Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

umudun çocukları

çocuk müzisyenlerle ilgili bir çok paylaşım yaptım ve yapacağım... çocuklar müzik yaptıklarında çok büyük bir heyecan duyan biri olarak, az önce haberdar olduğum bir haberi de heyecanla paylaşmak istedim hemen...

ben haberdar oluncaya kadar siyasetin malzemesi olmuş bile... çünkü projenin sahibi grup yorum... sahibi kim olursa olsun, umudun çocukları oluşumu bence bol bol alkışlanması gereken bir oluşum... dünyada bir çok örneği olan böyle bir adımın sadece siyasi bakış açısıyla değerlendirilmesi aslında çok tuhaf ama bana hiç de tuhaf gelmiyor artık...

güzel olan her şey çok yakışıyor çocuklara... en çok yakışanı da müziktir herhalde... gerçi sürekli hiç yakışmayan ne varsa ona maruz bırakılıyorlar "insan"lar tarafından... açlık gibi, istismar gibi, ölüm gibi...

3-4 aylık bir geçmişi var umudun çocukları orkestrasının... başvurular çoktan başlamış, seçmeler yapılmış, enstrümanlar dağıtılmış bile ama bu oluşum sonu olan bir proje değil... daha doğrusu, umarım öyle olmaz... …

beste gürkey

besteyi facebookta tanıdım, paylaştığı videosunu çok beğendim... 10 yaşında beste gürkey... yok yok 11 yaşında, okursa kızmasın, 2003 doğumluymuş... genç kız, genç bir yetenek artık beste gürkey... hızlı yol alanlardan... 1 yaşında başlamış vurmalı çalgı çalmaya!... aileden gelen bir yeteneğinin olduğu gerçek, anne ve baba sıkı müzisyenler çünkü ama bu kesinlikle beste babasının kızı anlamına gelmesin... çok sevdiği belli vurmalı çalgıları ve çok çalıştığı da belli...

engin ve şirin gürkey çiftinin yetenekli kızı olan beste müziğin içine doğmuş... işe biraz magazin katmakta fayda var çünkü ilginç geldi gerçekten bana bu magazin kısmı, daha doğrusu magazin demek yanlış olur, hayatın cilvesi diyelim... şirin gürkey bankada çalışmaktadır, gergin bir zamandır... o anda içeriye giren müşteri ise engin gürkeydir... şirin hanım gözyaşı dökmektedir o anda ama engin bey hayatının aşkını bulmuştur... daha doğrusu her ikisi de bulmuş oluyorlar... kısa sürede evleniyorlar ve beste dünyaya geliyo…

mikrotonal gitar

son zamanlarda mucitlerden bolca bahseder oldum... mikrotonal gitar mucidi ve patent sahibi olan doç. dr. tolgahan çoğulu; itü türk musikisi devlet konservatuvarının klasik gitar bölümünü kurmuş... aynı zamanda müzik ileri araştırmalar merkezinde de klasik gitar hocalığı yapıyor... yukarıdaki fotoğrafı paylaşarak 1 taşla 2 kuş vurayım istedim... gitarın perdelerine dikkat ederseniz, bozulmuş... tamir edilmesi gerekiyor:))... ayrıca kalan müzikten çıkan atlas albümünü de mutlaka satın almamız gerekiyor... harika bir çalışma olmuş... mikrotonal gitarı anlamak için bu albümdeki parçaları dikkatle ve keyifle dinlemek yeterli... klasik gitardan duymaya alışık olmadığımız tadı alıyoruz ve parçalar da çok iyi seçilmiş...

fotoğrafta perdeler biraz fazla kurcalanmış ve bu hali ile çalmak için herhalde tolgahan çoğulu olmak gerekiyor:)... normal insan beynini biraz zorlayabilecek bir dizilim söz konusu gitarın perdelerinde... perdesiz gitar ile mikrotonları çalmak mümkün idi, şimdi de perdeler…

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır... keyboardlar & piyanolar başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz...

benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...


şunun …