Ana içeriğe atla

güneş hızlılardan yeni haberler

güneş hızlılar
benim biraz geç haberim oldu ama güneş hızlılar ile ilgili çok güzel bir haber aldım... biraz geç dediğim de tam dört ay!... güneş hızlılar, 11-14 kasım 2016 tarihinde pariste üç yılda bir düzenlenen martine geliot uluslararası arp yarışmasına katıldı ve üçüncülük derecesini ülkemize kazandırdı... oldukça önemli bir yarışma martine geliot ve özellikle modern arpın anavatanı olan pariste düzenleniyor olması çok önemli... çok daha önemlisi ise; öğrendim ki, güneş hızlılar bu derece önemli bir yarışmada büyük bir riske girerek kazanmış üçüncülüğü!... bence çok da iyi yapmış... belki ikinciliği ve hatta birinciliği kaçırdı bu sebeple ama zorunlu repertuvara ek olarak yarışmacılarca seçilen serbest parça hakkını pariste eğitim görmüş olan ulvi cemal erkinin piyano için 1937 yılında yazmış olduğu 11 solo piyano eserinden oluşan duyuşlardan küçük çoban ve zeybek havası eserlerini arpa uyarlayıp finalde çalmış ve jüriyede hem besteci hem de eserle ilgili bilgi sunmuş...

gerçekten böylesine bir yarışma için ciddi bir riski üstlenerek katılmış finale ama bence çok iyi bir yol izlemiş... diğer yarışmacılar gibi virtüözitesini sergileyebileceği tanınan bir eser seçmek yerine, piyano için yazılmış olan küçük çoban ve zeybek havası adlı eserleri arpa uyarlayıp yarışmanın serbest bölümünde çalmış...

başarı rakamlarla ifade edilemeyecek kadar farklı ve önemli bir şey... finale kalan 9 yarışmacıdan biri olması da büyük başarı, aldığı üçüncülük de büyük başarı ama kendisi hakkında fransız basınında "üçüncülük ödülünün sahibi genç türk kadını güneş hızlılar, performansıyla olağanüstü karizmasını ve güçlü karakterini ortaya koydu" dedirtmek bence gerçek bir başarı... üçüncü olmaktan yada birinci olmaktan daha önemli... ben hem aldığı bu önemli derece için hem de seçtiği yol için kendisini kutluyorum... tabii ulvi cemal erkin gibi bir değerimizi orada tanıttığı için de teşekkür ediyorum...

bu güzel haberle ilgili videoya yada ek bilgiye ulaştığımda mutlaka paylaşırım ama bir şey paylaşmadan da olmaz... çok alakasız olacak ama, "acaba bu yarışmayla ilgili bir video var mı ki?" diye sağı solu kurcalarken, daha önce gözümden kaçmış bir videosuna ulaştım güneşin... gözümden kaçmamış olsa önceki paylaşımda mutlaka bu videoyu paylaşırdım... bayılırım çünkü bu performanslara... bende nedense klasikçileri ille de cazcı vs yapma hastalığı vardır:)... güneş hızlılardan da ben gelecekte böyle bir şeyi bekliyorum... caz olmamakla birlikte, bis olduğunu düşündüğüm hit the road jack belki de atılan ilk adımlardan biridir:)...harika olmuş...



yakın geçmişte katıldığı masterclasslar var... debussy masterclass sonrasında bir konseri var... tabii aslında ben bu bahsettiğim her haber hakkında video ve detaylı bilgi paylaşmayı çok isterim ancak bu sayfada paylaştığım bütün genç sanatçılar bir yandan da öğrenim sürecindeler... yani çok yoğunlar ve doğal olarak her aktivitelerini duyurup paylaşmaları oldukça güç oluyor... ileride zaten çok bahsedeceğiz kendilerinden...

deniz & güneş...

güneş hızlılar (arp) ve deniz ünel (flüt)
deniz ve güneş diye başlık atınca turizm haberi zannedilecek ama ne yapayım, iki genç klasik müzik sanatçımızın isimleri bu şekilde cuk oturdu... güneş hızlılar, ecole normale de musique de paris alfred cortot'da eğitimine devam eden genç flüt sanatçımız deniz ünel ile birlikte eskişehirde bir resital verdi... 20 şubat 2017 tarihinde ergin orbey sahnesinde gerçekleşen konserde donizetti, bach, ravel, debussy, faure, ibert, doppler ve zamara eserlerini seslendiren arp-flüt ikilisinin konser sonunda satie ve piazzola çalmış olduklarını görünce resmen içim gitti... arp, flüt ve gymnopedie... valla bir yanda bach, debussy vs dururken benim satie ve piazzola için heyecan sergilememi normal karşılasın klasikçiler...

deniz ünel, benim yeni tanıdığım ama aslında çok eskilerden tanımakta olduğumu az önce farkettiğim bir flüt sanatçısı...nereden mi tanıyorum? yada tanıyoruz?... yıllar önce zülfü livanelinin özgürlük şarkısını italyada bir yarışmada italyanca olarak seslendiren minicik bir kız çocuğu vardı ya!? sonrasından türkiyede de zülfü ile seslendirmişti televizyonda, işte deniz ünel o herkesi kendine hayran bırakan güzel sesli kızımız oluyor... italyadaki yarışmada iyi bir derece alıp bizleri sevindirmişti...

ben tek paylaşımda iki ayrı sanatçı hakkında bilgi vermeyi sevmeyen, yakışıksız bulan biriyim, deniz ünel hakkında en kısa sürede ayrı bir paylaşım yapma sözü verip, konserin kendisinden olmasa da provalarından minik bir kısım paylaşıp, bitireyim... çok minik tabii ama şimdilik bu kadar olsun...



ekleme/25 şubat 2018

önce son heberi yazayım; güneş hızlılar, reinl-stiftung uluslararası arp yarışmasında 3. oldu... franz josef reinl foundation tarafından düzenlenen ve sadece öğrenciliği devam eden genç arp sanatçılarına açık yarışmada 3. olan güneş hızlılar, 18 haziranda ödül törenine katılacak...

güneş hızlılar ve keman sanatçısı muhammedjan sharipov ikilisi duo leo, önce 12 şubat tarihinde eskişehirde büyükşehir belediyesi sanat merkezi ergin orbey sahnesinde, 28 şubat 2018 tarihinde de 3. bilkent müzik günleri kapsamında bilkent konser salonunda cem babacan ve başar can kıvrak'dan oluşan babacan-kıvrak piano duo ile birlikte virtüöz duo'lar etkinliğinde sahne aldılar... konserlerde saint-saens, bach, tchaikovsky, debussy, piazzola ve rachmaninov eserleri seslendirildi...

normalde eskiden yeniye gidilir ama ben ters adamım, tüm bu etkinliklerin öncesinde de 29 ocak 2018 tarihinde, güneş hızlılar ve naz irem türkmen, milli reasüransta parlayan yıldızlar konserinde sahne aldılar...

bu arada, aklıma gelmişken; 2018 mart ayında cosmopolitan dergisi almayı unutmayın... güneş hızlılar röportajı okuyacaksınız... röportajı okuyunca ilginç ve önemli noktaları eklerim...


güneş hızlıların tüm etkinliklerini buradan takip edebilirsiniz... baktım şimdi, hareketli günler hız kesmeden devam ediyor...

türkiyede ardı ardına konserler verdiği bu süreçte, anadolu üniversitesinde ve mimar sinan üniversitesinde genç arpçılarla da bir araya geldi... tahminimce konu arp idi:)...

ada canata
güneş hızlılar - anadolu üniversitesi

Yorumlar

  1. Şimdiki çocuklara hayranım. Bakarım hep yazılarına acaba yeni kuzucuklar sahnelere çıkmışmı diye merak ederim. Güzel başarılar alıyorlar mutlu oluyorum çok. Yetmişbeşe gelmiş bir eski sanatçı nineleri olarak tavsiyem, asla ben oldum demesinler. Bu mesajı torunuma yazdırttım zorla.

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkür ederim katkınız için... eski sanatçı mı olur!... arkeologlar en eski sanatçıların peşindeler valla:)... "ben oldum" demezler zaten herhalde... pop star değiller ki:)...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

gelem gelem (djelem djelem)...

"öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti"

"gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum...

çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz

çingeneler

çingene müziği

tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği için marş olarak kabul edilmiş 197…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …