Ana içeriğe atla

Kayıtlar

tüm zamanların en iyi steve vai'si

En son yayınlar

tarık kaan, ilyun ve mina'dan başarı haberi

şu yukarıda gördüğünüz üç genç piyanistimiz; tarık kaan alkan, mina urgun ve ilyun bürkev, ispanya al hambra'da düzenlenen 9. uluslararası maria herrero piyano yarışmasına gittiler ve güzel derecelerle döndüler...

ilyun bürkev ve tarık kaan alkan, kendi kategorilerinde birinci olurlarken, mina urgun da kategorisinde üçüncü olmayı başardı... her üç genç yeteneğimiz de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde öğrenimlerine devam ediyorlar... mina urgun ise henüz yarı zamanlı olarak piyano eğitimi alıyor olmasına rağmen bu büyük başarıyı elde etti... her üç genç piyanistimizi, öğrenim gördükleri yüz aklarımızdan biri olan okullarını, öğretmenlerini ve ailelerini ayrı ayrı kutluyorum... mina'yı ise apayrı ve özel olarak kutluyorum...

üç gencimizi de maalesef daha önce paylaşma fırsatı bulamamıştım... tarık kaan alkan'ı önceki başarılarından dolayı tanıyorum ve bu sayfada defalarca hakkında güzel haberler verdim... bir paylaşımı buradan okuyabilirsiniz... kısaca da olsa…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

veriko tchumburidze'den zigeuner capriccio

havalı olsun diye zigeuner capriccio dedim, gypsy caprice olarak geçiyor sağda solda daha çok... çingene kaprisi aslında... zigeunerweisen ile birlikte, en sevdiğim keman eserlerinden oluyorlar... piyano ve keman için yazılmış eser dinleyecekseniz, öncelikle zigeuner capriccio dinleyeceksiniz... bu blog, dayatma konseptli unutmayın... ben ne diyorsam, o:))...

en muhteşem keman virtüözlerinden olmakla birlikte, bence en muhteşem bestecilerden de biri olan fritz kreisler'in insanı alıp götüren eserlerinden biri oluyor bu zigeuner capriccio...

capriccio dendiğinde yaptığı ilk çağrışım "zor" oluyor... paganini yüzünden tabii ama bu capriccio da anladığım kadarıyla oldukça zor bir eser... önemli yarışmalarda bu eseri de sanki baraj olarak koyuyorlar... "dur yahu, kreisler gypsy caprice çaldıralım şu yarışmacılara da, şöyle bi eleyelim, sonra da paganini kaprislerden 2 sini çaldırdık mı, zaten 3 kişi kalır" diyorlar sanki:))...

ben klasik müzik ile ilgili hiç paylaş…

erkan oğur'ca blues

dinliyordum, hadi paylaşayım dedim... gitar manyağı olmama rağmen, uzun süredir gitar paylaşımlarından ayrı kalmışım... tabii sadece bu da değil sebep... ekşi sözlükte miydi? yoksa başka yerde mi? hatırlayamadım şimdi... belki de aşağıdaki videolardan birinin altındaki yorumlarda idi, önemli değil, birisi "erkan oğur'un blues çalıyor olmasına hayret ettim" yazmış... tabii ben okuyunca küplere bindim, delirdim resmen... halbuki bilmez bilmez yahu... çoğu erkan oğur sevdalısı da bilmeyebilir çünkü erkan oğur'u sadece bağlama ve oğur sazı ile tanıyan da az değildir... sadece ismail hakkı demircioğlu ile izlemiş olan da çoktur... yani gayet normal aslında ama gitar delilerine söylenmez öyle şey lönk diye...

neyse işte asıl sebep bu galiba... erkan oğur'un renkliliğinden kaynaklanan bir sorun bu... erkan oğur'un yaptığı işlerin tamamını yazmaya kalksak, sabaha kadar bitmez herhalde... ve mutlaka eksik kalır...

erkan oğur; her şeyden önce, cazdır ve bluesdur aslın…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…