Ana içeriğe atla

korhan futacı

korhan futacıyı üst üste dinleyince saatlerce, bir hayranlık oluştu, yazayım bir şeyler de paylaşayım dedim... ama pişman oldum:)... o kadar dallı budaklı ki çalışmaları, projeleri, grupları ve hatta müziği; neresinden başlayayım, kurucusu olduğu yada çalışmalarına katıldığı grupları ve projeleri nasıl yazayım bilemedim... birini yazsan, diğerine ayıp olacak; araştırıp da bulamadıklarım olacak yada ne bileyim ben, eminim bir şeyler olacak:)... sadece tek bir projesinde bile 15-20 müzisyen var... valla başladım artık yazmaya, geri dönüşü de yok, yazacağız artık hepsini... bulabildiklerimi, ulaşabildiklerimi diyeyim de, kalkıp da atladığım şeyler olursa, emeğe saygısızlık, müzisyene haksızlık olmasın... hiç hoşlanmadığım durumdur çünkü arada bir şeyleri yada birilerini es geçmek... kimse alınmasın, darılmasın, ben korhan futacıyı merkeze alıp da yazacağım bir çok grubumuzu...

korhan futacı
korhan futacı; saksafon çalıyor... mükemmel çalıyor, müziği de mükemmel... söylüyor, besteci ve prodüktör...

ben aslında korhan futacıyı naapjazz dan tanıyorum... naapjazz, benim bildiğim kadarıyla, oldukça eski, 1990 lı yılların başlarından beri oldukça kaliteli caz yapan bir grup... hala aktif mi değil mi bilmiyorum... hangi lisedir hatırlamıyorum ama aynı liseden mezun 5 arkadaşın birlikte uzun yıllar çaldıkları bir gruptur... saksafon da tabii korhan futacı vardı... diğer isimleri de bir şekilde uğraşıp, buldum bir yerlerden, umarım doğru bulmuşumdur: emre beşli piyano ve synthesizer; caner uluer bas gitar ve kontrabas; özün usta; vurmalılar; berke can özcan ise davul çalıyormuş naapjazz da...

tabii bu isimleri doğru bir şekilde bulayım diye araştırırken; bir başka grup ile, etnik caz yapan tamburada ile ortak müzisyenler olduğunu keşfettim!... en başta dedim ya işimiz iş diye!... aynen öyle:)... tamburadanın resmi sayfası ve myspace sayfası vardı ama bulamadım, şu anda yok çünkü hatırladığım kadarıyla yine, tamburada sadece tek bir albüm çıkarıp dağılmıştı... dağılmıştı diyorum ama derken farkettim ki, galiba dağılıp, yeniden doğmuş!... bu sefere dandadadan olarak...

tamburadanın kadrosunu yazayım önce; özlem şimşek, korhan futacı, özün usta, feryin kaya, berke can özcan, burak ırmak ve tansu kaner...

tamburadayı ben çok severdim ama zırt diye ortadan kaybolmuşlardı, demek ki kaybolmamışlar ve dandadadan olmuşlar da benim haberim yokmuş... arada aklıma gelmişken tamburada nın fantastik albümünü paylaşayım... harika bir albümdür... parçalar; merdiven, afrika, dolly, kalp, mavi, yaz müziği ve atina... merdiven ve yaz müziği en beğendiklerimdir...



sinirlerim bozuldu:)... arkadaş neden zırt pırt dağılıyorsunuz anlamadım:)... en son ayyukayı yazarken tepem atmıştı, bırakmıştım yazmayı ama şimdi kızılacak bir durum da yok ortada:)... ben bu yazdığım grupların hepsini ayrı ayrı biliyorum ama müzisyenlerin bir çoğunun aynı olduğunu şimdi keşfettim:)... neyse... şu grupları bi derleyip toparlayayım, her biri için ayrı ayrı video da paylaşacağım ama önce ben bi kavrayayım olayı çünkü daha benim bildiklerime gelemedik...

dandadadan dan da aşağıdaki playlisti paylaşayım... sen bana birini android...



naapjazz, tamburada ve dandadadan!... korhan futacının kelimeleri yoğuruşu harika!... aaa tabii hemen belirteryim; bu yoğurmayı yapan o değil de diğer isimlerden biri de olabilir!... bilmiyorum işin gerçeği ama ortak isim korhan futacı olunca, sanki ona aitmiş gibi düşündüm... tabii sen bana birini android gibi bir albüm adı da cabası:)... avant rock tarzda bir albüm ve folklorik motiflerle de süslenmiş... adı gibi kendi de oldukça güzel... mtv ödülü almış bir albümdür...

