Ana içeriğe atla

tayfun karatekin

müzisyen
tayfun karatekin
yaşarken kıymeti bilinmeyenlerden tayfun karatekin... aynı zamanda vefat ettikten sonra da kıymeti bilinmeyenlerden!... bir kişinin, özellikle de bir sanatçının gerçekte ne kadar kıymetli biri olduğunu anlamak için, kendisine verilmeyen değere bakmak gerekiyor... ilgilisi bilir ve tanır tayfun karatekini... ilgilisi dediğim kesim de zaten bir çok şeyi bilen ufak bir kitle oluyor bu arada... öyle matah bir ilgilisi de yok bu işin maalesef...

ben böyle şeyler yazınca, çoğu zaman birileri gelip "haklısın kardeş, bu ülkede zaten vs vs vs........" yazıyorlar... yok arkadaş, ben dünyadan bahsediyorum, onu belirteyim... dünyanın ülkemizden, ülkemizin de dünyadan hiç farkı yok bu konularda... hiç kimse bir şeylerin yada birilerinin üstüne basıp da kendisini yüceltmeye çalışmasın... "haklısın kardeş, bu ülkede zaten vs vs vs" yazanın sanki bu ülkeden bir farkı var da!... kendisi çok müthiş de, ülke berbat!...

iyi bir şey bu blogçuluk yahu:)... sağa sola laf çarpıp, kendimi yüceltiyorum:)... sanki ben tayfun karatekine hak ettiği değeri verdim de! bir de konuşuyorum... 10 yılı geçti bu bloğa başlayalım, geçtiğimiz ay içinde yaptığım bir paylaşımda tayfun karatekini denk geliş hatırladım da birden, bahsettim... o paylaşımı da okuyun dilerseniz... iyi insan... dilerseniz değil, okuyun... dönerken ince memedi de dinlemiş olarak gelirseniz çok makbule geçer... orada paylaştığımı bir de burada paylaşmayayım...

tayfun karatekin aslında öyle denk geliş hatırlanacak bir sanatçı olmamalıydı... ama maalesef ben de denk geliş hatırladım... bereket hatırladım... tayfun karatekin, bu ülke müziği açısından en tepedeki 2-3 isimden biridir... dünya müziği açısından da oldukça önemli bir değere sahiptir... yada olmalıydı kesinlikle demek daha doğru... dünya çok büyük ve 3. dünya insanının işi her zaman çok zordur bu dünyada...



nereden çıktı şimdi zuhal olcay diyen olmamıştır kesinlikle... iki çift laf... zuhal olcayın o harika parçası... söz ve müziği tayfun karatekine ait... o sebeple paylaştım...

yıllarca kaset satın aldık, cd ler aldık... daha önce de plaklar filan... kaçımız o albümlerin kapaklarını okumuşuzdur detaylı olarak?... o küçük küçük yazılar aslında çok fazla şey anlatırlar ama çoğu kişi okumaz... aklına bile gelmez kimsenin... kimse önemsemez aslında emeği geçen isimlerin... kaset, şarkıyı okuyan vokalistindir!... ne kadar saçma değil mi aslında!... "falancanın albümü"... yahu o albümde o falanca sadece şarkı söylüyor!... bu konuda kendimi işin içine katamayacağım... ben gerekirse büyüteçle de olsa okurum mutlaka kendimi bildim bileli... o yazılar emekçileri anlatırlar... söz yazarı, beste, düzenleme... çalan müzisyenler... davulcu kim?... gitarı kim çalmış? konuk sanatçı var mı?... kapak tasarımı (varsa öyle bir şey) kime ait?... vs vs vs... her şey önemlidir... o unkapanı yazısı bile...

