Ana içeriğe atla

tanini trio

tanini trio - bilgin canaz, hakan ali toker ve tahir aydoğdu
daha önce piyanist hakan ali toker hakkında yazmıştım... hakan ali toker için sadece piyanist demek de ayıp kaçtı ve yetersiz kaldı aslında... en iyisi önce gidip o paylaşımı bi okuyun, sonra buraya dönmeyi unutmayın ama...

bazı sanatçıları detaylı inceleyip, derinlere indikçe, çok farklı şeylere tanık olup, çok farklı yeni şeyler keşfediyorsunuz... hakan ali toker de o sanatçılardan... ne zaman, nerede, ne şekilde ve kimlerle karşınıza çıkacakları hiç belli olmaz bu sanatçıların... mesela "hakan ali toker neler yapıyormuş ki!" derken keşfettiğim müthiş bir grup oluyor bu tanini trio...

ben lafa hakan ali toker üzerinden daldım ama tanini trio çok önemli ve ünlü iki diğer ismi de barındırıyor bünyesinde... tahir aydoğdu ve bilgin canaz... tahir aydoğdu ile tanışmam çok çok eskilere dayanır... hatta babasıyla çocukluğumda tanışmıştım:)... kanun ve özellikle koro şefi denince akla gelen isim, yaşı birazcık fazlaca olan herkes için gültekin aydoğdu olmuştur ve tahir aydoğdunun babasıdır kendisi... bilgin canaz da benim hayran kaldığım bir isimdir ve benim için yaptığı direk çağrışım, flamenkodur... neyse, daha sonra bahsederim bunlardan çünkü o kadar çok önemli çalışmaları var ki her üç ismin de! anlat anlat bitmez... hiç ummadığınız yerlerde karşımıza çıkmıştır her biri de...

işte ben bu bloğu yazmakla, aslında başıma hep yeni dertler açıyorum... tatlı dertler tabii ve çok da büyük keyif benim için ama mesleğim bu olsa hiç sorun değil... arada sırada karalayan biri olduğum için zorluyor beni... yukarıda daha yeni yazmışım, çıkıp okuyun; "bazı sanatçıların çalışmalarının derinlerine inmek adamın başına iş açıyor" demişim ya!... hakan ali tokere ek olarak; tahir aydoğdu ve bilgin canazı da işin içine katınca, bakalım daha neler çıkacak:)...

işte, bu üç çok önemli isim bir araya gelerek tanini trio olmuşlar, çok da iyi yapmışlar...

tanini trio sayfasını inceleyin hemen derim...

tabii akla ilk gelen hemen şu oluyor: tanini ne yahu?... ben bir çok havalı ve bilmiş blogger! gibi "zaten doğma büyüme tanini bilgisi taşıyormuşçasına" yazamıyorum öyle napalım... türk müziğinde, 9 komadan oluşan tam ses oluyor tanini... yani bizim müziğimizde 9 eşit parçaya bölünebiliyor bir tam ses... batı müziğinde benim bildiğim kadarıyla bemolü ve diyezi oluyor ve ikiye bölünüyor... tam sesi 9 parçaya ayırdığımızda, her bir parçasına koma deniyor... yahu ne kadar zor ve değişik bu türk musikisi... biraz musiki nazariyatı okudum bu paragrafı yazarken:)... anında musiki demeye başladım:)... hakikaten çok zor ve çok karışık... tanini tam olarak şuymuş: "bir küçük mücennep ve bir bakiye aralığının birleşmesinden doğan aralıktır. rast ile dügâh neva ile hüseynî arasındaki aralıklarda olduğu gibi."... umarım anlamışımdır ben...

neyse tanini trio paylaşayım hemen ben kafayı kırmadan... dinledikçe içine çeken, defalarca kendisini dinleten bir vücud ikliminin sultanısın sen paylaşayım... eminim, videodaki resimlere bayıldınız, gürcü ressam merab gagiladze eserleri...



bu üç isim bir araya gelince, yorum da bu derece başarılı oluyor işte... harika bir vücut ikliminin sultanı olmuş gerçekten...

doğudan ve batıdan alıp da, ortaya bu kadar güzel karışım sunabilen müzisyenlere resmen hayranım... öyle önüne gelen herkesin "yaptım oldu bak" diyebileceği iş değil bu müzik arasına musiki sıkıştırmak... yarım ekmek döner yapar gibi yapanlar var bu işi ama olmuyor... söyleyeyim yani olmuyor öyle "aaa bak darbuka var, klarinet de var, aha yanına gitar da kodum, oldu bak" diyen cazcılarımız filan var ya! olmuyor arkadaş olmuyor... etnik müzik oluyor o en fazla... valla yazdırtacaksınız adınızı filan şimdi bana, ayıp olacak çok... neyse...

