Ana içeriğe atla

başak merev ode to bach

başak merev

başarılı çalışmalarını takip etmeye çalıştığım genç piyanistimiz başak merev, yarının kadın yıldızlarından biri aynı zamanda... bir kaç yıldır sosyal medya üzerinden de takip ediyorum, çektiği fotoğraflarla olduğu kadar, farklı çalışmaların ve projelerin içinde yer alıyor olması da dikkatimi çekiyor... bu çalışmalarından birini gözden kaçırmışım, hakkında paylaşım yapmayı istediğim bir isimdi, ode to bach çalışmasını görünce, başladım hemen yazmaya...

her açıdan çok iyi bir proje olmuş ode to bach... detaylı ve her bir detayı üzerinde düşünülmüş, ince ve titizlikle çalışılmış... ben de özellikle genç sanatçılarımızın bu tip farklı çalışmalarına çok önem veriyorum... gençlerden de beklediğim bu tip çalışmalar...

tabii ki önce başak merev'i tanımakta yarar var... sanatçıyı en iyi tanıtan da sanatı olduğu için, önce şöyle harika bir konser performansı gelsin kendisinden... literaturhaus herne ruhr konserinden... ode to bach çalışması ise; tabii ki en sonda...

felix mendelssohn-bartholdy - variations sérieuses op. 54....


müzikle ilk tanışması 3 yaşında olmuş... 2004 - 2009 yılları arasında istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı’ndaki yarı zamanlı piyano eğitiminin ardından, baykuş olmaya karar verip, mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet Konservatuvarı’nda, metin ülkü ile tam zamanlı piyano eğitimine başlamış... lise öğrenimini üstün başarıyla tamamlayan başak merev; uluslararası gümüşlük müzik akademisi, ayvalık müzik akademisi, warsaw chopin university of music / 13th “from chopin to gorecki” ıntensive course and festival, salzburg mozarteum university summer academy, cervo music academy, brescia talent music master courses gibi birçok uluslararası festival ve ustalık sınıfına katılma ve konser verme şansı yakaladı...

başak merev

başak merev'in piyanodaki başarısı yanında; özellikle estetik açıdan gösterdiği titizlik ve en ince ayrıntısına kadar her konunun üzerinde duruyor olması, kendisini tanıdığım ilk günden beri çok dikkatimi çekiyor... muhtemelen öylesine çektiği fotoğraflar bile çok ince bir zevkin ürünü... başak merev gibi sanatçılarımız hakkında paylaşım yaparken, bu konuları da mutlaka belirtiyorum çünkü çok önemli... kesinlikle kıyaslama yapmıyorum, sadece iyi örnekler olarak altını çiziyorum bu konunun... genç sanatçıların tamamının estetik yönlerinin son derece gelişmiş olmaması mümkün değil ama bunun gösterilmesi de çok önemli bence... genç sanatçılarımız olarak tanımladığım müzisyenlerimiz, doğal olarak öğrenci ve onlarla ilgili bir çok işi okulları, aileleri yada çevrelerinden birileri yapıyor... konser afişleri, sosyal medya paylaşımları, fotoğraflar, kayıtlar vs vs... tamamı en ince ayrıntısına kadar titizlikle yapılmalı... daha fazla yazarsam, başak merev'e saygısızlık olacak araya sıkıştırdığım bu konu... ayrıca anlatayım derdimi...

gülsin onay, idil biret, dimitri bashkirov, nikolai demidenko, jean-bernard pommier, jerzy sterczynski, andreas weber, arnulf von arnim, peter katin, ilya itin, misha dacic, julian gorus ve ibrahim yazıcı gibi ülkemiz ve dünya çapında piyanistler ile çalışmalar yapan başak merev; uluslararası 9. pera piyano festivali yarışması’nda üçüncülük ödülü, ulusal 1. vedat kosal piyano yarışması’nda verda erman özel ödülü’ne değer görüldü... salzburg grosse saal, salzburg wiener saal, fulya gösteri merkezi, caddebostan kültür merkezi, antalya kültür merkezi aspendos salonu, izmir ahmet adnan saygun sanat merkezi, türkan saylan kültür merkezi, milli reasürans konser salonu, bilkent üniversitesi konser salonu, essen katakomben theatre, literaturhaus herne ruhr, folkwang neue aula, schloss wissen gibi birçok salon ve sahnede solo resital ve oda müziği konserleri verme fırsatı buldu... 2016 yılında almanya’da üç müzik üniversitesinin sınavlarını kazanmasının ardından, essen folkwang sanat üniversitesi’nde hisako kawamura’nın sınıfına girerek lisans eğitimine başladı ve temmuz 2021’de en yüksek not olan 1.0 alarak mezun oldu. bu süre boyunca ikili, üçlü, piyanolu dörtlü gibi oda müziği grupları kurmuş ve dünyanın farklı yerlerinden müzisyenlerle aynı sahneyi paylaşmıştır... lisans eğitimi süresince yan dal olarak klavseni seçip, sonrasında okulun bölüm başkanı christian rieger ile sürdürme fırsatı bulduğu alanda büyük başarılar elde etti... klavsen bölüm başkanının davetiyle 2019 yılında wolfram-maria märtig yönetimindeki folkwang opera projesi benjamin britten’ın bir yaz gecesi rüyası’nda klavsen ve celesta çalarak yer aldı. 2019 ve 2020 yıllarında “duisburger akzente festival”da hem piyano hem de klavsen ile konser vermesi için davet edildi... şubat 2022’de yehudi menuhin vakfı’nın projesi olan live music now’a seçildi. folkwang sanat üniversitesi’ndeki lisans mezuniyetini takiben aynı okulda yüksek lisans eğitimini sürdürmeye hak kazandı. eğitimine halen folkwang sanat üniversitesi’nde hisako kawamura’nın öğrencisi olarak devam ediyor...

iş sanat’ın parlayan yıldızlar projesinde yer almaya hak kazandı başak merev ve 2015-2016 sezon finalisti olarak meriç soylu parlayan yıldızlar mansiyon ödülü’ne layık görüldü... geçtiğimiz yıl, yani 2021 yılında nrw sanatçı destek fonu’na layık görülerek çevrimiçi bir konser projesi olan “ode to bach”i yayınladı...

milli reasürans'ta parlayan yıldızlar konserinin bis eserlerinden birini paylaşayım, arada nefes alalım... göreceli olarak eski konserlerden paylaşımlar yapmamaya çalışıyorum çünkü sanatçılarımız doğal olarak daha yeni performansları tercih ediyorlar ama hem olağanüstü bir yorum olmuş hem de ahmet adnan saygun gördüm mü mutlaka paylaşırım... saygun'dan aksak tartılar üzerine etüd op. 38 no.1... ustalık gerektiren ve bislere yakışan harika bir eser... bravo, yorulmak yok, maaşallah:)...


piyano, program notları, edit ve altyazıların hazırlanması yanında, kamera kayıtlarında da görev alan başak merev'in harika projesi ode to bach çalışmasında, çekimlerde görev alan diğer kişiler ise; anthony de battista, cansu sert, clara nithack, ghislain portier ve marius bajog...

cafe seizoen, baldeneysee, folkwang udk (essen werden), strahl çiftine ait eski bir ev, werdener markt, düsseldorf kunstakademie, museum k20, düsseldorf, düsseldorf-altstadt ve tonhalle düsseldorf gibi harika mekanlarda yapılan çekimler de harika... başta başak merev olmak üzere, emek harcayarak, kendisine destek olan tüm arkadaşlarını kutluyorum... 

ode to bach projesi için özellikle belirtmem gereken en önemli konu, bilgilendirici olması... keyifle izlerken, bach'ı gerçekten oldukça iyi tanıyorsunuz... eserlerini ve özellikle eserlerindeki matematiği kavrıyorsunuz... bu konuda da daha önce bach zekası paylaşımı yapmıştım, aklıma geldikçe gider bakarım... zaten sürekli söylüyorum, kimse inanmıyor; ben bu bloğu kendim okumak için açtım:)... çok şey öğrendim ben bu blogta yazarken... başkalarının okumasında sakınca görmediğim için, paylaşıyorum...

iyi bir bach dinleyicisi değilim ama bach'a hayran kalmamak da mümkün değil... koskoca bir müzik tarihini şekillendirmiş, neredeyse her müzisyene esin kaynağı olmuştur... pop ve rock müzisyeninden, cazcısına kadar... belgesel tadında bilgilendirici bu çalışmada bach'tan ilham alan bestecilere de değinilmiş ve eserlerinden örnekler verilmiş... başak merev'in online konser projesi ode to bach bana çok fazla şey öğretti kesinlikle... vaktim olsa, alt yazıları da tek tek yazıp, buraya ilave edecektim ama benim için gerçekten çok zor şu anda... buyrun, keyifle izleyin ve anlatılanları da dikkatlice dinleyip, unutmayın derim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada