Ana içeriğe atla

gülin ataklı

obua
gülin ataklı

yıllardır takip ediyor olmama rağmen, bir türlü hakkında paylaşım yapamadığım çok başarılı bir genç obua sanatçımız gülin ataklı... şimdi kafamda tam toparlayamadım ama hakkında yazılması gereken o kadar çok şey var ki... aslında bu sayfadaki bazı paylaşımlarda adından sık sık söz ettirdi kendisi... bir çok başarısından hiç bahsetmedim şimdiye kadar ama bazı önemli gelişmelerle ilgili paylaşımları bağlantı olarak veririm aşağıda zaten...

bu yazı sonrasında yapılmış olan paylaşım:

gülin ataklı, aydın gün teşvik ödülüne layık görüldü

bende yalan yok, işin gerçeği şu anda yazmaya başlamak o kadar zor geliyor ki... yazacak çok şey var çünkü... maaşallah diyeyim de nazar değmesin, biraz fazla çalışkan bir sanatçımız gülin ataklı da... ben bu kadar çok konser veren, etkinliklere katılan, durmadan farklı başarılara imza atan, sürekli bir yerlerde karşıma çıkan hiperaktif sanatçıları yazmayı pek sevmiyorum:)... yıllardır ufak ufak notlar almışım hakkında ve birike birike resmen 30 paragraf olmuş...

ekleme mayıs 2022/ o 30 paragrafın şimdilik en son paragrafını yazının başına eklemek istedim çünkü gülin ataklının ilk önemli dönemeçlerinden biri... mayıs ayının son günü kendisinden gelen güzel habere göre; gülin ataklı artık münih filarmoni orkestrasının üyelerinden biri...

bu arada; geçtiğimiz yıl istanbul müzik festivali tarafından aydın gün teşvik ödülüne layık görülmüştü gülin ataklı ve bu ödüle layık görülen ilk üflemeli çalgı sanatçısı da olmuştu... bu ödülü ayrı bir paylaşım olarak yazmıştım, okursanız sevinirim... 2022 yılında istanbul müzik festivali'nde de sahne alacak gülin ataklı... müzik rotası kapsamında ilk konseri 19 haziran tarihinde kadıköy yeldeğirmeni sanat merkezinde... önemli bir gelişme olduğu için ilave etmek istedim...

ben en iyisi bir video paylaşayım... theodore lalliet'in venedik karnavalı üzerine prelüd ve varyasyonları op. 20... iş sanat milli reasüransta parlayan yıldızlar 2016 yılı konserinden... kendisine çok değerli piyanistlerimizden iris şentürker eşlik etmiş... bu konserin tamamı olsaydı çok iyi olacaktı, lalliet dışında poulenc, saint saens ve britten eserlerini de seslendirmişti...



gülin ataklı, 2016 yılı parlayan yıldızlar konser serisinde birinci olarak meriç soylu ödülünün de sahibi olmuştu... bu konser, bu açıdan da büyük önem taşıyor...

trt çoksesli çocuk korosu'nda başlamış müzik yaşantısı gülin ataklı'nın... ben bu konulara uzak olmama rağmen hep şunu düşünmüşümdür; her çocuk mutlaka bir koro deneyimi yaşamalıdır... belki de hatalıyım, bilmiyorum... gerçi neden hatalı olayım, bir çok sanatçımız yola bu korolardan biri ile koyulmuş gördüğüm kadarıyla... yani ileride sanatçı olsun olmasın, her çocuk ilkokulda koroda şarkı söylemeli diye düşünüyorum... bizde müzik dersleri biraz tuhaf geliyor bana... koro önemli bence... çocuklar koroyu severler ve müziğe ilgileri varsa, orada ortaya çıkar, şekillenir... yoksa da belki başlar... koro kalabalık ya, çocuklar bazı sıkıntıları yaşamadan kendini kaptırır gider ve özgüven kazanır...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı’nda başlamış müzik eğitimine ve istanbul wind ensemble'dan tanıdığımız mehmet seyid mas ile obua çalışmış... lisans eğitimini münih hochschule für musik und theater'da françois leleux ve tobias vogelmann ile sürdüren gülin ataklı, çev sanat genç yetenekler projesi kapsamında desteklenen çok başarılı bir isim...

obua
gülin ataklı

bir çok başarıya sahip olan genç sanatçının sadece bu iki başarısı bile oldukça önemli çünkü hem qnb finansbank tarafından desteklenen çev sanat'tan burs alabilmek hem de iş sanat parlayan yıldızlar konser serisine kabul edilebilmek ve bu seride o yılın en başarılısı seçilmek oldukça zorlu aşamaların bir bir kat edilmesini gerektiriyor... iş sanat'ın açılış konserinde de şef gürer aykal yönetimindeki borusan filarmoni orkestrası eşliğinde sahne almıştı gülin ataklı...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi ve sonrasında devam ettiği hochschule für musik und theater münchen'deki eğitimi paralelinde; leyla pınar, nick deutsch, anatoly lubimov, sandra sinsch, albrecht mayer, georg fritz, giorgi gvantseladze, marie lise schüpbach, christian schneider, heike steinbrecher, david walter, christian wetzel ve christian schmitt gibi çok önemli isimlerin ustalık sınıfılarına ve istanbul kültür sanat vakfı açık konservatuvar çalışmalarına da katıldı gülin ataklı...

kariyerinin çok başında denebilir gülin ataklı için... hatta öğrenciliğinin çok başlarında bile o kadar çok prestijli aşamalardan geçmiş ki, insan gerçekten bu kadar kısa bir süreye bu kadar işi nasıl sığdırdığını merak etmeden edemiyor... yukarıda şaka yollu da olsa (valla değildi, gayet ciddiydim) yazmaya üşendiğimi belirtmiştim ya, bazı şeyleri yazmayıvereyim diyorum ama kıyamıyorum o başarılara... gerçekten çok önemliler... mesela obua eğitiminin henüz üçüncü yılındayken 18. uluslararası istanbul barok festivali’ne katılmış olması o kadar önemli ki... aynı yıl doğuş çocuk senfoni orkestrasına da seçilmiş... konservatuvar genç orkestrası eşliğinde haydn’ın obua konçertosu’nu da seslendirmiş bir sene sonra... 2012 ve 2013 yıllarında oluyor bunlar... 2009 yılında başlamış obua öğrenmeye... kolay enstrüman değil obua, fagot vs... obua sanki geri plandaymış gibi düşünülür ama orkestraya ayar veren enstrümandır kendisi...

son yıllarda bende kontrbas, viyola, fagot ve obua hastalığı baş gösterdi... dinlemeyi tercih ettiğim enstrümanlar oldular... olağanüstü etkileyici seslere sahipler ve aslında faklı müzik türlerinde de çok daha ön planda olmaları gerektiğini düşünüyorum...

halen devam etmekte olduğu hochschule für musik und theater münchen tarafından, üstün başarılı öğrencilere verilen monika ve manfred wölfel vakfı bursu ile desteklenmek üzere seçilen üç öğrenciden biri olmayı da başaran gülin ataklı'nın okulunda verdiği bir konserden de paylaşım yapmak istiyorum... aya ishihara piyanoda eşlik etmiş kendisine... bohuslav martinu obua konçertosu...



daniel barenboim, theodore kuchar, stephan koncz, herbert blomstedt, markus bosch, mariss jansons ve samy moussa gibi çok önemli şeflerle çalışma fırsatı bulan gülin ataklı; münih herkulessaal, cuvilliés theatre ve philharmonie im gasteig salonları yanında, stiftung mozarteum salzburg, kkl lucerne ve viyana musikverein gibi ünlü salonlarda da sahne aldı... solo obua ve 2. 3. obua olarak konserlere çıktığı bazı önemli orkestralar ise; bayerische staatsoper orchesterakademie, istanbul devlet senfoni orkestrası, symphonieorchester des bayerischen rundfunks, west-eastern divan, münchner symphoniker ve camerata salzburg...

