Ana içeriğe atla

ece nur özer

fagot bassoon
ece nur özer

aslında başarılı genç fagotçumuz ece nur özer'in iş sanat parlayan yıldızlar projesi kapsamında geçtiğimiz yıl milli reasüransta verdiği resitalini paylaşmak için başladım ama zaten daha önce paylaşmış olduğumu hayretle fark ettim... yaşlılık işte, kafa iyice gitti:)... bu resitallerin tamamının sanatçılarımızca youtube üzerinden paylaşılmasına ben çok önem veriyorum ve karşıma çıktıkça buraya ekliyorum... aslında o konseri tam da olması gereken yerde, 2019 yılı meriç soylu ödülleri paylaşımında vermişim ama şimdi buraya taşıdım ve ece nur özer paylaşımı oldu artık...

mayıs 2022/ önemli gelişmeleri ve başarıları yazının başlarına ekliyorum çünkü gözden kaçmamalı ve eski olan bu paylaşımlar okunurken, tam olarak kimden bahsedildiği de önceden bilinmeli çünkü ben çoğu zaman "gelecekte şöyle olacak" vs vs gibi şeyler de yazıyorum ve işin ilginci oluyor.. oluyor ama ben kehanette bulunduğum için değil, hakkında paylaşım yaptığım genç sanatçılar azimle çalıştıkları için oluyor... bu paylaşımın sonunda göreceksiniz ki; bir başarısını yazarken, bir diğerini başaran bir isim ece nur özer... ve üstünden kısa bir süre geçmeden, daha da büyüğünü başaran bir ece nur özer'den bahsettiğimizi bilin diye başlara yapıyorum işte eklemeleri... birkaç gün önce yine çok önemli bir haber geldi kendisinden... wdr senfoni orkestrası köln’ün açmış olduğu akademi sınavını kazanarak, bu önemli orkestranın elemanı olmayı da başardı ece nur özer... üstelik bu orkestranın ilk türk kadın fagot sanatçısı olarak... yeni sezonda kendisini bu orkestrada izleyeceğiz ve tahminimce buraya yeni başarılarını ekleye ekleye, eski yazı iyice aşağılara inecek...

genç sanatçılarımız nedense konserlerini ve katıldıkları etkinlikleri paylaşma konusunda pek iyi durumda değiller... halbuki, onların işi bu!... bu sebeple, yukarıda da bahsettiğimi yineleyeyim, bu konserler gerçekten çok önemli ve özellikle parça parça değil de, komple izlendiklerinde tadından yenmiyor... benim naçizane önerim, paylaşın arkadaş bu konserlerinizi... bir de; paylaşsalar bile aradan yıllar geçince, kaldırıyorlar!... herhalde ilk önemli konserler sonradan önemini yitiriyor yada kendileri beğenmiyorlar artık... yahu gayet doğal, tecrübeli olmakla olmamak arasında tabii ciddi fark olacak ama dursun arkadaş orada... çok ilginç, bana ara ara "eski videolarımı kaldır, yenileri yükledim, onları paylaş" diyenler var:)... tabii ben istekleri yerine getiriyorum ama ne gerek var, ne güzel işte, gençliğinizde nasıl çaldığınız da dursun orada... fazıl say'ın yada ayşedeniz gökçin'in çocukluk çağlarındaki videoları ilgiyle izleniyor şimdi... neyse, uzattım çok, ayıp olacak ece nur özer'e...

ben hemen iş sanat parlayan yıldızlar konser serisi kapsamında, geçtiğimiz 25 şubat 2019 tarihinde verdiği, ikinciliğe layık görülen milli reasürans resitalini paylaşayım... kendisine anadolu üniversitesi öğretim görevlisi irem yalçıner eşlik etmiş... seslendirilen eserler; vivaldi - do majör fagot konçertosu rv 476, mozart - si bemol majör fagot konçertosu rv 191, carl maria von weber - andante e rondo op. 35 ve hindemith'in fagot sonatı... bakın ne güzel her türlü bilgiyi de paylaşmış... bazen hiç bilgi olmuyor... buyrun, keyifle izleyin...



beni fagot hastası yapıyorlar el birliğiyle... bir kaç yıldır fagot, viyola, obua, korno ve kontrbas deliliği içindeyim... kontrbas çok daha eski tabii benim için ama diğerlerini resmen yeni keşfettim... şu sesin güzelliğine bakarmısınız... aslında tamamı da tam caz için biçilmiş kaftan... uçuk kaçık, dark vs müzikler yapıp yada dinleyip, uçuşa geçmelik hepsi de... bırakın artık şu klasiği, caz yapın, rock yapın biraz da... dayak yiyeceğim bir gün kesin...

