Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

caruso

blog yazma sevdasına kapıldığım 2005 yılından beri! yazmayı çok istediğim ama her nedense bir türlü yazamadığım caruso... gelmiş geçmiş en iyi melodilerden biri olarak haklı bir üne sahip olan caruso mu? yoksa bu esere adını ve konusunu veren yine gelmiş geçmiş en büyük tenor kabul edilen enrico caruso mu? diye çok düşündüm... yazarken de karışacak hangisini kastettiğim ama "sonuçta bu iki caruso zaten birbirini tamamlayan bir bütün değil mi!" fikrinde birleştim bizzat kendimle... artık ben caruso dediğimde cümlenin gelişinden anlayacaksınız... mesela caruso çok güzel dersem, şarkı; çok yakışıklı dersem, enrico caruso anlayacaksınız... şarkılar güzeldir zaten... hele italyanca olanlar daha bi güzeldirler...

paylaşımlarım içinde en karizmatik sanatçı olduğu konusunda da kendimle hemfikirim... şimdiye kadar diğerleri darılmasınlar ama erkan oğur idi... erkan oğur da darılmasın, yaşamın geçtiği yıllar çok önemli bu konuda... o yıllarda herkes karizmatik idi... herkes daha fark…

renaud garcia-fons

kolay yenilir yutulur cinsten bir enstrüman olmamasına rağmen, kontrbası yemiş, yutmuş bir usta renaud garcia-fons... adam ben ezra ile haşır neşir olduğum sıralarda tanımıştım renaud garcia-fons u da... yazmayı anca akıl edebildim... ben anlamam kontrbastan filan ama dinlerim... blog yazıp da "ben anlamam" diyen de az bulunur... her zaman dediğim gibi, ben öğrenmek ve keşfetmek için uğraşıyorum, öğrendiklerim boşa gitmesin diye de burada paylaşıyorum...

kontrbastan anlamam ama dinlerim demiştim, eskiden zerre kadar ilgimi çekmeyen bazı konular son 3-4 yıldır resmen vazgeçemediklerim oldular... bas gitar, kontrbas ve anadolu müziği gibi... bu arada hemen belirteyim, kontrbas gibi bazı enstrümanları solo olarak yada müziğin merkezi olarak dinleyebilmek ve sevebilmek kolay değil ama daha da önemlisi ve zoru, bu enstrümanlar üzerine kurulu müzik yapıp, beğendirebilmek... bunu büyük bir ustalıkla başarabilen bildiğim iki virtüözden biri oluyor renaud garcia-fons... diğeri de ad…

ay ışığı...

ara ara dinlemeden uyumadıklarımı yazıyorum... kime neyse benim dinlediklerimden... üstelik dünyanın 3 de 2 si de dinliyordur bu moonlight sanatını... yani kalkıp da bunu dinliyorum denecek bir şey de değil... ama sorun şu, bu eseri dinlemeden gerçekten uyuyamaz oldum... üstelik belki de hiç dinlemediğim versiyonu, beethoven a ait olanı!... tamam, hepsi sonuçta ona ait ama benim kurcalanmış olan tipleri hoşuma gidiyor nedense...

"bana göre" bestelenmiş ve bestelenebilecek en iyi şeylerden biri bu sonat...

çok da hoş hikayeleri var bu sonatın...

daha çok kabul gören bir rivayete göre; beethoven öğrencisi ve ölümsüz sevgilisi olan 16 yaşındaki kontes giulietta giucciardi için bestelenmiş ve ona atfedilmiştir... bu görüşün daha ağır basmasının sebebi ise; bestecinin arkadaşına yazdığı bir "şimdi tekrar biraz daha mutlu yaşıyorum ve insanlar arasına karışıyorum. bu değişikliği, beni seven ve benim de sevdiğim sevimli, büyüleyici genç bir kız yarattı. iki yıldan beri tekrar…

celil refik kaya

bu nasıl bir gitar çalmaktır böyle!... celil refik kayanın resmi sayfasına girer girmez otomatik olarak çalmaya başlayan barrios mangore nin las abejas ı resmen başımı döndürdü... nasıl bir yetenektir... babası rebap ustası mehmet refik kaya... amcası ise neyzen ahmet kaya... dedesi ise çalgı yapım ustası teoman kaya... etkileri mutlaka olmuştur genetik açıdan ama ben insanları aileleri sebebiyle başarılı zannetmeyi pek uygun görmüyorum... tabii celil refik kaya 60 tan fazla telli çalgının bulunduğu bir evde büyümüş... o da herkese nasip olmayacak bir durum... aileden gelen yetenekten çok bence çok çalışmak önemli özellikle klasik müzikte ve klasik gitarda... yani aile bir yere kadar... çok fazla çalışmış ve başarmış...

gitarın genç dahisi... bu paylaşımın devamı... okuyun mutlaka derim...

sayfasını yenileyip duruyorum sürekli parça yeniden başlasın diye... agustin barrios u ilk defa dinliyorum ve adını da ilk defa duydum, bakmayın biliyormuş gibi yazmış olmama yukarıda... gitarı ve ç…

dinlediğim en güzel kara toprak... şilay turhan dan...

şilay turhan ı daha önce yanlış hatırlamıyorsam sibel can ile düet yaparken görmüştüm... esirgemeden albümünde de şilay turhanın bir düeti var... şimdi de social inclusion band ın videolarını izlerken çıktı karşıma...

ben kara toprak parçası hayranıyım... bilmem kaç çeşit kara toprak versiyonu içeren geniş bir de koleksiyonum var... aşık veysel öyle bir eser çıkarmış ki ortaya! ister klasik yap, ister pop, istersen rock, metal, caz, hip hop vs vs vs... ne yaparsan oluyor bu kara toprak...

social inclusion band in videolarını kurcalarken kara toprak ı görürüm de dinlemez miyim... hazine buldum... 4 saattir social inclusion band izliyorum, dinliyorum... tam bir hazine... şimdilik şilay turhandan paylaşayım... sonrası gelecek fazlasıyla...

önce ilk dinlediğim kara toprak... daha sonra babylon versiyonunu...



16 yaşındaki şilay projeye dahil olduktan sonra trt korosunun en genç koristi olmayı da başardı... şilay saz çalıyor, şarkı söylüyor ve ritm aletlerini de oldukça iyi kullanıyor... t…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

yetenekli çocuklar...

gençleri, özellikle çocukları yazdığım ve ülkemizden neden yeterince çıkmıyor diye hayıflandığım için olsa gerek; küfür de yedim:)... bir sürü de mesaj aldım... çoğu kişi kendi çocuğunun videolarını göndermiş sağ olsunlar... önemsediğiniz ve değer verdiğiniz için de çok teşekkür ederim...

öncelikle şunu yazayım; size mi inanacağım yoksa kendi gördüğüme mi... ülkemizde yetenek yok demiyorum ki!... ne diyorum?

1-) yetenekli çocuklar keşfedilemiyorlar, yeteneklerini sergileyemiyorlar, çok yetenekli çocuklar fark edilemiyorlar diyorum... çoğu insan, kendi yeteneğinin bile farkına varamıyor diyorum... yetenekli çocukların ilgili aileleri de zaten bu ilgisizlikten dertliler ve aynı şeyi söylüyorlar... hatta yalvarıyorlar...

bunu sadece müzik için de yazmıyorum, her alanda diyorum... ama bu sayfa müzik sayfası olduğu için, beni sadece müzik kısmı ilgilendiriyor... ben kesinlikle eminim ki, biz bu ülkedeki gerçek futbolcuları da keşfedemiyoruz... mesela ispanyada dev futbol takımlarının tekn…

brianna sue kahane

daha önce çoluk çocuk takımı başlıklı paylaşımda çok genç hatta çocuk denecek yaşlarda mükemmel gitar çalan bildiğim bazı yeteneklerin videolarını paylaşmıştım... şimdi de takip ettiğim çocuk virtüöz sayısı artınca yeni bir çoluk çocuk takımı paylaşımı yapayım, içinde bu sefer gitar olmasın sadece, keman, piyano vs de olsun dedim... an itibarıyla az önce onu da paylaşmış bulunuyorum... burada...

tam onları paylaşacakken karşıma çıktı brianna sue kahane!... diğerlerinden şimdilik çok özür dileyerek, bu 11 yaşındaki felakete öncelik vermek ve ayrıca yazmak istedim... çizgiyi fazlaca aşmış olan bazı çocukları ayrıca yazıyorum burada çünkü...
genç yetenekleri, özellikle çocuk yaştaki ustaları keşfedip araştırmak, dinlemek, izlemek ve büyümelerine tanık olmak çok hoşuma gidiyor... mesela emily bearelimde büyüdü sayılır:)... şaka değil, yıllardır sürekli takip ettiğim o kadar çok çocuk virtüöz var ki... ne yazık ki hiç biri anadolu topraklarından değil... bu topraklardan deha zor çıkar... …

ilyas seçkin

son paylaşımlarımda usta çocuklardan, genç yeteneklerden bahsetmiştim ve ülkemizden üstün yetenekli çocuklar çıkmadığı için yada ben bir türlü ulaşamadığım için; ailelere, devlete şuna buna çok kızmıştım... hala çok kızıyorum ama nihayet denk geliş karşıma çıktı... opera sanatçısı ilyas seçkin... ailelere ve sağa sola ettiğim lafların hiç birini geri almıyorum... birazdan ilyas seçkin'in babasının sözlerini de aktaracağım zaten... aileler destek oldukları sürece hiç sorun yok... benim asıl yakınmam ülke genelindeki aile yapısı... daha asıl yakınmam ise; bu gençlerin üzerinde yeterince durulmaması, tanıtılmamaları, gençlere ve ailelere destek olunmaması... ilyas seçkin macaristanda düzenlenen armel opera festivalinde ödül almasa, kimsenin ilgileneceği, destek olacağı, sponsorluk yapacağı filan yok... ilyas gidiyor, opera festivalinde ödül alan ilk çocuk operacı oluyor, medya o zaman ilgileniyor!... kardeşim öncesinde ilgilensenize!...

hemen şunu belirteyim; böyle yazıyorum diye il…

çoluk çocuk takımı 2

daha önce çoluk çocuk takımı başlıklı bir paylaşım yapmıştım... üstün yetenekli gitarcı gençler ve çocuklara ait videolar vardı sadece... genç yetenekleri, özellikle çocuk sınıfına giren yetenekleri sürekli takip ediyorum... bayılıyorum çizginin çok üstünde yeteneklere sahip çocuklara...

aslında bütün amacım "çocuklarınızın yeteneklerini ortaya çıkarın ve destek olun onlara" demek... bu ailelere... tabii işin bir de devlet yönü var... rtük adlı kuruluş bir yandan yetenekli çocukların kendilerini gösterebilecekleri programları kaldırırken ne diyebilirim ki devlete... o programlarda çocukların psikolojisi bozuluyormuş... peki bu aşağıdaki çocukların psikolojisi nasıl oluyor da sağlam kalıyor?... aşağıda tanıdığım bazı çocukların birer videosunu paylaşıyorum... içlerinde şu anda büyüyüp psikolojisi hala daha bozulmamış olan dünya çapında sanatçılar da var üstelik... bizim çocukların psikolojisi çok kırılgan zannedersem... kırılgan olmasa, sağlam kalsa şaşardım zaten bizim çocu…