naz irem türkmen

keman
naz irem türkmen
son bir kaç senedir önemli başarılara imza atan ve hızla ilerleyen naz irem türkmen, 14 - 17 haziran 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen odessa international violin competition (uluslararası odessa keman yarışması) yarışmasında kendi kategorisinde büyük ödülün (grand prix) sahibi olmayı başardı... aynı yarışmanın üst yaş grubunda ise doğa altınok üçüncü oldu... öncelikle her iki genç yeteneğimizi de kutluyorum... doğa altınok hakkında daha önce paylaşım yapmış olduğum için, bu paylaşımı tamamen naz irem türkmen'e ayırmayı uygun buldum...

istanbul üniversitesi devlet konservatuarında prof. dr. ceyda uzgören ile eğitimine devam etmekte olan naz irem aynı zamanda istanbul bilim ve sanat merkezi müzik bölümü öğrencisiymiş ve dania kainova, mincho minchev, muhammedjan turdiev, yossif radionov ve kirill troussev gibi oldukça önemli isimlerle de çalışmalara katılmış...

2006 doğumlu olmasına rağmen günümüze kadar bir çok önemli başarıya imza attı naz irem türkmen ve özellikle 2016 ve 2017 yılı başarı haberleriyle geçti... ben ne yazık ki kendisini oldukça geç tanıma fırsatı bulabildim... geçen sene belçikadan önemli bir ödül ile dönünce duymuştum ismini ilk defa ama öncesinde adını defalarca duyurmuş aslında... ben çok gevezelik yapmayayım ve araya hastası olduğum ve şu anda naz iremden dinlemekte olduğum zigeunerweisen sıkıştırayım... geçtiğimiz mayıs ayında şef zdravko lazarov yönetimindeki istanbul devlet opera ve bale orkestrası eşliğinde çalmış, çok da güzel çalmış... bana keyifle dinletmeyi başardı...



şu an devam ettiği konservatuvarda 7 yaşında başlamış keman eğitimine bugün 12 yaşında naz irem ama bu minicik yetenek, bu kısacık süreye neler neler sığdırmayı başarmış... ilk öğretmenler benim için çok önemli, ilk öğretmeni mi bilmiyorum ama aslı erdal ile başlamış kemana... ilk öğretmenleri mutlaka ayrıca kutluyorum çünkü 5-7 yaşındaki çocukların bu yolda ilerlemelerinde tahminimce katkıları büyük oluyor... tabii aileler de kutlamadan en büyük payı hak edenler oluyorlar... naz irem'i de kutlayayım bari, onun da mutlaka katkısı vardır:))...

istanbul pera müzik ve bursa müzik festivalleri neredeyse tüm gençlerin yolunun geçtiği festivaller ve naz irem de o festivallerle çıkmış yola... avusturyadaki zell an der pram müzik merkezi, bilim ve sanat eğitim merkezi, dusseldorf palais wittgenstein, mozarthaus, salzburg mozarteum müzik okulu, ve işsanat milli reasüransta parlayan yıldızlar, konser verdiği önemli organizasyon ve mekanlar... mincho minchev'in ustalık sınıfına da katılmış ve varna da konser vermek üzere davet de almış...



2016 yılı kendisini önemli ödüllerle göstermeye başladığı yıl olmuş... sırbistanda müzik pedagogları tarafından düzenlenen uluslararası internet müzik yarışması, salzburg grand prize virtuose yarışması ve ukraynada düzenlenen individualis uluslararası müzik yarışması birincilik ödülleriyle döndüğü yarışmalar olmuş... 9 yaşındayken katıldığı ilk 3 yarışmadan birincilik!... 2017 yılında ise; almanyada düzenlenen anton rubinstein keman yarışmasında en iyi barok sonat yorumu ödülünü alarak başlamış yıla... bulgaristan haskovada düzenlenen 42. nedjalka simeonava keman yarışmasında ikinci olmuş... belçikada düzenlenen arthur grumiaux keman yarışmasında üçüncü, bulgaristan albena da düzenlenen 5. uluslararası heirs of orpheues müzik yarışmasında ise birinci olmuş... en son da yukarıda bahsettiğim uluslararası odessa keman yarışmasından birincilikle döndü...

2018 yılı ocak ayında da çok önemli bir konsere çıktı naz irem türkmen... bu yılın parlayan yıldızlarından biri olarak seçildi ve iş sanatın milli reasüransta parlayan yıldızlar konser serisinde çok beğenilen bir konser verdi...

naz irem'in sadece 2 buçuk yılda başardıklarını derleyip toplayıp yazmam bile beni yordu... mutlaka bilmediğim, ulaşamadığım başka yazılmaya değer konular da vardır ama şimdilik bu kadar diyeyim ve resmen az önce yüklenen odessa yarışmasındaki performansını paylaşıp bitireyim... tabii bitirmeden önce şunu da itiraf edeyim, ben kendisi hakkında sadece bir kaç şey yazabileceğimi düşünerek başlamıştım bu paylaşıma... bilen bilir, ben öğrenirken paylaşan biriyim ve naz irem hakkındaki bu paylaşıma resmen yukarıda da ifade ettiğim gibi kendisini ilk defa dinleyerek başladım... öncesinde sadece kısa kısa dinleyişlerim olmuştu... bir yandan videolarını dinledim, bir yandan da bir şeyler karaladım ama gerçekten bu kadar hızlı ve sağlam yol kat etmekte olduğunu bilmiyordum... iyice klişe oldu artık bu lafım ama hep ifade ettiğim gibi, bu lafı fazlasıyla hak eden gençleri paylaştığım için aslında klişe değil: naz irem türkmen adından daha çok bahsedeceğiz gelecekte... gelecek dediğim de eminim ki bir kaç ay içinde:)...

defne erdemden başarı haberleri

defne erdem hakkında daha önce paylaşımda bulunmuştum, aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz...

en iyi yorumcu defne erdem

piyanist
piano talent defne erdem
sonra bir süre haber çıkmadı defneden... bir süre dediğim de, bir kaç ay:)... arada bol bol konserlere gitti, izledi, sanatçılarla tanıştı... kendini geliştirdi, mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı tam zamanlı öğrencisi oldu... bildiğim kadarıyla halen önder cebecinin öğrencisi olarak devam ediyor eğitimine...

defne, 8 haziranda italyaya gitti, milanoda düzenlenen piano talents yarışmasında ikinci oldu, döner dönmez ayağının tozuyla izmirde düzenlenen 4. mozart akademi uluslararası solo piyano yarışmasında da birinci oldu...

piyano
defne erdem
defne belgeli çalışıyor, elde ettiği her başarının belge niteliğinde fotoğrafı mutlaka vardır:)... ben de belgeli çalışıyorum... milanodaki yarışmaya ait kayıt bulamadım ama mozart akademi yarışması ödül töreninde çaldığı chopin vals no 1 ile bitireyim... ailesini, öğretmenini ve kendisini kutluyorum... başlığı özellikle başarı haberleri diye attım ki, yakında gelecek olan haberleri de buraya ekleyebileyim...

kaan baysaldan yeni birincilik

piyano
kaan baysal
büyük başarılarıyla bir kaç yıldır dikkatleri üzerine çeken genç piyanistimiz kaan baysal, 30 mayıs - 3 haziran 2018 tarihleri arasında italya gioia del colle'de düzenlenen 21. pietro argento uluslararası piyano yarışmasında kendi kategorisinde birinciliğe layık görüldü...

kaan baysal, hakkında daha önce paylaşım ama çok yakından takip ettiğim, çok başarılı bir isim... bütün dünyanın hayran olduğu, piyanonun yıldızlarından lang lang kaan baysal hayranı daha ne olsun... bu cümlenin üstüne bu paylaşımı bitirmem bile gerekiyor:)... genç bir piyanistin alabileceği daha büyük bir ödül var mı?...



2003 doğumlu kaan baysal, 2010 yılında istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı yarı zamanlı piyano bölümüne başladı... bir çok önemli konsere çıktı, resitaller verdi... bir çok şeyi yazmıyorum... 2014 yılında 42. istanbul müzik festivali tarafından düzenlenen festival genç solistini arıyor projesi kapsamında solist olarak seçildi ve tüm festival tarihinin en genç solisti ünvanını aldı... 31 Ekim 2014 tarihinde, zorlu psm de, allianz türkiye global marka elçisi lang lang ile aynı sahnede yer alarak chopin’den eserler seslendirdi... lang lang international music foundation tarafından 10 - 16 kasım 2014 tarihleri arasında barcelonada düzenlenen allianz junior music kampına seçilen 12 piyanist arasına girmeyi başardı... geçtiğimiz yıl yani 2017 yılında uluslararası césar franck piyano yarışmasında birinci oldu... yine 2017 yılında andante dergisi tarafından verilen donizetti ödüllerinden bir olan yılın çıkış yapan genç müzisyeni ödülüne layık görüldü ve en başta yazdığım gibi, geçtiğimiz ay içinde de 21. pietro argento uluslararası piyano yarışmasında birinci oldu...

piyanist kaan baysal
lang lang ve kaan baysal
kaanın yukarıdaki fotoğrafını ben fırsat buldukça mutlaka paylaşıyorum... ülkemizde yetişen en büyük piyanistlerden biri olacak kesinlikle kaan baysal... yaşı göz önüne alındığında, attığı adımlar ve kat ettiği yol çok büyük... çok çalışkan olduğu kesin çünkü bir yandan da okulu devam ediyor...

iyi bir chopin yorumcusu aynı zamanda kaan baysal bu sebeple chopin'in zor eserlerinden biri olan scherzo no 3 ile şimdilik bitireyim...  bir de bonus video ekleyeyim sona... lang lang ile...



ferhat can büyükten yeni birincilik

ferhat can büyük
ferhat can büyük, polonyada düzenlenen 31. antonin piyano yarışmasında birinci oldu...