bu aralar 21 yaşında olan ece nur özer, 2010 yılında, anadolu üniversitesi devlet konservatuvarında başlamış eğitimine... lisans çalışmalarını doç. emre hopa ile sürdürüyor aynı okulda... eğitime başladıktan iki sene sonra solist olarak konser vermeye de başlamış, oldukça kısa bir süre sayılır... 2012 ve 2015 yıllarında anadolu üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası eşliğinde çalmış... kendi okulunun orkestrası dışında; muğla büyükşehir belediyesi orkestrası, ankara gençlik senfoni orkestrası, orkestra akademik başkent ve antalya devlet senfoni orkestrası gibi önemli orkestralarla da çalışan ece nur özer; lizbon, alicante, grona, madrid, barselona, venedik, prag, berlin, budapeşte, bratislava, varşova ve viyana gibi bir çok önemli şehirde de konserlerde yer almış... aynı zamanda, doğuş çocuk senfoni ve türkiye gençlik filarmoni orkestralarının da üyesi... hangi zamana sığdırmış bu kadar işi anlamadım... yerinde duramayan hiperaktif sanatçılardan biri galiba... yandık... ben sevmem öyle müzisyenleri, yaz yaz bitmiyor çünkü:))... neyse ben video paylaşayım arada... 16 aralık 2019 tarihinde, şef erdem çöloğlu yönetimindeki anadolu üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası eşliğinde seslendirdiği elgar'ın fagot için romansı...



2018 yılında istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında mansiyon kazanıp, orkestra eşliğinde bir konser veren ece nur özer; 2019 yılında da mersin üniversitesi devlet konservatuvarı tarafından düzenlenen genç solistler seçmelerinde başarılı olarak odamer orkestrası’nın solisti olmaya hak kazandı...

en önemli başarılarından biri de, yukarıda videosunu paylaştığım milli reasürans konseri... ben de kendisini bu konser sayesinde tanımıştım... geçtiğimiz yıl iş sanat tarafından yapılan oldukça titiz seçmeler sonucunda, parlayan yıldızlar konser serisi kapsamında konser vermeye hak kazanmıştı... her seferinde belirtiyorum, ben yarışma karşıtı biriyim ve diyorum ki, ille de yarışılacaksa, yarışmalar iş sanat parlayan yıldızlar konser serisi gibi olmalı... başından sonuna kadar toplam 7-8 aylık bir süreç içinde bence çok önemli bir tecrübe ve her sezon sonunda da dereceler açıklanıyor... 2019 yılında ikinciliği kazanmıştı ece nur özer...

istanbul kültür sanat vakfı, istabul müzik festivali kapsamında türkiye sınai kalkınma bankası işbirliği ile 2018 yılında yarının kadın yıldızları destek fonu oluşturarak, umut veren kadın sanatçılara destek olmaya başlamıştı... bu kapsamda toplam 28 genç sanatçıya destek verildi ve bu sene de devam edecek bu güzel çalışma... 2019 yılında ece nur özer de desteklenen 14 genç yetenek içinde idi... 2019 yılı oldukça verimli geçti ece özer için...

ben yukarıda kendisini parlayan yıldızlar konserinde tanıdım demiştim ama aslında daha önce tanımışım meğer... fagot ve flüt hırsızları sayesinde idi ilk tanışmamız ama benim jeton anca düştü... meğer fagotunu hırsıza kaptıran öğrenciymiş ece nur özer... hırsızları yakalayıp, enstrümanlarını teslim eden polislere konser verdikleri için haber olmuşlardı... büyük mutlulukları yaşamak için burnunun ille de olmayacak bi şeylere batması gerekiyor nedense... büyük başarılar için de öyle, aklınızın bir kenarında hep dursun, kulağınıza küpe olsun...

o haberi facebookta okumuştum, o zaman da aklımdan ilk geçen şey aynen şu olmuştu: o hırsızlar acaba fagot ve flütü görünce dayanamadılar, kendilerini tutamadılar da mı yürüttüler!... fagot hastası bir hırsız olma ihtimalleri de var... "oooo abi şuna bak! arabada fagot var! yürütelim, gece biraları açar, fagot çalarız..." dedilerse hafifletici neden sayılabilir... arkadaş fagot çalınır mı yahu:)... benim karşıma bir yerde fagot çıksa, dokunmaya korkarım... çalınır da ece nur özer gibi çalabiliyorsan çalınır... hadi flüt çok da zor değil o kadar ama fagotu kime satacaksın... hepsi birbirlerini tanıyorlardır, ilk müşteride enselenirsin zaten... yada düşünsenize, gidiyorsunuz pan caucasian orkestrasında provaya, yandaki fagotçunun elinde sizin fagot var!... bayıla bayıla anlatıyor geçen yaz istanbul tünelden kelepir fiyata satın aldığı fagotunu:)...

pan caucasian orkestrası demişken hazır, o orkestra ile de konserler verdi ece nur özer... aslında apayrı bir paylaşımı hak ediyor pan kafkas gençlik orkestrası (pan caucasian youth orchestra) ama şimdilik bekleyecek... 2020 programı da hazır, belki sonra kısaca paylaşırım... geçen sene bu orkestra kapılarını türk müzisyenlere de açtı ve seçmelerde başarılı olan 18-20 yaş genç müzisyenlerimiz, tsinandali festivali kapsamında konser verdiler... daha doğrusu, gürcistanın kakheti bölgesinde düzenlenen tsinandali festivali için oluşturulan gençlik orkestrası oluyor bu pan caucasian orkestrası... çok önemli bir fırsat, tecrübe ve muhtemelen eğlence oldu bu etkinlik... bizim yüksek camiamız gereken önemi pek de göstermedi nedense ama geçen sene bu festivale katılan isimler çok önemli isimlerdi... fazıl say, yuja wang, capuçon, senem demircioğlu ve benzeri önemli isimler...

ece nur özer hem bu orkestrada yer alma başarısını gösterdi, hem de konserde seslendirilen shostakovich eseri 9. senfoninin ünlü fagot solosunu büyük bir başarıyla seslendirdi... bu arada şunu da mutlaka belirtmem gerekiyor; bu orkestrada yer alan bir çok başarılı genç sanatçımız da var ama paylaşım ece nur özer paylaşımı olduğu için onlardan bahsetmiyorum...

sovyetlerin nazi istilası karşısında kazandıkları zaferin kutlaması olarak yazılan bu eser, her hali ile gerçekten dikkat çekici... gerçi bende yaptığı çağrışım pek öyle büyük zafer çağrışımı filan değil ama ben anlamıyorumdur... bu eserin yazımı da bizim zafer bayramımızda tamamlanmış... yani çok da önemli değil, öylesine yazdım... bu senfoniyi ben nedense çok severim ama işin gerçeği, shostakovich'in kalbur üstü bir çok eserinin yanında biraz hafif kalıyor... bildiğim kadarı ile, kafasında planladığı eserle çıkan eser çok farklıymış... neyse, konu o değil, eseri bırakalım bir kenara ama fagot solosu bence harika... 18 eylül 2019 tarihinde tsinandali festivali çerçevesinde şef claudio vandelli yönetimindeki pan caucasian youth orchestra tarafından seslendirilen eserin ece nur özer tarafından çalınan fagot solo kısmını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz...



ece nur özer; çok çalışkan ve önüne çıkan fırsatları kaçırmayıp, değerlendiren, sanatı ve enstrümanı için elinden geleni fazlasıyla yapan ve adını bize sürekli başarılarıyla duyuracağından emin olduğum genç bir müzisyen... şimdiye kadar burada da bazılarını paylaştığım bir çok etkinlikte karşıma sürekli çıktı ismi... ve daha çok çıkacak... daha çok çıkacak derken çıktı bile... almanyanın önde gelen gençlik orkestralarından biri olan neue philharmonie münchen'de de çalışmaya başlamış bu yılın başından itibaren... detaylarını bilmiyorum ama bunu da yeni öğrendim ve ekledim hemen... benim bilmediğim, buraya yazmadığım daha bir çok başarısı da vardır mutlaka... onları da öğrendikçe eklerim...

öğrendikçe eklerim diyorum, ekledikçe yenisini öğreniyorum:)... işimiz iş... bu yıl ekim ayından itibaren erasmus değişim programı çerçevesinde almanyaya gidiyor ve karlsruhe'de devam edecek eğitimine... dahası da var... gustav mahler jugendorchester orkestrasının seçmelerinde büyük bir başarı göstererek, 1800 kişi arasından yedek listeye girmiş... 1986 yılından beri viyana'da faaliyet gösteren bu orkestra çok önemli ve bu kadar kişi arasından sıyrılma başarısını göstermesi daha da önemli...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada