Ana içeriğe atla

ay ışığı...

ay ışığı sonatı
ay ışığı sonatı
ara ara dinlemeden uyumadıklarımı yazıyorum... kime neyse benim dinlediklerimden... üstelik dünyanın 3 de 2 si de dinliyordur bu moonlight sanatını... yani kalkıp da bunu dinliyorum denecek bir şey de değil... ama sorun şu, bu eseri dinlemeden gerçekten uyuyamaz oldum... üstelik belki de hiç dinlemediğim versiyonu, beethoven a ait olanı!... tamam, hepsi sonuçta ona ait ama benim kurcalanmış olan tipleri hoşuma gidiyor nedense...

"bana göre" bestelenmiş ve bestelenebilecek en iyi şeylerden biri bu sonat...

çok da hoş hikayeleri var bu sonatın...

daha çok kabul gören bir rivayete göre; beethoven öğrencisi ve ölümsüz sevgilisi olan 16 yaşındaki kontes giulietta giucciardi için bestelenmiş ve ona atfedilmiştir... bu görüşün daha ağır basmasının sebebi ise; bestecinin arkadaşına yazdığı bir "şimdi tekrar biraz daha mutlu yaşıyorum ve insanlar arasına karışıyorum. bu değişikliği, beni seven ve benim de sevdiğim sevimli, büyüleyici genç bir kız yarattı. iki yıldan beri tekrar biraz mutluluk duyuyorum" demiş olmasıdır... ama işin daha da hoş yanı, giulietta besteciyi de sonatı da kabul etmemiş... kontes asil olduğu için daha sonra kendisi gibi asil bir kont ile evlenmiş...

ludwig

ay ışığı sonatı da bir çok sonat gibi 3 bölüm yada işin uzmanları ne diyorlarsa, muvman mıdır nedir... movement... en bilinen ve benim de bayıldığım bölümü ilk bölüm oluyor... o da aşağıda...



bu sonatın diğer bir hikayesi ise daha hoş...

bir gece beethoven arkadaşı ile dolaşıyormuş viyana sokaklarında (bu kadarı bile yeterli aslında beste için ama adam zaten orada yaşıyor)... bir sokaktan geçerken, harika bir piyano sesi duyulur... sesin geldiği yere doğru kaldırırlar başlarını ve sesin açık bir camdan geldiğini anlarlar... beethoven çok etkilenmiştir ve dayanamaz, çalar evin kapısını... bir kadın açar kapıyı ve beethoven i görünce şaşırır çok... beethoven, piyanoyu kimin çaldığını sorunca, kadın kızının çaldığını söyler ve kızının odasına davet eder beethoven ı... kız beethoven ın evlerine geldiğini duyunca çok heyecanlanır (e normal, ben de odama dede efendi girse pat diye, ben de heyecanlanırım)... kızın gözleri görmemektedir... beethoven hem piyanodaki ustalığından, hem de gözlerinin görmüyor olmasından çok etkilenir ve "benden bir şey isteyin lütfen" der... kızın cevabı kendisini daha da duygulandırır çünkü kız hiç ummadığı bir cevap vermiştir... kız; "ben ay ışığını hiç görmedim, bana anlatırmısınız lütfen" der... beethoven, o anda geçer hemen piyanonun başına ve doğaçlama olarak orada besteler ay ışığı sonatını...

sonatın 1. bölümünün klasik gitar versiyonu... eric henderson çalmış...



klasik tarzda bir çok farklı yorumu mevcut tabii bu sonatın... onları geçiyorum... benim asıl paylaşmak istediklerim suyu çıkarılmış olanları...

eser başlangıçta sonata quasi una fantasia olarak adlandırılmış... daha sonra moonlight adı verilmiş... sonata ay ışığı adını verenin aslında ilk yayınlayan kişi olduğu da belirtiliyor... buna katılmıyorum, bu eser gözleri görmeyen piyanist kız için yapıldı...

sonatın 3. bölümü ise apayrı bir güzellikte... zor bir eser gibi... rock ve metal e daha yatkın ve aşağıdaki bazı videolarda sadece bu son bölüm çalınmış... ilk bölüm ne kadar duygusal ve hüzünlü ise; 3. bölüm de tam tersi o derece sapıtık...

Moonlight Sonata on guitar for Halloween...



işin gerçeği, bu sonatın ay ışığı filan hiç alakası yok... sadece beethoven aşık olmuş... o kadar...

bu eseri ve güzel yorumlarını dinlediğimde bana hiç de ay ışığıymış şuymuş buymuş gibi şeyleri hatırlatmıyor... eserin birinci bölümünde sanki bir huzur var gibi ama hüzün daha çok... beethoven in blues hali gibi bu eser... büyük bir üzüntü var bu eserde...

Moonlight sonata - Beethoven - Bass Guitar



Beethoven's Moonlight Sonata, E.S. Posthumus Remix




Tiff Taylor - Moonlight Sonata 1st Movement Vocal Adaptation




Sydney Dale - Moonlight Sonata (Across the Hall soundtrack)




Moonlight Sonata Instrumental




MARIANNA CATALDI - MORIR D'AMOR




Moonlight Sonata Big Band




Emotional Guitar: Moonlight Sonata by Dave Munkhoff



az önce ben bu eserde huzur yerine büyük bir üzüntü olduğuna karar vermiştim... sanki kaybetmişlik üzüntüsü... yıkım gibi ağır bir üzüntü... parçanın 2. bölümünde sanki umut var...

en azından beethovenin burnunun direği iyi sızlamış... yani yeniden doğmuş olmasına rağmen burada resmen tekrar ölmüş beethoven...

sonatın 3. bölümünde ise; çok büyük bir kızgınlık söz konusu sanki ve neye kızdığını da bilmiyor... birinci bölümde de neye üzüldüğünü bilmiyor gibi... eserin bütünü; hayal kırıklığı, iç çatışmaları, gel gitler, umut ve tutku dolu...

Ludwig van Beethoven - Moonlight Sonata - 3rd Movement



ben anlamam pek ama sanki sonatın ilk bölümü çok kolay çalınabilir bir parça gibi... ancak galiba tuşelere ve ufak nüanslara biraz dikkat etmek gerekiyor gibi... yani kolay gözükmesine rağmen kolay değil... 3. kısım ise çok zor gibi görünüyor ve evet zor... yani bu sonat öyle al eline piyanoyu (nasıl oluyorsa o) çal gitsin gibi bir şey değil...

'Moonlight Sonata' 3rd Movement - Guitar - Dan Mumm



eserin çok ciddi kaynaklardan öğrenildiği belirtilen üçüncü bir hikayesi daha var... aslında dördüncü hikaye de var ama biraz uyduruk; önce dördüncüyü yazayım; beethoven sonat bitince gitmiş amcasına dinletmiş... amcası "sanki göl kenarında mehtaplı bir gecede yürür gibi hissettim kendimi" demiş... belki de bu doğrudur ama benim işime gelmiyor bu hikaye...

üçüncü hikayede; beethoven yine sokakta yürüyor! adamın işi gücü yürümekmiş... bir evin yanından geçerken, iki kardeşin eski bir piyanonun başında kavga ettiklerini görüyor... erkek "satmak zorundayız bu piyanoyu" derken, kız "çok değerli o piyano benim için, satamayız" diyor... erkek kardeş bunun üzerine "ne bekliyorsun ki bu eski, köhne piyanodan? sanki ünlü bir besteci mi gelip çalacak bunu!" deme gafletinde bulunuyor... ne bilsin herif sokaklarda durmadan bethoven in volta attığını sabaha kadar... beethoven bunu duyunca, dalıyor eve!... piyanonun üzerine vuran ay ışığına bakarak başlıyor çalmaya bu sonatı...

erkek kardeşin yüzündeki ifadeyi görmeyi çok isterdim:)...

bu sonat; klasik müziği bir türlü kavrayamayanlara dinletilebilir... belki severler o zaman... yada duygu yoksunlarına dinletilebilir...

ve nihayet benim nedense dinlemeden bir türlü uyuyamadığım ay ışığı sonatı

Marcus Miller - Live at Seoul 2004



aşağıdaki de dinledikten sonra bir türlü uyuyamadığım versiyonu... bu versiyonda stu hamm usta tarafından moonlight sonata nın resmen içine edilmiş, yetmemiş bir de üzerine tüy dikilmiş...:)... 

Yorumlar

  1. Hikayeleri ne olursa olsun,tek bir gerçek var ki o da ; SANAT ın İNSAN lığın oluşmasında tek faktör olduğudur...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim katkınız için... aynen katılıyorum... her halde bu sebeple olsa gerek; insanlığı bozmak için de sanatı yozlaştırdılar önce...

      Sil
  2. Konuyla ilgili soylediklerize bir katki amaciyla; bu unlu sonati Beethoven asik oldugu kardesinin karisi icin yazdigi rivayet olunur. Muzik imkansiz askin notalariyla isitilebilirse rivayetin gercek olabilecegi dusunulebilr.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler güzel katkınız için mehmet bey... bu rivayeti duymamıştım, gerçeklik payı olabilir:)...

      Sil
  3. Rivayetlere göre " Ayışığı Sonatının " yazılış öyküleri çeşitli çeşitli.
    Hep ya kör piyanist kızın " Ben ayışığını hiç görmedim; bana anlatırmısınız " gibi iç acıtıcı bir diyalog kullanılmış. Ya da piyanonun üzerine vuran ayışığından bahsediliyor. Konu duygusal temalara ve ayışığına bağlanıyor.
    Sizin de kısacık, bir an belirttiğiniz gibi Bethooven bu sonatına " Ayışığı " ismini vermiyor ki. Bethooven'e birisi " Ben hiç ayışığını görmedim. Bana anlatır mısınız? " dese ve o doğaçlama olarak o anda bu sonatı yazsa; ona " Ayışığı " demez miydi?
    Sonata bu ismi sonatın yazıldığı tarihten ve Bethooven'in ölümünden sonra Alman gazeteci, müzik eleştirmeni ve şair olan Heinrich Friedrich Ludwig Rellstab Beethoven'in, 14. do diyez minör, Op. 27 No. 2 sonatına 'Ayışığı' adını veren kişidir.
    Dolayısıyla " Ayışığı " konu edilerek anlatılan tüm rivayetler asılsızdır diyebiliriz.
    Ayışığı sonatı, yani esas ismiyle "Sonata Quasi una Fantasia" yı Bethooven'in aşık olduğu Kontes Giulietta Guicciardi için yazdığını bütün otoriteler doğrulamaktadır.
    Geri kalanlar toplumda duygu seli yaratmak için uydurulmuşlardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim güzel katkınız için:)... sayenizde yeniden okudum bu eski paylaşımı... yazarken şöyle gözleri sel gibi akıtacak bir hikaye de ben uydurmayı düşünmüştüm ama ayıp olur deyip, vazgeçmiştim :D

      Sil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…