Ana içeriğe atla

ahmet muvaffak falay

ahmet muvaffak falay
genelde gençleri yazıyorum bu sayfada ama arada sırada esiyor kafama devleri de yazıyorum... bu paylaşım da bir dünya devi ile ilgili üstelik... devleri yazdığımda da çoğu zaman "gençlere" yazıyorum çünkü gençler gerçek sanatçıları unutmasınlar istiyorum... unutulmaz bir isim ahmet muvaffak falay yada çok daha iyi bilinen adı ile maffy falay... bazı yabancı kaynaklarda muffy falay olarak da görebilirsiniz... unutulmaz bir dünya devi olmasına rağmen, ben ülkemizde hak ettiği ölçüde tanınmadığını düşünüyorum... hatta genç bir cazcının muvaffak falayı tanımadığına çok üzülerek tanık olmam üzerine karar verdim bu paylaşımı yapmaya!... çok üzücü...

hemen şunu da belirteyim; tanınmamak günümüzde yüceltici bir durum haline bile gelmiş durumda!... tuhaf değil mi?... zırva zırva isimler tanınmak için türlü türlü zevzekliklere başvuruyorlarken, az tanınır olmak gerçek sanatçılığın kriteri oldu neredeyse... neredeyse değil, kesinlikle öyle oldu...

çok tanınmış kişilere bir bakın hele!... herkes tarafından tanındığı için caddede yürüyemeyenlere!... bırakın sanatçılığı, cümle kurmayı ve oturup kalkmayı bilmezler!... eksik olsun öyle tanınmışlık... çoğu da yalakanın önde gideni...

şu aşağıdaki sahnelerin koca çınarı oluyor maffy işte... dikkatinizi çekerim; yaş 80!... maaşallah...

Crescendo Jazzclub Norrköping - Maffy Falay Quintet



bu arada; daha önce paylaştığım türkiyede caz belgeselini de incelerseniz sık sık maffy falay adının geçtiğini de göreceksiniz...

benim bildiğim, izmir karşıyaka doğumlu üstelik benimle aynı gün yani 29 ağustosta doğmuş olması her nedense beni çok mutlu etmiştir:)... aynı gün doğmanın ne gibi bir artısı olabilir bilmiyorum ama kendisi de charlie parker ile aynı günde doğmuş olmaktan gurur duyuyormuş:)... ben de iyice gururlandım şimdi doğum günümde doğmuş olanlara baksanıza:)... izmir karşıyaka doğumlu diye biliyorum ama çok ciddi bazı kaynaklarda buca geçiyor... yine bazı kaynaklarda kuşadası geçiyor... ben eminim, izmir karşıyaka doğumlu... çok da önemli değil nerede doğduğu ama hemşehriyiz aynı zamanda:)...

muvaffak falayı yanlış hatırlamıyorsam 10 küsur sene önce sadece bir kez izlemiştim... izmirde... galiba izmir festivali idi... muvaffak falayın doğduğu şehirdeki ilk konseri idi... öyle konuşmalar vardı... 10-12 yaşında ve sanata başladıktan tam 50 küsur yıl sonra!... bir yandan da yazdıklarımı teyit edebilecek bir şeyler araştırıyorum; 1930 doğumlu, 1942 yılında başlıyor müzik yaşamına ve üstünden koskoca 52 sene geçiyor... ilk izmir konseri oluyor!... çok ilginç... üstelik çok da kötü...

bir yerde okumuştum yada gözüme çarpmıştı, genelde not alırım nerede ne okuduğumu ama bulamadım; neden trompet? sorusuna verdiği yanıt şöyle bir şeydi tıpatıp olmasa da: "e hoş bir şey yahu, ufacık ama üfleyince güzel sesler çıkarıyor"... :)...

dizzy gillespie "türkiyede bir trompetçi tanıdım, miles davis ile boy ölçüşebilir" demiştir kendisi için... çok da yakın arkadaştırlar... dexter gordon, stan getz,  benny bailey, ake persson, phil woods, sixten eriksson, quincy jones, bill evans, mccoy tyner ve daha bir çok caz deviyle çalışmıştır... kendisi de bir çok grup kurmuştur kalbur üstü müzisyenlerle...

ama bu ülke kendisiyle zerre kadar ilgilenmemiştir!... 1942 yılında caza başlayan dünya devine 2005 yılında istanbul caz festivalinde "yaşam boyu başarı" ödülü verilmiştir... tamam iyi niyetle verilmiş bir ödül ve nihayet birileri akıl edebilmişler ama ben olsam almazdım o ödülü!...
Amerikan Havayolları'na ait uçak Esenboğa'ya öğle saatlerinde indi. Pistte bir tur atıp, yolcu terminalinin önünde durdu. Kapı açıldı, merdiven yanaştı. Müzikte cazın, cazda bebop akımının tüm dünyayı sardığı günlerdi. Tam olarak söylemek gerekirse 1956 yılının 22 Nisan'ı. Dönemin süperstarları Ortadoğu turnesine çıkmıştı. Dizzy Gillespie ve Quincy Jones merdivenlerde belirdiği anda pistte Tadd Dameron'un "Good Bait"i bomba gibi patladı. Kalabalığın arasında çalan ekibin en önünde trompetçi Muvaffak Falay vardı. Arkasında ise onun sırtına iğnelenmiş notaları okumaya çalışan basçı Süheyl Denizci, davulcu Erol Pekçan, tenor saksofoncu Hayri Matkap, alto saksofoncu Celalettin Bozkurt.
Dizzy diplomat ve gazeteci kalabalığını yarıp Falay'ın önüne geldi. Parça biter bitmez genç trompetçiyi hararetle kucakladı. Adını sordu. Duyunca kafasını salladı, tebessüm etti. "Ben de" dedi. Ardından tekrar adını sordu. Yine "ben de" dedi. Aynı olay üç kez tekrarlandı. Dizzy yanındaki eşinin kulağına birşeyler fısıldadı. Bu kez eşi sordu Muvaffak Falay'a adını. Cevabı duyunca yüzü hafiften dalgalandı. Dizzy'le bakıştı, daha sonra hep birlikte şehre hareket ettiler.
Amerikalı cazcılar Ankara'da üç gün kaldı. Konserlerden sonra Türk müzikçilerle sabahlara kadar jamsession yaptılar. Son gün Dizzy konserleri sırasında, Falay'ı sahneye davet edip bir sigaralık hediye etti. Dinleyicilere dönüp "Müthiş bir trompetçiniz var, kıymetini bilin" dedi. Kulise geçtiklerinde, havaalanında yaşanan tuhaflığı anlattı Muvaffak Falay'a. Hızla söylenen isimden sadece "ma" ve "fa" seslerini yakalamış, argoda "bitirim" anlamına gelen "mother fucker" dediğini sanmıştı. Bu nedenle "ben de" cevabını vermişti!
Dizzy ne bu olayı ne de Falay'ı unuttu. Bir ay sonra Metronom'daki röportajda, Miles Davis'le kıyasladı. Böylece Ankaralı trompetçinin adını Amerika duydu. Sonraki yıllarda ise Avrupa'ya geldiğinde, defalarca birlikte çaldılar. Keşfettiği genç müzikçiyi Amerika'da ağırladı.
Muvaffak Falay ise bu olaydan sonra anne ve ablalarının ona taktığı Mafili lakabından Maffy'yi türetti. Dünyaya açılan ilk Türk cazcı oldu. kaynak: müzik söyleşileri 
izmirde endüstri meslek lisesine devam etmiş 10 gün kadar ama çok sıkılıyormuş... ailesi müzisyen bir aile olduğu için, müziğin tam ortasına doğmuş... aile müzisyen derken müziğe meraklı ve enstrüman çalan, kaliteli müzik dinleyen bir aile anladığım kadarıyla... klasik müzik dinleye dinleye büyümüş... babası da müziği çok iyi bilen biri ama kuşadasında ziraat müdürü... izmirde durmadan okuldan kaçan muvaffakı ailesi babasının yanında göndermiş anladığım kadarıyla... kuşadasında bandoda başlamış müziğe ve müzik teorisini öğrenmeye... bu sebeple kuşadası zannedilir doğum yeri... ama tabii kuşadası kendisi için çok daha fazla önem taşıyor ve kuşadası daha iyi sahipleniyor kendisini... kuşadası bandosunda temeli atan maffy, izmirde okuldan kaçıp da gittiği fuarda yeniden bir bandoya çarpıldı:)... izmir bandosu bu sefer kendisine hayran kaldı... burada da çok şey öğrendi ve bu öğrendikleri sayesinde ankara devlet konservatuvarına girdi... orada da caza bulaştı... konsevatuvarda trompeti resmen yalayıp yuttu ve avrupaya açıldı... bebop kralı oldu... amerikaya gitti, rahat etmedi orada ve isveçe dönüp oraya yerleşti... ben çok özet geçtim tabii... aradaki önemli detayları sonra gerekirse eklerim...

kaç konser verdiğini, kaç albümü olduğunu ve kimlerle birlikte çalıştığını sayamıyor ve "ooo yüzlerce, delimisin nasıl sayayım" şeklinde yanıtlıyor... özellikle bebop zamanı kısa sürede ünü tüm avrupaya yayılıyor ve bugün için muvaffak maffy falay tam bir dünya caz devi olarak tanınıyor... miles davis kadar isim yapamadı belki ama en az onun kadar büyük bir usta maffy falay... bunun sebebi de tabii çok açık; miles davis cazın anavatanında idi... muvaffak falay amerikada yapamadı ve avrupa cazına döndü...

Handle with Care (Clarke-Boland Big Band album)
1963 yılında atlantic plak tarafından çıkarılan clarke-boland big band e ait handle with care albümünde müzisyenlerin pul şeklindeki fotoğraflarının albüm kapağına basılması ve bu önemli albümde bir türk müzisyenin de yani achmet muvaffak falay adının da bulunması o dönemlerde ciddi önem verilen bir konuymuş türkiyede... o dönemlerde tabii... tabii aslında bir sene önce aynı big band tarafından çıkarılan jazz is universal albümünün kapağı da oldukça önemli idi...


Clarke-Boland Big Band - Jazz Is Universal
okay temiz gibi bazı müzisyenleri de isveçe çeken muvaffak falay, okay temiz ile sevda adlı bir grup kurdu ve kısa süre birlikte etnik cazı denediler... çok iyi bir de albüm yaptılar birlikte ama maffy falay kısa sürede kendi müziğine geri döndü... hayatı boyunca bebop, füzyon ve swing ekseninde yaptı müziğini ve çok da iyi yaptı...

1972 Sevda (Caprice) - Makedonya



"benim asıl isteğim, bu memlekete müzik bilgimi aktarabilmek. bir yer açılsın, caza gerçekten meraklı olanlar gelsin ve onlara ders vereyim istiyorum. avrupa'daki, isveç'teki insanlara cazı ve trompet çalmayı öğretiyorum ama kendi halkıma da çalmak ve öğretmek istiyorum. bakıyorum türkiye'de caz daha tam oturmamış, eksiklikler var. cazın burada iyice oturması için gençlerin iyi bir eğitim alması lazım. amerika'dan arkadaşlarımı da alıp getirsem eminim gençler deli olacaklar, bayılacaklar bu müziğe. dünyanın en güzel müziği cazdır bence. ama o kültürü tamamen edinmek çok zordur. yaşım artık 75, bıktım artık avrupa'dan ve dünyadan..."
cazkolikte leyla diana gücük ün hazırlayıp sunduğu jazz, müzik ve kadın programında iki kere maffy falay özel programı yapıldı... çok önemli iki kaynak oluyor bu programlar... kesinlikle iyice dinlemenizi tavsiye ederim...

Muvaffak `Maffy` Falay ile... [1]

Maffy Falay Özel [2]

sumru ağıryürüyen tarafından açık radyoda yayınlanan müziğin başka türlüsü programında da maffy falaya yer verildi... aşağıdan dinleyebilirsiniz...



ünlü heykelcimiz tülin atalay tarafından yapılan muvaffak maffy falay heykeli yanlış bilmiyorsam 2011 yılında kuşadası kalekapısına dikildi... duyduğumda beni hem sevindiren hem de şaşırtan bir haber olmuştu bu vefa örneği... can-ı gönülden kutluyorum bir kez daha...
Muvaffak Falay gibi Kuşadası’nda yetişen dünyaca ünlü bir müzisyenin heykelini yaptırdıkları için duydukları mutluluğu dile getiren Kuşadası Belediye Kültür ve Turizm Komisyonu Başkanı Murat Saraç, “Bu bizim açımızdan bir vefadır. Mufvaffak Falay gibi bir değere sahip çıktık. Falay’a sadece Kuşadası değil tüm Türkiye sahip çıkmalıdır” dedi.
türkiyeden çıkan en büyük caz sanatçımız... türkiyenin dünyaca tanınan ilk solo cazcısı... yaşayan bir efsane... 1930 doğumlu olup, 10 yaşından itibaren müzikle iç içe olan, günümüze kadar aktif olarak çalışan ve çalışmaya da devam edecek bir sanatçının hayatında kim bilir neler neler yaşanmıştır anlatılacak... kalınca bir kitap yazılmalı, belgeseller yapılmalı... benden ancak bu kadarcık bir paylaşım çıkıyor işte koskoca bir maffy için... elimde daha bir çok bilgi var çoğu da oldukça enteresan ama hem doğruluklarından şüpheliyim hem de yine hatırlatayım, burası basit bir blog:)... en iyisi ben şöyle hoş bir şeyle bitireyim artık...

Muvaffak "Maffy" Falay 6tet "Monk Blues"

Muvaffak Maffy Falay (tp), Engin Recepogullari (ts), Elvan Araci (tb), Can Cankaya (p), Kagan Yildiz (b), Ferit Odman (d)



e hadi başlamışken bulduğum bazı diğer çalışmaları da ekleyeyim... bol maffyli olsun benim paylaşım:)...

Levande Livet - Strömmens Pärla 1973... trompet maffy falay...



Per-Ola Gadd Group - My Conception

Maffy Falay - trumpet
Per-Ola Gadd - bass
Carl Orrje - piano
James Bradley Jr - drums




Yorumlar

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…