tanini trio yani tahir aydoğdu, bilgin canaz ve hakan ali toker yapınca oluyor... telvin trio yada bilal karaman yapınca da oluyor ama öyle önüne gelen yapmaya kalkınca gerçekten olmuyor... yapmayın, vazgeçin... şu aşağıdaki bilgin canaz bestesi meleklerin hüznü mesela!... kendisini hüzünlü melekler olarak dinletiyor... doğu yada batı olarak değil... budur demek istediğim tam olarak...



her üç sanatçı da performans sanatçısı... yani çıkar sahneye, sabaha kadar uça uça çalsınlar... doğaçlama, yorum, ustalık, teori, nazariye, virtüözite, müzik, musiki, caz, flamenko vs vs vs ne ararsanız hepsi var... hepsi bir arada tanini trioda...

dokunuşlar ve dokunuşlar 2 olmak üzere iki de harika albümleri mevcut... mutlaka bulun, satın alın ve doya doya dinleyin derim... neler var neler bu iki albümde... saz semailerinden, nadirin aryasına, adagiodan obliviona, ave mariadan gymnopedieye kadar; aleko bacanosdan bacha, hüseyin sadettin arele ve erik satieye kadar ne arasanız var... piyano, kanun ve ney var... daha ne olsun...

benim hastası olduğum jelem jelem yani çingene ulusal marşı albümlerde yok ama onu bile buldum:)... tanini trio bu sefer yıldız ibrahinova ile birlikte... şu aşağıdaki jelem jelem var ya!... muhteşem bir performans... izleyin ve görün...



tıpkı telvin trio gibi, tanini trio da ustalar topluluğu olduğu için, aslında bu grupları oluşturan isimler kendi başlarına zaten birer deryalar... her üç usta da işin gerçeği tanini trionun üstünde isimler...ben bu isimlere "müzik adına her şeyin üstesinden gelebilen ustalar" diyorum... her biri ayrı ayrı upuzun paylaşımlar yapılabilecek ve yapılması da zorunlu olan ustalar ama ben amatör bir blogçu olarak artık ne zaman yaparım? bilemiyorum... şimdilik kısa kısa da olsa bahsedeyim...

ilk kanun derslerini doğal olarak babası gültekin aydoğdudan alan tahir aydoğdu, ankara radyosu süzgecinden geçmiş bir usta... odtü fizik bölümü mezunu... gazi eğitim fakültesi ve odtü müzik ve güzel sanatlar bölümlerinde hocalık yapmış bir isim... ben detaylara girmiyorum pek, odtü klasik türk müziği korosunu yönetmiş...

yukarıda bir yerlerde bahsetmiştim ya! bu sanatçılar hiç ummadığınız yerlerde çıkarlar karşınıza diye; tahir aydoğdu da benim yıllardır bir şekilde karşıma çıkan isimlerden oldu hep... hasan ferit alnarın kanun konçertosunu çalan isimdir... çiftetellisini de... çinuçen tanrıkorur ile de çalıştı, modern folk üçlüsüyle de... asia minor ile de çalıştı... tabii o eski prog rock grubu olan ile değil, diğeri ile... mesela balkan reggae muhteşemdir... bir çok yabancı sanatçı ve grup ile birlikte çalıştı... kanunu dünyaya tanıtan en önemli isimlerden biri oldu hatta festivalini düzenledi... bir çok ödülü de var... hasret, ilk albümü idi, hasret parçası tanini trio albümünde de var... yurt içinde ve dünyada satışa sunulan, kendine ait ve katıldığı 20 den fazla albüme de sahip...

neyzen bilgin canaz ise ege üniversitesi türk musikisi konservatuvarı mezunu... izmir ve ankara radyolarında çalıştı... bir çok sanatçının albümünde yer aldı... jenerik müzikleri yaptı... cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası gibi bir çok orkestra ile çalıştı... from sufi to flamenco projesiyle dünyanın bir çok yerinde festivallere katıldı, konserler verdi... doğan canku, yıldız ibrahinova, okay temiz, bobby mcferrin, zülfü livaneli, maria farantouri ile birlikte çalıştı... daha doğrusu ney üfledi... neyzenler bozuluyorlar üfledi yada ney icra etti demeyince:)... bilgin canaz da neyi dünyaya tanıtan en önemli isimlerden...

türk makamlarına göre akortlanmış piyanoyla (benim bildiğim kadarıyla; mikrotonal yada fluid denebilir ama şimdilik emin değilim) konserler veren, klasik, caz ve türk musikisi formlarında bol miktarda çalışmaları bulunan hakan ali toker hakkında daha önce yazmıştım zaten, o yazıyı okuyabilirsiniz... bloglarda "okuyabilirsiniz" dendiğinde, "gidin okuyun, adamın tepesini attırmayın" denmek istediğini zaten biliyorsunuz...

ben de bir çok kişi gibi nadirin aryasına resmen hasta olduğum için onu paylaşayım dedim aşağıda ama göreceğiniz üzere, dokunuşlar 2 albümünün tamamına ulaşmanız mümkün... bayılıyorum böyle bütün albüm paylaşılınca eser sahipleri yada firma tarafından:)...



bulduğum harika bir konseri de paylaşayım son olarak... turing kültür sanat, 7 mart 2015 tarihinde konuk etmiş tanini trioyu... ebru bilgin tığlı da katılmış kendilerine... keyifle izleyin...



ekleme/ 2 kasım 2017

öncelikle şunu yazayım, bir süre önce tanini trio da önemli bir değişiklik oldu... piyanist hakan ali toker gruptan ayrıldı ve piyanonun başına burçin büke oturdu... benim açımdan bakınca, bir usta yerini bir diğer ustaya bıraktı...

tanini trio, türk-asya stratejik araştırma merkezi tasam tarafından verilen stratejik vizyon sahibi sanatçı ödülüne de layık görüldü ve ödüllerini bir kaç saat önce aldılar...

Yorumlar

  1. Çok beğendim yorumunuzu...
    Bu Blogu bulduğum için de çok mutlu oldum.
    Bu üç müzisyeni yıllardır beraber ve ayrı ayrı çok beğendiğimi belirtmek isterm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler güzel katkınız için... her biri ayrı ayrı zaten çok önemli müzisyenler, birlikte de çok iyiler...

      Sil
  2. Sayın Zafer Bey,Güzel yazınız için teşekkür ediyorum,kusura bakmayın yeni gördüm ,görüşmek dileğiyle,selam ve sevgiler....
    Tahir Aydoğdu
    www.tahiraydogdu.com

    YanıtlaSil
  3. asıl ben teşekkür ederim tahir bey, bizleri mutlu ettiğiniz ve gururlandırdığınız için... saygılar...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

tarık kaan, ilyun ve mina'dan başarı haberi

şu yukarıda gördüğünüz üç genç piyanistimiz; tarık kaan alkan, mina urgun ve ilyun bürkev, ispanya al hambra'da düzenlenen 9. uluslararası maria herrero piyano yarışmasına gittiler ve güzel derecelerle döndüler...

ilyun bürkev ve tarık kaan alkan, kendi kategorilerinde birinci olurlarken, mina urgun da kategorisinde üçüncü olmayı başardı... her üç genç yeteneğimiz de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde öğrenimlerine devam ediyorlar... mina urgun ise henüz yarı zamanlı olarak piyano eğitimi alıyor olmasına rağmen bu büyük başarıyı elde etti... her üç genç piyanistimizi, öğrenim gördükleri yüz aklarımızdan biri olan okullarını, öğretmenlerini ve ailelerini ayrı ayrı kutluyorum... mina'yı ise apayrı ve özel olarak kutluyorum...

üç gencimizi de maalesef daha önce paylaşma fırsatı bulamamıştım... tarık kaan alkan'ı önceki başarılarından dolayı tanıyorum ve bu sayfada defalarca hakkında güzel haberler verdim... bir paylaşımı buradan okuyabilirsiniz... kısaca da olsa…

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

light in babylon

dinlediğimde hayran kaldığım, uzun süredir paylaşmak istediğim ancak bir türlü beceremediğim bir grup light in babylon... itiraf edeyim, ön plana çıkan 2 konu var light in babylonda, şarkı söyleyen kız ve müziğin rengi... düşündüm bir an "nedir müziğin rengi" diye! tabii yok öyle bir şey ama hadi tarzı diyelim; özetle yaptıkları müzik... kişi olarak ön plana çıkan ise bence vokalist kız, yani adını bin bir zahmetle öğrendiğim michal elia kamal... israilli oluyor kendisi ama iran orijinliymiş... hemen belirteyim, vokal ön plana çıkıyor derken kesinlikle gruptaki diğer müzisyenleri bir kenara atıyor değilim!... çok başarılılar ancak michal elia kamal şarkı söylerken apayrı bir dünyaya gidiyor sanki... sesi çok iyi ve çok severek şarkı söylediği apaçık belli... izlerken kendisinin söylediği parçayı resmen yaşadığını görüyorsunuz...

santur çalan ise türk... metehan çiftçi... michal elia kamal ve julian demarque (fransız, gitarist) gezgin müzisyenler olarak 2009 yılında istanbul…