Ana içeriğe atla

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano

neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım...

daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle...

bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de etmezdi...

beni de etmezdi muhtemelen ama hemen cevabı vereyim: PİYANO...

belki biri çıkar, bir başka mantıklı alternatif de önerebilir ama bu paylaşımı yapacağım için, hem çok kafa patlattım hem de yerli yabancı gayet bilimsel, akademik ve işin otoritelerinden çıkan görüşleri inceledim... halbuki gerek de yoktu ama olsun... çocuğuna sağlam bir sanatsal gelecek hazırlamaya odaklanmış aileler de, o ailelere sahip şanslı çocuklar da çok önemliler...

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı? sorusunun bence pek bir alternatifi olmadığı için, cevabı lönk diye hiç sevmediğim kocaman harflerle yazdım ama ben olsam yine tatmin edici bulmazdım ve sebebini de beklerdim... kısaca bir kaç önemli sebebini de yazayım, tam olsun...

piyanoya geçmeden önce, ben edindiğim tecrübemi de yazayım: çocuğunuz müziğe piyano ile başlasın ama aynı zamanda onu kaliteli güzel bir koroya da dahil ettirin derim... koro çalışmaları çok önemli ve çocuklar koroda kendileri gibi olan diğer çocuklarla birlikte, sosyal bir ortam içinde müziği çok seviyorlar... müziğe başlatmak kadar, müziği çok sevdirebilmek de çok önemli... diyelim ki koro olmadı... ritm atölyeleri oluyor... genç, yaşlı, çoluk çocuk; dambur dumbur darbuka, davul, def, tabla vs vs... güzel ortam... unutmayın! KORO ve RİTM... tabii piyanoya ilaveten...

aileleri daha da gaza getirmek için, pardon motive etmek diyeyim, hayranı olduğum alexandra dovgan'dan bir chopin fantaisie impromptu sıkıştırayım araya...


peki neden çocuklar müziğe piyano ile başlamalı?

ya akıl var, mantık var... tabii ki piyano ile başlamalı... gidin, trombon yada trompet ile başlatın da, görün gününüzü!... satın aldığınız gün balkondan aşağı atarsınız... müziğe yeni başlayan ve trompet çalmaya çalışan, hatta keman öğrenmeye çalışan bir çocuğun yaşadığı evde kaç gün normal yaşamınıza devam edebileceğinizi düşünüyorsunuz ki::)))... deneyin, görün:)... o kemanı david garrett çalmayacak, sizin ufaklık çalacak:)...

tamam, bu size espri gibi gelmiş olabilir ama öyle yani... piyanonun tuşlarına dokunduğunuzda, piyano sesi çıkar... piyanonun tuşları üzerinde kedi yürüse bile hoş bir piyano sesi çıkar... diğer enstrümanlardan kendisine ait sesin çıkacağını düşünüyorsanız, işimiz iş... mesela müziğe yeni başlayan çocuğunuz keman çalmaya kalktığında, bir türlü çıkamayan tek ses keman sesidir:)...

beni siz pek ilgilendirmiyorsunuz, bana ne dinleyeceğiniz sesten... ama müziğe yeni başlayan çocuğunuz açısından bu oldukça önemli... çocuğunuz mesela la tuşuna dokunduğunda harika bir la sesi duyar piyanodan... diğer enstrümanlardan ne sesi çıkar bilemem... ama piyano garanti... çocuklar çok akıllı... o tuşa ne zaman dokunursa dokunsun, hep aynı tadı alır, hoşuna gider... mutlu olur, notayı öğrenir, hemen civardaki tuşlara bastığında, sesin tonunun nasıl değiştiğini öğrenir...

piyano, çalması en kolay müzik aletidir... kesin okkalı bir küfür yedim okuyan piyanist varsa:) hem de en sağlamından))... yahu şöyle kolay; piyanonun başına oturur, güç sarfetmeden dilediği gibi çalar, verim alır çocuğunuz... burnunu silmeyi beceremeyen 5 yaşındaki çocuğunuz piyanodan anlamlı sesler çıkarınca, siz de her aile gibi, onu çağdaş mozart olarak görmeye başlarsınız... artık bir dehadır o... ama sizce tabii...

piyano çok sade bir enstrüman yüzlerce teli ve bilimum parçaları olmasına rağmen... çocuğunuz başka hiç bir enstrümanda gözü ile hemen göremeyeceği kadar çok oktavı, notayı önünde somut biçimde görür... 88 tuşun tamamı asker gibi dizilidir... kornoda biraz zor görür mesela... tuşların bazıları siyahtır ve çocuğunuz onlar arasındaki farkı hemen kavrayabilir... siz biraz zor kavrarsınız...

göreceli olarak minicik olan gitarı, flütü, kemanı ve diğer tamamını elinde bile doğru düzgün tutamayacak kadar minik olan çocuğunuz, fil gibi piyanoyu rahatlıkla tıngırdatabilir...

akordiyon, melodika ve bilimum diğer tuşlu enstrumanlar da piyanoya benzer ama piyano kadar kolay çalınan enstrümanlar değiller... piyano, dünyanın en kolay enstrümanıdır:)))... melodika mesela... üzerinde sadece bir kaç ses var ve çocuğunuz üflemekten sıkılacaktır, yorulacaktır... akordiyonu kucağında bile tutamaz...

bir de çok popüler bir soru daha var; o da org!... maalesef ülkemizde org deniyor ve ben gıcık oluyorum ama mecburen org diyeceğiz artık... org şudur aslında... org ile ilgili konuyu ayrıca yazacağım... o da çok önemli... ama buraya kısaca yazayım; piyanoya başlamadan önce org ile çalışmayı pek düşünmeyin derim... sadece belki maddi sebeplerle düşünebilirsiniz ama hangi org? sorusu geliyor bu sefer, yazacağım onu da...

