şef hikmet şimşek

şef hikmet şimşek
bu paylaşımı yapmaya karar vermem çok ilginç oldu... sinirle karar verdim ve başladım... iki sebeple sinirlendim; birincisi ve önemsizi, hikmet şimşek denince akla ilk gelenin, yıllarca ekranlarda başarıyla gösterime devam eden "pazar konseri" programının olması ve o programın genel olarak "sıkıcılığı" ile anılması... ben bunu anlayamıyorum işte... aradan geçmiş bilmem kaç yıl, hiç üşenmeden sıkıcılığını yazmaya değecek kadar mı önemli bu!... sıkılıvereydiniz yahu 1 saat... programın tamamı yaklaşık 800 saat... yani 33 gün... hayatınızın toplam 1 ayı eder tamamı... ben de sizden çok sıkıldım ama her yere yazmıyorum, şimdi ilk defa buraya yazıyorum... yani haftada 1 saat sıkılmaya tahammülünüz yok da o 1 saati çok mu matah yaşadınız!... eğlencenin dibine mi vurdunuz? yada ne bileyim, çok iyi değerlendirdiniz o 1 saati de, yörüngeye mekik mi oturttunuz? ne oldu yani?... bu önemsiz kısmı...

o sıkıcı bulduğunuz ve televizyonu kapatıverdiğiniz konu hikmet şimşek değil, klasik müzik... o müziğe hiç bir zaman klasik müzik demedim, bakmayın burada kategori olarak kullandığıma zorunlu olarak... o müzik, evrensel çok sesli müziktir... zamanı yoktur o müziğin... sıkıcı bulunan, o çok sesliliktir, evrenselliktir... işin bu kısmını geçiyorum çünkü geleceğiniz ve hayatınız, vaktinde neyi yararlı ve eğlenceli, neyi yararsız ve sıkıcı bulduğunuz ile aşırı derecede ilişkilidir... hatta direk olarak eğlenceli yada sıkıcı bulduklarınızsınızdır... kaderdir o...

tabii ki hikmet şimşek denince akıllara "pazar konseri"nin gelmesi de gayet normal... benim bu paylaşımı yapmamın en önemli sebebi de o program çünkü halk, kendisini o programla tanıdı... sıkılmayıp, televizyonu kapatmayan da o program sayesinde sevdi müziği... pazar konseri programının ne olduğunu, ne kadar önemli olduğunu kendisinin son programında verdiği bilgilerle anlatmak daha anlamlı olacağı için aşağıdaki videoyu paylaşayım hemen... kontrbas sanatçımız numan pekdemir paylaşmış, onun da müziğe katkısı oldukça büyüktür...



pazar konseri, ciddi biçimde sıkıcı bulunan program... sadece nezaket icabı aksini yazamam ama resmen "işkence idi" diyenlerin bile neredeyse tamamı, cümleye hep olumlu devam etmişler!... yani bir kısmı sorunun kendisinden kaynaklandığını ifade etmiş, bir kısmı trt'ye kızmış, bir kısmı "kıymetini bilememişiz, keşke şimdi de olsaydı o program" demiş... daha da ilginci, o program sayesinde klasik müziği sevdiğini ve konservatuvara gittiğini ifade eden bir sanatçı bile pazar konserini sıkıcı bulduğunu söylüyor:)...

şef hikmet şimşek ve resmen çocuğu diyebileceğim pazar konseri ayrılmaz bir bütün olarak her zaman akıllarda kalacak... işte bakın bu yazdığım, sadece süslü püslü, nazik bir cümle... onore etmek için yazılmış bir şey... düpedüz yalan aslında... bir süre daha akıllarda kalacak muhtemelen, o kadar... ben süslü püslü yalan ifadeleri asla kullanmam... o nesil şu an hayatta olduğu için hatırlanıyor... unutulacak gidecek...

en başta yazdığım ilk cümleyi bir daha okursanız, iki konuya sinirlenmiştim... birincisini bitirdik... sıra ikincisine geldiği için yukarıdaki paragrafı yazdım... hikmet şimşek unutulacak... şu anda da orta yaş ve üzeri tarafından pazar konseri sayesinde hatırlanıyor... bu, hikmet şimşek ile ilgili bir sorun değil... o hayat amacını fazlasıyla gerçekleştirdi, elinden gelenin çok fazlasını yaptı ve ebediyete intikal etti... kendisini saygıyla anıyoruz...

hikmet şimşek; sadece pazar konseri mi? değil tabii, bildiğim kadarıyla şef hikmet şimşek'in katkılarını da yazcağım ama ben kimim ki?... benim bu minik bloğun bir paylaşımına sığacak kadar basit mi bu iş?...

hayatını sanata, müziğe adamış bir orkestra şefi... onun ötesinde bir çok ilke imza atmış bir isim... profesördür kendisi, yazmıyorum onu... devlet sanatçısıdır, onu da yazmıyorum... onları geçin... sanatçının başına prof vs eklemeye ne gerek var... vivaldi, satie deyip, geçiyoruz sonuçta değil mi?... şeftir, onu yazarım...

şimdi de gidin, google'a hikmet şimşek yazın... ne var? ne okudunuz hakkında?... resmi bir sayfa var mı?... viki var... ekşi var... ölüm haberleri var... bir de bereket bir kaç yerde biyografisi var... bir kaç de videosu paylaşılmış; vefakar, kadir kıymet bilir kişilerce...

yani bugün, bir genç yada bir çocuk, "yahu kimmiş bu hikmet şimşek" deyip de hakkında bilgi almak istese, öğrenebilecekleri maksimum bu kadar...

ben bu paylaşıma koyabileceğim, şöyle kendisine yakışır bir adet fotoğraf bulamadım!... inanmıyorsanız, buyrun, gidin bakın... bakmayın yukarıdaki fotoğrafın hafiften havalı göründüğüne... biri minik bir fotosunu büyütmüş, fotoğraf bozulmuş resmen... yahu 15 yıl tv programı yaptı, çok daha uzun süre orkestra yönetti... şöyle pırıl pırıl, anlamlı bir fotoğrafı da mı yok! orkestrayı yönetirken yada arkasında orkestra, seyirciyi selamlarken... inanılır gibi değil... benim gibi bazı tipler, resmen uğraşmışlar bir fotoğraf üretebilmek için:)... arkaya yeni bir orkestra fotoğrafı koyup, üzerine hikmet şimşek fotosu monte eden bile var:)...

şu paylaşıma bi göz atarsanız sevinirim... sosyal medya kullanımı üzerine orada gerekli başka linkler de var... okuyunca, göreceksiniz, maalesef hikmet şimşek de bu konuda güzel bir örnek oldu...

gözümün aradığı en basit şey, en azından resmi bir web sayfası idi... en azından, "yetkili birileri tarafından derlenmiş, güvenilir doğru bilgiler sunan, yaptığı çalışmaları detayları ile veren, güvenilir bir web sayfası... arama motorlarında en tepede çıkan doğru düzgün bir sayfa... ama yok...

bu olması gereken en minimum şey... valla samimiyetle söylüyorum, yakınları, öğrencileri vs, kim ise işte ilgilisi, bilgilisi; gönderin bana bilgi, belge, fotoğraf, video ne varsa, imkanlarım ölçüsünde ben açıvereyim bir web sayfası... bu kadar mı zor bu arkadaş anlamıyorum ki ben... aşağıda hikmet şimşek'in yaşamı boyunca verdiği olağanüstü hizmeti yazacağım ama o kadar anlamsız ve eksik kalacak ki!... mesela festival kavramını hayata geçirmiş... mesela plak kayıtları yapmış... hangi festivaller?... hangi eserleri kiminle kaydetmiş?... vs vs vs... kuru kuru, zerre kadar faydası olmayan yarım yamalak bilgiler...

peki olması gereken o mudur?... yani web sayfası her şey mi?... herhangi bir web sayfasının olması aslında hiç bir anlam ifade etmiyor!... yani bir süre idare eder, ilgilenen olmayınca da kaybolur gider... bugünün ve geleceğin bilgi kaynağı; kabul edelim yada direnelim, internettir... bu sebeple; sürdürülebilir ve güvenilir bir kaynağın olması kesinlikle şarttır...

yani web sayfasının kurumsal olması şart... nedir kurumsal?... kültür bakanlığı olabilir... hikmet şimşek adını yaşatan bir vakıf olabilir -ki olması gereken tam olarak da budur- konu ile ilgili bir dernek olabilir, ciddi bir organizasyon da olabilir... mesela klasik müzik sevenler derneği vs vs vs... yada başlatmış olduğu bir festival hala hayatta ise, o festival olur... ama bakın olması gereken, vakıftır... hadi olmadı diyelim, ailesi yada çalışma arkadaşlarıdır, orkestralarıdır vs vs vs...

evet, bunlar büyük işler ama bahsettiğimiz isim de büyük isim... hikmet şimşek, büyük işlerle uğraştığına göre, büyük işleri hak eden bir isim demek ki... ben yazıp, geçiyorum ama bakın olması zorunlu olan bir şeyi yazıyorum... sadece hikmet şimşek de değil konu... büyük işlerle uğraşan herkes için, bu büyük işlerin de yapılması lazım... hikmet şimşek, tek başına yapacağını yapmıştır, şimdi gerekirse 10 kişi de bu işi yapmalıdır...

hikmet şimşek gibi kişiler için bir müze olması zorunludur... bakın olması gerekir değil, olması zorunludur... örnekler verip, detayına girip uzatmak da istemiyorum... bu yazdıklarımın örneği yüzlerce, binlerce... sadece hikmet şimşek için de yazmıyorum...

yıllar yıllar sonra adına düzenlenen kel alaka bir kaç anma konseriyle mi yaşayacak bu insanların adı?...

kendisine ait, özel olmayan çalışma notları, kendisinin yazdığı orkestra notları kitabı, arşivi, plakları, kayıtları, ödülleri, anıları vs vs vs... ne varsa... bunlar dijital olarak ilgilisine sunulabilmeli... bunlar bilinmeyen şeyler değil ki, ben neden yazıyorum, onu da anlamadım... bilmesi gereken zaten biliyor, önemli olan yapmak...

mesela hikmet şimşek'in hazırlayıp sunduğu pazar konseri programının 800 haftalık trt'de mevcut arşiv kayıtları acaba konservatuvarlarımızda ulaşılabilir şekilde var mı? gibi bir soru geldi aklıma... kesinlikle vardır... vardır eminim... dalga geçmiyorum, vardır mutlaka ama nerede olduğunu bilen var mıdır:))...

arşiv demişken, aklıma geldi... ahmet adnan saygun ile kısa bir röportajını paylaşayım...



özetle; hikmet şimşek ve tüm çalışmaları, kendisine ait bütün arşivi şusu busu, rahatlıkla ilgilisine sunulabilir, hatta satılabilir... satılabilir vs deyince bir de kızanlar çıkıyor... kopyası çıkarılır, isteyene satılır yahu... sanatta yeterlik çalışması yapıyordur biri, satarsın, ne var bunda?... yeter ki işe yarasın... bunu kim yapabilir? yapmalı? bilemem...

konservatuvarlarımızda, en azından birinde mutlaka hikmet şimşek salonu, dersliği, kütüphanesi filan da vardır kesinlikle... onu yazmaya bile gerek görmüyorum, vardır yani...

şef hikmet şimşek (1924- 2001)

siirt'in pervari ilçesinde doğan hikmet şimşek'in babası subaymış ve başta konya ve ilçeleri olmak üzere, anadolu'nun çeşitli yerlerinde geçmiş çocukluğu... müziğe ilgisi muhtemelen çok erken başlamıştır ama konya askeri ortaokulunda okurken öğretmenleri fark etmişler müziğe olan yatkınlığını ve müzik konusunda kendisini geliştirme fırsatını da orada yakalamış ancak müziğe ciddi biçimde başlaması harp okulundaki öğrencilik yıllarına denk geliyor... harp okulu öğrencisiyken, ağır bir hastalık geçirdiği için bir süre hastanede yatmış ve ne yapsın, yatarken radyo dinlemiş... o zamanlar radyo bugünkü gibi değildi... uzun uzun klasik müzik programları varmış! ki kendisi bu programları dinlerken, müziğin hayatı olması gerektiğini anlamış...

