Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

light in babylon

dinlediğimde hayran kaldığım, uzun süredir paylaşmak istediğim ancak bir türlü beceremediğim bir grup light in babylon... itiraf edeyim, ön plana çıkan 2 konu var light in babylonda, şarkı söyleyen kız ve müziğin rengi... düşündüm bir an "nedir müziğin rengi" diye! tabii yok öyle bir şey ama hadi tarzı diyelim; özetle yaptıkları müzik... kişi olarak ön plana çıkan ise bence vokalist kız, yani adını bin bir zahmetle öğrendiğim michal elia kamal... israilli oluyor kendisi ama iran orijinliymiş... hemen belirteyim, vokal ön plana çıkıyor derken kesinlikle gruptaki diğer müzisyenleri bir kenara atıyor değilim!... çok başarılılar ancak michal elia kamal şarkı söylerken apayrı bir dünyaya gidiyor sanki... sesi çok iyi ve çok severek şarkı söylediği apaçık belli... izlerken kendisinin söylediği parçayı resmen yaşadığını görüyorsunuz...

santur çalan ise türk... metehan çiftçi... michal elia kamal ve julian demarque (fransız, gitarist) gezgin müzisyenler olarak 2009 yılında istanbul…

cemail ercan

3 aralık günü bir kaç yerde çıkmış bu haber: "elleri olmayan piyano virtüözü" şeklinde... 3 aralık tarihi, engelliler günü oluyor bu arada, benim gibi haberi olmayan bihaber kişiler için söylemiş olayım... "dünya engelliler günü" ve benzeri diğer günlerin benim açımdan hiç bir anlamı ve önemi olmadığı için, haberim yoktu bu günden de...

engelli, özürlü vb gibi sıfatlar benim için hiç anlam ifade etmiyor; tıpkı kadın ve erkek gibi şeylerin de ifade etmemesi gibi... insan işte... çok yetenekli ve gayretli bir sanatçı... adı cemail ercan olarak geçiyor bu virtüözün ama haberciler için sadece haber yapmak önemli olduğu için olsa gerek, haber içinde adını cemal yazmışlar... çünkü onlar için aslında sadece orada ilgi çekici bir haberin görünmesi yetiyor... zaten bu haberin çıktığı hiç bir yerde şu başlıkta kullandıkları virtüözite ile alakalı olabilecek 2 kelime bile geçmiyor...

ayşedeniz gökçin

klasikten progresife ayşedeniz yazısını da okuyabilirsiniz...

http://www.progrockmag.com/news/aysedeniz-gokcin-pink-floyd-and-liszt-meet-on-piano/
yine çok çok yeni tanıdığım (tanıtan sağolsun) bir müzisyen... ayşedeniz gökçin... "aa bu da kimmiş! pink floyd mu çalıyormuş!" diyerek tabii hemen google hazretlerine koştum... ilk ve en güvenilir bilgi kaynağı olarak karşıma çıkan resmi web sitesini hemen inceledim, beğendim ve yazıyorum... sadece güvenilir kaynaklardan öğrendiklerini paylaşmaya çalışan biri olarak; eskiden pek rağbet etmediğim ekşi sözlüğe bir süredir artık güveniyorum çünkü çok hızlı bilgi akışı olabiliyor orada ve ekşi sözlükte başka hiç bir yerde bulunmayan ayrıntılar kesinlikle oluyor... araya ekşi sözlük reklamını da ekledim, ekşi sözlükten 2 alıntı yapıp, devam edeyim... bir ilkogretim okulunun son sinifinda okuyan, repertuarinda liszt ve rachmaninoff olan muhtesem piyanist. (sokratesla, 04.02.2002 20:34)9 sene oncesinden takip edenlerin oldugunu gormek de …

jon gomm

yine sadece tek videosunu izleyip, "tamam budur işte" sevinciyle yazmaya başladığım müzisyenlerden biri jon gomm... şu anda kendisi hakkında hiç bir bilgim yok özetle ama yazarken olacak... "hangi videosunu izledin de beğendin ki?" derseniz, o da burada... beğenilmeyecek gibi de değil bence... izleyince insanın gidip gitarın kulaklarıyla oynayası geliyor ama cesaret edemedim...

resmi web sayfasını biraz inceleyince bile hemen anlaşılıyor kalitesi... en inanarak savunduğum konuların başında gelir; bir müzisyenin çizgi üstü olması için dünya çapında olması filan gerekmez... belki de öyledir, dünya çapında adamdır jon gomm, bilmiyorum tabii...

ama bildiğim, emin olduğum bir şey var, bu adam gitarın hakkını fazlasıyla veriyor... besteci olarak da gördüğüm kadarıyla oldukça iyi... yetenekli ve çok çalışmış... büyük ihtimalle günde 18 saat gitar çalıyordur...   tek başına grup tadında müzik yapabiliyor... tommy emmanuel i hatırlattı bana izlerken... şimdilik onun ölçüler…

zeki çağlar namlı

sadece 2-3 gündür kendisinden haberdarım! zeki çağlar namlı yı bana tanıtan kişiye de buradan teşekkürü bir borç biliyorum çünkü her zamanki olağan kendime kızışımı şu anda da yaşıyorum... "ben nasıl tanımam bu adamı!" kızgınlığı ile arkadaş oldum artık:)...

zeki çağlar namlı son yıllarda tanıdığım yada farkına vardığım en büyük yetenek kesinlikle... bence evrensel ölçüde büyük bir yetenek...

biyografisini okurken dikkatimi en çok çeken şey, kendisinin şu kısacık ifadesi oldu: "Namlı'ya göre müzik tekti"... tamamen katıldığım ancak bu kadar kısa ifade edemeyeceğim derin bir konu bu ve 4 sözcük aslında çok fazla şey ifade ediyor...

resmi web sayfasına girdiğinizde otomatik olarak başlayan videoyu dinlemeye başladığınız anda bir bağlama virtüözünü dinlemekte olduğunuzu hemen anlıyorsunuz... tabii şimdi "biz salak mıyız? neden anlamayalım?" diyeceksiniz ancak bahsettiğim konu farklı... çalınış tarzı bağlama ancak çıkan ses bağlama sesi değil... yada beni…

dinçay gülenç

cremona'nın keman ustalarından biri... dinçay gülenç...
en önemli uluslararası keman yapım okulu olan antonio stradivari yi bitirdikten sonra cremona’da açtığı kendine ait atölyede çalgılarını üretmeye başlayan, dünyanın en prestijli yaylı çalgılar fuarı olarak bilinen mondo musica ya da katılma fırsatını yakalamış bir isim dinçay gülenç...
keman, akustik gitar, klasik gitar, elektro gitar, bas gitar, tambur, kopuz, bağlama kemençe ve cümbüş olmak üzere 10 enstrüman çalıyor... aynı zamanda multi enstrümantalist denen cinsten anlayacağınız...
cremona’daki kendi atölyesinde ürettiği enstümanlar bugün alanında en önemli fuarlarda sergileniyor... mondo musica gibi...
sanat ve sanatçı ülkesi italya’da cremona gibi kemanın başkenti sayılan bir şehirde çok ayrıcalıklı ve önemli bir çok luthierin arasında bir izmirli sanatkar... sanatın ve sanatçının ülkesi şehri olmaz tabii ama bu biraz da yalandır çünkü cremona kemanın başkenti olmakla gurur duyuyorsa, ben de dinçay gülenç in izmirli o…