Ana içeriğe atla

hijazz project

hijazz project
yıllar önce hijazz ve hijazz 2 adı ile yayınlanan iki harika albüm vardı... daha doğrusu hijazz albümü yıllar önce idi ama hijazz 2 devamı niteliğinde yıllar sonra çıkmıştı... aralarında tahminen 8-10 yıl olabilir... benim harika dediğim, hijazz idi... hijazz 2 yi çok az dinledim ama hijazz cd si baş ucu albümlerimdendi... sakinleştrici gibi bir şeydi... bach, hassemans, mozart, faure, tamburi cemil, hamamizade, osman efendi... air, pavane, peşrev, sirto... ne arasanız... ve engin gürkey, alper berksü, birol yayla gibi isimler... özetle çok beğenilen, konser kaydı, çift cd lik bir albümdü... dili geçmiş kullanıyorum çünkü bu albüm çok büyük ihtimalle artık piyasada yoktur... eğer varsa yada bir yerlerde bulursanız, kesinlikle kaçırmayın derim... bu albüm çıkarken devamı düşünülmemiş olmalı ki, hijazz 1 değildi adı... sadece hijazz... şimdi aradım, taradım, hijazz 2 bazı mağazalarda var çünkü 2013 yılında çıkmış... hijazz ise 2003 müş!...

uzun süredir dinlemiyordum, şimdi hastası olduğum pavane yi paylaşayım bu albümden... özlemişim...



alper berksü keyboard
artun sürmeli piyano
ercan ırmak ney
cem erman vurmalı çalgılar
volkan öktem davul
eylem pelit bas gitar
ercüment ateş jazz gitar
şenova ülker trompet ve flügelhom
levent altındağ saksafon
aycan teztel trombon

isimlere bakar mısınız!... ustalar topluluğu resmen... ben erkan oğuru da hatırlıyorum nedense ama ne albümde ne de çalanlar arasında yok!... belki de konserlere katılmıştı... hemen belirteyim, verdiğim isimler yanlış olabilir!... tabii bu arada konserlerde bazı isimler eklenmiş de olabilir...

yansımalardan tanıdığımız birol yayla ve şenol filiz de hijazz 2 albümünde katılmışlar kadroya... neredeyse 15 yıl geçmiş üzerinden, ben karıştırdım isimleri herhalde... tek cd lik hijazz 2 albümünde, erkan kenç de ilave olmuş kadroya...bu albümün açılış parçası olan istanbul'u da paylaşayım hemen...



yıllar sonra bu albümler neden aklıma geldi de paylaştım?... az önce çok kötü diyebileceğim bir kaç türk müziği-batı müziği sentezi caz örneği dinledim!... isim vermeyeyim... "bana göre" çok kötü çünkü... kişiden kişiye değişir... ben bu tip sentez denebilecek müziklerde o sentezin hissedilmemesini isteyen biriyim çünkü... yani dinlerken etnik caz duymalıyım, sentez değil... yada hiç olmazsa çok az hissedilmeli... şimdi kötülere örnek veremiyorum çünkü büyük saygısızlık olur ve maalesef bence kötü örnek çok fazla... yani "geleneksel türk müziğini biz caz kalıplarıyla, batı ritmiyle ve geleneksel enstrümanlarla çaldık, al dinle" gibi olduğunda ben 2 dakika bile dinleyemiyorum ve o müziği de caz olarak kabul edemiyorum... hijazz project bu işi bence en iyi yapanların toplandığı bir oluşum...

doğu ile batıyı bir araya getirmenin çok da kolay bir iş olmadığını düşünüyorum... teknik anlamda zor bir iş olmalı çünkü doğu müziğinde makamlarda koma olması ama bu komaların batı enstrümanlarında bulunmaması sebebiyle, bana hep çok zor bir işmiş gibi gelir... belki ben anlatamıyorum çünkü müziğin teorik kısmı bende sıfır sonuçta... olmazmış gibi geliyor bana ve bunu oldurabilenlere de hayran kalıyorum... hijazz gibi yada yansımalar gibi... erkan oğur, derya türkan gibi... ve benim bilmediklerim, tanımadıklarım da vardır yada şu anda hatırlayamadıklarım...

