Ana içeriğe atla

tayfun karatekin

müzisyen
tayfun karatekin

yaşarken kıymeti bilinmeyenlerden tayfun karatekin... aynı zamanda vefat ettikten sonra da kıymeti bilinmeyenlerden!... bir kişinin, özellikle de bir sanatçının gerçekte ne kadar kıymetli biri olduğunu anlamak için, kendisine verilmeyen değere bakmak gerekiyor... ilgilisi bilir ve tanır tayfun karatekini... ilgilisi dediğim kesim de zaten bir çok şeyi bilen ufak bir kitle oluyor bu arada... öyle matah bir ilgilisi de yok bu işin maalesef...

ben böyle şeyler yazınca, çoğu zaman birileri gelip "haklısın kardeş, bu ülkede zaten vs vs vs........" yazıyorlar... yok arkadaş, ben dünyadan bahsediyorum, onu belirteyim... dünyanın ülkemizden, ülkemizin de dünyadan hiç farkı yok bu konularda... hiç kimse bir şeylerin yada birilerinin üstüne basıp da kendisini yüceltmeye çalışmasın... "haklısın kardeş, bu ülkede zaten vs vs vs" yazanın sanki bu ülkeden bir farkı var da!... kendisi çok müthiş de, ülke berbat!...

iyi bir şey bu blogçuluk yahu:)... sağa sola laf çarpıp, kendimi yüceltiyorum:)... sanki ben tayfun karatekine hak ettiği değeri verdim de! bir de konuşuyorum... 10 yılı geçti bu bloğa başlayalım, geçtiğimiz ay içinde yaptığım bir paylaşımda tayfun karatekini denk geliş hatırladım da birden, bahsettim... o paylaşımı da okuyun dilerseniz... iyi insan... dilerseniz değil, okuyun... dönerken ince memedi de dinlemiş olarak gelirseniz çok makbule geçer... orada paylaştığımı bir de burada paylaşmayayım...

kendisi için açılmış olan çok önemli facebook sayfası da mevcut.. yıllar önce, bu paylaşıma yorum yapan maestro isimli kişi facebook sayfası açtığını söylemişti ama ben o sayfayı burada paylaşmayı akıl edememişim... şimdi ekledim.. tayfun karatekin hakkında çok değerli bilgilere oradan ulaşmak da mümkün.. sayfayı açan kişi hakan aksu... kendisi isim vermeden yorum yapmış, bu sebeple ben de adını vermemiştim ama facebook sayfasında açıkça yazdığı için, ben de buraya adını ilave ettim hakan aksu'nun... tahminimce tayfun karatekin'in saygıdeğer annesi hocaların hocası olarak bilinen prof. dr. nimet karatekin'in öğrencisi kendisi... benim kendi adıma buradan çıkardığım sonuç da şu oldu: soyad benzerliklerini asla "denk geliştir" deyip, geçmeyeceksin...

tayfun karatekin aslında öyle denk geliş hatırlanacak bir sanatçı olmamalıydı... ama maalesef ben de denk geliş hatırladım... bereket hatırladım... tayfun karatekin, bu ülke müziği açısından en tepedeki 2-3 isimden biridir... dünya müziği açısından da oldukça önemli bir değere sahiptir... yada olmalıydı kesinlikle demek daha doğru... dünya çok büyük ve 3. dünya insanının işi her zaman çok zordur bu dünyada...



nereden çıktı şimdi zuhal olcay diyen olmamıştır kesinlikle... iki çift laf... zuhal olcayın o harika parçası... söz ve müziği tayfun karatekine ait... o sebeple paylaştım...

tabii ki zuhal olcay ile çok daha özel bir bağlantısı var tayfun karatekin'in, ben de bu paylaşıma yapılan çok değerli katkılar sayesinde öğrendim... zuhal olcay'ın kuzeni oluyor kendisi aynı zamanda...

