Ana içeriğe atla

deniz şensoy

deniz şensoy
şimdi 15 yaşında olan deniz şensoy, 5 yaşındayken başlamış kemana... deniz de yıldızı parlayan gençlerimizden... yıldızı parlayan dememin sebebi, genç sanatçıların kendilerini gösterme ve tanıtma fırsatı buldukları parlayan yıldızlar konser serisinin 2014 ayağında yıldızını parlatmış olması... 2014 yılında, parlayan yıldızlar serisinde meriç soylu ödülüne layık görülen dört genç sanatçıdan biriydi... diğer gençler; flütçü denizcan eren, çelist ülker tümer ve kemancı ilayda zeynep köksal idi... her biri de ayrı ayrı başarılara imza atmış isimler ve denizcan eren hakkında daha önce paylaşım yapmıştım zaten... ilk fırsatta diğer iki parlayan yıldızı da yazacağım... ben amatör bir blogçu olduğum için 1 sene sonrasından takip edebiliyorum affetsinler artık:)...

kısa bir süre öncesine kadar ülkemizden başarılı isimleri bulup yazmak için büyük çabalar sarf ediyordum ama birden bire başarılı genç sayısı o kadar hızla artmaya başladı ki!... çok sevindirici tabii ama işte ben yetişemiyorum... başarılar gelsin yeter ki, ben geç yetişeyim...

yukarıda bahsettiğim iş sanat parlayan yıldızlar serisinde, 2012 yılında genç yaşta aramızdan ayrılan iş sanat sanat yönetmeni meriç soylu adına da ailesi tarafından ödül verilmeye başlandı ve ilk ödül 2014 yılında deniz şensoy a verildi...

N. Paganini "Caprice" no.13 - Deniz Şensoy



of of:)... bu zor eserle zaten ödüllere layık olduğunu fazlasıyla kanıtlıyor deniz...

ilk konçertosunu 9 yaşındayken çukurova devlet senfoni orkestrası eşliğinde çalmış... babası da aynı senfoni orkestrasında çalıştığı için, sürekli zaten konserlere gidiyormuş ve ilgisi doğal olarak babası tarafından keşfedilmiş... babası ilk kemanın 5 yaşındayken almış... ilk üç yılı normal okulda okumuş, 4. sınıftan itibaren konservatuvarda devam etmiş eğitimine... ben ülkemizdeki konservatuvarların daha erken yaşlarda eğitime başlatmamasına çok sinir oluyorum... umarım doğrudur yaptıkları ama başka ülkelerin yetenekli çocuklarını yazarken, tam da tersini görüyorum!... neyse artık...

bir sürü bilgiye ulaştım hakkında ama çoğunu atlıyorum, şu iyiymiş; babası tabii ki çok destek ve yardımcı oluyormuş ama mesela okulda öğretilen keman tutma şeklini babası beğenmeyebiliyormuş... babasını dinlerse de öğretmenleri kızıyormuş:)... valla sınıfta kalmasın da:)...

ulaşabildiğim kadarıyla, sırbistan müzik pedagogları derneğince düzenlenen yarışmada da birincilik ödülünün sahibi olmuş... bunun yanında, pariste slave de musique konservatuvarında düzenlenen uluslararası we play together yarışmasında da birinciliği var... adana violin quartet olarak katıldıkları bir çok yarışmadan da ödülle ayrılan isimler arasında yer alıyor deniz... seitz ın sol majör keman konçertosunu seslendiren ilk keman sanatçımız da deniz şensoy bu arada onu da belirtmeden geçmeyeyim...

2013 yılında izmir devlet senfoni orkestrası ile m. bruch keman konçertosunu seslendiren deniz, birinci keman olarak çalıştığı quartet ile arjantinde iguazu en concertino müzik festivaline katılmış ve 2014 yılı için solist olarak davet edilmiş. unesconun organize ettiği 1500 kişilik “iguazu en concertino” uluslararası gençlik senfoni orkestrasının üç konzermeister (baş keman) inden biri olmayı da başarmış... dora schawzberg, alexander vinnitski, midori goto, sergei kravcenko, alexander markov, igor tkatchouk, stephan milankovich, cihat aşkın, tuncay yılmaz ve ellen jewett gibi isimlerin ustalık sınıflarına katılmış...

çukurova üniversitesi konservatuvarının dikkat çekici bu başarılarının ardında öğrencilerin disiplinli çalışması yanında, eğitmenleri olan daniya kainova ve slava kainov un da katkılarının çok büyük olduğu belirtiliyor deniz şensoy tarafından... bence başarılarında çukurova konservatuvarının katkısı çok büyük ancak şu anda bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları lisesinde muhammedjan turdiev ile çalışmalarını sürdürüyor deniz şensoy...

Sarasate "Introduction and Tarantella" - Deniz Şensoy



gerçekten çok başarılı genç bir keman sanatçısı deniz şensoy ve gelecekteki başarıları şimdiden görülebiliyor... bu arada çaldığı keman da daha önce hakkında paylaşım yaptığım italyadaki ünlü cremona da atölyesi olan lutiye dinçay gülenç e aitmiş... kendine ait çok iyi bir enstrümana sahip olması da ayrı bir güzellik çünkü çoğu genç yeteneğimizde gerçekten ciddi bir sorun bu iyi bir enstrüman sahibi olamama durumu...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada