Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

zeynep özden

bir kaç yıldır adını duyurmaya başlayan başarılı genç piyanistlerimizden zeynep özden, italya'da katıldığı uluslararası tadini piyano yarışmasında birincilik ödülünü kazandı... 26-28 temmuz tarihlerinde italya lovere'de bulunan accademia tadini tarafından gerçekleştirilen yarışmada büyük başarı gösteren zeynep özden, mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde doç. ayça aytuğ ile çalışmalarını sürdürüyor...

benim bildiğim kadarıyla, tadini etkinlikleri sadece yarışmadan ibaret değil, bir çok konserin de yer aldığı bir yaz çalıştayı... yarışmada bu sene 5 kategori vardı ve her kategorinin birincileri belirlendi... kategori birincileri 28 temmuzda konser de vereceklerdi, muhtemelen vermişlerdir... 5 birinci arasından seçilecek süper ödül sahibi ise 2020 yılında italyada konserler verecek... yarışma sonuçlarının detaylarını şimdilik bilmiyorum, bildiğim tek şey zeynep özden'in kategorisinde birinciliği kazanmış olması... kendisini, ailesini ve öğretmenini kutluyorum...


2…

enver izmaylov'dan george harrison ve john lennon'a "return"

daha önce detaylı bir paylaşım yapmıştım gitar üstadı enver izmaylov hakkında, aşağıdaki bağlantıyı tıklayıp, mutlaka okuyun...

enver izmaylov

bu paylaşımı da enver izmaylov'u hatırlatmak için yapıyorum ama yapmışken, hastası olduğum bir parçası ile yapayım bu işi dedim... dinlemeden duramadığım bir eser oluyor bu return... caz mıdır? caz ise hangi cazdır? nasıl bir cazdır?... ben bilmiyorum... hadi bakalım uzmanlar:)...

return, silk road albümünden ve orijinal hali aşağıda... bu albümü de mutlaka baştan sona dinleyin derim... daha doğrusu enver izmaylov'u usulüne uygun bir şekilde iyice bir dinleyin, özümseyin de derim...



orijinal halini değil de aşağıdaki halini severim aslında... ruslan bolatov ile seslendirdiği bu parçayı, izmaylov george harrison ve john lennon'a ithaf etmiş...


öyle bir parça ki bu return, şekilden şekle sokabilirsiniz, dilediğiniz gibi oynayıp, saatlerce üzerinde gezinebilirsiniz... ama bence enver izmaylov da dahil olmak üzere, şu parçayı klavyesiz …

tüm zamanların en iyi steve vai'si

bakmayın yukarıdaki fotoğrafta yaşını başını almış efendi bir ağır abi gibi göründüğüne, tam bir manyaktır patrick souza... google da her şeyi çeviriyor, umarım kalkıp da okumaz manyak dediğimi kendisine... gerçi henüz genç bir delikanlıyken, "ne manyaksın yahu" gibi bir şey yazmıştım kendisine bir gitar forumunda, o da çok teşekkür etmişti:)... klasikçiler dışındaki gitarcılar bayılırlar manyaklığa... gerçi onlar da bayılıyorlardır belki de... gitaristin klasikçisi de farklı oluyor, bi deneyeyim bakalım karşıma ilk çıkacak klasik gitarcı üzerinde:)...

neredeyse 7-8 yıldır tanıdığım bir isim patrick souza, o zamanlar gerçekten pek de normal değildi ve sürekli kamera karşısında aşağıdaki gibi kayıtlar yapıp, paylaşırdı... tuvalette bile gitar çalmayı bırakmayan bir gençti... steve vai taklidi bir çok video paylaşmıştı ve kendisini ilk izlediğim video da aşağıdaki video... önce bi izleyin bakalım, bana hak verecek misiniz? vermeyecek misiniz?... oyuncakla oynar gibi oynuyor g…

tarık kaan, ilyun ve mina'dan başarı haberi

şu yukarıda gördüğünüz üç genç piyanistimiz; tarık kaan alkan, mina urgun ve ilyun bürkev, ispanya al hambra'da düzenlenen 9. uluslararası maria herrero piyano yarışmasına gittiler ve güzel derecelerle döndüler...

ilyun bürkev ve tarık kaan alkan, kendi kategorilerinde birinci olurlarken, mina urgun da kategorisinde üçüncü olmayı başardı... her üç genç yeteneğimiz de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde öğrenimlerine devam ediyorlar... mina urgun ise henüz yarı zamanlı olarak piyano eğitimi alıyor olmasına rağmen bu büyük başarıyı elde etti... her üç genç piyanistimizi, öğrenim gördükleri yüz aklarımızdan biri olan okullarını, öğretmenlerini ve ailelerini ayrı ayrı kutluyorum... mina'yı ise apayrı ve özel olarak kutluyorum...

üç gencimizi de maalesef daha önce paylaşma fırsatı bulamamıştım... tarık kaan alkan'ı önceki başarılarından dolayı tanıyorum ve bu sayfada defalarca hakkında güzel haberler verdim... bir paylaşımı buradan okuyabilirsiniz... kısaca da olsa…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka... aşağıdaki paylaşımları da bu yazıdan sonra yaptım, onları da araya ilave edeyim dedim... aşağıdakiler de okunacak...

cem esen'den cosmic variations

cem esen ve ayşe ece güneşş…

veriko tchumburidze'den zigeuner capriccio

havalı olsun diye zigeuner capriccio dedim, gypsy caprice olarak geçiyor sağda solda daha çok... çingene kaprisi aslında... zigeunerweisen ile birlikte, en sevdiğim keman eserlerinden oluyorlar... piyano ve keman için yazılmış eser dinleyecekseniz, öncelikle zigeuner capriccio dinleyeceksiniz... bu blog, dayatma konseptli unutmayın... ben ne diyorsam, o:))...

en muhteşem keman virtüözlerinden olmakla birlikte, bence en muhteşem bestecilerden de biri olan fritz kreisler'in insanı alıp götüren eserlerinden biri oluyor bu zigeuner capriccio...

capriccio dendiğinde yaptığı ilk çağrışım "zor" oluyor... paganini yüzünden tabii ama bu capriccio da anladığım kadarıyla oldukça zor bir eser... önemli yarışmalarda bu eseri de sanki baraj olarak koyuyorlar... "dur yahu, kreisler gypsy caprice çaldıralım şu yarışmacılara da, şöyle bi eleyelim, sonra da paganini kaprislerden 2 sini çaldırdık mı, zaten 3 kişi kalır" diyorlar sanki:))...

ben klasik müzik ile ilgili hiç paylaş…

erkan oğur'ca blues

dinliyordum, hadi paylaşayım dedim... gitar manyağı olmama rağmen, uzun süredir gitar paylaşımlarından ayrı kalmışım... tabii sadece bu da değil sebep... ekşi sözlükte miydi? yoksa başka yerde mi? hatırlayamadım şimdi... belki de aşağıdaki videolardan birinin altındaki yorumlarda idi, önemli değil, birisi "erkan oğur'un blues çalıyor olmasına hayret ettim" yazmış... tabii ben okuyunca küplere bindim, delirdim resmen... halbuki bilmez bilmez yahu... çoğu erkan oğur sevdalısı da bilmeyebilir çünkü erkan oğur'u sadece bağlama ve oğur sazı ile tanıyan da az değildir... sadece ismail hakkı demircioğlu ile izlemiş olan da çoktur... yani gayet normal aslında ama gitar delilerine söylenmez öyle şey lönk diye...

neyse işte asıl sebep bu galiba... erkan oğur'un renkliliğinden kaynaklanan bir sorun bu... erkan oğur'un yaptığı işlerin tamamını yazmaya kalksak, sabaha kadar bitmez herhalde... ve mutlaka eksik kalır...

erkan oğur; her şeyden önce, cazdır ve bluesdur aslın…