Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

mircan

bazen okyanus ötesindekilerle, dünyanın öbür ucundakilerle hatta çoğu zaman öbür dünyadakilerle haşır neşir olmaktan, burnumuzun dibindeki harikaları göremez oluyoruz... sorunu neden genelledim ki şimdi!... ben göremiyorum diyeyim... ben "aaa çok iyi! yeni birini keşfettim" derken, kimmiş bu mircan diye 1 dakikamı ayırıp, incelemem yetti ne kadar çok sevilen ve çalışkan bir sanatçı olduğunu anlamam için... çoğu zaman tam tersi bir durumla karşılaşırdım ve nerdeyse hiç güvenilir bilgi bulamazdım... tersi oldu bu sefer...

burnumun dibindekini göremeyip, yeni zelandadaki yada kanadadaki müzisyenlerle uğraşmam ve virtüöz takıntım sebebiyle çoğu güzel çalışmayı ve mircan gibi çizgi üstü sanatçıyı kaçırmam konusunda bütün cezayı öncelikle kendime kesiyorum... ama; ... ama deyince arkasından genelde kendini savunma cümleleri gelir ancak bu sefer medyaya filan kızmayacağım artık çünkü ben televizyon filan seyretmiyorum çok uzun süredir... gerçi medyanın önemli bölümünün de mircan v…

müzik dinleme sanatı

konunun başlığını yazmam bile abartmıyorum yarım saati geçti!... "müzik nasıl dinlenir" dedim, olmadı... "müzik dinlemenin kuralları" dedim, çok saçma oldu... "müzik dinleme adabı" da olmadı... iyi müzik dinleme, müziği iyi dinleme, "iyi bir dinleyici nasıl olmalı" hoşuma gitti ama sanki arkadaşının derdini dinleyen kişiyi çağrıştırdı!... daha bir çok şey yazdım, sildim çünkü hiç biri tam anlatmak istediğimi karşılamadı... sonunda, "müzik dinleme sanatı" nda karar kıldım çünkü bence gerçekten müziği yapmak ne kadar sanatsa, o müziği hakkını vererek dinleyebilmek de neredeyse aynı oranda sanat!... bence bu müzik dinleme olayı gerçekten başlı başına bir sanat...

bu düşüncemi şöyle açayım, diyelim ki dünyanın en iyi aşçılarından birinin (eşinizle birlikte okuyorsanız, tabii ki eşiniz) elinden çıkmış sanat eseri gibi bir yemeği yiyeceksiniz! yemek en ince ayrıntısına kadar özenilerek, titizlikle yapılmış... muhteşem, harikulade bir yemek …

sukhishvili

fotoğraf: Gürcü (Çveneburi) Kültür Evi

gürcistan ulusal halk dansları topluluğu oluyor bu yazarken bile 50 kere sayfasına gidip gidip kontrol ettiğim başlık... nasıl okunuyor onu da bilmiyorum ama ben sakaşvili derdim, daha sonra sukuşvili demeye başladım... neden böyle bir açıklama yapmayı hissettim onu da anlamadım... ne derseniz deyin işte ama sadece bilelim ki, bu Sukhishvili "gürcistan" halk dansları topluluğu oluyor... ben büyük ihtimalle ispanyada izledim bu dans topluluğunu ama emin de değilim... diğer tüm izleyenlerle birlikte, ağzım mecazi anlamda değil, gerçek anlamda açık olarak ve "yok artık be!" diyerek izlemiştim... o zamanlar benim için kafkas dansı denip geçilen bir konu idi... günümüzde bile çoğumuz öyle deriz... ama çok hatalı ve üzerine basa basa bu dans grubunun gürcistan a ait olduğunu belirtiyorum yine... bu kadar üzerinde durmamın sebebi, facebook, myspace, youtube vb yerlerde bir çok kişinin çok severek paylaştığı videolarının sürekli hatal…

ricciotti & karsu dönmez

Karsu Dönmez, ricciotti senfoni orkestrası ile birlikte türkiyede... şu anda uçağa binmişler, geliyorlar... 20-26 Ağustos 2012 tarihlerinde Ankara, Kırşehir, Hacıbektaş, Avanos, Nevşehir, Göreme, Niğde, Bor, Antakya ve Tarsus yollarında olacaklar... tabii bu şehirlerde birden fazla mekanda konserler verecekler ve ben yetkili yada sorumlu olmadığım için bu programı detaylı veremiyorum... hata olabilir, mekanlar değişebilir vs vs vs... kesin bildiğim şey, bu tarihlerde bu şehirlerde olacaklar...


o illerde yaşayanlar resmi kanallardan programın detaylarına ulaşıp, konserleri izleyebilirler düşüncesiyle yazdım yukarıdaki paragrafı... asıl amacım, ricciotti hakkında kısaca bilgi vermek... Karsu Dönmez hakkında daha önce, kendisini ilk tanıdığımda, bilgi vermeye çalışmıştım...

ricciotti müzik grubu, hollandada konservatuarda öğrenim gören genç müzisyenlerden oluşan bir sokak senfoni orkestrası... konser mekanları, deyim yerindeyse kafalarına esen her yer... çok hareketliler ve çok kısa süre…

helicopria

sayfalarında circa survive, paramore ve the dear hunter gibi gruplardan etkilendiklerini belirtiyorlar... rock yapıyorlar tabii... progresive gibi... çok gençler, çok da yeni bir grup... berklee de öğrenciler... orada tanışıp, bir araya gelmişler... şu anda ilk defa dinliyorum kendilerini ve ben beğendim... çok fazla sayıda olumlu, çok çok az miktarda da olumsuz yorum okudum kendileri hakkında... olumsuz yorumlar genelde türklere ait ve şaşırtıcı biçimde yerin dibine batırıcı!!... türkler neden özellikle yorum yapıyorlar acaba derseniz, helicoprianın vokalisti bir türk, o yüzden ve anladığım kadarıyla ilk konserlerini istanbulda vermişler 2011 yılında... grup elemanlarının 3 ü amerikalı, biri güney afrikalı ve biri de türk...

helicopria dinamik, hareketli bir grup, gitarlar çok iyi, sırma munyar kardeşimizin de hem sesi hem tarzı hem de ingilizceyi kullanışı çok iyi... konu helicopria olduğu için sırma munyardan çok bahsetmek doğru olmaz, ayrıca mutlaka yazarım ama şimdilik sadece şun…

audiotool

az önce başka bir şey ararken kel alaka biçimde karşıma yeniden çıkıveren bu siteyi bu sefer unutmadan paylaşayım istedim... daha önceden bildiğim ve hatta kısa süre takılıp kullandığım bir site idi audiotool ancak o zamanlar beni pek sarmamıştı nedense ve unutmuştum... şimdi birden bire karşıma çıkınca yine biraz kurcaladım ve bu sefer oldukça ilgimi çekti çünkü oldukça önemli değişimler ve geliştirmeler yapmışlar yada ben gittikçe kötüye gidiyorum:)... şaka bir yana, üye sayısı da oldukça artış göstermiş ve çok daha iyi ve kaliteli olmuş...

adam ben ezra

adam ben ezra

bir kontrbas manyağı ve bir muamma!... manyaklık kısmına sonra geleceğim, önce şu muamma kısmına açıklık getireyim, çok tanınan bir müzisyen ve çok üst seviyelerde bir virtüöz ama hakkında bilinenler çok sınırlı... şu anda ne derece efsaneleşti bilmiyorum ama çok yakın geleceğin yeni efsanesi olmaya aday olmakla birlikte, internette bile biyografisi yok... hatta kendi resmi sayfasında bile yok!...

unutmadan; resmi sayfası: adam ben ezra

kendisi one man show adamı:)... hem de daha önce hiç görmediğiniz biçim ve tarzda!... resmi sayfasının biyografi kısmında yazan 2 cümleden biri bu... diğeri ise, kontrbasını bir "multi enstrümana" dönüştürerek pop parçalarını yüksek bir virtüöziteyle çalması ve bunu zarafetle yapması... her hali ile oldukça cins biri bu adam ben ezra...:)... acaba ben resmi sayfası diye fan sayfasına mı gittim!...

hakkında bildiğim tek şey, israilli olması ve kimdir nedir diye saatlerce araştırıp bulmaya da gerek yok... bize ne hayat hikayesind…

duo siqueira lima

the siqueira lima duo, adı üstünde 2 kişiden oluşuyor ve bu kişiler uruguaydan cecilia siqueira ve brazilyadan fernando lima... 2002 yılından beri birlikte çalışıyorlar... kendilerini ilk tanımam 3-4 sene önce oldu... klasik gitar duo larını incelerken, belki en tepelerde değil ama oldukça önemli bir sırada karşıma çıkmışlardı yani o zaman için gelecek vaadeden klasik gitar ikililerinden biri idiler... şimdi bir çok özellikleri nedeniyle oldukça önemli bir konumdalar... nedir bu özellikler? tabii ki birlikte çalan müzisyenler için vazgeçilmez olan 1 numaralı kriter bu gençlerde çok çok iyi: uyum... çok iyi bir uyum var aralarında ve bu yüzden ön plana çıkmayı başardılar...

bence bir diğer önemli kriter ise şu: sempatikler... özellikle internet üzerinden tanınan müzisyenler için bu da çok önemli bir faktör... sosyal paylaşımda ciddi biçimde paylaşılan müzisyenlerden biridir kendileri ve ben eminim ki, aşağıdaki videoları olmasaydı çoğu kişi paylaşmazdı...



sağda solda tek gördüğüm video…

george smed

ilk dinlediğimde hayran kaldığım bir bas gitarcı george smed... tarzı çok hoşuma gitmişti ve uzun süredir de paylaşmak istiyordum, kısmet bugüneymiş... o çok çok tanınmış, bütün dünyanın bildiği bas gitarcılardan biri değil belki ama ben çok keyifle dinliyorum... zaten benim bu sayfadaki asıl amacım da herkesin zaten bildiği, çok iyi tanıdığı müzisyenleri değil, kalbur üstü olmalarına rağmen pek de tanınma fırsatı yakalayamamış müzisyenleri paylaşmak... diğerleri hakkında yüz binlerce paylaşım zaten var... ama böyle olunca da paylaştığınız kişi hakkında uzun uzun yazacak şeyler de bulamıyorsunuz... george smed hakkında da yazılabilecek çok fazla şey yok...

Storm Corrosion

benim bu blog işine merak salmamın en önemli sebeplerinden birisidir burada bir şeyler paylaşırken öğrenmek!  komik yada tuhaf, belki de kötü bir şey ama öyle sonuçta... burada paylaştığım çoğu konuyu paylaşırken öğrenmişimdir yada öğrenir öğrenmez paylaşmışımdır ki bu ikisi arasında pek de bir fark yok:)... storm corrosion da fazlasıyla böyle benim için, yani pek de bir bilgim yok bu konuda:)... belki de arama motorlarında tıklayıp da buraya gelenlere karşı yaptığım büyük bir saygısızlık bu ama işe iyi yönünden bakmaya çalışırsak, (çalışın yani!), yaptığım bu saygısızlığın aslında çok iyi bir şey olduğunu anlarız:)... çünkü; birincisi, kafadan sallayamıyorum! çünkü zaten bilmediğim için bulabildiğim en ciddi kaynakları okuyorum, sonra paylaşıyorum...  ikincisi; bütün paylaşımlarda değil belki ama, çoğu paylaşımda "ön yargım bulunmadan" aktarıyorum buraya... mesela, storm corrosion konusunda nötr pozisyondayım şu anda ve allayıp pullayıp anlatarak yanlış yönlendiremem... tab…