yine yapılan katkılardan öğrendiğim bir diğer önemli konu ise; tayfun karatekin'in ülkemiz piyano eğitiminin en eski kuşaklarından olan, hocaların hocası olarak anılan nimet karatekin'in de oğlu olması... yukarıda da bahsettiğim gibi, soyadlara dikkat etmek ve "acaba var mı bağlantıları?" diye araştırmak gerekiyor mutlaka... prof. dr. nimet karatekin ve oğlu tayfun karatekin... her iki isim de müzik ve sanat açısından çok önemli, unutulmaz ve yerleri zor doldurulacak isimler... rengim gökmen, emre şen ve ibrahim yazıcı başta olmak üzere; bir çok dev müzisyenimizin hocası nimet karatekin...

yıllarca kaset satın aldık, cd ler aldık... daha önce de plaklar filan... kaçımız o albümlerin kapaklarını okumuşuzdur detaylı olarak?... o küçük küçük yazılar aslında çok fazla şey anlatırlar ama çoğu kişi okumaz... aklına bile gelmez kimsenin... kimse önemsemez aslında emeği geçen isimlerin... kaset, şarkıyı okuyan vokalistindir!... ne kadar saçma değil mi aslında!... "falancanın albümü"... yahu o albümde o falanca sadece şarkı söylüyor!... bu konuda kendimi işin içine katamayacağım... ben gerekirse büyüteçle de olsa okurum mutlaka kendimi bildim bileli... o yazılar emekçileri anlatırlar... söz yazarı, beste, düzenleme... çalan müzisyenler... davulcu kim?... gitarı kim çalmış? konuk sanatçı var mı?... kapak tasarımı (varsa öyle bir şey) kime ait?... vs vs vs... her şey önemlidir... o unkapanı yazısı bile...

çoğu albümde müzisyenlerin ismleri yazmaz bile!... öylesi de çok fazla... özellikle o uyduruk popçuların işlerinde çok denk geldim... müzisyenlerin adlarını yazmıyorlar diye çok kızıyordum ben, meğer müzisyenler yazılmasını istemiyorlarmış zaten:)... hak verdim tabii o zaman:)... özellikle uyduruk beste yapıp, zorlaya zorlaya saçma sapan söz yazıp; "alın alın sizin olsun hakları filan" diyen de varmış:)... benden duymuş olmayın:)... neyse ben fazla da kurcalamayayım...

bazen o okumadığımız yazılarda besteciyi ve güfteciyi atlayıveririz ki işte o tayfun karatekindir... çok büyük bir ustadır... aşağıda iki çift lafı bir de kendisinden paylaşayım... zuhal olcay yada tayfun karatekin... her ikisi de ayrı harika...



aşağıdaki bilgiler; kendi bildiklerimle, sağdan soldan bulduğum bilgilerin harmanlanmış hali... tamamı güvenilir kaynaklardan olmakla birlikte, birbiriyle çelişiyorlar çoğu zaman... büyük ihtimalle tamamı doğru ama aktaran kişiler zamanlamayı karıştırıyorlar... mesela isveçe gidince yaptığı çalışmalar biraz karışık...

videodaki mother major family dikkatinizi çekmiştir mutlaka... tayfun karatekin, 1971 yılında isveçe gitti ve orada kurdu bu grubu... yurt dışında çıkardığı ilk plak olan there's been a change in me / sweet love bu grupla çıktı ve dikkatleri ciddi biçimde çekmeyi başardı bu plak... 1972 yılında da ince memet plağını çıkardı... türkiyede çıkan bu plağın arka yüzünde de yukarıda paylaştığım iki çift laf yer alıyordu...

ben de ne kadar karmakarışık yazıyorum:)... parçayı yukarıda paylaştım, burada bahsediyorum:)... siz düzenli okuyun artık bi zahmet... tam da böyle demişken iyice ters olacak ama 1946 yılında doğmuş tayfun karatekin... tabii şimdi ben bu paragraftaki bilgileri yeni öğrenip, yazdığım için böyle eğreti duruyor:)... ben tayfun karatekinin isveçe gittikten sonra profesyonel anlamda çalışmalar yaptığını ve sonrasında ülkeye döndüğünü zannediyordum ama meğer türkiyede öncesi de varmış... 18 yaşında ilk defa sahneye çıkmış alpayla birlikte... dört dörtlermiş grubun adı ve vokal grubuymuş... tayfun karatekinin türkiyedeki ilk plağı ise durul gence 5 eşliğinde doldurduğu shadow of your smile / affet onu tanrım plağıymış... 1969 yılında türkiyede katıldığı bir müzik yarışmasında kim silecek bu yaşları adlı parçasını seslendirmiş, çok ilgi çeken bu parça disko firması tarafından plak olarak basılmış ve bu sayede tüm türkiyeye adını duyurmayı başarmış...