dünyanın doğusu batısı nasıl belirleniyor ben anlamış değilim:))) ama sonuçta doğu denen bir yer var ya? bizim de içinde bulunduğumuz... işte o coğrafyanın kültürü, müziği ve enstrümanları aslında çok zengin... daha fakir olan almış yürümüş gibi duruyor... sanayiye döndürdü batı bu işi... ve bu sebeple müzisyenler sürekli doğuyu, batının içine serpiştirme gibi bir hataya düşüyorlar... bence burada hata yapıyorlar... doğuyu daha rahat bırakıp, geniş tutmaları ve batıyı ona serpiştirmeleri daha uygun gibi çünkü batıda perde engeli var sonuçta... doğuda perde yok... doğuda sınır yok...

ama ben anlamam bu işlerden yahu:)))... yapabileni dinliyorum işte:)...

hijazz albümleri, özellikle hijazz, bence bu sentez işinde en iyi örnek idi ve aklıma gelince, "paylaşılması gerekir yahu" dedim... tabii hijazz dendiğinde de ilk akla gelen isimlerden biri de bir kaç sene önce çok zamansız erken yitirdiğimiz alper berksüdür... kendisini de anmayı istedim bu vesile ile... çok önemli bir isimdir çünkü...

bu arada, albümler çıktığında da hijazz project adını kullanıyorlar mıydı? onu hatırlamıyorum... hijazz project adını ben bu yılın başında duydum ilk defa yani 2017 başında... crr 4. caz şubatı kapsamında 20 şubat 2017 tarihinde bir konser verdi hijazz project... basit bir konser de değildi... hijazz için büyük emek sarfeden isimlerin başında gelen, 2014 ekim ayında baküdeki hijazz konseri öncesinde çok vakitsiz yitirdiğimiz alper berksü anısına bir araya geldikleri açıklandı... müzisyen kişiliğinin ötesinde, çevresince çok fazla sevilen bir isimdi alper berksü...

ben alper berksü olarak biliyorum kendisini ama her nedense her yerde berksu olarak geçiyor! tamam anlarım ü yazılamayan yerlerde u yazılır, normaldir ama arkadaş adamın soyadı berksü yahu... çok ciddi yerlerde, gazetelerde ve dergilerde de berksu yazılmış, ben ciddi biçimde tereddüte düştüm... acaba yanlış bilen ben miyim?... eğer berksu ise özür dilerim çok ama ben kendisini onlarca yıldır berksü olarak tanıyorum...

alper berksü
alper berksü demek, aslında grup lokomotif demektir... lokomotif grubunun klavyecisidir berksü... besteci ve aranjördür... cazcıdır... her yönüyle sanatçıdır... müzisyendir özetle... hijazz albümlerinde besteleri yanında düzenlemeleri vardır ve o albümlerde emeği en çok geçen müzisyendir kendisi... yansımalar ile yani şenol filiz ve birol yayla ile de çalışmıştır... çok büyük ihtimale benim bilmediğim bir çok iş çıkarmıştır alper berksü...

hijazz project, makamsal geleneksel müziğimizi batıya tanıtma ve bir bakıma ısıtıp kaynaştırma misyonu taşıyor gibi... gerçekten öyle bir misyonu var mı bilmiyorum ama bence bu amaca da hizmet ediyor fazlasıyla hijazz...

harika bir kara toprak performansıyla bitireyim artık... kara toprak zaten her türe ve düzenlemeye fazlasıyla uyan müthiş bir güzelliğe sahip, üstüne bir de böylesine usta ellerden ve nefeslerden çıkınca, tadından yenmiyor resmen...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va