31 yıldır aralıksız düzenlenen polonyanın bu önemli piyano yarışması artık gelenekselleşmiş bir durumda ve oldukça da prestijli bir yarışma... yarışmaya polonya konservatuvarlarında okuyan yabancı öğrenciler katılıyorlar ve katılacak öğrencilerin seçimini kendi okullarınca oluşturulan bir kurul yapıyor... bir bakıma, okullar yarışmış oluyor ki, bu yarışmayı önemli kılan en önemli faktör de bu zannedersem... yarışma dinleyici önünde, konser havasında geçiyor ve hayatını polonyada geçiren chopin eserleri ilk elemede çalınmak zorunda... ikinci aşamada yarışmacılar kendi belirledikleri eserleri seslendiriyorlar...

tabii belki önce yazmam gerekiyordu, ferhat can eğitimine polonya feliks nowowiejski konservatuvarında devam ediyor... mutlaka belirtmem lazım, borusan kocabıyık vakfı ve enka vakfı tarafından burs veriliyor ferhat can'a...

ferhat can büyük, benim uzun süredir sürekli takip ettiğim ve çok takdir ettiğim bir genç yetenek... çok başarılı ve önemli genç piyanistlerimizden... araya chopin'den bir ballade sıkıştırayım... 1 numaralı olanı... chopin sevgisi çok büyük ferhat can'ın ve bir chopin uzmanı... dünyanın en iyi chopin yorumcularından biri olacağı da kesin..



ferhat canın en çok beğendiğim ve takdir ettiğim yönlerinden biri de kendisine ait resmi bir web sayfasının olması... ama şimdiye kadar kime bu cümleyi yazdıysam, bir süre sonra sayfasını kapattığına tanık oldum!... umarım ferhat can bu sayfasını asla kapatmaz... aşağıdaki bağlantıdan kendisiyle ilgili her türlü bilgiye ulaşmanız mümkün beni yormayın, hazır yazılmışı var:)...

http://www.ferhatcanbuyuk.com/

beni yormayın dedim ama en azından bu genç ustanın en önemli başrılarından kısa kısa da olsa burada bahsedeyim... ilk konserini marmara üniversitesinde verdi, ilk konçertosunu da istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde çaldı... makedonya bitola klasik müzik festivaline davet edildi ve atatürkün de okumuş olduğu manastır askeri okulunda konser verdi... 2015 yılında milli reasüransta parlayan yıldızlar konser serisinde çaldı, o yıl meriç soylu anısına verilen parlayan yıldızlar ödülünün sahibi oldu... the international holland music sessions tarafından genç yeteneklere verilen masterclass bursunu kazandı... 2016 ve 2017 yıllarında aynı organizasyonun bünyesinde hollandanın prestijli salonlarında resitaller verdi... türkiye cumhuriyeti varşova konsolosluğu ile chopin vakfının birlikte varşovada düzenlediği chopin anma konserinde tek türk müzisyen olarak ülkemizi temsil etti... en son başarısı da işte yukarıda yazdığım antonin yarışması birinciliği...
Müzikal yeteneği ile birlikte yeşeren gelişmiş enstrüman tekniğini, öğrenci konserindeki dersler sırasında ve performansında keşfettim. Öğrenme konusundaki motivasyonu mükemmel. Olgun ve konsantrasyonu yüksek bir karakter. Onunla çalışmak kolay ve keyifli. Prof. Matti Raekallio, Juilliard School, New York
Ferhat Can Büyük sadece yetenekli bir piyanist ve müzisyen değil, aynı zamanda dünyaya ve kültürel farklılıklara da meraklı. Performanslarında yaratıcı ve seyircilerin kendi müzikal fikirlerini takip etmeleri konusunda ikna edici. Aynı zamanda, çalışkan ve yaptığı herşey ile artistik gerçeklik peşinde koşuyor, bu da onu ümit vadeden bir müzisyen yapıyor. Prof. Ewa Poblocka The Frederick Chopin University of Music, Warsaw
bu güzel övgüleri fazlasıyla hak eden bir genç yetenek ferhan can büyük... yukarıda zannedersem yazmıştım ama bir daha yazayım; ferhat can, gelecekte tüm zamanların en iyi bir kaç chopin yorumcusundan biri olacak... kendisini şimdiden kutluyorum... hiç bu kadar sivri bir kehanette bulunmamıştım ama bu güveni fazlasıyla veriyor ferhat can... polonyada üzerinde chopin yazan ödülü öyle herkese vermezler... bu sebeple özellikle fantasie impromptu ile "şimdilik" bitireyim istedim...

lara melda

lara melda
yıllar önce başladığım ama bitir(e)mediğim bir paylaşım... 16-17 yaşlarında idi lara melda ben bu yazıyı yazmaya başladığımda... eskiden doğum günlerine denk getirmeye çalışırdım yazıları nedense, bu yazının da asıl tarihi 16 aralık 2011 idi... çok az bilgi vardı o zamanlar hakkında... daha doğrusu, yazılıp çizilenler çok sınırlı idi... dolayısıyla, benim paylaşımım da tek bir paragraf olarak kalmış yıllarca... geçen hafta youtube bana videosunu önerdi de bereket, aradan geçen 7 senede ne kadar çok şeyin olup bittiğini farkettim ve o eski paylaşımımı uzatmaya ve güncellemeye karar verdim... bu 7 sene içinde lara melda dünya çapında bir piyanist olmuş... çok sevindim kısa sürede bu derece büyük adımlarla ilerlemiş olmasına... ama diğer yandan da çok üzüldüm çünkü dünyanın bir yerinde gencecik bir müzisyenimiz bu kadar uzun bir yolu kısacık sayılabilecek bir zamanda kat etmiş ama -kendi adıma söyleyeyim- ben kendisini hiç takip etmemişim... her ne kadar sürekli "müziğin milliyeti şusu busu olmaz, olmamalı, müzik ve müzisyen evrenseldir" desek de, pratikte öyle olmuyor işte...

ne olmuştu 2010 yılında da ben lara meldayı apar topar kısacık da olsa paylaşmıştım?... aynı gün bütün gazetelerde haberi çıkmıştı birden bire... bbc genç müzisyenler yarışmasında birinci olmuştu... zaten bizim medyanın ilgilenmesi için birinci olmuş olmanız gerekir... hele hele bu birincilikte bbc gibi bir kurum da varsa, ajanslar geçer haberi hemen ve medyamız aslında neyin ne olduğuna bakmadan haber yapar... kendilerinden de bir şeyler eklemezler... kimdir bu genç piyanist? o noktaya nasıl gelmiştir? ne yer ne içer? zorda mı darda mı?... ne hissediyor? kimse düşünmez, bilmez... bu haber dolandı her yerde, o kadar... ben bir daha hiç bir yerde, hiç bir şekilde adının güzide medyamıza konu olduğunu duymadım, görmedim... türkiyeye geldi, konserler verdi, o bile pek haber olmadı... oldu da, öylesine işte...

16 yaşındaki lara melda 16 aralık 2010 tarihinde, yani doğum gününde bildiğim kadarıyla türkiyedeki ilk resitalini verdi ve schumann, bach, liszt ve ginastera'dan eserler seslendirdi... nerede verdi? derseniz, inanın hatırlamıyorum... sadece bu notu düşmüşüm... sonrasında antalya piyano festivalinde ve boğaziçi üniversitesi albert long hall de sahne aldı... albert long hall'de bir konser daha hatırlıyorum ben ama emin değilim; merve kocabeyler (arp) ve dorukhan doruk (viyolonsel) ile birlikte idi... oda orkestrası konserleri de veriyor kendisi gerek piyano ile, gerekse viyola ile ama tam da hatırlayamadım... 4 haziran 2011 tarihinde de aya irini kilisesinde bir konser verdi borusan filarmoni ile... 5 aralık 2013 tarihinde de zorlu psm de sahneye çıktı ve chopin, debussy, liszt ve poulenc çaldı...bunlar benim bildiklerim, fazlası varsa eğer, ben takip edemedim... ülkemizdeki konserleri çoğunlukla 2010 yılındaki bbc birinciliği sonrasında ve 2-3 yıl içinde gerçekleşti diye biliyorum...



lara melda konusunda hıncal uluç'un hakkını yiyemem... hıncal uluç bahsetti bir kaç kere... hatta "dünya duyacak bu ismi, ben de bu ülkede ondan ilk söz edenlerden biri olmakla gurur duyacağım" demişti, şimdi lara'nın resmi web sayfasına girince karşıma hıncal uluç'a ait o söz çıktı, bana sanki sitemmiş gibi geldi... sitem değildir ama ben öyle hissettim... demek ki lara meldanın o ifadelere ihtiyacı varmış, o sözler ona destek olmuş yada hıncal uluç'un o sahiplenmesi kendisini motive etmiş vs vs vs... yada ülkemizden sadece o ifadeler ve o sahiplenme çıkmış... kendi ülkesinden gelen bu sözler belki de onu çok sevindirmişti... bilmiyorum... bu arada, ben unutmadan lara melda'nın çok beğendiğim resmi web sayfasını paylaşayım... türk bayrğına basınca, hıncal uluç'un sözleri çıkacak kocaman kocaman:)...

https://www.laramelda.co.uk/

16 yaşındaki lara melda, şef vasily petrenko yönetimindeki bbc ulusal orkestrası eşliğinde seslendirdiği saint-saëns'ın 2 numaralı piyano konçertosu ile uluslararası bbc genç müzisyenler yarışmasında birinci oldu... 2010 yılında geliyor bu büyük başarı... haber bu idi... bu olağanüstü başarıyı getiren o harika performans da aşağıda... nasıl bir yetenek, teknik ve motivasyon bu böyle... ben bu performansta lara meldanın kendisini de aştığını düşünüyorum... yaşının bilmem kaç katı yıl sahne tozu yutmuş bir piyano virtüözü var bu performansta...



bu eser teknik anlamda çok zor ve şef vasily petrenkoya göre lara melda çok büyük bir risk almış bu eseri seçerken... risk almazsan, asla büyük adımlar atamazsın... bunu kanıtlamış lara... videonun 23:21 den itibaren izleyeceğiniz alkış ve spikerin söylediklerine dikkat etmenizi isterim... bu riski alıp, bu eseri seçmeseydi, bu finali yaşayamazdı... alkış sonrasındaki röportajı da izlemeyi unutmayın... özetle, bu videonun tamamını defalarca izleyin derim... ve o lara meldanın çocuk ile genç kız arasında bir yerlerde olduğunu da unutmayın:)... çalarken hiç çocukmuş gibi gözükmemesi ve izleyenleri koltuklarına çivilemesi bizi yanıltmamalı...

lara melda ömeroğlu
lara melda, sahnelerde tercih ettiği isim... asıl adı lara melda ömeroğlu... ülkemizde ille de bu ömeroğlu soyadı vurgulanıyor ama kendisi bu şeklini tercih etmiyor... her yere eklemeyin ömeroğlunu... bir türk ailenin londrada doğan kızları oluyor lara... yukarıda da belirttiğim gibi, 16 aralık 1993 doğumlu... ablası melis ömeroğlu ise yukarıdaki videoda seyirciler arasında sık sık gösterilen bayan... kardeşi ile durur duyuyor ve kazanacağından da emin bakıyor sürekli... çünkü lara meldanın zannedersem en büyük destekçisi melis... melis ömeroğlu da çok iyi bir piyanist ve lara nın etkilendiği en önemli isimlerin başında geliyor... bir bakıma lara'yı dünyaya kazandıran isim de diyebiliriz... ben melis ömeroğlunun da piyanist olduğunu ne yazık ki yeni öğrendim... ilk fırsatımda kendisini de keşfetmem lazım...

6 yaşında başlamış piyanoya ve viyolaya lara melda... her ikisi ile de konserler vermiş... ilk piyano derslerini emily jeffrey'den almış... francis holland school'da eğitimine başlamış, 2008-2011 yılları arasında the purcell school for young musicians (purcell genç müzisyenler okulu) da eğitim almış... daha sonra royal college of music'de devam etmiş eğitimine... bu okulda sadece cumartesi günleri, teori, piyano, viyola dersleri alıyor ve oda müziği, orkestra çalışmaları yapıyormuş ancak kazandığı yarışmalarla dikkatleri üzerine çekmiş ve bir yandan da purcell schoolda burslu olarak eğitim almaya başlamış... 2011 yılında purcell'den mezun olup, royal collage of music senior da burslu olarak eğitimine devam etmiş... 2010 yılında bbc genç müzisyenler yarışmasına katılıp, finalist olan piyanistlerin içinde, evinde konser piyanosu olmayan tek yarışmacıymış lara... purcell school kendisine prova yapması için konser piyanosu tedarik etmiş...

eğitimi esnasında kazandığı burslar çok dikkat çekici lara melda'nın... the friends of purcell school bursu kazandı... chopin society tarafından düzenlenen konserlerinde sergilediği üstün başarısı sebebiyle purcell school, eğitimine wall trust scholar statüsünde devam etmesine karar verdi... wall trust bursu benim bildiğim kadarıyla, olağanüstü yetenekli ve başarılı öğrencilere verilen bir burs... 2012 yılındaysa, kraliçe elizabeth bursunu kazanarak royal college of music'de çalışmalarına başladı ve 2016 yılında birincilikle mezun oldu...

sadece 2 sene önce mezun olan, kariyerinin neredeyse günümüze kadar geçen kısmında öğrenci olan bir genç usta lara melda farkındaysanız ve daha ben başarılarından sadece birini yazabildim... araya bir güzellik daha sıkıştırıp, öyle devam edeyim çünkü öğrenciliği başından sonuna kadar büyük başarılarla dolu... valla hayran kaldığım için yine eski sayılabilecek bir bbc performansı paylaşacağım... rachmaninoff bu sefer... yıl 2012...



öğrenciliği ile birlikte yürüyen kariyeri yukarıda da değindiğim gibi çok önemli kilometre taşlarıyla dolu... son bir yıl içindeki çalışmalarına ulaşamadım ama 2017 yılı ortalarına kadar attığı adımları aşağıya kendi sayfasından bir alıntı ile ekleyeyim, birinci ağızdan olsun...
lara, katıldığı pek çok yarışmadan ödül ve derecelerle döndü. lara, 2004'te; west london pianoforte festival "entsrüman dalında birincilik, 2005'te; francis hollands fanny davies junior prize, 2006'da; ealing music festivals woodward trophy. 2007'de; 'jaques samuels junior intercollegiate piyano yarışması birinciliği. 2008'de: purcell school konçerto yarışması birinciliği. ayrıca 2009'da uluslararası franz liszt piyano yarışması finalisti oldu...
londra'da yaşayan ünlü türk piyanisti lara melda, başarılarıyla londra'da sınır tanımadı, kadir has üniversitesi tarafından 'umut veren genç sanatçı' ödülüne de layık görüldü ve elele-avon kadın ödüller'inde halk ve jüriye tarafından güzel sanatlar bölümünde ‘yılın kadını’ seçildi...
uluslararası alanda da üne kavuşan lara melda, kirill karabits ile birlikte kuzey senfoni, britten sinfonia, bbc konser orkestrası, leeds senfoni, watford filarmoni, maidstone, aylesbury, kuzey sinfonia, royal tunbridge wells ve worthing senfoni orkestrası gibi ingiltere'nin en önemli orkestralarıyla konçerto performansları sergiledi. 2011 yılında grieg piano koncertosunu yorumlamak üzere, istanbul müzik festivali'nin aya irini'de açılışını yapmak üzere ilk turkiye davetini alan lara melda, istanbul resitalleri, antalya piyano festivali, boğaziçi universitesinde vde yurt dışında ise isviçre, gstaad'da 'les sommets musicaux' festivalinde, basarili konserler verdi...
ingiltere’de sıkça kendi atöyle dersleri veren lara melda mozart'ın k466 koncertosunu, nicholas collon yönetimindeki aurora orkestrasıyla kings place londra'da, grant llewellyn yönetimindekide bbc national orchestra of wales ile cardiff'de yorumlayan lara'nın konseri bbc radio 3'den canlı yayınlandı. lara leeds senfoni, watford filarmoni, maidstone, aylesbury, royal tunbridge wells ve worthing senfoni orkestralarıyla birlikte calışmış, londra'da cadogan hall, wigmore hall, purcell room, barbican, st james’ piccadilly, the arts club dover street, westminster cathedral, steinway hall, st. john's smith square ve kings place gibi prestijli salonlarda, londra dısında ise birmingham, suffolk, sydenham, ware, newbury, bungay, maidstone, watford, worthing, tunbridge wells, cardiff, cumbria, cambridge, ealing, shaldon, moor park, bedford, sands, exeter ve leeds gibi sehirlerde başarılı performanslar sergiledi. sadece ingiltere sınırlarında değil, uluslararası başarı ve ün kazanan piyanist gstaad (isviçre), berlin (almanya), hamburg (almanya), mecklenburg-vorpommern (almanya), eygalieres (fransa), paris (fransa), auckland (yeni zelanda), wellington (yeni zelanda), guernsey (kanal adaları) gibi şehirlerde konser turnerleri yapmıştır...
genc müzisyen en son wigmore hall'da ve kings place'de verdiği başarılı resitallerde ayakta alkıslanarak defalarca sahneye çağrıldı...


ailesi ingiltereye yerleştikten 1 sene sonra dünyaya gelmiş lara... anne ve ablasıyla birbirlerine destek olarak yaşamlarını sürdürmüşler... türkiye konserlerine de anne ve ablasıyla gelmişti... annesinin adı da ayşegül idi galiba... ne biçim blogçuyum ben yahu:) yazdığım hiç bir şeyden emin değilim, üstelik gidip bi araştırayım da demiyorum:)... laf aramızda, yazıların buraları da zaten okunmuyor... daha doğrusu yazıların hiç bir yeri artık okunmuyor zaten... okuyan da kalmadı artık... neyse...

yine tam hatırlamıyorum ama:) bir ingiliz gazetesi lara melda için "geleceğin idil biret'i" gibi bir ifade kullanmıştı... bu yorum kendisini çok memnun etmiş ama ben kişisel olarak bu tip ifadeleri seven biri değilim... ne demek geleceğin idil bireti? geleceğin fazıl sayı? 21. yüzyılın mozartı? vs vs vs... yahu o lara melda... bugünün, geçmişin ve geleceğin lara meldası... herkes kendi adıyla yaşar, herkes kendisini yansıtır... lara melda, müzikle, zaman zaman viyola ile, çoğu zaman da piyanoyla yansıtıyor kendisini ve çok da olağanüstü bir motivasyonla yansıtıyor... piyanoyla bütünleşiyor resmen ve çaldığı eseri yaşıyor... eğitiminin en başlarından itibaren üstelik...

tabii ki doğal bir yeteneğe sahip ama ben hiç bir zaman bu yeteneğin gücüne pek de inanmadım... çok fazla çalıştığından kesinlikle eminim... eğer şu anda klasik piyanistten değil de bir rock gitaristinden bahsediyor olsaydım, çok kolaydı... "bu çocuk tuvalete bile gitarla girmiş" deriz biz:)... ama lara melda için bunu yazmam mümkün değil... bu gençler gece gündüz piyanoya, kemana, çelloya, arpa yapışık bir şekilde yaşıyorlar, elleri parmakları, balerin iseler ayakları nasır tutuyor çalışmaktan ve sonra birileri çıkıyor, "zaten yetenekli bu" diyor!... geleceğin idil bireti diyor!... değil arkadaş, geleceğin lara meldası...

6 yaşındayken gittiği bale derslerinde piyanonun sesini duydukça baleye odaklanamayacak kadar aşık piyanoya...iki öğretmenini birbirinden ayıramıyor... emily jeffrey ve ian jones... çok farklı açılardan şekillendirmişler larayı... arcadi volodos, sergei rachmaninov ve martha argerich gibi isimler başta olmak üzere, bir çok piyanistten etkilenmiş çünkü her piyanistin aynı müziği kendince yorumladığına ve kendilerini ifade ettiklerine inanıyor... lara geleceğin martha argerich i olmak istiyor...

2011 yılında yazdığım 1 paragraflık paylaşımı biraz geliştirip güncellemeye çalıştım... bazı bildiklerimi tam da hatırlayamadım, hatırlayamadıklarımı internetten aradım, bulamadım filan derken, şimdilik bu kadar oldu... yukarıda belirttiğim gibi, yada belki de belirtmedim, lara kariyerinin daha çok başında... bu kadar başarıya rağmen öyle... bu hızlıca ilerleyen kariyeri belki onu biraz zorlamıştır ama daha yapacağı çok şey var... kişiliği başarılarla değişmeyen ama sürekli olgunlaşan bie sanatçı lara melda... son bir güzellikle bitireyim artık... yine eski bir kayıtta takılı kaldım... dinliyorum, paylaşayım bunu dediğim hep eski kayıt çıkıyor... kendisine ait bir youtube kanalı olmadığı için böyle belki de...

ecmel nevâ bildik

ecmel nevâ bildik
ayla erduran adına düzenlenen bilkent keman günleri kapsamında, bilkentli olmayan tek istisna olarak sahneye çıkmıştı ecmel nevâ bildik... o zaman hem konseri izleyenlerin, hem de ilgili ve sorumlu kişilerin dikkatini çekmeyi başarmıştı... ben de kısa bir not olarak adını bir kenara yazmıştım bu sebeple ama elde hiç bilgi olmayınca ne yazılır ki... hakkındaki tek bilgi; afyondan gelmiş olduğu idi bu miniğin... tahminimce 5-6 yaşında idi ecmel nevâ ve 2016 yılıydı... nasıl olsa kısa bir süre sonra adından söz ettirir, ben de paylaşırım vakti gelince deyip, beklemeye almıştım... yanılmadım ve "ben de varım" dedi nihayet:)... 

ecmel nevâ bildik
biraz ayıp olmamış mı bu fotoğraf?... bu kadar kişi yarışır ama ödül sahibinin adı bellidir der gibi:))... kutluyoruz ecmel nevâ'yı... 8 yaşında şu anda ve slovakyanın dolny kubin şehrine gidip, 22. kez düzenlenen international bohdan warchal in playing the bow string instruments yarışmasından ikincilikle döndü geçtiğimiz mayıs ayının başında... anca vakit bulabildim ve şimdi paylaşabiliyorum nevâ'yı...adı çok hoşuma gitti, bende isim takıntısı da var çünkü... her seferinde kopyala yapıştır usulü ecmel nevâ yazması benim için oldukça zor olsa da, kendisine çok yakışan bir isim olmuş... ecmel, çok güzel anlamına geliyormuş... nevâ ise; ses, makam, uyum anlamında... tahminimce 5 yaşından da önce başladığı keman ile o kadar uyumlu ki...

peter michalica ve ecmel nevâ bildik
şu anda mersin üniversitesi devlet konservatuarı keman bölümü öğrencisi olan ecmel nevâ bildik, lily tchumburidze gibi çok iyi bir öğretmenle çalışmalarını sürdürüyor... sayfamda en çok adı geçen öğretmenlerden biri ve öğrencileri sürekli başarıdan başarıya koşuyorlar... nevâ'da başarıdan başarıya koşacak, hep birlikte göreceğiz... 8 yaşında olmasına rağmen, bir çok başarıya imza atmış durumda zaten... o yaşta bir sanatçı daha ne yapabilir ki... öncelikle, muhtemelen ailesinin ve öğretmeninin dikkatini çekmeyi başarmış... eğer afyonda bir öğretmeni keşfetmişse, ilk kutlayacağım kişi, o öğretmendir... varsa, kim olduğunu bilmeyi ve buradan teşekkür etmeyi isterdim... afyon caka'da eğitim alırken hocalarının dikkatini çekmeyi başarmış ve ailesi uzun arayışlardan sonra ulaşmış lily tchumburidze'ye... sadece 1.5 yıllık bir eğitimle gidip uluslararası yarışmadan dereceyle dönmeyi başarmış... izmir devlet senfoni orkestrasının 27 mart 2018 tarihinde düzenlediği solist seçimi sınavını kazanmayı başarmış... yukarıda yazmış olduğum, bilkent keman günlerinde sahneye çıkmayı başarmış... bir şey daha başarmış şu kısacık sürede; bohdan warchal yarışması jüri başkanı peter michalica, "ecmel nevâ'nın tüm jüri üyelerini müzikal ve teknik olarak çok etkilediğini" söylemiş ve yukarıdaki fotoğrafı çektirmiş kendisiyle...

bu kadar önemli başarılara imza atabilen 8 yaşındaki ecmel nevâ bildik, bu başarıları elde etmek için kesinlikle çok fazla çalışmış ve çaba göstermiştir mutlaka... diğer öğrenciler gibi derslerle uğraşıp, ödevlerle cebelleşirken, kemanda da bu başarılara ulaşmış... umarım çocukluğunu yaşamayı ihmal etmemiştir... muhtemelen etmemiştir ki bence o da büyük bir başarı...

şimdilik bitireyim bir klişe lafımla: daha çok bahsedeceğiz ecmel nevâ bildik ve başarılarından... herkese aynı şeyi yazıyorsun diyorlar:)... ben, adından çok bahsedileceğinden emin olduklarımı paylaşıyorum burada, o yüzden:)... ben bir yandan genç sanatçılarımızın başarılarını yazıp mutlu oluyorum ama diğer yandan da bir süredir artık şu kalıplaşmış ifadeyi yazmak zorunda hissediyorum: bence başarının gerçek ölçüsü sanat ve bilim ile uğraşmaktır... bu uğraşı için kendini verebilmek, kendini yansıtabilmektir... bir diğer başarı ise; bu çocukları keşfedebilmek ve onlar için elden gelen en iyisini yapabilmektir... kendisiyle birlikte, ailesini de kutluyorum... yani gençlerin kazandıkları dereceler, bizim onları tanımamız için iyi birer fırsat oluyorlar, o kadar... gerçek başarı; sanat, kültür ve bilim ile çok severek uğraşabilmek ve kendini bu yolla ifade edebilmektir... paylaştığım hiç bir genci ben aldığı dereceler sebebiyle paylaşmıyorum... çaldıkları enstrümanın hakkını vermeyi başardıkları için ve enstrümanlarını çok sevdikleri için paylaşıyorum... baksanıza ne kadar severek ve kendini de katarak çalıyor ecmel nevâ bildik... yarışma heyecanından çok uzak, kendinden çok emin ve çaldığı eseri ecmel nevâ olarak çalıyor, helal olsun... derece aldığı yarışmadan... accolay a minor keman konçertosu...

menuhin 2018

chloe chua ve christian li
10 yaşındaki avustralyalı christian li ve 11 yaşındaki singapurlu chloe chua 2018 yılı menuhin keman yarışmasında birinciliği paylaştılar... gerçekten ikisi de birbirinden iyi ve jüri ikisine de hakkını vermiş... ikincilik ödülü vermeye gönülleri razı olmamış birinden birine... çok da iyi yapmışlar... dünyanın en önemli ve en prestijli keman yarışması menuhin ve iki birinci çıkması çok güzel...  

3-6 dereceleri sırasıyla; çinli ruibing liu, alman clara shen, amerikadan hina khuong huu ve brezilyadan guido sant'anna aldılar...

brezilyalı kardeşimiz haricindeki tüm dereceleri alanlar uzak doğudan yada uzak doğu kökenli... kesinlikle çok yetenekliler ve tahminimce aşırı çalışkanlar... uzak doğunun dünyanın yeni patronu olduğunun kanıtı... yıllardır böyle bu durum... çok bariz bir şekilde üstün durumdalar... sadece yarışmalarda değil, her ortamda anormal bir farkı ortaya sürekli koyuyorlar en az 15-20 yıldır... batı var ya? resmen bitik durumda... daha doğrusu batı bemeyelim de, dünyanın geri kalanı diyelim...

ben chloe ve christian kardeşlerimizin performanslarını paylaşayım istedim... izleyelim ve görelim... harikalar resmen... helal olsun...



cecilia bartoli

opera
cecilia bartoli
bu yazıyı yazmıştım ancak paylaşmak için bir kaç gün 4 haziran tarihini bekleyeyim istedim çünkü 4 haziran cecilia bartoli'nin doğum günü... bu olağanüstü sese benden minik bir hediye bari olsun... bana operayı sevdiren sembollerden biri çünkü... caruso, va pensiero, je crois entendre encore ve cecilia bartoli... buon compleanno a cecilia:)...🌻

ben hakkında bu derece uç eleştiriler yapılan başka bir sanatçı tanımadım... kendisini muhteşem bulanlar çoğunlukta olmakla birlite, hiç beğenmeyenler ve hatta yerden yere vuranlar da yok değil... normalde muhteşem sanatçılar vardır ve bir kaç istisna dışında, neredeyse bütün dünya bu muhteşemlik konusunda hemfikirdir... ama ben bu paylaşımı hazırlamak için sağı solu kurcaladığımda, "dünyada kim neler diyor hakkında acaba" diye merak edip de okuduğumda çok şaşırdım... ben zannediyorum ki, herkes aynen benim gibi düşünüyor ve cecilia bartoli bütün dünyaca muhteşem ötesi kabul ediliyor... valla ben kendisini dünyanın gelmiş geçmiş en iyi sopranolardan biri olarak görüyorum... daha doğrusu mezzosoprano... hatta ben muhtemelen iyisidir diyordum çünkü en iyisine karar verebilecek teknik yeterlikte değilim kesinlikle...

böyle yazıyorum diye sakın üzerinde çok tartışılan bir isim zannetmeyin... tartışmasız en büyük mezzosopranolardan kendisi... beni şaşırtan sadece çok ciddi ve çirkinleşebilen eleştirilerin de olması... onun konumundaki hiç bir dünya sanatçısına o eleştiriler yapılamaz kolay kolay... çok büyük ihtimalle, kendisinin o elit yaşama biraz ters davranışlarının olması sebebiyle, "bağzı çevreler" ona ısınamadılar!...

kendisi tam bir italyan kadını... bir dergide fotoğrafını görerek tanımışmıştım kendisiyle ve o anda kim olduğunu bilmiyordum... kim bu italyan yahu? artist mi? şarkıcı mı? diye alttaki yazıyı okumuştum... meğer türkiyeye geliyormuş ve konser biletleri astronomikmiş, millet nasıl gidecekmiş vs vs vs yazıyor... orada görmüştüm adını ilk kez... "yıldız operacının konserine gitmek cep yakıyor"
tadında bir başlığı vardı haberin... sanki turfanda ayşe kadın fasülyeden bahsediyor!... arkadaş, zaten arenada değil ki o konser!... zaten "o konsere gitmek zorunda olan" şahsiyetlerden sana yer kalmaz ki!... zaten cebini yakmasa da gidemezsin ki!... neyse artık...

ben en iyisi zaten hayranı olduğum, kendimce dünyanın en iyisi olarak kabul ettiğim cecilia bartolinin dün akşam birden karşıma çıkan olağanüstülüğünü paylaşayım... o olağanüstülüğü gözümüze sokmak için hazırlanmış ve eseri bile yarım alan bir video... son qual nave...


bu videoyu izlerken, "yahu ben neden yazmıyorum bu olağanüstü insanı" dedim ve yazıyorum... normalde pek yazmam zaten herkesçe tanınan sanatçıları... kendi dahil herkesi şaşırtan ve güldüren bu hallere bir çok videosunda tanık olabilirsiniz... o videolar sayesinde tanıdım iyice zaten kendisini... hayatı normal bir insan gibi yaşayan, kasım kasım kasılmayan, zorla nazik, kibar, ince ve asil olacağım diye kendini sıkmayan, germeyen bildiğimiz bir insan cecilia bartoli... insanüstü ulaşılmaz bir varlık görüntüsüne bürünmeyen, sağda solda her an görebileceğimiz bir italyan kadını...

mezzosoprano
cecilia bartoli
kendisini ben en son yukarıdaki hali ile görmüştüm bir opera sayfasında... sakalları koyuvermiş:) çünkü handel'in ariodante'sini oynuyordu geçen sene... hala sahneleniyor mu bilmiyorum...

italyanın yetiştirdiği en iyi seslerden biri olarak kabul ediliyor cecilia bartoli... diğeri de kesin pavarottidir... roma doğumlu, günümüzün en popüler opera sanatçılarından biri... ses kıvraklığı ile tanınıyor ve teknik olarak anlayıp anlatabilmem mümkün değil ama, ne demekse, bugün kullanılmayan, eski bir teknikle sesini kullandığı gibi bir ifadeyi yabancı otoritelerin kritiklerinde çok okudum... size ne arkadaş, sesini kullansın da nasıl kullanırsa kullansın... ben sanatçı olsaydım, yapılan eleştirilere böyle cevap verirdim:)... belki o da öyle cevap veriyordur bilmiyorum... "sana ne arkadaş, gel sen yeni teknikle çıkar da görelim bu sesi" diyebilecek bir karakteri var gibi ve ben bu sebeple işte çok seviyorum kendisini...

sesi olağanüstü güzel ve gırtlağı olağanüstü kıvrak, hareketli ve hızlı... mezzo soprano ve soprano özellikte bir sesi olması sebebiyle, her iki role de uygun olduğu için, bir çok farklı karakteri oynayabiliyor ve sesleri kıvrak bir şekilde kullanabildiği için koloratur soprano olarak da ünlenmiş durumda...



8 yaşındayken, tosca operasında çoban çocuk rolü ile çıkmış ilk defa sahneye... anne ve babası da profesyonel şarkıcı oldukları için, ilk derslerini onlardan almış... romada, santa cecilia konservatuvarında eğitim görmüş... seville berberinde rosina yı canlandırarak dikkatleri üzerine çekmeye başlamış, 20 yaşından önce adından söz ettirmeyi başaran nadir operacılardanmış... herbert von karajan tarafından salzburg festivaline davet edilmiş ve bach'ın b minör ayin müziğini yorumlamış... fransa televizyonunca hazırlanan maria callas anma programına da davet edilmiş ve bir diğer ünlü orkestra şefi daniel barenboim'in de dikkatini çekmiş... mozart rolleri üzeine çalışmış, don giovanni, cosi fan tutte derken zaten kısa sürede ünü dünyaya yayılmış...

ben uzun uzun biyografini yazmam buraya, bulun bir yerlerden okuyun... ama önemli noktalara değinmeden de olmaz tabii... olabilecek en önemli nokta daha en başta olmuş zaten, daha ne olsun:)... herbert von karajan ile başlamış resmen... yani sevil berberini saymazsak öyle... aslında saymazsak demek de saçma çünkü rosinayı canlandırdığı rolden sonra çekmiş karajan'ın dikkatini... aman işte allah elinden tutmuş, yürü yaaa kulum demiş diyoruz biz buna:)... her yerde böyle yazıyor, bir rolle bu kadar da mı dikkat çekilir arkadaş:)...

kariyerinin tepelerine çıkmaya başladığı dönemde, "sesinin mikrofonla gizlice yükseltildiği" dedikodusu yayılmış ama hem ispatlanamamış hem de opera yönetimi ciddi biçimde yalanlamış... valla bakın ben diyorum size, cecilia yı pek tutmuyor bu opera camiası çünkü sesi çok güçlü ve çok güzel, üstelik tekniği de çok sağlam... yani durdurulamayacak kadar sağlam bir operacı ve bu sebeple o camia köstek olmak için elinden geleni yapmış... neler neler okudum, ne dedikodular... alkol alamazsa söyleyemiyormuş, sesini gizli mikrofonlarla güçlendiriyorlarmış, sesi kalınmış ve bu sebeple erken dönem eserlerinden başka eserlerde başarılı olamıyormuş, çok şişmanlamış, onu zorla bir yerlere getirmeye çalışan lobiler varmış falan filan... dünya da türkiyeden farklı değil, çok daha berbat... yahu kadın çıkıyor sahneye, örneği çok az bulunur şekilde söylüyor, seyirciyi koltuğa çiviliyor geçiyor... hiç sevmem zaten şu kritik, eleştiri vs yapanları...



angela rolündeki üstün başarısı ve performansı sebebiyle, kül kedisi olarak anılıyor cecilia...

mozart ve rossini uzmanı cecilia bartoli... ama gluck, vivaldi, haydn, salieri, handel eserlerinde de çok iyi performans sergiledi...

1995 yılında fransa kültür bakanlığı tarafından kendisine ordre des arts et des lettres nişanı verildi...

1999 yılında, antonio vivaldinin  tanınmayan eserlerini gün ışığına çıkardı... bu eserlerden oluşan albüm büyük başarı elde etti ve bir çok ödül getirdi kendisine... bunun yanında, gluck tarafından kastratolar için yazılmış aryaları da topladı ve albüm olarak çıkardı... bu albüm zirvelerde dolaştı dünya listelerinde...

2002 yılında en iyi klasik vokal performansı dalında grammy ödülünü aldı... bu ilk grammy ödülü idi... bunun yanında, aynı yıl çıkardığı mozart arias albümüyle de mozartın erken dönem tanınmayan bazı eserlerinin de tanınmasını sağladı...

bir çok albümü zirvelerde dolandı hep tüm dünyada ama 2007 yılında çıkan maria albümü billboard listelerinde en tepeye oturdu...

2007-2008 yıllarını tamamen 19. yüzyıl eserlerine adadı



2012 yılında salzburg whitsun festivalinin sanat direktörlüğüne getirildi... bu çok önemli göreve getirilen ilk kadın kendisi ve 2021 yılına kadar da kendisiyle sözleşme imzalanmış... bu tarihe kadar almış olduğu grammy ödüllerini 5 e tamamladı... üstüne bir de gramophone ve karajan ödüllerini ekledi... yukarıda bir yerlerde belirttiğim gibi, fransadan şövalyelik (chevalier ordre des arts et des lettres france) kazandı ve monacodan da commander of the order of cultural merit monaco nişanını kazandı... cecilia gibi sanatçılar için bazı ödüller artık çok kanıksanırlar ama onlar da dünyanın en büyük ödülleridir... echo klassik gibi... 15 e yakın echo klassik ödülü var ki, 1 tanesi bile olağanüstüdür... ve artık yazmaya gerek kalmayan bir çok ödül...

2016 yılında yeni kurulan les musiciens du prince monaco projesinin sanat yönetmenliğine getirildi...

tüm detaylar için aşağıdaki resmi web sayfasını iyice bir inceleyin derim...

https://ceciliabartolionline.com/



bir çok eleştirmen, onun sesini tarif etmek için "sanki gırtlağında bir çok kuş var" ifadesini kullanıyormuş... dünyada albümleri 10 milyondan fazla satan bir operacıdan bahsediyoruz kolay değil... opera sanatında en zirvedekiler sınıfına adını yazdırdı ve kariyerini resmen onun üstüne inşa etti cecilla bartoli... nadir bir durum... herbert von karajan ile kariyerine başladığı söylenebilir... klasik müzikte ve opera-balede "yıldız" lar vardır ve sayıları çok çok azdır... kısa sürede onlardan biri olmayı başarmış bir sanatçı... pek dikkate değer olmasalar da, teknik anlamda aldığı eleştiriler olmakla birlikte, opera dinleyicisinin gönlünde taht kurduğu kesin tıpkı pavarotti gibi... ikisi de birer italyan markası olmayı başardılar... bunun yanında, cecilia bartoli, hiç gün yüzüne çıkmamış, tanınmayan eserleri de bulup tanıtmış bir sanatçıdır... en ilginci de okulu bitirdikten sonra hiç bir kariyer planı yapmamış... sesinin sahip olduğu olağanüstülük ve tekniği zaten ortada ama bence yıldız bir opera sanatçısı olmasının asıl sebebi sempatik olması ve kasıntı olmaması... dikkat edin, tüm yıldız klasik müzikçiler, seyirciye yakın duran, samimi sanatçılardır...

cecilia bartoli ve sol gabetta
cecilia bartoli, bir diğer yıldız ile, viyolonselin yıldızı sol gabetta ile bir araya geldi ve dolce duello albümünü çıkardılar birlikte... dünya ile aynı zamanda mı çıktı hatırlamıyorum ama bu albüm geçtiğimiz şubat ayında çıktı yani 25 şubat 2018 tarihinde... dolce duello, tatlı düello anlamına geliyor ve 18. yüzyılın o meşhur düetlerinden esinlenilmiş... aslında dolce duello albümü bir sonuç yada birlikte çıkılan yolun vardığı nokta denebilir... bu çalışmada barok eserleri seslendiriyorlar birlikte ve kendilerine sol gabettanın kardeşi andres gabetta tarafından yönetilen capella gabetta topluluğu eşlik ediyor... albüm; vivaldi, handel, gabrielli, albinoni, boccherini, porpora ve caldaranın eserlerinden oluşuyor... porpora ve caldaranın eserleri de ilk kez kaydedilmiş bu albümde ve bu eserlerin de tanınmaları sağlanmış... mesela aşağıdaki caldara eseri fortuna e speranza onlardan biri...

arya nur güneş

arya nur güneş öğretmeni prof. dr. çağlayan ünal sümer ile
not: videolar facebooktan olduğu için bazı tarayıcılarda izlenemeyebilir!...

dokuz eylül üniversitesi devlet konservatuvarı viyolonsel öğrencisi 14 yaşındaki arya nur güneş, 18-20 mayıs 2018 tarihlerinde valencia'da yapılan 2. concurso internacional de violoncellos luthier clar yarışmasına katıldı ve kategorisinde birinci oldu... birinciliğe ek olarak, 22-28 temmuz tarihlerinde ispanyanın sigüenza şehrinde düzenlenecek olan cellosmagic festivali kapsamında da konser verecek...

prof. dr. çağlayan ünal sümer'in öğrencisi olan arya nur güneş, bir kaç ay önce de litvanyanın kaunas şehrinde düzenlenen kaunas sonorum uluslararası genç müzisyenler yarışmasında da jüri özel ödülünü kazanmıştı... öğretmeni çağlayan ünal sümer, aryanın yaşına göre çok ileride olduğunu ve çok özel bir genç yetenek olduğunu söylüyor... viyolonsele 4 sene önce başlamış olmasına rağmen, çok hızlı yol kat etmiş arya nur ve katıldığı ilk uluslararası yarışmadan jüri özel ödülüyle, ikincisinden de birincilikle dönmeyi başarmış ve müziği ile insanlara duygularını yansıtmak ve dokunmak istiyormuş...



annesi de babası da hekim arya nurun ve sonat bike adında ikiz bir kardeşe de sahip... arya ve sonat:)... ailesi çocuklarını sanata ve spora yönlendirdiği için geliyor bu başarılar öncelikle... kardeşini bilmiyorum, mutlaka o da çalışkan ve başarılıdır ama her şey başarı da değil... önemli olan sanat ve sporla ilgileniyor olmak... başarı sadece bizim arya nuru tanımamıza olanak sağladı... onu da motive etmiş olmalı ki temmuz ayındaki ispanya konserini iple çekiyor... yani ben derece aldığı için paylaşmıyorum aryayı... hissederek ve yaşayarak çalıyor, o yüzden paylaşıyorum...

yeteneğini 4 yaşındayken fark etmiş ailesi... 6 yaşında piyano ile başlamış müziğe... beste yapmaya da başlamış o yaşlarda... pek hayra alamet değil:))... durmadan bana paylaşım yaptıracak yeteneklerden biri muhtemelen... ideali ise çellonun büyük dahilerinden jacqueline du pré... geleceğin jacqueline du pré si olacak demeyeceğim çünkü geleceğin dünyaca ünlü çellisti arya nur güneş olacak ve dinleyicisine duygularıyla dokunacak...

2016 yılında korfu adasında ion üniversitesi bünyesinde iannis toulis koordinatörlüğünde, 2017 yılında da madrid adolfo salazar konservatuarında jose enrique bouche babiloni koordinatörlüğünde düzenlenen akdeniz viyolonsel ustalık sınıflarına katılan arya, 2018 nisan ayı içinde de boğaziçi üniversitesi albert long hall de düzenlenen paragon talks etkinliğine konuşmacı olarak katıldı... bu paragon konuşmalarına davet edilmiş olması da çok büyük bir başarı... arya nur güneş, paragon konuşmaları etkinliğinde yaşıtları ile buluşturuldu ve hayallerine yolculuğunu anlattı arya...

şimdilik bu kadar ama maalesef arya nur güneş videosu bulamadım!... daha doğrusu burada paylaşabileceğim hali yok... bulduğumda mutlaka ekleyeceğim buraya... ben izledim... gerçekten çok özel ve iyi arya...

şeklinde bitiriyordum ki, o anda buldum:)... youtube ve facebook haricindeki ortamlardan burada paylaşım yapmıyorum, o sebeple... aşağıda ekliyorum... birinci olduğu yarışmadan bir performans üstelik... arya çok meşgul bu aralar, ispanya konseri var... aileden birilerinin ilk fırsatta kendisine youtube kanalı açmaları çok iyi olur derim çünkü bu işin kalbi orada atıyor...

en eski şarkı

hurri ilahisi - hurrian hymn - hymn to nikkal

dünyanın bilinen en eski ikinci şarkısını daha önce paylaşmıştım... normalde önce en eskisi paylaşılır ama normal bana sıkıcı geliyor... önce ikincisini okuyun... seikilos mezar yazıtı... memleketten dolayı torpil geçmiştim ikincisine... şimdi de en eskisini paylaşmayı unuttuğumu farkettim... hurri ilahisi oluyor bu en eskisi... seikilosu yazarken de bahsetmiştim bu ilahiden...

aslında en eskisi lafı çok saçma... bilinen, ulaşılabilen en eskisi demek lazım... 3400 yıl aslında çok yakın bir geçmiş olarak kabul edilmelidir... millet "vayyy 3 bin 4 yüz yıllık" "inanması güç" filan demiş sağda solda... nedir ki 3400 yıl... 3-4 bin yaşındaki zeytin ağaçlarını kesiyoruz, yakıyoruz, yok ediyoruz desem, gözleri yuvalarından fırlar...

ama yine de çok önemli tabii 3400 yıl öncesine ait bu ilahi... notaları tabletlere çivi yazısıyla işlenen bu şarkı önce bulundu, sonra arkeologlarca çözüldü ve çalındı... daha eskisi bulununcaya kadar en eski ünvanını koruyacak... tabii daha eskisini bulmak da kolay değil... sağlam bulmak, çözebilmek ve yorumlayabilmek önemli...  bir şekilde notaya aktarılmış ve günümüze kadar ulaşabilmiş örnekleri bulup ortaya çıkarabilmek kolay değil...

hemen paylaşayım bilinen en eski şarkıyı...



suriyenin ras shamra kenti yakınlarında 1950'lerin başlarında yürütülen kazı çalışmaları esnasında arkeologlar tarafından bulunan toplam 36 adet kil tablet, 15 yıl boyunca prof. dr. anne draffkorn kilmer tarafından incelendi ve antik ugarit kentinde bulunan bu kil tabletlerin bir şarkıyı anlattığı ve notalarının da tabletlerde yazılı olduğu ortaya kondu...

hurre (hurrian) dilinde çivi yazısıyla yazılmış bu eserin notasyonu ile sağ salim günümüze kadar gelebilmiş bir ilahi olduğu anlaşılan bu şarkı, ugarit kraliçesi nikkal için bestelenmiş... meyve tanrıçası nikkal, ay tanrısı yarrikh'in de eşiymiş... elinde biraz gücü bulunan herkes de tanrı ve tanrıça olmuş vaktinde...

tabletlerden elde edilen bilgiye göre, bu şarkının bugünkü arp yada mitolojideki lir benzeri 9 telli bir enstrüman ile çalındığı anlaşılmış... diatonik majör ölçeğine tıpa tıp oturan notaların keşfedilmesi sonucunda, batı müziğinin kaynağının yeniden tartışılmaya başlandığı ve günümüzün batı müzikal yapısının orijinin orta doğu kökenli olma ihtimali ciddi biçimde ağırlık kazandı...



bazı kaynaklar göre, toplamda 36 adet kil tablet bulundu... bazı kaynaklar ise toplam 29 müzikal yazıt bulundu ve bunların içinde sadece 1 tanesi günümüze kadar olduğu gibi korunmuş olarak kalabildi... bugünkü suriyede bulunmuş olmalarına rağmen, hurrian halkının anadoludan oraya göç ettiği biliniyor... bunun yanında, bir diğer önemli nokta ise, eserlerin tabletlere işlendiği dönem, hurrian uygarlığının en son yıllarına denk geliyor... sanki değerli bir hazinenin korunmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak için kaydedilmişler... bu sebeple, bu eserlerin muhtemelen çok daha eski eserler olabilecekleri ve sonradan tabletlere işlendiği de düşünülüyor...

hurrian hymn, yani hurri ilahisi, suriyeli besteci ve piyanist malek jandali tarafından yeniden bestelenmiş ve echoes from ugarit albümünde yer almıştır... kayıt rusya filarmoni orkestrası tarafından yapılmış ancak aşağıdaki canlı performans suriye senfoni orkestrasına ait...

bilkent gençlik konseri

bilkent senfoni orkestrası gençlik konseri 2018
aslında ben konseri yazmıyorum çünkü zaten işleri güçleri konser vermek bu gençlerin ama benim için bu organizasyonlar gençleri paylaşmak için güzel birer sebep oluyorlar... mantığa bak:)... neyse işte yukarıdaki üç genç yetenek, bilkent senfoni orkestrası eşliğinde gençlik konserine çıktılar, çaldılar ve çok da beğeni topladılar 19 mayıs 2018 günü bilkent üniversitesi konser salonunda...

şef ışın metin
diyeceksiniz, yukarıda üç değil, dört genç var... evet, en soldaki fotoğraf orkestranın şefi ışın metin'e ait... önce çalışkan şef ışın metin şimdiye kadar neler yapmış aşağıya alıntılayayım... müzik ve sahne sanatları fakültesi dekanlığı da yaptı kendisi bir süre ama ben detaylı yazmadım... beni daha çok müzik adına koyduğu taşlar ilgilendiriyor...
Sanatçı Türkiye’de ve yurt dışında seçkin konser salonlarında dinleyiciler ile buluştu. Bilkent Senfoni (sanat yönetmeni ve şefi 2004-14), Macaristan ve Şili Ulusal Filarmoni Orkestraları, Türk Devlet Senfoni Orkestraları, Lizbon Metropolitana, Meksika Guanajuato ve İspanya Murcia Senfoni Orkestraları ile Moskova “Novo Rossiya”, Atina, Selanik, Kiev, Lemberg, Tiran, Odessa, Dniepr, Kluj Devlet Senfoni Orkestraları, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası (kurucu danışman şef, 2001-02), Bilkent Gençlik, Dünya Gençlik ve Türk – Yunan Gençlik Senfoni Orkestrası (kurucu şef, 2008-10) ile Kotorart, Bakü, Viyana ve Münih Oda Orkestraları ile çalıştı. Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli, Wroclaw Filarmoni, Bulgaristan Devlet Festival, Lisbon ESML Koroları ile Opera Nuovo ve Yunanistan Ulusal Operası’nı konser ve opera temsillerinde yönetti. Daimi şefi olduğu orkestralar ve konuk şef olarak davet edildiği topluluklarla 20’den fazla ülkede 200’ü aşkın konser yöneten sanatçı, Almanya Schleswig-Holstein 2011, 7. Montenegro Kotorart, 29. İstanbul, 25-30 Ankara, 9-12 Mersin, 1. D-Marin, 7. ve 9. Eklisia Uluslararası Müzik Festivallerinde yer aldı. Son olarak BeethovenFest Orkestra Kampusu 2014’de Bonn Beethoven Halle’de, Beethoven’in 9. Korolu Senfoni’sini yönetti.
bilkent senfoni orkestrasının bu sene gençlik konserinde solist olarak seçtiği genç yetenekler keman sanatçısı deniz şensoy, gitarist özberk miraç sarıgül ve piyanist eda öncül...

deniz şensoy hakkında iki sene önce paylaşım yapmıştım, biraz eskidi ve mutlaka üzerine çok fazla şey ekledi deniz ama yine de okuyun derim... çok takdir ettiğim, çizgi üstü bir genç yetenektir deniz şensoy...

deniz şensoy
konserde tchaikovsky'den re majör keman konçertosunun ilk bölümünü seslendiren ve bise davet edilince de harika bir paganini çalan deniz şensoy, 2006 yılında çukurova üniversitesinde başladığı eğitimine bilkent müzik ve sahne sanatları lisesinde devam ediyor... 13. uluslararası mimar sinan genç müzisyenler müzik yarışmasında birincilik, gülden turalı 4. ulusal keman yarışmasında üçüncülük ödülü almıştı... 2011 yılında paul hindemith uluslararası müzik yarışmasında ve 2016 yılında da andrea postacchini 24. uluslararası keman yarışmasında finale kadar yükselen deniz şensoyun  16. bohdan warchal talents for europe müzik yarışmasında da ikincilik ödülü var... bunun yanında, 2014 yılında milli reasüransta işsanat tarafından düzenlenen parlayan yıldızlar konser serisinde resital vermiş ve o yılın parlayan yıldızı seçilmişti... aynı yıl makedonya ohrid pearl uluslararası müzik yarışmasında da üçüncülük ödülünün sahibi olmuştu... başka önemli dereceleri de vardır mutlaka deniz şensoyun... bir çok senfoni orkestrasıyla konserler de verdi tabii... işsanat meriç soylu anma konserinde de çalan deniz, 2014 yılında unesco tarafından organize edilen iguazu en concertino uluslararası gençlik senfoni orkestrasının solisti olarak da ülkemizi başarıyla temsil etti... mozarthaus ve erimtan arkeoloji ve sanat müzesinde resitaller verdi, isviçrede düzenlenen 32. morges müzik akademisinin kapanış konserinde de sahne aldı... halihazırda çağdaş eğitim vakfının genç yetenekler projesi kapsamında eğitimine ve çalışmalarına devam ediyor deniz şensoy...

özberk miraç sarıgül
konserde deniz şensoydan sonra sıra özberk miraç sarıgülde idi... rodrigodan concierto de aranjuez in ilk iki bölümünü seslendiren miraç da deniz şensoyun yaşıtı... klasik müzik denince ilk akla gelen 3-5 eserden biri olan bu gitar konçertosu zor bir eser aslında ama miraç zaten zoru sevdiğini herkese gösteren bir genç gitarist...
gitara 10 yaşında başladı miraç... ilk öğretmeni soner egesel idi... 2012 yılında bilkent üniversitesi müzik hazırlık ilköğretim okuluna başladı ve kağan korad ve anıl gelenler ile çalışmalarını sürdürdü... 2014 yılında çağsav onur ödülü töreninde sahneye çıktı ve hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuvarı tarafından düzenlenen ulusal klaik gitar yarışmasında ikincilik ödülüne layık görülerek dikkatleri çekmeyi başardı... bir sene sonra II. uluslararası cemal reşit rey klasik gitar yarışmasında birinci oldu... 2016 yılında da katılığı tüm yarışmalardan derecelerle döndü... belgrad guitar art festivalinde ikinci, hacettepe üniversitesi ulusal klaik gitar festivalinde ve uluslararası istanbul klasik gitar festivalinde birinci oldu... türkiye gitar buluşmaları kapsamında bir çok önemli ismin ustalık ınıflarına katıldı...

eda öncül
araya sıkıştırayım, tabii eda öncül için değil sadece ama ona denk geldi ne yapayım, ben gençlerin fotoğraflarını bulmakta çok zorlanıyorum... bize ne, senin sorunun da diyebilirsiniz:)... istediğim tarzda fotoğraf tabii bahsettiğim, yoksa bol miktarda var... mesela edanın bu fotoğrafı çok güzel ama konserde ve yakından çekilmiş olsa çok iyi olurdu... bu da onların suçu değil ama en azından konser öncesinde "ben iyi çekilmiş fotoğraf istiyorum, çekmeyecekseniz çıkmıyorum sahneye" tribine girsinler, birileri mutlaka çeker:)...
sahneye son olarak benim çok çok yeni tanımaya ve birden bire sağda solda adını görmeye başladığım, gecenin en genci olan eda öncül çıktı... eda yanlış bilmiyorsam 2003 doğumlu ve son zamanlarda kendi çıtasını yükseltmeyi kafasına koydu zannedersem ki ardı ardına hakkında güzel haberler duymaya başladım... en önemli haber, bir ay sonra 18-22 haziran tarihlerinde gerçekleşecek olan bilkent piyano festivali kapsamında düzenlenecek olan etkinliklere burslu olarak kabul edilmiş olması... çok önemli bir kazanım kendisi için... hem kazanım, hem de başarı... kısa bir süre önce de eskişehir belediyesi senfoni orkestrasıyla harika bir konser verdi eda öncül...ben kendisini bilkent piyano festivali sayesinde tanıdım...

konserde mendelssohnun 1. piyano konçertosunun ilk bölümünü seslendiren eda öncülü meğer ben çok geç tanımışım... 6 yaşında bilkentli olmuş ve şimdi de bilkentte devam ediyor eğitimine... prof. yoonie han ile çalışmalarını sürdürüyor... 2016 yılında katıldığı mozart akademisi piyano yarışmasında, italyada düzenlenen osimo uluslararası piyano yarışmasında ve uluslararası nilüfer piyano yarışmasında üçüncülük derecelerinin sahibi olmuş... aynı yıl italyada osimo piano günlerinde ve amalfi cost music festivalinde konserler vermiş... ben çok geç tanımamışım yahu, 2016 yılında patlama yapmış eda:)... 2017 yılında ise 12. uluslararası pera piyano yarışmasında şeref ödülüne layık görülmüş... 2017 yılında da boş durmamış, sicilya amicafest'e en genç piyanist olarak kabul edilmiş... bu sene de az önce belirttiğim gibi, eskişehir belediyesi senfoni orkestrasıyla solist olarak çaldı ve bilkent piyano festivaline kabul edildi... bildiğim kadarıyla, adnan saygun başarı bursu almaya da hak kazandı eda...

ben edanın gelecekte klasik müziğin sınırlarının dışına çıkacağını ve hiperaktif bir sanatçı olacağını düşünüyorum... nasıl anladın ki? derseniz, bakışından anladım...inanmıyorsanız, bekleyin ve görün...

bu konsere ait henüz video bulamadım, paylaşıldığı takdirde ben de eklerim ama şimdilik eski de olsa üç yetenekli gençten üç harika video paylaşıp, bitireyim...

J. Massenet "Meditation from Thais" - Deniz Şensoy



Özberk Miraç Sarıgül - Mario Castelnuovo // Tedesco Tarantell



AmiCa Fest kapanış konseri - eda öncül

dilbağ tokay ve öğrencilerinden başarılar

genç viyolonselciler; kaya ercan, melek mavi vural, ayça gökdeniz, burcu uysal, beliz güney, aytaç sazan

viyolonsel sanatçımız dilbağ tokay duyurdu; öğrencileri kaya ercan, mavi vural, ayça gökdeniz, burcu uysal, beliz güney ve aytaç sazan, yunanistandan büyük başarılarla döndüler... son zamanlarda bu toplu dereceler gelmeye başladı... ekip olarak gidiyorlar ve ne var ne yok toplayıp geliyorlar ödül olarak:))... 7 yaşındaki kaya ercan ve burcu uysal kendi kategorilerinde birinci oldular ve 30 haziranda atinada konsere çıkacaklar... burcu uysalın birinci olduğu kategoride, ikinciliği de beliz güney kazandı... 13 yaşındaki melek mavi vural, şeref diploması alırken, 15 yaşındaki ayça gökdeniz hem 3. oldu hem de yarışma özel yay ödülünü aldı...

aytaç sazan ise 30 yaş üstü amatör kategorisinde derece almış ancak ben aldığı dereceyi öğrenemedim... ben dereceler üzerinde durmayan biriyim, bakmayın sürekli derecelerden bahsediyor olmama... dereceler sadece benim kendilerini tanıyabilmem ve takip edebilmem için güzel bir sebep oluyorlar... benim için önemli olan "amatör" olması aytaç sazanın... aslında benim için amatörlük ve profesyonellik diye bir şey de yok özellikle sanatta ama bu tip kategoriler bir şekilde oluşmuş artık... yapabileceğim bir şey yok... şimdi yeri değil, ben severim amatörleri diyeyim sadece... 2011 yılında hobi olarak başlamış çello çalmaya, sonrasında işi büyütmüş ve dilbağ tokay ile çalışmaya başlamış...

dilbağ tokay

2015 yılında, hem italyadan hem de bulgaristandan en iyi eğitmen ödülünü aldı dilbağ tokay... 2006 yılında da hırvatistanda düzenlenen antonio janigro viyolonsel yarışmasından en başarılı eğitmen ödülünü almıştı... 2007 yılında da yüksek eğitmen ödülü almış dilbağ tokay uluslararası alman ve avusturya müziği yarışmasında... aynı yıl italyadan öğretmenlik erdem ödülü alırken, 2010 yılında andante dergisinden de yılın müzik eğitmeni ödülü almış... çok güçlü sanatçılık yönünü gençlere aktarma ve onları basamak basamak atlatma konusunda da çok güçlü dilbağ tokay anlayacağınız... şu anda mimar sinan üniversitesi istanbul devlet konservatuvarında öğretim üyesi olarak gençlere ve sanata hizmetini sürdürüyor büyük bir başarı ile... tam bir sanatçı ve tam bir mimar sinanlı dilnağ tokay... kendisi de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinde prof. reşit erzin ile başlamış viyolonsel eğitimine... 2008 yılında sanatta yeterlilik (doktora) eğitimini de tamamlamış büyük bir başarı ile ve bir çok ülkede alexander rudin, mikhail khomitzer, carl ponten, i. ullner, f. baduel ve paul trein gibi isimlerle çalışmış... 1998 yılından beri piyanist emine serdaroğlu ile piyano-viyolonsel duo olarak çalışıyor... emine serdaroğlu ile birlikte; adnan saygun, ilhan usmanbaş, hasan uçarsu ve özkan manav gibi önemli bestecilerimizin eserlerinden oluşan turkish music for cello and piano adlı albümleri 2015 yılında piyasaya çıktı... ben bir çok önemli çalışmasını, projesini, konserini ve başarısını atladım ve çok kısa bir özet geçtim hakkında...

kaya ercan, ayça gökdeniz ve burcu uysal

21 mayıs 2018/ bugün, aynı çelistlerden yeni bir haber daha geldi... katıldıkları the north international music competition sonuçları açıklanmış ve kendi kategorilerinde; kaya ercan ikinci, ayça gökdeniz ve burcu uysal da üçüncü olmuşlar... bir kez daha kutluyoruz kendilerini, öğretmenlerini ve ailelerini...

beliz güney ise 19 mayıs günü ntv televizyonunda 19 mayıs gençlerin bayramı programında canlı olarak kısa bir solo performans gerçekleştirdi...

emuse yarışmasına katılan tün bu genç çellistlerin bu yarışmadaki performanslarını da aşağıda paylaşayım ve bitireyim...

kaya ercan



mavi vural



ayça gökdeniz



burcu uysal



beliz güney



aytaç sazan

Haftanın Videosu

önceki videolar için playlist oklarıyla ilerleyiniz...