çoğu albümde müzisyenlerin ismleri yazmaz bile!... öylesi de çok fazla... özellikle o uyduruk popçuların işlerinde çok denk geldim... müzisyenlerin adlarını yazmıyorlar diye çok kızıyordum ben, meğer müzisyenler yazılmasını istemiyorlarmış zaten:)... hak verdim tabii o zaman:)... özellikle uyduruk beste yapıp, zorlaya zorlaya saçma sapan söz yazıp; "alın alın sizin olsun hakları filan" diyen de varmış:)... benden duymuş olmayın:)... neyse ben fazla da kurcalamayayım...

bazen o okumadığımız yazılarda besteciyi ve güfteciyi atlayıveririz ki işte o tayfun karatekindir... çok büyük bir ustadır... aşağıda iki çift lafı bir de kendisinden paylaşayım... zuhal olcay yada tayfun karatekin... her ikisi de ayrı harika...



aşağıdaki bilgiler; kendi bildiklerimle, sağdan soldan bulduğum bilgilerin harmanlanmış hali... tamamı güvenilir kaynaklardan olmakla birlikte, birbiriyle çelişiyorlar çoğu zaman... büyük ihtimalle tamamı doğru ama aktaran kişiler zamanlamayı karıştırıyorlar... mesela isveçe gidince yaptığı çalışmalar biraz karışık...

videodaki mother major family dikkatinizi çekmiştir mutlaka... tayfun karatekin, 1971 yılında isveçe gitti ve orada kurdu bu grubu... yurt dışında çıkardığı ilk plak olan there's been a change in me / sweet love bu grupla çıktı ve dikkatleri ciddi biçimde çekmeyi başardı bu plak... 1972 yılında da ince memet plağını çıkardı... türkiyede çıkan bu plağın arka yüzünde de yukarıda paylaştığım iki çift laf yer alıyordu...

ben de ne kadar karmakarışık yazıyorum:)... parçayı yukarıda paylaştım, burada bahsediyorum:)... siz düzenli okuyun artık bi zahmet... tam da böyle demişken iyice ters olacak ama 1946 yılında doğmuş tayfun karatekin... tabii şimdi ben bu paragraftaki bilgileri yeni öğrenip, yazdığım için böyle eğreti duruyor:)... ben tayfun karatekinin isveçe gittikten sonra profesyonel anlamda çalışmalar yaptığını ve sonrasında ülkeye döndüğünü zannediyordum ama meğer türkiyede öncesi de varmış... 18 yaşında ilk defa sahneye çıkmış alpayla birlikte... dört dörtlermiş grubun adı ve vokal grubuymuş... tayfun karatekinin türkiyedeki ilk plağı ise durul gence 5 eşliğinde doldurduğu shadow of your smile / affet onu tanrım plağıymış... 1969 yılında türkiyede katıldığı bir müzik yarışmasında kim silecek bu yaşları adlı parçasını seslendirmiş, çok ilgi çeken bu parça disko firması tarafından plak olarak basılmış ve bu sayede tüm türkiyeye adını duyurmayı başarmış...

stardust internationalda davul çalan tony walter, türkiye ziyareti esnasında tanışıyor tayfun karatekin ile... tayfun, kendi grubuyla müzik yaparken walter ı davula davet ediyor program esnasında... ve birlikte müzik yapıyorlar... tayfun karatekinin sesi ve tarzı walter ın dikkatini çekiyor çok... daha sonra tayfun karatekin isveçe açılıyor doğal olarak ve what a wonderful feeling adlı bir parçanın demo kaydını yapan tayfun, isveçte de çok beğeniliyor... stardust international ile birlikte çalışmaya başlıyorlar... yeni kurulan grup da çok kaliteli bir vokale sahip oluyor bu vesliyle... hem grupça çok seviliyor, hem de isveçte seviliyor... stardust international grubunun resmen bel kemiği haline geliyor zamanla... ne yazık ki 1973 yılında kansere yakalanıyor ve 1982 yılında, en verimli döneminde çok genç bir yaşta ayrılıyor aramızdan...

benim tayfun karatekin ve onun gibi müzisyeleri tanımamı sağlayan tek bir faktör var, hey dergisi!... aklıma gelmişken belirteyim... inceleyin, bilgi alın derim... yarım yamalak da olsa bildiğim ne varsa, tamamı bu dergi sayesindedir:)... muazzez abacıdan jethro tull a, zeki mürenden moody blues a kadar bildiğiniz, bilmediğiniz her şeyi hey dergisinde bulurdunuz... hakkında mutlaka bir şeyler karalamam lazım ilk fırsatta...



albümü bu yıl başında yeniden plak formatında sadece 500 adet basıldı... tayfun & stardust international albümünü buradan satın alabilirsiniz... çok sınırlı sayıda basıldığı için her an tükenebilir, özellikle kolleksiyonerlerin mutlaka edinmesi gerektiğini düşünüyorum... albümdeki parçalar ise şöyle...

rock me to the music
it didn't do you good
why
mercedes bus
love is
without your love
iki çift laf
i'll never find another you
annabella
as'i es la vida

tayfun & stardust international
albüm aslında 1973 yılında hendrix music production tarafından decibel stüdyolarında kaydedilip, yayınlanmış... isveçte tabii... daha sonra 1975 ve 2017 yıllarında türkiyede, 2007 yılında da japonyada yeniden yayınlandı... albüm hakkındaki detaylı bilgiyi aşağıya alıntıladım...
Baritone Saxophone, Flute [Solo] – Bo Tedner
Bass [Fender] – Mike Watson
Brass – Björn Hallin, Gösta Nilsson, Jan Allan, Rolf Andersson, Sven Larson*, Weine Renliden
Choir – Anette Lindgren, Birgitta Kristofferson, Lena Eriksson*, Ulla Källbeck, Ute Tedner
Drums, Percussion – Tony Walter
Engineer – Lars Liljeryd*
Guitar – Johnny Lundin
Lead Vocals, Congas – Tayfun Karatekin
Lyrics By – Dick Major, Tayfun Karatekin
Organ [Hammond] – Frederik Grimm
Photography By, Artwork – Erik Kellbäck, Olle Nykvist
Piano, Flute, Bass – Dick Major
Producer, Arranged By – Dick Major
Remix – Lars Liljeryd*, Stefan Nordin
Strings – Stockholm Phil. Orc.*
Trumpet – Christer Lindahl
Vocals – Dick Major, Frederik Grimm
Woodwind – Göran Larsén, Ingvar Holst, Jürgen Linder, Lars Stark*
Written-By – Dick Major, Tayfun Karatekin
tayfun karatekin
stardust international
tayfun karatekin hakkında ne yazık ki çok fazla doğru ve güvenilir bilgiye ulaşamadım... kendi bildiklerime ek olarak, bulabildiğim çok az güvenilir bilgiyi paylaşabildim... şu bilinmeli ki, çok büyük değerler çıktı bu topraklardan ve özellikle "müziğin müzik olduğu o dönemlerde" dünyadan hiç de geride olmayan, hatta dünyaca beğenilip, kabul gören sanatçılarımız hiç de az değildi... nereden nereye geldik!... love is ile bitireyim artık... en azından şimdilik diyeyim bitirirken, hakkında bilgiye ulaştıkça eklerim buraya...



Yorumlar

  1. Buyuk sanatci Tayfun Karatekin i ben de 2015 de kesfettim. Hic aklindan cikmadi hatta hic degilse bari mezarini bulup dua edeyim dedim minnettarim ona.. Yaptigim arastirmalara gore annesi Nimet Karatekin Piyano hocasiymis 2014 de vefat etmis 94 yasinda.. asiyan mezarligina defnedilmis oglunun yanina...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim bu önemli katkınız için...

      Sil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

gelem gelem (djelem djelem)...

"öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti"

"gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum...

çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz

çingeneler

çingene müziği

tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği için marş olarak kabul edilmiş 197…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …