Ana içeriğe atla

tarık kaan alkan - life journey

piyano, piyanist
tarık kaan alkan

başarılı genç piyanistlerimizden tarık kaan alkan, ilk albümünü çıkardı... daha önce tekli çalışmaları da vardı, onlardan da bahsederim ancak life journey adlı yeni albümündeki eserlerin de tamamı kendisine ait... yani tarık kaan alkan'dan da bahsederken, bundan sonra artık besteci piyanist diyeceğiz kendisine... bizimle paylaştığı toplam 9 harika eserle ben de varım demiş oldu...

zaten başarıları ile yıllardır ön planda olan genç bir piyanist idi tarık kaan alkan ve hakkında henüz paylaşım yapma fırsatım olmamakla birlikte, bu sayfada adından çok bahsettirdi başarıları ile... daha doğrusu, zaten adından çok bahsettirdiği için ben her seferinde erteledim kendisi hakkında kelam etmeyi... tabii bu erteleme de uzayınca, bu sefer ciddi bir haksızlık olmaya başlıyor... hem arama kısmından adını aratabilirsiniz hem de geçtiğimiz sene elde ettiği bir başarı haberini buradan okuyabilirsiniz... şimdiye kadar elde ettiği başarıları yanında, kendisine ait çalışmalarının da bulunuyor olması çok önemli çünkü buradaki bir çok paylaşımımda sürekli bize başarılı bestecilerin öncelikli olarak gerekli olduğunu ve genç bestecilerimize hak ettikleri değeri de mutlaka vermemiz gerektiğini her fırsatta ifade etmiştim... bu konuya en sonda mutlaka yine değinirim...

geçtiğimiz eylül ayı ortalarında 40 farklı platformda yayınlanan life journey albümünde, piyanist besteci tarık kaan alkan'ın hayattan anladıklarını, hayatın kendisine öğrettiklerini mutlaka dinleyin derim çünkü gerçekten çok titiz çalışılmış bir albüm life journey... albümdeki eserler sırasıyla; inception, dreams, life journey, spirit of the universe, sunrise, thoughts and life... yani başlangıç, hayaller, hayat yolculuğu, evrenin ruhu, gündoğumu, düşünceler ve hayat... bestelerken ve seslendirirken çok keyif almış kendisi, ben de aynı keyfi dinlerken aldım...

ben albümler ve eserler konusunda pek yorum yapmam çünkü sevmiyorum... hele bazen eser sahipleri kendileri anlatmaya, açıklamaya çalışıyorlar uzun uzun, ondan da hiç hoşlanmıyorum hatta o albüm biraz sevimsizleşiyor çünkü bestecinin bir eseri ne düşünerek yazdığından çok, dinleyenin ne hissettiği daha önemli... her dinleyen de apayrı bir derinliğe inebilir... inemeyebilir de... besteci kısaca eser hakkında bilgi verebilir ki tarık kaan alkan da instagramda idi zannedersem, sadece 2 cümle ile ifade etmişti...

bu albüm hayat yolcuğunu anlatan klasik yapıdaki albümleri çok andırıyor isim olarak ama albüme adını veren hayat yolculuğu yani life journey, albümün tam ortasında... gündoğumu ise sondan bir önceki eser... düşünceler ve hayat ise en sonda... hayatım progresif konsept albüm dinleyerek geçtiği için ben hiç yabancılık çekmedim ama doğduk, yola koyulduk diye dinlemeye kalkarsanız eğer, kafanız karışabilir çünkü bu albümde hayatın muhasebesi de yapılmış... hayaller ile yaşanılanın kıyaslaması da var... başlangıç ise yolculuktan çok önce... gerisi size kalmış artık... böyle bir albüm yorumu görmemişsinizdir:)... teknik olarak yorumlayacak kapasitem ise zaten yok... sadece dinlerim ben o kadar... seversem, paylaşırım...

siz de mutlaka ama mutlaka dinleyin... tarık kaan alkan henüz çok genç ve çok iyi bir iş çıkarmış kesinlikle... life journey işte... ne kadar güçlü başlarsan, o kadar sağlam yol alırsın... aşağıda bazı önemli bağlantıları veriyorum...

itunes

spotify

eserleri ne zaman hangi süreçte besteledi bilmiyorum, 6 adet piyano için yazılmış parça var... prelüd denebilir belki... her ne ise işte ben gerçekten anlamam, pot kırmayayım şimdi:)... yani hiç anlamayan birini okuyorsunuz:)... neyse, ilk eserde bach'ın muhteşem nesi? diyeceğimi bile şaşırdım:))... füg mü?... bach'ın fügleri olur genelde, işte dinlediğinizde anlayacaksınız, eserin içine bach kaçmış ama tarık kaan alkan çok iyi kurcalamış... üzerinde kafasına göre çalışmış... belki çeşitleme denebilir... birden karşınıza çıkıveriyor... ben böyle kurcalamalara hastayımdır, o yüzden hoşuma gitti çok... heyecan yaptım dinlerken... böyle kurcalamalar, oynamalar yapan müzisyenler 25 yaşına gelince klasiğin de dışına çıkıyorlar... hayırlı uğurlu olsun, benim açımdan bakınca çok iyi bir gelişme...

youtube kanalında da tamamı paylaşılmış... ben de nasıl paylaşsam, hatta paylaşsam mı ki diyordum, iyi oldu... aşağıdaki playlisttir yani tamamı var ama siz sağ alttaki youtube ikonuna tıklayıp, sayfasına gidin ve abone olun mutlaka...

 

hayaller ise birden yumuşuyor ve daha çok sanki rüya izlenimi veriyor dinlerken... gerçi zaten eserin adı dreams... kalkıp da hayal diyen benim... parça zaten rüya... albümde eserlerin yerleri çok iyi belirlenip, düzenlenmiş... life journey konsept olarak ele alınırsa, çok gerçekçi geldi bana yani hayallerin tatlılığı sonrasında çok ciddi bir hayat... ciddi derken, eser ciddi değil ama hayat evden işe, işten eve... yani aynı benim hayatım olmuş:)... iyi ki albümler hakkında yorum yapmayı sevmiyorum ama gerçekten çok iyi yansıtmış tarık kaan alkan... neyse, ben yorumlamayı hem sevmiyorum hem de bilmiyorum ama gerçekten "hayaller bulutlar üstünde, hatta samanyolunda ama hayat metroda, dolmuşta ve çoluk çocuk büyütmekle geçiyor" bu albümde:)...

yanlış anlaşılmasın, tarık kaan gerçekten çok iyi vermiş vereceğini ve bu ne derece başarılı olduğunu gösterir... ben dinlerken o duyguya kapıldım... en iyisi yorumlamayayım ben, dayanamadım:)...

kısaca yazayım yorumlamadan... sunrise sanki albümün açılış parçası ama sondan bir önceye konmuş... yeniden başlangıç... thoughts and life ise tam bir kapanış eseri ve çok zengin... ben albümde en çok evrenin ruhu adlı eseri ve kapanış eserini beğendim... bu arada tüm eserler çok iyi... mesela sunrise en çok keyif aldığım parça oldu ve üst üste en çok onu dinledim... hala daha onu dinliyorum... sunrise, tarık kaan'ın ileride farklı çalışmalar yapabileceğinin bir göstergesi gibi geldi bana... ama en sağlam iki eseri bir kez daha yazayım; spirit of universe ve thoughts and life... sunrise'ı çok beğenmiş olmamın sebebi ise sol ve sağ eller... ama bunu teknik olarak anlatabilmem çok zor... melodik çok...

bildiğim kadarıyla 14 yaşında tarık kaan alkan... mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinde burcu aktaş urgun'un öğrencisi ve uzun süredir de takip ediyorum çalışmalarını... öğretmen sanatçılarımızdan burcu aktaş urgun da bu sayfada öğretmen olarak adından çok bahsettiğim bir isim çünkü öğrencilerinden sürekli başarı haberleri geliyor...

çok laf etmişim, şef onur tahmaz yönetimindeki boğaziçi filarmoni orkestrası eşliğinde seslendirdiği mendelssohn'un 1 numaralı piyano konçertosunu paylaşayım arada... 22 aralık 2019 tarihindeki yeni yıl konserinden...


çev sanat bursiyeri de olan tarık kaan alkan; henüz on yaşındayken bir çok derece ile adını duyurdu ve uluslararası pera piyano yarışması birincilik ödülü'nü, uluslararası genç yetenekler piyano yarışması büyük ödülü'nü ve italya'nın milano kentinde düzenlenen young talents piano competition'da birincilik ödülünü kazanarak dikkatleri üzerine çekmeyi başardı... bir sene sonra da 2017 yılında yamaha müzik vakfı türkiye şubesi tarafından düznelenen yarışmada da birincilik ödülünün sahibi oldu...

2018 yılında; iş sanat tarafından her yıl düzenlenen milli reasüransta parlayan yıldızlar konser serisinde konser vermek üzere seçildi -ki oldukça zorlu aşamalardan sonra belirlenmektedir konser verecek genç yetenekler, milli reasürans konser salonunda büyük bir başarı ile konserini verdi ve 2018 yılında umut veren genç sanatçı ödülüne layık görüldü... aynı yıl hırvatistan'ın varazdin kentinde düzenlenen memorijal jurica murai-murai grand prix yarışmasından da kendi kategorisinde elde ettiği birincilik ile döndü... 2017 ve 2018 yılları en verimli yıllar denebilir, çev sanat'ın tüm jürilerinden en yüksek puanı kazanarak, kendi yaş kategorisinde birinci olmayı başardı...

2019 yılında da çok büyük başarılara imza attı tarık kaan... golden classical music awards international competition'da elde ettiği birincilik, kendisine new york carnegie hall'de düzenlenen ödül töreninde konser verme imkanını da getirdi... aynı yıl ispanya'nın granada kentinde düzenlenen maria herrero uluslararası piyano yarışması'nda kategorisinde birinci oldu ve tüm kategorilerde sadece 2 piyaniste verilen amerika birleşik devletleri hotchkiss school'dan özel eğitim bursu kazandı...

çok detaya girmiyorum, yerli ve yabancı bir çok önemli piyanistin ustalık sınıfı çalışmalarına katılan tarık kaan alkan; özellikle 2017 yılından itibaren verdiği çok önemli konserlerle de dikkat çekti... kopuz oda orkestrası ve mimar sinan genç orkestra ile bir çok konser verdi... parlayan yıldızlar, carnegie hall ve boğaziçi filarmoni konserlerinden bahsetmiştim, bu konserlerin yanında salzburg şehrinde biri mozarteum üniversitesi olmak üzere iki konser verdi... zorlu psm'de çev sanat konserinde sahne aldı, izmirde konserleri oldu... ışık üniversitesi, all saints moda ve yeldeğirmeni sanat konserleri de çok önemli konserler...

2020 yılı ise maalesef eve ve içe kapanma yılı oldu herkes için ancak tarık kaan alkan bu sene de boş durmadı ve şubat ayında ilk albümü from heart to notes'u yayınladı... sonraki çalışması ise malum, life journey...

şimdi ben çaktırmıyorum ama from heart to notes albümünü ben atlamışım:) yani life journey hakkında yazmaya başlayınca fark ettim... covid yüzünden dikkatimden kaçmış:) diyeyim de sıyırayım kendimi dedim ama covid de martta başladı... neyse artık oluyor böyle şeyler yaşlanınca... ilk eserlerini son eserlerinden sonra dinlemiş ve yazmış oldum ama artık olacak o kadar... bu tekli olarak geçen albümde de 3 eser var... aşağıda paylaştım albümü... 2 adet prelüd ve füg yanında, üçüncü eser variated prelüd olarak geçiyor ancak benim sunrise çıktı o da:)... bu albümle birlikte galiba 45. sunrise dinleyişim oldu... gerçekten çok keyif aldım... kesinlikle tamamen farklı, yanlış anlaşılmasın ama bu parçada tuluyhan uğurlu eseri türk kahvesi ile aynı havayı aldım... bu albümde variated prelude olarak geçiyor, zannedersem bu eser zaten çeşitlenmiş şubat ayında... sonraki albümde ise daha da variate edilmiş:)... yada ben hiç duymadım ama variated prelude diye bir şey de mi var?... ben de blog yazıyorum, dünyadan haberim yok ama klasikçilerin işleri bambaşka... benim kafa bu kadar detaya pek basmıyor...

bu arada; yukarıda değineceğim demiştim ama değinmemişim... besteci çok önemli... bir çok genç bestecimiz var ve çok da başarılılar... fırsat buldukça kendilerinden bahsetmeye çalışıyorum, bu paylaşımdaki besteci anahtar kelimesini tıklarsanız az sayıda da olsa, bildiğim besteciler hakkında bir şeyler yazmaya çalıştım... kendilerine hak ettikleri fırsatların ülkemizde verilmediğini düşünüyorum... aynı şekilde; genç yorumculara da yeterince fırsat verilmiyor... konser programlarına öncelikle tüm bestecilerimize, özellikle genç bestecilerimize ve solistlerimize, orkestralarda da genç müzisyenlere çok daha fazla yer verilmeli diye düşünüyorum... yahu ben konser programlarında sürekli aynı bestecileri görüyorum... aynı eserler, aynı besteciler... neyse işte... yenilere, gençlere, daha az bilinenlere ve ülkemiz eserlerine daha fazla yer açılmasını istiyoruz... daha doğrusu ben istiyorum, çoğunluğu bilmem...

özetle; her iki albümü de gerçekten çok iyi ve titiz çalışmalar olmuş... devamı gelecektir mutlaka... hem yeni eserler ve albümler hem de konserler ve başarılar geldikçe, burada paylaşmaya devam edeceğim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va