Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

timur selçuk: bugün... yarın... daima...

ilk defa çekinerek hatta korkarak yazıyorum... çok hassas, çok titiz bir sanatçı hakkında, bence çok önemli bir sembol isim hakkında yazmaya çalışacağım çünkü... kendisiyle ilgili bir şeyler karalamamın ayıp olacağını bile düşünüyorum... bir şeyler karalamak dedim ama yaz yaz bitmeyecek bir isim timur selçuk ... 1900 yılından başlayıp; bugün, yarın ve daima dememiz gerekecek olsa da, kapasitem ölçüsünde 2 kelam etme gereği duydum timur selçuk hakkında "mecburen"... biraz uzunca olacak gibi bu yazı, bakalım bu yıl içinde bitecek mi... timur selçuk neden mecburen?... yaklaşık 1 hafta önce, 2 lise öğrencisinin muhabbetlerine kulak misafiri oldum... daha doğrusu çaktırmadan kulak kabarttım çünkü konuşmalarının arasında geçen timur selçuk ifadesi kulağıma takıldı... biri diğerine "ya timur selçuk diye biri var internette, bütün parçalarını indirdim mp3 e, benim kıza hediye ettim, bayıldı be" deyince, diğeri "o kim lan" dedi... zannedersin ki, timur selç

bir kaç nota güzellik

küçük bir çocuğun minicik bir parayı sokak müzisyeninin şapkasına bırakmasıyla başlıyor güzellik... mutlu olmuş yüzlerce kişiyle tamamlanıyor... tabii tamamlanmıyor, hala daha devam ediyor... tamamı 5 dakika 41 saniyelik bir olay ama inanın etkisi oldukça uzun sürüyor... zaten amaç da o... ben bir çok yazımda -ki o yazılar başka blogdalar- sürekli "asıl medeniyet doğudadır" derim hep... hep de öyle diyeceğim ama sadece benim değil, çok büyük bir kitlenin savunduğu bu doğu yaklaşımı her zaman yanlış algılanmıştır... ben de çok eleştiri almışımdır... o yaklaşım "bugün" için değildir ki... o yüzden anlaşılmaz pek... geçmişten geleceğe kadar öyledir ama bugün medeniyet batıda... tabii medeniyetten ne anlaşıldığı da önemli o ayrı konu...

the maker

the maker bu paylaşıma nasıl başlayacağımı bilemedim... aslında şöyle baştan anlatayım daha iyi... "the maker" adlı harika bir kısa film izledim denk geliş... filme hayran kaldım, biraz araştırınca, tek hayran kalanın ben olmadığımı kısa sürede idrak ettim... bol ödüllü bir kısa film çıktı the maker ... film ayrı harika, müziği apayrı harika geldi bana... filmi ne kadar beğenip, etkilendiysem, müziğini de o derece beğendim ve etkileyici buldum... tabii bu sefer "kimin acaba bu müzik!" dedim... işin gerçeği nereden tanıdık geldi çıkaramadım henüz ama müzik de sanki bir yerlerden aşina olduğum bir melodiye sahip...

social inclusion band

social inclusion band ne mi social inclusion band?... hani dilimizden düşürmeyiz hiç, insanlık, sanat, müzik, aşk, iletişim, hümanizm, savaşma seviş deriz... toplum için müzik deriz... benim sayfanın kenarındaki fotoğrafta yazdığı gibi "savaşma, müzik yap" deriz ya!... o işte bu social inclusion band... yani çoğumuz gibi sadece söyleyip geçmiyorlar... adam gibi de yapıyorlar, uyguluyorlar, hayata geçiriorlar tüm bu güzel dilekleri... hem de inanılmaz derece güzel ve başarılı bir şekilde hayata geçiriyorlar... çağla karaali hakkında yazarken haberdar olduğum bir grup bu social inclusion band... çağla karaali bu grubun solisti... yukarıdaki fotoğraf da social inclusion band i çok iyi tanıtıyor tek başına... ne diyorlar? "müzik engel tanımaz" diyorlar... "hayata eşit koşullarda gelememiş insanları hayata dahil ediyorlar"...