Ana içeriğe atla

korhan futacı

korhan futacıyı üst üste dinleyince saatlerce, bir hayranlık oluştu, yazayım bir şeyler de paylaşayım dedim... ama pişman oldum:)... o kadar dallı budaklı ki çalışmaları, projeleri, grupları ve hatta müziği; neresinden başlayayım, kurucusu olduğu yada çalışmalarına katıldığı grupları ve projeleri nasıl yazayım bilemedim... birini yazsan, diğerine ayıp olacak; araştırıp da bulamadıklarım olacak yada ne bileyim ben, eminim bir şeyler olacak:)... sadece tek bir projesinde bile 15-20 müzisyen var... valla başladım artık yazmaya, geri dönüşü de yok, yazacağız artık hepsini... bulabildiklerimi, ulaşabildiklerimi diyeyim de, kalkıp da atladığım şeyler olursa, emeğe saygısızlık, müzisyene haksızlık olmasın... hiç hoşlanmadığım durumdur çünkü arada bir şeyleri yada birilerini es geçmek... kimse alınmasın, darılmasın, ben korhan futacıyı merkeze alıp da yazacağım bir çok grubumuzu...

korhan futacı
korhan futacı; saksafon çalıyor... mükemmel çalıyor, müziği de mükemmel... söylüyor, besteci ve prodüktör...

ben aslında korhan futacıyı naapjazz dan tanıyorum... naapjazz, benim bildiğim kadarıyla, oldukça eski, 1990 lı yılların başlarından beri oldukça kaliteli caz yapan bir grup... hala aktif mi değil mi bilmiyorum... hangi lisedir hatırlamıyorum ama aynı liseden mezun 5 arkadaşın birlikte uzun yıllar çaldıkları bir gruptur... saksafon da tabii korhan futacı vardı... diğer isimleri de bir şekilde uğraşıp, buldum bir yerlerden, umarım doğru bulmuşumdur: emre beşli piyano ve synthesizer; caner uluer bas gitar ve kontrabas; özün usta; vurmalılar; berke can özcan ise davul çalıyormuş naapjazz da...

tabii bu isimleri doğru bir şekilde bulayım diye araştırırken; bir başka grup ile, etnik caz yapan tamburada ile ortak müzisyenler olduğunu keşfettim!... en başta dedim ya işimiz iş diye!... aynen öyle:)... tamburadanın resmi sayfası ve myspace sayfası vardı ama bulamadım, şu anda yok çünkü hatırladığım kadarıyla yine, tamburada sadece tek bir albüm çıkarıp dağılmıştı... dağılmıştı diyorum ama derken farkettim ki, galiba dağılıp, yeniden doğmuş!... bu sefere dandadadan olarak...

tamburadanın kadrosunu yazayım önce; özlem şimşek, korhan futacı, özün usta, feryin kaya, berke can özcan, burak ırmak ve tansu kaner...

tamburadayı ben çok severdim ama zırt diye ortadan kaybolmuşlardı, demek ki kaybolmamışlar ve dandadadan olmuşlar da benim haberim yokmuş... arada aklıma gelmişken tamburada nın fantastik albümünü paylaşayım... harika bir albümdür... parçalar; merdiven, afrika, dolly, kalp, mavi, yaz müziği ve atina... merdiven ve yaz müziği en beğendiklerimdir...



sinirlerim bozuldu:)... arkadaş neden zırt pırt dağılıyorsunuz anlamadım:)... en son ayyukayı yazarken tepem atmıştı, bırakmıştım yazmayı ama şimdi kızılacak bir durum da yok ortada:)... ben bu yazdığım grupların hepsini ayrı ayrı biliyorum ama müzisyenlerin bir çoğunun aynı olduğunu şimdi keşfettim:)... neyse... şu grupları bi derleyip toparlayayım, her biri için ayrı ayrı video da paylaşacağım ama önce ben bi kavrayayım olayı çünkü daha benim bildiklerime gelemedik...

dandadadan dan da aşağıdaki playlisti paylaşayım... sen bana birini android...



naapjazz, tamburada ve dandadadan!... korhan futacının kelimeleri yoğuruşu harika!... aaa tabii hemen belirteryim; bu yoğurmayı yapan o değil de diğer isimlerden biri de olabilir!... bilmiyorum işin gerçeği ama ortak isim korhan futacı olunca, sanki ona aitmiş gibi düşündüm... tabii sen bana birini android gibi bir albüm adı da cabası:)... avant rock tarzda bir albüm ve folklorik motiflerle de süslenmiş... adı gibi kendi de oldukça güzel... mtv ödülü almış bir albümdür...

daha bir çok bahsetmeye ciddi biçimde değer çalışmalar, projeler ve gruplar var ama pek bilgim yok, hatalı şeyler yazmaktansa, şimdilik sadece isimlerden bahsedeyim... konstrukt gibi... konstrukt, peter brötzmann, evan parker, marshall allen, jürg solothurman, paal nielsen love ve joe mcphee gibi isimlerle serbest doğaçlamalar yapan bir caz grubu...

korhan tufacının dahil olduğu ve başını çektiği çalışmalar say say bitmez... dediğim gibi hatalı yazacağıma, hiç yazmayayım diyerek geçiyorum bir çoğunu ama geriye 2 farklı yazılması gereken öylece duruyor!... birincisi kara orkestra, diğeri ise benim ağzım açık bir şekilde dinlediğim, hayran kaldığım acaip bir durum! :)... ne mi? taranta babu!...

kara orkestra, korhan futacının son projesi... umarım bu proje de zırt diye tükenmez ve aşağıdaki adres devamlılığını korur... gerekli bilgilere oradan ulaşabilirsiniz... 5-6 yıldır aktifler ve oldukça iyi çalışmalara imza atıyorlar...

korhanfutacı ve kara orkestra

korhan Futacı, gökhan şahinkaya, berke can özcan, barlas tan özemek, azad samad kamali ve erdem göymen den oluşan kara orkestra, physcdelic temeller üzerine kurulu bir tarza sahip ve caz rock ve deneysel caz karışımı bir tada geleneksel türk müziğini de serpiştirmişler... oldukça harika bir sound çıkmış ortaya... ben sadece tek bir paylaşımla bırakacağım kara orkestrayı... ben sana vurgunum... muhteşem olmuş...

Korhan Futacı ve Kara Orkestra - Ben Sana Vurgunum



ve gelelim benim hayran kaldığım ve ne yalan söyleyeyim; bu paylaşımı yapmam konusunda kendimi ikna etme sebebim olan taranta babu...

valla ben aşağıdaki paylaşımı dinledim, daha doğrusu izledim, vay be! dedim... bu ne muhteşem bir çalışmadır!... müzisyenler de aşağıdalar... helal olsun size ne diyeyim... bu arada belirteyim; kara orkestra hala çalışmalarına devam eden grup oluyor! ama taranta babu oldukça yeni bir oluşum yani taranta babu eski bir projeymiş gibi algılanmasın... ve ek bilgi; nazım hikmetin mektuplar gönderdiği taranta babu da var, onu da inceleyin, okuyun derim... büyük ihtimalle bu grup da adını oradan alıyor...

Korhan Futacı: Alto saksafon
Burak Irmak: Piyano
Gökhan Şahinkaya: Bas gitar
Erdem Göymen: Davullar ve ziller
Özün Usta: Davullar ve ziller
Barlas Tan Özemek: Gitar
Meriç Demirkol: Soprano saksafon
Serkan Çiftçi: Trompet
Ersin Özer: Trombon
Can Ömer Uygan: Trompet
Barış Ertürk: Bariton saksafon

Taranta Babu - March of the Freedom




Yorumlar

  1. Merhaba Hakkı Zafer Can,
    Araştırma için tebrik ederim. Ben NaapJazz yılları hakkında eksik kalan bilgileri tamamlayayım. NaapJazz İstanbul Erkek Lisesi'nde kuruldu. O yıllarda önemli kabul edilen "Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması"'nda alınabilecek tüm ödülleri (En iyi beste, düzenleme, erkek vokal vs) üç yıl topladı. Rivayet midir emin değilim ama bazı yarışmacılar NaapJazz olduğu zaman katılmaktan vazgeçermiş. 1995 yılı olsa gerek "İlk Adım" albümü çıktı. TRT'de caz programında canlı çaldıkları parçaları kaydettikleri bir albüm daha olacaktı ama emin değilim. NaapJazzz üyeleri 14-15 yaşlarındayken Taksim'de Şerah (emin değilim) Cuma günleri çalmaya başlamıştı. Genelde Blues ve Pop ağırlıklı programa İstanbul Lisesi, İtalyan Lisesi ve Robert Lisesi öğrencileri gelirdi, daha sonrasında Üsküdar Amerikandan da hatırı sayılır bir kalabalık oluştu( yakışıklı çocuklardı tabi:)).
    1998 sonrası "Atölye Günleri" olarak adlandırmak doğru olur. Cem ve Korhan'ın Modadaki Atölyelerinde NaapJazz üyelerinin çevresine kendilerinden yaşça büyük bir çok sanatçı uğrar olmuştu (O ortamı tarif edemem; müthişti. Benim hayatımda da çok önemli yeri vardır). 1997 yılının kısır geçmesi (Caner diğer NaapJazz üylerinden bir yaş küçüktür ve Üniversite sınavı hazırlığı yüzünden fazla çaldıklarını hatırlamıyorum) yüzünden 1998-99 inanılmaz yaratıcıydılar; bir çok parça o dönemde bestelendi ve şimdiki gibi sosyal medya olmadığı için biraz kulaktan kulağa çok ünlendiler.
    2000'li yılların başında NaapJazz dinlemek modaydı ve grup içinde değişiklikler olmaya başladı. Gruba ilk olarak Özün (Usta) katıldı sonra da Onur (İmamoğlu) yerine Berke (Can Özcan). 2002-2005 arası bir çok uluslar arası festivale konuk oldular; farkında değillerdi ama bugün iyi müzisyen dediğim neredeyse herkesi derinden etkilediler. Akbank Caz Festivalinde (13. galiba) rekor kalabalık eski Babylona hücum etti. Tek yerli gruptu NaaPJazz festivalde ki ve bence de en ilginciydi. O kadar kıskandık ki çocukları; grup dağılma sürecine girdi. "İçe dönük paylaşım" dedikleri duygu dolu müzik belki birbirlerinden daha fazla beslenememekten belki egolardan belki de kızlar (böyle bir hikaye duydum; galiba Caner'in kız arkadaşı -con con bir doktordu- daha fazla sahneye çıkmasını istemedi, Korhan ile tartıştılar; Özün de bu durumdan memnundu falan filan / Ama ben milletin yalancısıyım şimdi Caner Uluer gibi bir iş adamını karşıma almak istemem ona göre) yüzünden dağıldı. Bir süre daha çok yakın bir kadro "Tamburada" ile devam ettiyse de daha sonra gruptan haber alamadık. Ben şanslıyım çünkü bu güzel adamları tanırım; karşılaşınca sarılır hatırlarını sorarım. İnanılmaz kibar, beyefendi insanlardır hepsi. Uzndur Onur'u görmüyorum ama Caner'e sormuştum çocuk sahibi olmuş.
    Orjinal kadro şu şekilde:

    Korhan Futacı (Saksafon, Vokal)
    Caner Uluer (Bas Gitar, Kontrabas)
    Cem Himmetoğlu (Gitar)
    Emre Beşli (Piyano, Klavye)
    Onur İmamoğlu (Davul)

    sonradan eklenenler:
    Özün Usta (perküsyon)
    Berke Can Özcan (davul)

    Not: Şimdi ne yapıyorlar?
    Ben en son Korhan'ın bir konserinde Cem'i ve Caner'i görüp heyecanlandım birlikte çalarlar diye ama sezdiğim kadarı ile dostça bir toplanma.

    Cem, baya ciddi bir mimar, eşi ile birlikte başarılı bir ofisi var (aynı okuldanlardı galiba MSÜ). Bir çocuk babası
    Caner, bir girişimci; bir çok şirketi var ve hala bekar (ilahi adalet :P). Sağ da solda karşınıza çıkar bu isim farklı sebeplerden. Her camia da kraldır
    Emre, Ernst&Young gibi uluslararası bir şirketin yönetici ortağı - bayaa kodaman :P- bir çocuk babası ve Deepsea parçasını yazdığı Deniz ile evli, yanılmıyorsam bir kızı var
    Onur, mühendis oldu. Mercedeste çalışıyordu en son duyduğum kadarı ile. Evli ve çocuklu
    Korhan ise müzik yaşantısına devam ediyor. Yakından takip ediyorum. Ne Korhan ne de NaaPJazz olması gerektiği yerde değil kanımca. Bence on yıl sonra doğsalardı ortalık sallanırdı.
    Son bir not: Eğer NaapJazz üyeleri bunu okursa lütfen tekrar çalın bea. Özledik sizi. Kalmadı be abi. Hadi be güzelim.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok çok teşekkürler:)... üst üste kaç kere okudum yorumunuzu bilmiyorum ama "işte budur!" dedim:)... "bu kadar yakından bilen de kimdir!?" de dedim tabii ama ne isim görebildim, ne de bir ip ucu bulabildim... yarın gündüz kafasıyla bir kez daha dikkatlice okurum... bu çok önemli katkınız için tekrar teşekkürler... benim sayfada bu tip eksik kalan bilgi gerçekten çok fazla, onlara da bir bakarsanız sevinirim:)... arsızlık oldu ama ne yapayım, gerçekten çok iyi tanınsınlar istiyorum... şimdilik son dip notunuza yürekten katıldığımı ifade edip, ben de tekrarlayayım: lütfen tekrar çalın be... valla çok samimi yazıyorum, tamam iyidir, güzeldir yöneticilik, şirket, ofis filan ama "ne varsa müzikte vardır be" :)... belki okurlar da es kaza, toparlanırlar:)...

      Sil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…