keman öğrenmeye başlamış, boş durmamış, önemli isimlerle tanışmış, kendisini geliştirmiş ve hatta cemal reşit rey ve ulvi cemal erkin gibi bestecilerimizin sınvaları ile kendisini test etmiş ve başarılı olmuş... sonrasında da ankara devlet konservatuvarına girmiş... kendisini o derece geliştirmiş ki, konservatuvara sınıf atlayarak başlamış, hasan ferid alnar ve eduard zückmeyer ile çalışmış, ahmed adnan saygunun bestecilik sınıfından da birincilikle mezun olmuş...

okulda armoni ve solfej dersleri veriyormuş ama aklı da orkestra şefliğindeymiş... bir etkinlikte ferid alnar yerine orkestrayı yönetmiş -ki galiba cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasıymış- oldukça başarılı bulunmuş... bu başarılar üzerine devlet tarafından avrupada eğitime gönderilmiş iki kez ve sonrasında da cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası'nın şefliğine getirilmiş... ankara devlet konservatuvarındaki öğretmenlik görevi ile birlikte, bu görevi de yürütmüş... ben çok fazla kısa kestim gördüğünüz gibi çünkü müzik adına neler yaptığını ayrıca yazmak istiyorum...

hikmet şimşek neler yaptı

25 yıl civarı cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasının yönetiminde idi...

ankara üniversitesi devlet konservatuvarı öğretim üyesi idi...

sadece "pazar konseri" programını yapmadı, "çağdaş türk bestecileri" ve "birlikte söyleyelim" programlarını da hazırladı ve sundu... özellikle türk bestecilerinin tanıtılmasında ve evrensel müziğin çocuklara ve kitlelere sevdirilmesinde önemli rol oynadı...çağdaş türk bestecileri programı, uydu üzerinden tüm dünyada yayınlandı...

ankara radyosu oda orkestrası'nı kurdu...

ankara radyosu çok sesli korosu'nu kurdu...

trt televizyonu müzik bölümünü'nün kurulmasına hizmet etti...

kültür bakanlığı devlet çoksesli korosu'nu kurdu...

izmir, çukurova ve bursa devlet senfoni orkestralarını kurdu...

anadolu oda orkestrasını kurdu...

orkestra notları kitabını yazdı... belki başka kitapları da vardır, ben bilmiyorum...

ben bu faaliyetlerini ciddi kaynaklardan derledim, şunu da belirtmem gerekir ki, bu kurumların kurulmasında ve faaliyete geçmesinde mutlaka başka isimler de önemli katkılarda bulunmuşlardır...

türkiye'deki ilk müzik festivallerinin yönetimini üstlendi... bu festivaller hangileridir bilmiyorum şimdilik, bulursam eklerim ama şunu belirteyim, şu tek bir cümle ile geçiliveren iş bile tek başına devasa bir iş... ben en azından şunu yazayım; bu ülkede müzik festivali kavramını başlatan ve hayata geçiren isimdir...

dünyanın önemli orkestraları ile verdiği 200 den fazla konserde türk bestecilerin eserlerini tanıttı... hemen hemen her konser programına bestecilerimizi dahil etti... bu başarılı konserleri sebebiyle, bir çok ülkeden liyakat nişanı aldı...

eserlerimizin plak kayıtlarını en ünlü orkestralarla çalarak plak yaptı... bu kayıtların plak, kaset ve cd olarak basımlarını sağladı... mesela bu konu da çok önemli ama detayları yok... sadece bilen biliyordur... hangi orkestralarla hangi bestecilerin hangi eserleri kaydedildi? benim bildiğim sadece budapeşte senfoni orkestrası ile kaydedilen cemal reşit rey'in türkiye senfonik şiiri... diğerlerini bilmiyorum...

yukarısı kalsın o şekilde çünkü zar zor bir yerlerden bulduğum da anlaşılsın... bu plaklardan biri dört türk orkestra eseri...  muhtemelen yukarıda yazdığım türkiye senfonik şiiri de bu plakta idi... budapeşte filarmoni orkestrası ile kaydedilmiş... diğeri ise macar radyo orkestrası ile kaydedilen orkestra eşliğinde türk halk türküleri... bu iki plak haricinde de kayıtları olması lazım...

yaptığı plak kayıtları ile uluslararası ödüller aldı... benim bildiğim en önemlisi, fransa plak akademi ödülüdür...

avrupada atatürk yılı sebebiyle düzenlediği konserlerde 19 türk eserini yönetti ve bant kayıtlarını yaptırarak radyodan yayınlattı bu eserleri...

vatikanda yunus emre oratoryosunu seslendirmesi ve viyanda senfoni orkestrası ile mehteri bir arada kullanması, dünyada da isim yapmasını sağlamıştır...

konser turneleri ile evrensel müziği üç büyük kent dışına da taşımıştır...

hikmet şimşek, çok iyi bir kolleksiyonerdi... biblolardan, deniz taşlarına, mumlardan duvar tabaklarına, parfümlere ve mutfak eşyalarına kadar toplar ve biriktirirmiş... bunu neden yazıyorum? böyle insanlar, aynı zamanda arşivcidirler... büyük kütüphaneleri vardır... plakları, kayıtları vs vs vs... hikmet şimşek; müzik adına sahip olduğu ne varsa, tamamını ankara devlet konservatuvarına verilmesini vasiyet etmiştir...
“Bütün müzik varlıklarımı, okumuş olduğum, beni yetiştiren Ankara Devlet Konservatuvarı'na vasiyet etmiş bulunuyorum. Bütün bu salondaki möblelerimle birlikte, elektronik âletler, plaklar, bantlar, kitaplar, notalar ve müzikle ilgili biblolarımdan orada güzel bir müzik dinleme odası yapılsın. Ben her şeyimi oradaki eğitimim sayesinde kazandım, dolayısıyla oraya gitsin...”
böyle söylemiş... anadoluda imal edilen ilk piyanolar da orada... okuyun derim...

1995 yılında verilen hikmet şimşek 40. sanat yılı konserinden bir bölüm... bu kayıtta koroda şarkı söyleyen bir korist paylaşmış... güneş kaya...



ölümünden sonra tören istememiştir... bu sebeple tören de yapılmamıştır... ölümüne kadar sürekli "ülkeme borcumu ödeyemedim" diyen hikmet şimşek, ölümünden sonra bedeninin kadavra olarak tıp fakültesinde kullanılmasını vasiyet etti... ve bu vasiyeti yerine getirildi...

en az göze çarpan eseri ise; yetiştirdiği müzisyenlerdir...

kendisini 2001 yılında kaybettik... 2011 yılında faaliyete geçen izmir karşıyaka opera ve tiyatro sahnesinin adı, ölümünden 14 sene sonra, 2015 yılında "hikmet şimşek sanat merkezi" olarak değiştirildi de adı bugün bu salonla yaşıyor... keşke, ölümünün 10. yılında, bu salonun ilk açılışında bu düşünülmüş olsaydı ki salon 2011 yılında faaliyete geçti... şöyle adına yakışır bir anma konseri ile ismi bu salona verilmiş olsaydı... mutlaka çok arzu edilmiş olmasına rağmen, yapılamamıştır...

hikmet şimşek'in ölümünün 10. yılında anma konseri düzenlenmedi... ondan önceki 9 yıl düzenlendi ama eşi tarafından düzenlendi... yani aslında hiç anma konseri düzenlenmedi demek gerekir... halbuki kendisi kadavrasını bile bağışladı... müzikle ilgili sahip olduğu her şeyi de konservatuvara bağışladı...

şimdiye kadar sadece bir kaç hikmet şimşek'i anma konseri verildi... eşi tarafından organize edilenleri yazmıyorum... ilk konser; 10 ekim 2019 tarihinde, şef gints glinka yönetimindeki bursa bölge devlet senfoni orkestrasınca verildi ve solist viyolonselci knut weber idi... ikinci konser ise; ertesi gün şef nesrin bayramoğulları yönetimindeki izmir devlet senfoni orkestrası tarafından verildi ve solist kemancı svetlin roussev idi... başka anma konserleri de buldum ama haberini yapmışlar ancak yılı yok:)... neyse... tarihi yazmayı mutlaka istemişlerdir ama unutulmuş demek ki... izdso vermiş, 18 ve 19 ekimde... yılını bilmiyorum... şef rengim gökmen yönetmiş konseri, solist ise bu konserlerde çok daha anlamlı imiş... piyanist hüseyin sermet... 2018 yılında da 11 ekimde bursa bölge devlet senfoni orkestrası bir konser vermiş cemi-i can deliorman yönetiminde...


bugünkü klasik müzik camiamızın kendisine çok fazla şey borçlu olduğunu düşünüyorum çünkü en az 2 nesile bu müziği tanıtmaya çalışan hikmet şimşektir... bir çok kurumun kuruluşunda ve faaliyetinde emeği çok büyüktür... bir yerlerde konserler veriliyorsa, orada müzisyenler çalışıyorsa ve izleyici de varsa; tabii ki tek başına bunların hepsinin başaranı olması mümkün değil ama emin olun katkısı çok fazla...

bir insanın katkısını anlamak için yapılacak en doğru şey, hiç yaşamamış olduğunu farz etmektir... çıkarın hikmet şimşek'i ülke müziğinden, anlaşılır...

ben şimdi burada yazmıyorum ama sanki hak ettiği ölçüde anılmıyor ve saygı görmüyor kendisi... diyeyim en azından...

yine vurgulayayım; bu ülkede kendisi gibi değerli isimler yok mu? tabii ki var... hikmet şimşek öncesi var... onun sürekli ön plana çıkarmaya çalıştığı bestecilerimiz var... bir kısmı da onun hocasıdır... cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasının çok ciddi bir geçmişi var ki oldukça köklü bir orkestradır... çok değerli şeflerimiz var... ve yine belirteyim; bir ilde devlet senfoni orkestrası kurulurken yada bir festival düzenlenirken, katkısı olan bir çok isim olur... ben bu paylaşımda her isimden bahsedemem... bu paylaşım, hikmet şimşek paylaşımıdır... bir çok isim çalışmıştır, katkı sağlamıştır ama şu nokta da çok önemli; hikmet şimşek, neyin eksik olduğunu, neyin olması gerektiğini düşünen, fikir geliştiren ve onu yaptırtmak için aşırı çaba sarf eden, tuttuğunu koparan, gerektiğinde süleyman demirele ve hatta kenan evrene laf eden, gerektiğinde devlete bir şeyleri yaptırtabilen, imkan yarattıran, işi takip eden ve belli bir noktaya kadar da bizzat işi yapan kişi olmuştur...

kendisi için, bursa bölge devlet senfoni orkestrası viyolonsel sanatçısı burç balcı tarafından hazırlanmış kısa ama çok anlamlı bir videoyu da paylaşıp, umarım şimdilik bitiriyorum...

Yorumlar

  1. Hikmet Şimşek sayesinde müzisyenlik yapıp ekmek yiyenler bugün onu küçümsüyorlar, arkasından dedikodu yapıyorlat.. Onların hepsini bir araya getirseniz, yaptıkları işleri toplasanız, 1 Hikmet Şimşek etmezler. Çopu kendisine albüm çıkarmaktan acizken Hikmet Şimşek kaç ülkeye kaç tane albüm basan kişidir. O sanat camiasını toplayıp, bir araya getirip, değer yarattı ama şimdikiler birbirlerini yiyorlar. Teşekkürler bu yazınız için, sağolun varolun ve bu işlrr bana mı düştü demeyin, evet gerçekten sizler de yazıp çizmezseniz kimsenin umrunda olmayacak.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Çok Okunanlar