Tayfun´la 1964 ekiminde tanistik herhalde ODTU idari ilimleré kaydolurken sonraki 5 sene nerdeyse hergun beraber olduk, ders calisma, konserler sohbetler etc. Tayfun Ankara kolei mezunudur 1964, iyi basketbol oynardi. Ilk calistigi gece kulubu Alpay kuluptu 1966 kasim filan, sonra feyman oldu simdide pavyon olgunlar sokakta. 1968 yazi Ankara otelinde Erol pekcan la calisirken Comert baykent onu Isvece goturdu bir 15 gun . !969 araliginda ODTU yu bitirip bu sefer kendi basina Stockholmë gitti. Orda muzige devam etti. 1972-3 te pankreas kanseri oldu , uzun seneler Isvecliler ona cok iyi bakti, 1981-2de amerikaya giderken kanser nuks etti 82 subatta vefat etti, bebek asiyanda gomduk. 1969 da Isvece gittikten sonra ancak bir kere 1981 de Istanbulda beraber olabildik..Iyi muzisyendi yasasaydi belki intenational bir muzisyen olabilirdi. RIP.
isimsiz bir okuyucunun bu paylaşıma yapmış olduğu çok önemli katkıyı da buraya aynen ilave etmeyi uygun gördüm... şu yukarıdaki katkıyı okurken o yıllara gittim resmen..

stardust internationalda davul çalan tony walter, türkiye ziyareti esnasında tanışıyor tayfun karatekin ile... tayfun, kendi grubuyla müzik yaparken walter ı davula davet ediyor program esnasında... ve birlikte müzik yapıyorlar... tayfun karatekinin sesi ve tarzı walter ın dikkatini çekiyor çok... daha sonra tayfun karatekin isveçe açılıyor doğal olarak ve what a wonderful feeling adlı bir parçanın demo kaydını yapan tayfun, isveçte de çok beğeniliyor... stardust international ile birlikte çalışmaya başlıyorlar... yeni kurulan grup da çok kaliteli bir vokale sahip oluyor bu vesliyle... hem grupça çok seviliyor, hem de isveçte seviliyor... stardust international grubunun resmen bel kemiği haline geliyor zamanla... ne yazık ki 1973 yılında kansere yakalanıyor ve 1982 yılında, en verimli döneminde çok genç bir yaşta ayrılıyor aramızdan...

benim tayfun karatekin ve onun gibi müzisyeleri tanımamı sağlayan tek bir faktör var, hey dergisi!... aklıma gelmişken belirteyim... inceleyin, bilgi alın derim... yarım yamalak da olsa bildiğim ne varsa, tamamı bu dergi sayesindedir:)... muazzez abacıdan jethro tull a, zeki mürenden moody blues a kadar bildiğiniz, bilmediğiniz her şeyi hey dergisinde bulurdunuz... hakkında mutlaka bir şeyler karalamam lazım ilk fırsatta...



albümü bu yıl başında yeniden plak formatında sadece 500 adet basıldı... tayfun & stardust international albümünü buradan satın alabilirsiniz... çok sınırlı sayıda basıldığı için her an tükenebilir, özellikle kolleksiyonerlerin mutlaka edinmesi gerektiğini düşünüyorum... albümdeki parçalar ise şöyle...

rock me to the music
it didn't do you good
why
mercedes bus
love is
without your love
iki çift laf
i'll never find another you
annabella
as'i es la vida

tayfun & stardust international
albüm aslında 1973 yılında hendrix music production tarafından decibel stüdyolarında kaydedilip, yayınlanmış... isveçte tabii... daha sonra 1975 ve 2017 yıllarında türkiyede, 2007 yılında da japonyada yeniden yayınlandı... albüm hakkındaki detaylı bilgiyi aşağıya alıntıladım...
Baritone Saxophone, Flute [Solo] – Bo Tedner
Bass [Fender] – Mike Watson
Brass – Björn Hallin, Gösta Nilsson, Jan Allan, Rolf Andersson, Sven Larson*, Weine Renliden
Choir – Anette Lindgren, Birgitta Kristofferson, Lena Eriksson*, Ulla Källbeck, Ute Tedner
Drums, Percussion – Tony Walter
Engineer – Lars Liljeryd*
Guitar – Johnny Lundin
Lead Vocals, Congas – Tayfun Karatekin
Lyrics By – Dick Major, Tayfun Karatekin
Organ [Hammond] – Frederik Grimm
Photography By, Artwork – Erik Kellbäck, Olle Nykvist
Piano, Flute, Bass – Dick Major
Producer, Arranged By – Dick Major
Remix – Lars Liljeryd*, Stefan Nordin
Strings – Stockholm Phil. Orc.*
Trumpet – Christer Lindahl
Vocals – Dick Major, Frederik Grimm
Woodwind – Göran Larsén, Ingvar Holst, Jürgen Linder, Lars Stark*
Written-By – Dick Major, Tayfun Karatekin
tayfun karatekin
stardust international

tayfun karatekin hakkında ne yazık ki çok fazla doğru ve güvenilir bilgiye ulaşamadım... kendi bildiklerime ek olarak, bulabildiğim çok az güvenilir bilgiyi paylaşabildim... şu bilinmeli ki, çok büyük değerler çıktı bu topraklardan ve özellikle "müziğin müzik olduğu o dönemlerde" dünyadan hiç de geride olmayan, hatta dünyaca beğenilip, kabul gören sanatçılarımız hiç de az değildi... nereden nereye geldik!... love is ile bitireyim artık... en azından şimdilik diyeyim bitirirken, hakkında bilgiye ulaştıkça eklerim buraya...



Yorumlar

  1. Buyuk sanatci Tayfun Karatekin i ben de 2015 de kesfettim. Hic aklindan cikmadi hatta hic degilse bari mezarini bulup dua edeyim dedim minnettarim ona.. Yaptigim arastirmalara gore annesi Nimet Karatekin Piyano hocasiymis 2014 de vefat etmis 94 yasinda.. asiyan mezarligina defnedilmis oglunun yanina...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim bu önemli katkınız için...

      Sil
    2. Ben tesekkur ederim sizin detayli calismaniz icin.. Hatta facebook da sayfa bile actim sirf bu dunya degerimiz unutulmasın diye..
      (Maestro)

      Sil
    3. Bu arada sanatçı, Zuhal Olcay 'ın da kuzeniymiş.

      Sil
  2. Tayfun´la 1964 ekiminde tanistik herhalde ODTU idari ilimleré kaydolurken sonraki 5 sene nerdeyse hergun beraber olduk, ders calisma, konserler sohbetler etc. Tayfun Ankara kolei mezunudur 1964, iyi basketbol oynardi. Ilk calistigi gece kulubu Alpay kuluptu 1966 kasim filan, sonra feyman oldu simdide pavyon olgunlar sokakta. 1968 yazi Ankara otelinde Erol pekcan la calisirken Comert baykent onu Isvece goturdu bir 15 gun . !969 araliginda ODTU yu bitirip bu sefer kendi basina Stockholmë gitti. Orda muzige devam etti. 1972-3 te pankreas kanseri oldu , uzun seneler Isvecliler ona cok iyi bakti, 1981-2de amerikaya giderken kanser nuks etti 82 subatta vefat etti, bebek asiyanda gomduk. 1969 da Isvece gittikten sonra ancak bir kere 1981 de Istanbulda beraber olabildik..Iyi muzisyendi yasasaydi belki intenational bir muzisyen olabilirdi. RIP.

    YanıtlaSil
  3. çok teşekkürler güzel katkınız için.. tüm katkı ve yorumlar için de ayrıca teşekkürler ediyorum.. sizlerden gelen bilgiler çok önemli çünkü bu bililer hiç bir yerde yok.. bu sebeple bu yorumları metin içine de alacağım..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va