daha bir çok bahsetmeye ciddi biçimde değer çalışmalar, projeler ve gruplar var ama pek bilgim yok, hatalı şeyler yazmaktansa, şimdilik sadece isimlerden bahsedeyim... konstrukt gibi... konstrukt, peter brötzmann, evan parker, marshall allen, jürg solothurman, paal nielsen love ve joe mcphee gibi isimlerle serbest doğaçlamalar yapan bir caz grubu...

korhan tufacının dahil olduğu ve başını çektiği çalışmalar say say bitmez... dediğim gibi hatalı yazacağıma, hiç yazmayayım diyerek geçiyorum bir çoğunu ama geriye 2 farklı yazılması gereken öylece duruyor!... birincisi kara orkestra, diğeri ise benim ağzım açık bir şekilde dinlediğim, hayran kaldığım acaip bir durum! :)... ne mi? taranta babu!...

kara orkestra, korhan futacının son projesi... umarım bu proje de zırt diye tükenmez ve aşağıdaki adres devamlılığını korur... gerekli bilgilere oradan ulaşabilirsiniz... 5-6 yıldır aktifler ve oldukça iyi çalışmalara imza atıyorlar...

korhanfutacı ve kara orkestra

korhan Futacı, gökhan şahinkaya, berke can özcan, barlas tan özemek, azad samad kamali ve erdem göymen den oluşan kara orkestra, physcdelic temeller üzerine kurulu bir tarza sahip ve caz rock ve deneysel caz karışımı bir tada geleneksel türk müziğini de serpiştirmişler... oldukça harika bir sound çıkmış ortaya... ben sadece tek bir paylaşımla bırakacağım kara orkestrayı... ben sana vurgunum... muhteşem olmuş...

Korhan Futacı ve Kara Orkestra - Ben Sana Vurgunum



ve gelelim benim hayran kaldığım ve ne yalan söyleyeyim; bu paylaşımı yapmam konusunda kendimi ikna etme sebebim olan taranta babu...

valla ben aşağıdaki paylaşımı dinledim, daha doğrusu izledim, vay be! dedim... bu ne muhteşem bir çalışmadır!... müzisyenler de aşağıdalar... helal olsun size ne diyeyim... bu arada belirteyim; kara orkestra hala çalışmalarına devam eden grup oluyor! ama taranta babu oldukça yeni bir oluşum yani taranta babu eski bir projeymiş gibi algılanmasın... ve ek bilgi; nazım hikmetin mektuplar gönderdiği taranta babu da var, onu da inceleyin, okuyun derim... büyük ihtimalle bu grup da adını oradan alıyor...

Korhan Futacı: Alto saksafon
Burak Irmak: Piyano
Gökhan Şahinkaya: Bas gitar
Erdem Göymen: Davullar ve ziller
Özün Usta: Davullar ve ziller
Barlas Tan Özemek: Gitar
Meriç Demirkol: Soprano saksafon
Serkan Çiftçi: Trompet
Ersin Özer: Trombon
Can Ömer Uygan: Trompet
Barış Ertürk: Bariton saksafon

Taranta Babu - March of the Freedom




Yorumlar

  1. Merhaba Hakkı Zafer Can,
    Araştırma için tebrik ederim. Ben NaapJazz yılları hakkında eksik kalan bilgileri tamamlayayım. NaapJazz İstanbul Erkek Lisesi'nde kuruldu. O yıllarda önemli kabul edilen "Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması"'nda alınabilecek tüm ödülleri (En iyi beste, düzenleme, erkek vokal vs) üç yıl topladı. Rivayet midir emin değilim ama bazı yarışmacılar NaapJazz olduğu zaman katılmaktan vazgeçermiş. 1995 yılı olsa gerek "İlk Adım" albümü çıktı. TRT'de caz programında canlı çaldıkları parçaları kaydettikleri bir albüm daha olacaktı ama emin değilim. NaapJazzz üyeleri 14-15 yaşlarındayken Taksim'de Şerah (emin değilim) Cuma günleri çalmaya başlamıştı. Genelde Blues ve Pop ağırlıklı programa İstanbul Lisesi, İtalyan Lisesi ve Robert Lisesi öğrencileri gelirdi, daha sonrasında Üsküdar Amerikandan da hatırı sayılır bir kalabalık oluştu( yakışıklı çocuklardı tabi:)).
    1998 sonrası "Atölye Günleri" olarak adlandırmak doğru olur. Cem ve Korhan'ın Modadaki Atölyelerinde NaapJazz üyelerinin çevresine kendilerinden yaşça büyük bir çok sanatçı uğrar olmuştu (O ortamı tarif edemem; müthişti. Benim hayatımda da çok önemli yeri vardır). 1997 yılının kısır geçmesi (Caner diğer NaapJazz üylerinden bir yaş küçüktür ve Üniversite sınavı hazırlığı yüzünden fazla çaldıklarını hatırlamıyorum) yüzünden 1998-99 inanılmaz yaratıcıydılar; bir çok parça o dönemde bestelendi ve şimdiki gibi sosyal medya olmadığı için biraz kulaktan kulağa çok ünlendiler.
    2000'li yılların başında NaapJazz dinlemek modaydı ve grup içinde değişiklikler olmaya başladı. Gruba ilk olarak Özün (Usta) katıldı sonra da Onur (İmamoğlu) yerine Berke (Can Özcan). 2002-2005 arası bir çok uluslar arası festivale konuk oldular; farkında değillerdi ama bugün iyi müzisyen dediğim neredeyse herkesi derinden etkilediler. Akbank Caz Festivalinde (13. galiba) rekor kalabalık eski Babylona hücum etti. Tek yerli gruptu NaaPJazz festivalde ki ve bence de en ilginciydi. O kadar kıskandık ki çocukları; grup dağılma sürecine girdi. "İçe dönük paylaşım" dedikleri duygu dolu müzik belki birbirlerinden daha fazla beslenememekten belki egolardan belki de kızlar (böyle bir hikaye duydum; galiba Caner'in kız arkadaşı -con con bir doktordu- daha fazla sahneye çıkmasını istemedi, Korhan ile tartıştılar; Özün de bu durumdan memnundu falan filan / Ama ben milletin yalancısıyım şimdi Caner Uluer gibi bir iş adamını karşıma almak istemem ona göre) yüzünden dağıldı. Bir süre daha çok yakın bir kadro "Tamburada" ile devam ettiyse de daha sonra gruptan haber alamadık. Ben şanslıyım çünkü bu güzel adamları tanırım; karşılaşınca sarılır hatırlarını sorarım. İnanılmaz kibar, beyefendi insanlardır hepsi. Uzndur Onur'u görmüyorum ama Caner'e sormuştum çocuk sahibi olmuş.
    Orjinal kadro şu şekilde:

    Korhan Futacı (Saksafon, Vokal)
    Caner Uluer (Bas Gitar, Kontrabas)
    Cem Himmetoğlu (Gitar)
    Emre Beşli (Piyano, Klavye)
    Onur İmamoğlu (Davul)

    sonradan eklenenler:
    Özün Usta (perküsyon)
    Berke Can Özcan (davul)

    Not: Şimdi ne yapıyorlar?
    Ben en son Korhan'ın bir konserinde Cem'i ve Caner'i görüp heyecanlandım birlikte çalarlar diye ama sezdiğim kadarı ile dostça bir toplanma.

    Cem, baya ciddi bir mimar, eşi ile birlikte başarılı bir ofisi var (aynı okuldanlardı galiba MSÜ). Bir çocuk babası
    Caner, bir girişimci; bir çok şirketi var ve hala bekar (ilahi adalet :P). Sağ da solda karşınıza çıkar bu isim farklı sebeplerden. Her camia da kraldır
    Emre, Ernst&Young gibi uluslararası bir şirketin yönetici ortağı - bayaa kodaman :P- bir çocuk babası ve Deepsea parçasını yazdığı Deniz ile evli, yanılmıyorsam bir kızı var
    Onur, mühendis oldu. Mercedeste çalışıyordu en son duyduğum kadarı ile. Evli ve çocuklu
    Korhan ise müzik yaşantısına devam ediyor. Yakından takip ediyorum. Ne Korhan ne de NaaPJazz olması gerektiği yerde değil kanımca. Bence on yıl sonra doğsalardı ortalık sallanırdı.
    Son bir not: Eğer NaapJazz üyeleri bunu okursa lütfen tekrar çalın bea. Özledik sizi. Kalmadı be abi. Hadi be güzelim.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok çok teşekkürler:)... üst üste kaç kere okudum yorumunuzu bilmiyorum ama "işte budur!" dedim:)... "bu kadar yakından bilen de kimdir!?" de dedim tabii ama ne isim görebildim, ne de bir ip ucu bulabildim... yarın gündüz kafasıyla bir kez daha dikkatlice okurum... bu çok önemli katkınız için tekrar teşekkürler... benim sayfada bu tip eksik kalan bilgi gerçekten çok fazla, onlara da bir bakarsanız sevinirim:)... arsızlık oldu ama ne yapayım, gerçekten çok iyi tanınsınlar istiyorum... şimdilik son dip notunuza yürekten katıldığımı ifade edip, ben de tekrarlayayım: lütfen tekrar çalın be... valla çok samimi yazıyorum, tamam iyidir, güzeldir yöneticilik, şirket, ofis filan ama "ne varsa müzikte vardır be" :)... belki okurlar da es kaza, toparlanırlar:)...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.