Ana içeriğe atla

ayhan apache çetiner

apaçi ayhan çetiner
bir grup ülkemiz insanına sadece "apaçi" dediğinizde bile duyacağınız karşılık, net olarak "ayhan abi" olur... bugünlerde bu ifade "ah be ayhan abi ah" a dönüştü ne yazık ki... kendisini apaçi ayhan olarak tanıyan, müzikle yatıp kalkan bu bir grup insana göre ayhan abinin bir diğer adı ise "güzel insan" dır... ayrılıp gidişi sonrasında; eğer 15 yaşındaki genç de, 70 yaşındaki adam da gözyaşı döküp, bütün cümlelerin önüne "ne güzel insandı be" ekliyorsa, o adam gerçekten güzel insandır... toprağa verilmiş olsa da hala yaşıyordur... ve herkese de nasip olmaz bu güzellik...

en baştan belirteyim; ben kendisini hiç görmedim, tanışamadık ama tanışmayı ve kendisiyle sohbet edebilmeyi çok isterdim... ne yalan söyleyeyim, çok az insanla sohbet etmeyi istemişimdir... apaçi ayhan ile sohbet etmedim mi? eğer sayılırsa, bir kaç kere mesajlaştık, o kadar... tabii ki sayılmaz... 15 yaşındaki delikanlının, 21 yaşındaki genç kızın, 45 yaşındaki olgun hanımın yada 67 yaşındaki saçları ağarmış koskoca bir adamın "ayhan abi" si olmayı başarmış bir güzel insan ile oturup uzun uzun sohbet etmedikten sonra, onunla tanıştık denebilir mi?... gerçekten çok isterdim tanımayı, konuşmayı, bilgilenmeyi ve feyz almayı ama istanbulda yaşamayınca, olmuyor ne yazık ki bazı şeyler...

tanışamadık ama bilirdik birbirimizi... o beni iki senedir, ben ise onu en az 20 senedir!... kim bilmez ki apaçi ayhanı!... kim bilmez gerçekten?... hadi şimdi yazmayayım kimlerin bilmediğini, sadece bilen bilir diyelim ve geçelim...

ülkemizde yaşayan ve sayıları bir kaçı geçmeyen kızılderililerden biri idi apaçi ayhan... elinde barış çubuğu, kafasında rengarenk tüylerle ayhan çetiner, görünüşte kızılderili idi... meğer asıl kızılderili olan, ruhu imiş ki onu çok daha sonra anlamıştım... kızılderili olmak için ille de amerika kıtasında yaşamak gerekmiyor sonuçta...

apaçi ayhan abi

hiç tanışma fırsatım olmamasına ve kendisi hakkında pek de bilgi sahibi olmamama rağmen, bu blogta da bir şeyler karalamak istedim hakkında çünkü ayhan çetiner çok önemli bir insan ve çok önemli bir figür!... sadece akmar pasajındaki atlantis plak müdavimi olan müzik ve plak dostları için değil; gerçek müziğe gönül vermiş olan genç-yaşlı herkes için önemli bir figürdü ayhan çetiner... müziğe katkıyı sadece müzisyenler yapmazlar... apaçi ayhan, onlarca yıl boyunca, binlerce gence müzik bilgisini aktarmış, müziği sevdirmiş, ulaşabildiği gençleri gerçek ve doğru müziğe kazandırmış önemli bir figürdür... önemli bir müzik figürü olmanın ötesinde, arkasından hasret çekilen bir kişidir...

her fırsatta apaçi ayhan ve onun gibilerin adını bir yerlere kazımalıyız ki unutulup gitmesinler, gençler tarafından tanınsınlar ve zor belki ama apaçiler çoğalsınlar...

yukarıda açıkça ifade ettiğim gibi, ben hiç tanımıyorum apaçi ayhan çetineri... bu sebeple, çevreden aldığım izlenimi yansıtacağım sadece... nedir çevreden ve yakın çevresinden aldığım izlenim?...

mesela şudur:

"dükkana gelen gençler onun evlatlarıdır, o ise onların babaları"... oğulları ve kızları ile çekilmiş yüzlerce fotoğrafla süslü facebook sayfası... bugün o evlatları o fotoğrafları paylaşıp hüzünleniyorlar... daha ne olsun?...

beyaz adamın ezip geçtiği apaçilerin bir dostu yaşadı istanbulda!... yetmez mi?

sadece gençlerin değil, kalbur üstü bir çok müzisyenimizin de abisi idi!... bir kısmının babası, hatta öğretmeni...

yazının burasına kadar hep müzikten bahsetmişim!... rock dememişim... boşuna yazmıyoruz, rockçı idi ayhan abi... hem de gerçeğinden, öyle sulusundan değildi... rock ı yaşayan ve yaşatan bir isim idi... zaten rockçıdan başka kim apaçi olabilir ki?...

hayatının oldukça büyük bir kısmını geçirdiği akmar pasajındaki atlantis plak onun sığınağı idi... her rockçının kaçıp saklandığı bir kara delik vardır... eğer istemezse, mümkün değil ulaşamazsınız!... onunki de atlantis plak idi... bilirim o duyguyu, herkes yabancıdır, kaçar kurtulursun, o kaçtığın yere de sadece senin gibiler gelirler, girebilirler, mutlu olursun... para değildir derdin çünkü... koltuk, ünvan, mertebe, kat, yat yada elle tutulur bir şey de değildir derdin... elle tutulur bir şey dendiğinde akla plak, kaset, gitar, hoparlör, kablo, kulaklık vs vs vs gelir... nedir derdin dersen? valla bilmiyorum, anlatılabilir değildir... gerçekten bilmiyorum...

o dükkana hevesle gelen bir gence ayhan abisi bir şeyler anlatır... hevessiz gelen genci ise hevesle gönderir... budur sadece işte... hele hele pikaba bir plak koyup da dinletirse, tadından yenmez... sana bir liste yapar da verirse, kendi en sevdiklerinden karma bir kaset çekerse!... üstüne bir de kolkola sarılıp güzel bir fotoğraf da çekilirse, tarif edilemez bir şey olur... apaçi ayhan, artık baba olur...

müzik devam eder, alıp başını giden bizleriz

binlerce rockçıyı öksüz bıraktı apaçi ayhan... son iki yıl içinde, özellikle 2016 içinde yaprak dökümü yaşanıyor... şimdi bir çırpıda adlarını yazamayacağım kadar çok değerli müzisyen aramızdan ayrıldı... emerson, lake & palmer ın üçte ikisi gitti 2016 yılıda!... apaçi ayhan da bu yaprak dökümüne katıldı ne yazık ki...

ben aslında ölümlere üzülüp; öksüz kaldık, yandık, bittik, ne yapacağız şimdi vs vs vs diyerek derin üzüntülere dalan biri değilim... her ölüm erken ölümdür, o ayrı... ama insanlar doğarlar, yaşarlar ve biraz erken, çok erken yada biraz daha geç ölürler ve giderler... doğmak ne ise, ölmek de odur... ve her insanın hakkıdır ölmek!... önemli olan; öldükten sonra da yaşamaya devam edebilmektir bir şekilde... apaçi ayhan gibi... toprağa verildikten sonra, bir kaç zoraki anlamlı söz sarfedilip, kısa sürede unutulanlardan biri olmadı apaçi ayhan... olmayacak da... önemli olan budur işte... 2015 ve 2016 da koskoca bir nesil artık yoruldu! ve gidiyorlar bir bir... gitmeyenler de emekli olmaya başlıyorlar artık... bir müzisyen için emekli olmak da ölümdür aslında ya neyse artık... ne yapsın insancıklar!... kolay da olmuyor ki bu rock denen şey!... 60 larda ve 70 lerde müzik yolu ile dünyayı değiştirdiler, güzelleştirdiler, yoruldular ve gidiyorlar bir şekilde... aslında gayet normal ve anlaşılabilir... ne yani, 110 yaşına kadar bizlere hizmet mi edecekler!... sonraki nesiller, onların mirasını yemeye devam ederlerken, onlar ikinci bir 68 kuşağına mı imza atacaklar?... öksüz kalmayın, kendi kuşağınızı yaratın... apaçi ayhanı en fazla mutlu edecek şey, daha fazla apaçinin doğmasıdır!...

müzik dünyasının ünsüz ünlüleri
müzik dünyasının ünsüz ünlüleri!... bizim için gerçekten çok fazla önemliler... minicik bir grup insanın ünlüleri... en ünlülerinden biridir apaçi ayhan ve ilk hikaye de ona aittir murat beşerin yeni çıkan kitabı "yoldan çıkmış simalar" da... bu kitabı mutlaka ama mutlaka alıp okuyun derim...
Yoldan Çıkmış Simalar okuru kenarda köşede kalmış gözüken ama özellikle bir döneme, birçok insanın hayatına damga vurmuş, müzik zevki aşılamış, toplumun kendilerine biçtiği rolü kabul etmeyen, “nevi şahsına münhasır” bu insanların arasında dolaştırıyor. Öte yandan alttan alta da memleket müzik tarihinin, bilhassa rock ve türlerinin seyrine de ışık tutuyor... Sınıf atlamaya, gösterişe, para pula, kariyere, şana şöhrete sırt çeviren, tek tutkuları müzik olan insanlar bunlar: Plakçı, gitarist, yapımcı, kafebar işletmecisi, şarkıcı, dergi çıkarma heveslisi, tutunamamış grup müzisyeni…
evet, gerçekten bu kitap çok ama çok önemli... böylesine güzel, bildiğim bir kitap daha var: erkin babanın "mezarlık gülleri" kitabı...

yoldan çıkmış simalar kitabında geçen isimlerin tamamı zaten bildiğimiz isimler... ama her hikayeyi bilmiyoruz... bilmenin ötesine geçebilmek için mutlaka okunmalı bu kitap... her şeyden önemlisi, bu kitaptaki bütün isimler, kitap olmayı fazlasıyla hak etmiş isimler... istisnasız tamamı... murat beşer üstad bu kitabı yazmakla çok önemli bir işe imza attı bence... buradan bir teşekkür gönderelim kendisine...

ben izlenimlerimi aktarmaya devam edeyim; apaçi ayhan, "hiç üşenmeyip, taaa karşıya geçip, akmar pasajına gitme sebebi!"... öyle özlenen ve sevilen bir şahsiyet ki, onu görmek için plak alanlar var... normalde bir şey almak için katlanmak zorunda kaldığınız satıcılar vardır ama apaçi ayhan ile sohbet etmek için müziğe katlananlar da var!... öyleymiş...

akmar pasajına heykeli dikilsin diye imza attığımız biri apaçi ayhan... benim hiç görmediğim, anladığım kadarıyla aslında pek de sevilmeyen bir pasaj zannedersem akmar pasajı... o pasajı gidilesi yer yapan şahsiyet de apaçi ayhan abimizmiş... "hiç olmazsa heykelini görürsek, gideriz" diyen de o kadar çok ki...

vefatını "bir devrin sonu, bir dönemin kapanması" olarak ifade eden de bir o kadar çok... tanık olduğum her ifadede tanışamamış olmamıza daha fazla üzülüyorum...

vefat haberi alınınca inanılmayan bir apaçi!... uzunca bir süredir ciddi biçimde hasta olmasına rağmen, hiç kimsenin ölümü yakıştıramadığı bir ayhan abi!... ağır hasta olduğunu bilenler bile inanmadılar!... ben de dahil olmak üzere, inanmadık!... inanmadık, çünkü inanmak istemedik...





yukarıdaki iki video kendisi hakkında çok önemli bilgiler içeriyor kendi ağzından... 17 dakikada bile çok şey öğretmeyi başarabilen biriymiş apaçi ayhan...

gelelim müziğe!...

ben şöyle ifade edeyim, "apaçi ayhanın bilmediği rock grubu yok!"... bilmek de öylesine değil! eminim, grup üyelerinden bile daha iyi tanıyor grupları!... o derece... sadece bir kaç yazışmamız esnasında bile ben şu duyguya kapılmıştım: "bu adam, gelecekte kurulacak grupları da biliyordur!...
Krautrock, asla dinlemekten bıkmayacağım, gitar tınıları, klavye sound’ları ve vokalleriyle beni benden alan bir müzik tarzı. Bir müziği dinlerken ben en önce gitara önem veriyorum. Mesela; Johnny Allen Hendrix (Jimi Hendrix) beni fazlasıyla tatmin eden müzisyenlerden biri. Onun müziklerini dinlerken adeta uçup gidiyorum gitarlarında. Hala bıkmadan dinlerim.
müzik ustasıdır apaçi ayhan... zannedildiği gibi rock ustası değildir, müzik ustasıdır... krautrock hayranıdır... jimi hendrixin yanında davul çalmak istemiştir... daha da önemlisi, bir çok grupta da gitar çalmak istemiştir "gitar öyle çalınmaz, böyle çalınır" diyebilmek için... bildiğim kadarıyla müzisyen yönü hiç yoktu, gitar da çalmıyordu büyük ihtimalle ama gitarın nasıl çalınması gerektiğini ve kimin nasıl gitar çalmakta olduğunu biliyordu...

yapmak ayrıdır, bilmek ayrı!... o bilen idi...

apaçi ayhan abinin "güzel insanlığını" "müzik bilgisini" vurguladık... zaten adı üstünde, "apaçi"... onu da vurguladık... ama bu blog bir müzik bloğu!... müzik bilgisi bir çok kişide var, bir çok güzel insan da var... ama apaçi ayhan ve yoldan çıkmış diğer emsalleri neden çok ama çok önemliler?...

çok önemliler çünkü estetik yönleri gelişmiş... bu kadar... çok uzun uzun yazacağım zannettiniz değil mi?... hiç uzun yazmaya gerek yok, estetik yönleri gelişmiş, sanata icracı olarak katkı yapsalar, tek katkı olacak ama sanatta neyin nasıl olması gerektiğini bilip, gelişmiş duyusal becerilerini geniş kitlelere aktardıklarında, etkisi çok büyük oluyor... önemleri budur... neyin içine ne nasıl oturtulur? bunu biliyorlar ve sanatı icra edene de, sanattan yararlanana da bunu aktarıyorlar... çevrelerini aydınlatma işini de tevazu içinde bir zerafet ile yaptıklarında da "güzel insan" oluyorlar... apaçi ayhandaki önemli bir farklılık ise, "amatör ruh" beklentisi idi... o sebeple benim için ayrıca çok önemlidir kendisi...

önerdiği albümlerden birini paylaşayım... amon düül II den yeti... kendisinin de çok sevdiği bir albümmüş...



güzel insan apaçi ayhan abi hakkında daha yazılacak o kadar çok şey var ki... bitmez aslında ve defalarca vurguladım, son kez vurgulayayım, tanışmadığımız halde daha yazılacak çok şey var!... bir de yakın çevresini dinleseniz!... her şey bir yana, kendisine ait o çok meşhur ifade ile "500 kere dinleyip de bıkmadığı" şarkılar var!...

ekşi sözlükte dikkatimi çeken, en kısa ve en güzel ifade ile bitireyim;
"mirasları kulaklarımızda, siması hep hafızamızda olacak... teşekkürler her şey için..." ekşi yazarı  thormenthor

Yorumlar

  1. ÇOk yakından olmasa da iyi tanırım kendisini. Bir çırpıda okudum ve anca bu kadar güzel anlatılabilirdi dedim. Yüreğinize sağlık Zafer Bey.

    YanıtlaSil
  2. Zeynep Arın2 Ocak 2017 19:26

    Tek kelimyle süpper bi abiydi. Çok özledim gerçekten çok :(

    YanıtlaSil
  3. Dile Kolay Ayhan Abi , 1994 - 2019 , tamı tamına 25 yıl olmuş.. Lise son yıllarımda tanıdığım Atlantis Müziğin Ayhan abisi... Mekanın sahibi zannederdim önceleri :) Tansel ve Talmaç ile tanışana kadar :)

    kaset , CD , Plak derken... ne zaman gitsem " Çay söyle bize , benim ki sırf dem olsun " eline 70 li yıllardan kalma çok sevdiği Alman gruplarını plağı geçtiğinde, genç bir delikanlı gibi heyecanlanan ve anlatan. Dertlerimizi dinleyen ve özellikle kimin ne dinlediğini artık kült bir kültür ile " bak şu geldi .. bu geldi , sen seversin " deyip , dinlettikten sonra cebimizdeki bütün harçlığı gömdüğümüz cd lerin plakları kasetlerin haddi hesabı yok.

    yoktu daha doğrusu...

    Büyüyüp , Ekmek derdine düştüğümüzde, çok sık ziyaretine gidememeye başlamıştık ki ben vefat ettiğini daha yeni öğrendim. Nerden baksan 1,5 yıl önce...

    İçimden bir parça koptu Zihni bunu bana söylediğinde... İnsanın elinin ayağının kitlenmesi , boğazının düğümlenmesi sanırım böyle bir şey.

    Kitlendim kaldım, nefes bile alamadım. Boğuldum...

    Bize daha çok öğreteceğin şeyleri , miras bıraktığın kültür ile inşallah sürdürmeye devam edeceğiz.

    Son olarak ;

    " Cennetin Çayırlarında , Ulu Manitu ile yanyana , rak sohbetlerimizi devam edeceğimiz nice zamanlara kadar.... " görüşmek üzere Apaçi Ayhan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu güzel katkınız için çok teşekkür ederim...

      Sil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…