neue philharmonie münchen gençlik orkestrasının seçmelerinde büyük bir başarı göstererek orkestraya kabul edildi ve bu yılın şubat ayından itibaren orkestranın çalışmalarına dahil olarak hubertussaal schloß nymphenburg ve herkulessaal salonlarında konserlere katıldı ve halen bu orkestra ile çalışmalarını sürdürüyor...

geçtiğimiz yıllarda gürcistan'da düzenlenen tsinandali festivali kapsamında gerçekleştirilen konserlerde pan caucasian gençlik orkestrası'nın obua grup şefi olarak yer aldı... festival açılışında şef gianandrea noseda yönetiminde seslendirilen mahler'in ikinci senfonisinde soprano ying fang ve mezzo soprano ketevan kemoklidze'ye eşlik ettiler ki o olağan üstü atmosferden çok kısa da olsa bir bölüm, verdiğim bağlantıda var... shostakovich'in 9 numaralı senfonisinin de tamamı var orada, onu da kaçırmayın derim... festival kapsamındaki diğer önemli solistlere de eşlik etti orkestra, bağlantıyı tıklayarak okursanız sevinirim...

yukarıda da belirttiğim gibi, 11 yaşındayken, 2009 yılında obua öğrenmeye başlayan gülin ataklı'nın 10 yıl gibi kısa bir sürede elde ettiği başarılar oldukça fazla ve dikkat çekici... az önce ekşi sözlükte okudum, eğitimin ilk başlarında obuadan sadece kaz boğazlanıyormuş gibi ses çıktığı söyleniyor... söyleyenin de obua sanatçısı olması muhtemel... galiba o kaz sesi çıkarma aşamalarını yaşamadan, direk konser vermeye başlamış gülin ataklı... komşularının verilmiş sadakaları varmış...

obua
gülin ataklı

tabii bu kadar kısa sürede kat ettiği yol bu kadar da değil... örneğin ünlü piyanist ve şef daniel barenboim yönetimindeki west-eastern divan orkestrası ile amerika birleşik devletleri turnesine katılmış olması ve chicago symphony center, washington the kennedy center, new york carnegie hall, berkeley zellerbach hall ve los angeles walt disney salonlarında sahne almış olması bence en önemli çalışmalarından sadece biri...

tsinandali festivali dışında katıldığı ve konserler verdiği bir çok festival de mevcut... urla barok müzik festivali, 31. uluslararası plevne müzik festivali, 18. uluslararası istanbul barok festivali ve istanbul woodwinds festivali, berlin young euro classics, lizbon, alicante ve girona uluslararası müzik festivalleri bunlardan bazıları...

türkiye gençlik filarmoni orkestrası'nın berlin, prag, budapeşte, bratislava  istanbul varşova ve viyanada konserler verdiği üç farklı avrupa turnesinde de obua grup şefi olarak yer aldı...

st. petersburg uluslararası genç müzisyenler yarışmasında finalist olmayı başaran gülin ataklı; uluslararası alman ve avusturya müziği yarışmasında ve italya’da düzenlenen uluslararası genç müzisyenler yarışmasında birincilik derecesi aldı... italyadaki yarışmada, birinciliğe ek olarak, romantik müzik özel ödülüne de layık görüldü... londra uluslararası grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliğe layık görüldü ve londra royal albert hall’daki ödül töreninde konser verdi... bu ödül ve dereceler benim bildiklerim, fazlası da olabilir...

istanbul kültür sanat vakfınca gerçekleştirilen yarının kadın yıldızları projesinin kazanan genç sanatçılarından biri olmayı da başaran gülin ataklı, 46. uluslararası istanbul müzik festivalinde de konser verdi... 2018 ve 2019 yılı kazananlarını o bağlantıda paylaşmıştım, bu senenin başarılı kadın sanatçılarını tanımanızı da tavsiye ederim... yarının kadın yıldızları 2020...

tabii tüm bu başarılarına ilaveten, yukarıda ayrıca bahsettiğim 2016 yılı parlayan yıldızlar konseri sonrasında kazandığı meriç soylu ödülünü buraya da eklemek istiyorum...

çalışmalarının tamamını bilmiyorum muhtemelen... yukarıda sürekli vurguladığım gibi, çok kısa sürede çok uzun bir yol kat eden sanatçılarımızdan gülin ataklı... henüz 22 yaşında, eğitimine devam ediyor ve resmen "bu kadar çalışmayı ve başarıyı bu süreye nasıl sığdırdığı" konusunda da gerçekten hayrete düşürüyor... genelde yetenekten bahsedilir ve "eh yetenekli işte yahu, girdiği her yerden başarılarla çıkmış" gibi laflar edilir ama öyle olmuyor o iş... yetenek belki de bu başarıların % 30'u... belki o kadar bile değil... asıl önemli olan çalışmak, çabalamak... hayatından fedakarlıklarda bulunmak, en ufak tökezlemede yıkılmayıp, sabırla ayakta kalmak vs vs vs... tabii her zaman mutlaka eklemek durumunda hissettiğim öğretmenler ve aile... bunların tamamı bir bütün...

benim yazmaya üşenmeme sebep olacak kadar uzun ve başarılarla dolu bir yol kat etmiş ve yazdıklarımın tamamını toplasanız, 7 yıl!... üstelik bir yandan eğitim de devam ederken... bu sayfada hakkında paylaşım yaptığım çoğu genç sanatçımız gibi, gülin ataklı da aslında henüz kendi müzik yolculuğuna tam anlamıyla çıkmış değil... henüz yeni başlıyor, ilk adımlar ve gelecekte adını dünya sahnelerinde sürekli göreceğimiz bir isim kendisi...

bir çok önemli festivalde, turnelerde ve konserlerde yer almış bugüne kadar ama maalesef kendisine ait youtube kanalında bu konserlere ait videolar bulunmuyor... bu konuda biraz sıkıntı çektim ama önceki bazı yazılarda paylaştığım videoları bu paylaşıma alarak şimdilik sıkıntıyı atlattım... kısa bir süre sonra yeni çalışmalarını buraya ekleyeceğimden eminim, şimdilik güzel bir sonat ile ara vereyim...

henri dutilleux, obua ve piyano için sonat...

ekleme/23 aralık 2020

aslında yukarılara bir yerlere yapacaktım bu eklemeyi çünkü bu konseri çok beğendim ve defalarca izledim... öğrenim gördüğü hochschule für musik und theater münchen'den mezun oldu ve harika ama bana biraz hüzün veren bir mezuniyet konseri ile lisans eğitimini başarıyla tamamladı gülin ataklı...

konser videolarını da paylaşmış kanalında, ben sadece birini burada paylaşabileceğim ama diğer videolarını da youtube kanalına gidip mutlaka izleyin... konseri büyük bir beğeniyle izlemiş olmamın çok ötesinde, beni gerçekten hüzünlendirdi çünkü yıllarca dirsek çürütülen, nefes harcanan ve bence kesinlikle en güzel anıların yaşandığı okuldan mezun olurken verilen resital daha farklı olmalı idi... normalde tüm salon hınca hınç dolu olurdu ve dakikalarca alkışlanırdı kesinlikle gülin ataklı bu konserde ama maalesef pandemi dünyayı bu hale getirdi... kendisini başarılarından dolayı sürekli alkışlıyoruz ama bu konser daha farklı bir konuma sahip...

her şeye rağmen inatla yine yazacağım; bu pandeminin hayırlara vesile olmasını ve dünya halkına biraz olsun ders verebilmesini diliyorum... pardon; dünya halkına değil, dünyanın şımarıklıktan dibe vurmuş kesimine... geri kalan kesim zaten her an alıyor o dersi maalesef... zerre kadar ders veremeyeceğinden de neredeyse eminim, o ayrı...

neyse ben güzel şeylere döneyim, arkadaşları kendisini bir an bile yalnız bırakmadılar... sahnede, salonda, kuliste... bu sebeple ben bir çok müzisyen arkadaşının da yer aldığı eseri burada paylaşmayı uygun buldum... üstelik bach'ın obua için yazılmış çok özel bir eseri... oboe de'amore, yaylılar ve basso continuo için yazılmış konçertosu... mezuniyet resitaline çok yakışan bir eser seçimi olmuş... oboe de'amore, obua ailesinin çift kamışlı bir üyesi... bu ailenin mezzo-sopranosu ve hautbois d'amour olarak da biliniyormuş... benim yaygın olarak kullanılan obuadan daha fazla hoşuma gider ve alto diye biliyordum, değilmiş... hadi bunu açıklamak kolay ama basso continuo da nereden çıktı! ilk defa duydum, dinledim, anlamadım:)... okudum, yine anlamadım:)... yani anladım bir şeyler ama galiba burada klavsen bu sihirli işi yapıyor... ekşi sözlükte biri "klasik müzik alanının en bayıcı dersi" yazmış bereket, kafa patlatmaktan vazgeçtim o yorumu görünce... onlar bayılıyorsa, ben kesin hakka kavuşurum... sadece her zamanki gibi eserin adını yazacaktım ama eseri görünce iş uzadı da uzadı... graduation concert sonuçta, olacak o kadar... besbelli üst seviye özel bir seçim... diğer iki eser de öyle... özenilerek hazırlanmış program...

kendisine eşlik eden müzisyenleri de yazayım... basso continuo çılgınlığını üstlendiğini tahmin ettiğim ilhae kim'i (klavsen) en başta yazayım... diğer muhtemel isim ise eunseon kim (kontrbas)... önce kemanlar yazılır aslında ama ben anlamam o işlerden, sadece dinliyorum... albert steinberger ve philipp jonas 1. keman... alexandra hauser ve leandro hauxwell ise 2. kemanlar... mert başar ve dāvis sliecāns viyola çalarlarken, yannick groll de viyolonsel çalıyor bu eserde...

konserde seslendirdiği diğer eserleri de yazacağım ama korkuyorum başıma iş alacağım diye... poulenc'in obua, fagot ve piyano triosunu da seslendirmiş ve kendisine fagotta peder ravn jensen ve piyanoda aya ishihara eşlik etmişler sahnede... diğer eseri de yine piyanist aya ishihara ile seslendirmişler... macar besteci dorati'nin obua ve piyano için konçertantı... tek kelimeyle çok titizlikle seçilmiş bir konser programı olmuş kesinlikle... benim hayran kaldığım bir eser oldu dorati'nin eseri ama bach paylaşmayı tercih ettim... mutlaka izleyin kanalından derim...

şimdilik bu kadar diyemeyeceğim çünkü gülin ataklı'nın önümüzdeki süreçte yapacağı çalışmalar artık yeni paylaşımları gerektirecek ve sabırsızlıkla bekliyor olacağız yeni projelerini...

Yorumlar

  1. Çok yetenekli bir kızımız Gülin. Çok detaylı ve güzel yazmışsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için..

      Sil
  2. Olağanüstü çalışkan, gayretli ve yetenekli bir müzisyen kendisi. Çok başarılı, kutlarım⚘

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler bu güzel katkı ve yorumunuz için..

      Sil
  3. Gülin Ataklı öyle olağanüstü bir isim ki ilk 10 yada ilk 5'e girmek değil, tartışmasız number one olur kesinlikle. Çok muhteşem bir sanatçı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzel yorumunuz için çok teşekkürler.. evet, çok başarılı bir sanatçımız gülin ataklı ancak ben kendisinin number one olmak gibi bir düşüncesinin olduğunu zannetmiyorum ama olur tabii ki..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada