Ana içeriğe atla

gamze erengönül

keman
gamze erengönül

genç keman sanatçımız gamze erengönül bir videosunu paylaştı, ben dahil herkesi kendine hayran bıraktı... videosu aşağıda... 10 günde 72 bin kere görüntülendi, bin küsur kişi tarafından paylaşıldı -ki bu rakama benim gibi farklı ortamlarda yapılan paylaşımlar dahil değil... kişisel bir facebook sayfasında yapılan bir paganini paylaşımı için çok yüksek bir ilgi...

italikler ekleme:)

görülebileceği gibi eski bir paylaşım ama ben şimdi (2020'nin en sonları) bu paylaşıma bakınca, revize etmem gerektiğini anladım çünkü kendisinin ustalığına ve başarılarına yakışır bir paylaşım olmamış ilk hali... olmaması da normal çünkü üç sene önce bile bir çok bilgiye ulaşabilmem kolay olmuyordu ve yeterince videoya da ulaşamamışım demek ki... mesela yukarıda bahsettiğim instagram videosunu birazdan sileceğim çünkü başarılarının yanında o videonun anlamı kalmadı, üstelik kısacık bir instagram  videosunu paylaşmak zorunda kalmışım demek ki...

videoyu sildim gitti... içim cız etti silince çünkü gerçekten harika bir paganini idi ama aşağıdaki yazıyı silmedim:)... dünyadan haberim yokmuş üç sene önce:)))... şimdi alıştık ama 59 saniye süren videolar beni çıldırtıyordu o zamanlar:)))... bir sanatçı neden kalkar da 35, 43 yada 57 saniyelik video paylaşır aklım almıyordu ve çok da gıcık oluyordum:)... videoların dik çıkması da sinirimi bozmuş iyice:)... beni delirtmek için yaptıklarını düşünüyordum o zamanlar:)... neyse...

feys videoları da bi alem, neden böyle dik çıkıyor anlamış değilim... çok beğenilen video bu...

kendimi tanıyorum sonuçta, kesinlikle o kadar çok sinirlenmişim ki... ama yazamamışım ayıp olmasın diye:)... aşağıda resmen reklam demişim... devamını isteyen konsere gelsin demişim yahu:))... instagram filan bilmezdim 2017 yılında, anlam verememişim... zaten çok iyi hatırlıyorum, bu videolar sebebiyle instagramı keşfetmiştim, bu ne zırvalıktır diye:)...hala daha zırvalık olarak düşünüyorum çünkü 59 saniye video mu olur arkadaş... sonra onlar da anladılar ve igtv çıkardılar...

bu videonun bu kadar beğenilmiş olması ve çok fazla kişi tarafından paylaşılmış olması sebebiyle, zagreb de düzenlenecek olan international conference on research in music (uluslararası müzik araştırmaları konferansı) etkinliğinde 1 saatlik resital vermesi için davet almış... asıl haber de bu:)... bu gelişmeyi unutmuşum... yine bir ekleme yapayım, işte sosyal medyanın doğru kullanılmasının sonucu... sürekli bu konularda yazmamın sebebi de bu...

bu video bir yandan da çok sinir bozucu çünkü olmayacak anda bitiyor... sanki reklam gibi resmen... çok kızmışım çoook:))... devamını isteyen konsere gelsin:)... 2 gün önce bir sinir bozucu paylaşım daha yaptı gamze erengönül, o da zamansız bitiyor:)... bu sefer de kemanın kralından yani eugene ysaye'den çalmış...

şimdi okuyunca çok güldüm halime:)... bir şey tam olmayınca uyuyamayan biriyim, videolar kısa kısa diye küplere binmişim:)... sinir bozucu paylaşım demişim:)))... hayatında ilk defa instagram videosu gören saf anadolu çocuğuymuşum tam:)... onu da sildim, ne o öyle arkadaş kısa kısa... oh be kurtuldum:)...

tabii ki bu kadar çok kızmamın sebebi; böylesine iyi, genç bir keman sanatçısının videolarını tam izleyememiş olmam idi... düşünsenize, muhteşem bir sanatçı tanımışsınız ama videoları 41 saniye:)...

neyse ki benim kafadan biri bir çok instgram videosunu birleştirmiş ve 5 dakikaya yakın bir video yapmış... ben de paylaşmadan geçemedim... izleyin bakalım, anlayın kzıgınlığımın sebebini... hepsi de tam keyifle dinlerken kesiliyor:))...

 

benim hayatımda gördüğüm en rahat keman ustalarından birisi kendisi... en zor parçaların kemancısıdır gamze erengönül ama o en zor anlarda bile yüzündeki gülümseme eksik olmaz... eksik de olmasın zaten... ama bendeki keman virtüözü algısı "asık surat" üzerine kurulu nedense... keman çalarken yayı tellerin üzerinde değil de yüreğinin üzerinde çektiği her halinden belli... kendisinin öyle bir sözünü hatırlıyorum, galiba andantede okumuştum ama şimdi aradım bulamadım... çok güzel ifadeler vardı röportajında... bulursam eklerim...

sanki çaldığı çok basit bir şey gamze erengönül'ün... tv de dizi izlerken örgü ören kadınların rahatlığı var:)... onlara da hayret etmişimdir hep... neyse, ben harika bir performans sıkıştırayım araya...

wieniavsky variations on an original theme



yukarıdaki performans idea müzik ev konserlerinden...

2007 yılında, şu anda araştırma görevlisi olarak çalışmakta olduğu mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarına girmiş... 2009 da mersin üniversitesi devlet konservatuvarına sınıf atlayarak geçmiş... üç sınıf birden atlayıp, 2012 yılında okul birincisi olarak lisans bölümünden, 2013 yılında da yüksek lisanstan mezun olmuş!!... bir hata mı var diye iyice kontrol ettim:)...

keman eğitimine veniamin warshavsky ile başlayan gamze erengönül, sonrasında babası zeynur erengönül ile sürdürmüş çalışmalarını... zeynur erengönül de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinde keman öğretmenliği yapmış olan bir keman sanatçımızdır... şimdi de kızı aynı bölümde keman öğretmenliğini devralmış durumda ve kendisi gibi yetenekler yetiştiriyor...

eğitiminin tamamı türkiyede! ve çok başarılı, oldukça da usta!... demek ki ille de yurt dışı eğitim gerekmiyormuş!... neyse ben anlar anlamaz fazla kurcalamayayım bu işleri... birilerini kırmayayım durup dururken... eğitimli, eğitimsiz, yurt içi yada dışı eğitimli vs vs vs beni ilgilendirmiyor sonuçta... ben duyduğuma ve dinlediğime bakarım...

ilk solistliği 2011 yılında, istanbul devlet senfoni orkestrasıyla... bir çok konser ve etkinliği atlıyorum ben... süreyya operası ulusal keman yarışmasında birinci olmuş... jüri özel ödülünü de almış...

44. uluslararası istanbul müzik festivalinde çalmış... geçtiğimiz yıl ulusal genç yetenekler yarışmasına katılıp, istanbul devlet senfoni orkestrasında solist olarak çalma hakkını da elde etti...

bu sene yani 2017 şubat ayında, iş sanatın parlayan yıldızlar etkinliğinde çaldı milli reasüransta... 15 mayıs 2017 tarihinde de süreyya operasında çaldı...

yukarıda da belirttiğim gibi, çok önemli şeflerle, bir çok senfoni orkestramızın eşliğinde unutulmaz konserlere imza attı gamze erengönül, tek tek yazmayacağım... oda müziği konserlerinde çaldı... kendisini canlı izleme fırsatım da oldu izmirde... gerçekten olağanüstü bir keman virtüözü...

piyanist beril eren ile seslendirdikleri massenet'in ünlü meditation de thais'ini de denk geliş bulunca youtube'da paylaşmadan geçemedim... harika...

 

2018 yılında da piyanist beril eren ile mozarthaus'ta çok ses getiren bir konsere imza attılar... mozarthaus konserinden bir ay önce de şef natalie murray beale yönetimindeki cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası eşliğinde iş sanat'ın sezon açılış konserinde solist olarak sahne aldı...

2019 yılı aralık ayında da nuri iyicil tarafından 2005 yılında kurulan ve mimar sinan üniversitesinde öğretmenlik de yapan yıldız solistlerden oluşan camerata saygun oda orkestrası olarak süreyya operasında çok güzel bir konsere imza attılar...

olağanüstü bir keman virtüözü gamze erengönül ve eminim yazmadığım çok fazla konser ve başarı var hakkında ama şimdilik aşağıdaki videoyla bitireyim, yeni çalışmalarını paylaşmaya devam ederim mutlaka... süreyya operası konserinden sarasate'nin carmen fantezisi... harika bir yorum gerçekten... genelde eski videoları tercih etmiyorum yenileri varken ama 2015 yılı konserine ait bu yoruma bayıldım... dilek yonat batıbay eşlik etmiş kendisine...

pablo de sarasate - carmen fantasy

Yorumlar

  1. Kardeş tamam videolar süper, kemancı kardeş dağıtıyor ortalığı ama o ilk video çalışmıyor arkadaş. Konser daveti aldırtan Paganiniyi merak ettik şimdi. Değiştir kardeş, çalışanı koy. Kaçtım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. videoda bir sorun yok... belki bir ara olmuştur...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada