarak yazmamıştım bu öngörümü... bütün derdim, klasikçileri cazcı yapmak benim:)...

ıraz yıldızı ben fazıl say sayesinde tanıdım... fazıl sayın övgüyle bahsettiği genç bir piyanisti yakalarım da bırakır mıyım hiç... o zamandan beri aklımda ama şimdi o yazıyı bulamadım... bulunca eklerim mutlaka... izlediğim ilk videosunu hemen paylaşayım... bu kadar mı hissederek çalınır!... aslında çok daha yakın tarihli canlı kayıtları da var ama ben özellikle bu kaydı paylaşıyorum..

fazıl say - nazım balad 1



burada da bir çok kez elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım, son yıllarda ülkemizde genç y…

samida

gürcü dilinde üç kız kardeş anlamına geliyor samida... yani yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz üç sanatçı; damla şahin, yudum şahin ve tamara şahin kardeş oluyorlar... ilk defa yüzleri göstermeyen bir fotoğraf seçtim burada, ilginç oldu ama fotoğraf güzel ne yapalım, aşağıda tekrar paylaşırım, tanış olursunuz artık... ben de az önce tanıştım kendileriyle ve hemen paylaşmaya başladım... bir yandan dinliyorum müziklerini, bir yandan da yazıyorum... ilk izlenimlerimi yazayım hemen: parçalar kısa:)... bir de şunu yazayım, yeni tanış oldum dedim ama bu kardeşlerden birini tanıyorum sanki...

ben genelde bu şekilde paylaşım yaptığım için, yazmaya başlayıp da sonradan paylaşımı iptal ettiğim de az olmadı ama samida şu anda oldukça iyi gidiyor... youtube tarafından bana önerildiği için izlediğim ilk videoları "budur işte!" dedirtmişti, şu anda evet kesinlikle budur işte diyorum... çok başarılılar... dinlemeye başladığınız anda eğitimli müzisyenleri dinlemekte olduğunuzu hemen anlıyors…

gökay özgür

uzun süredir ilgiyle takip ettiğim ve bir süredir de yazmak isteyip, bir türlü yazamadığım, diğer yandan hakkında az da paylaşım yapmadığım bir genç piyanist gökay özgür... bir kaç yıldır mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı'nda prof. dr. gülden gökşen ile piyano eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarı haberlerini sıkça paylaşır oldum... mesela bir tanesine şöyle bir göz gezdirin derim çünkü oradaki fotoğrafa hayranım ben... boy boy, envayi çeşit piyanist göreceksiniz, işte o boy boy genç piyanistin en boylusu olarak sürekli dikkatimi çekerdi gökay özgür ama hakkında yeterli bilgim olmadığı için şimdiye kadar paylaşamamıştım...

fotoğrafta abi gibi duran gökay özgür, gülden gökşen'in diğer öğrencilerinin gerçekten abileridir... piyanoya 15 yaşında başlamış ve bu sebeple sanat otoritelerini şaşırtıyormuş çünkü 15 yaş çok geç bir yaşmış piyanoya başlamak için... "5 aylıktı, kürdilihicazkar makamında ağlar, mama kaşığını evfer usulünde v…