piyano, her an akort edilmesi gerekmeyen bir enstrümandır... yeni başlayan 4-6 yaşlarında bir çocuk için akort işi büyük sıkıntı... üflemeliler haricinde diğer enstrümanlarda çalmaya başlamadan önce iyi bir akortlama gerekir mutlaka... bu yazıyı ilgiyle okuyorsanız, muhtemelen müzikle alakanız dinleyici seviyesinde ve bu sebeple bu akort işi sizi de fazlasıyla aşar...

piyanonun başına oturan herkes mutlaka kulağa hoş gelen bir şeyler çıkarmayı başarır... hatta ilk oturuşta bile... hatta siz bile... bu keyif vericidir... diyelim ki elinize bir tuba aldınız mesela... iddia ediyorum, 8 sene debelenin, mantıklı 3 sesi bir araya getiremezsiniz.. iyi aşağılamışım yahu:))...

piyano o kadar yüksek bir oktav sayısına sahip ki; diğer bütün enstrümanlar vardır aslında piyanoda... çocuğunuzun daha teorik konuları öğrenmesi, piyanoda çok daha kolaydır... öğretmeni bir şey anlattığında, resmen hem görür, hem de duyar... ve aynen yapar...

öğretmeni, çocuğunuz sıkılmaya başladığında, onu eğlendirmek için hemen basit bir melodiyi anında çaldırabilir çocuğunuza... mesela aaaarı vız vız vızzzzz... yada meşhur "daha dün annemizin kollarında....." bilmiyorsanız bilin, o müzik mozart kardeşe ait... çocuğunuz öğrenecek, siz bilemeyip, cahil kalmayın... gözünden düşersiniz...

piyano; bütün enstrümanları içerdiği gibi, melodi, tempo ve ritim gibi müziğin tüm bileşenlerine de sahiptir... piyano; müziği her zerresine kadar öğretebilir ve sevdirebilir...

ben bu paylaşımı daha çok amatör yada profesyonel anlamda "hayatında müziğe ciddi biçimde yer verecek çocuklara yönelik" yaptım... yani baştan sağlam bir temeli olsun, müziği sevsin, seviyorsa da bıkmasın ve gelecekte eğer isterse, sanatçı olabilsin çocuk... çocuğu bu yönde değerlendirebilecek olan da aileler ve öğretmenlerdir...

diyelim ki evde zaten gitar var, ud yada bağlama var, evde zaten çalınıyor... çocuk tabii ki sizinle beraber çalabilir, öğrenebilir falan filan... ama müziği erken yaşta öğrenmeye başlayamaz... çok iyi bağlama yada gitar çalabilir ama müzik adına çok az şey öğrenir... yada kolayca benimseyip öğrenemez diyelim... bu iş, en rahat ve kolay piyano ile olur...

diğer enstrümanları öğrenmeye başlama açısından, işe öncelikle piyano ile başlamak çok önemlidir... bu sebeple, konservatuvarlarda da temel enstrümandır... keman bölümünde öğrenim gören çocuk, piyano da çalıyordur... tüm müzik okullarında böyledir... güzel sanatlar liselerinde de...

piyano müziğin tüm unsurlarını içerir demiştik... ritm, nota, tempo, armoni vs gibi... buna ek olarak; herhangi bir hissi piyanoda verebilmek de göreceli daha kolaydır... mesela çocuğunuz tuşa sert vurduğunda çıkan ses ve verdiği duygu ile hafifçe dokunduğunda aldığı duyguyu rahatça fark edebilir... bir çok enstrümanda buna ulaşabilmek o kadar kolay değildir ve belli bir ustalaşmayı bile gerektirebilir...

piyano hem solo hem de eşlik enstrümanıdır... bunun yanında; şarkı yazarlığı yada bestecilik, aranjörlük vs vs gibi ileri konular açısından da piyano temel enstrümandır... dijital müzik programları gibi bir çok bilgisayar temelli enstrüman yada cihaz vs hep piyano temellidir... mesela midi teknolojisi gibi...

yahu ben başınıza gelecekleri bildiğim için, baştan yazıyorum... o minik velet, 12-15 yaşlarına gelince size elektro gitar, monitör, keyboard, mikrofon, saksofon filan da aldıracak ve hepsini birbirine bağlayacak, elektronik müzik yapmaya, dj olmaya kalkacak... temelleri sağlam atmakta yarar var:)))... yani yavaş yavaş kenara para atmaya başlasanız, rahat edersiniz 7-8 yıl sonra... biliyoruz da yazıyoruz... minicik bir casio orgla başlar; fenderler, rolandlar, ibanezler, shure mikrofonlar, bilmem ne kablolar falan filan gider... markalara aşinalık kazanın şimdiden:))...

çocukların piyano çalmalarının faydaları nelerdir?

piyanoya çok küçük yaşlarda (4 yaş ve sonrası) başlanabilir ve piyano öğrenmenin tek amacı da ille müzisyen olmak, geleceğin mozartı yada yeni bir fazıl say olmak değildir...

bence her çocuk müzikle ilgilenmeli, piyano çalmayı az da olsa öğrenmelidir... kursa gidip, öğrenmeye çabalaması bile yeterlidir diye düşünüyorum... unutmayın, koroda da şarkı söylemelidir... öğrenmeye çalışması bile hiç yoktan iyidir çünkü piyano; el, göz, ayak, kulak ve dolayısı ile beyin koordinasyonunu ciddi anlamda geliştirir...

özellikle dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü ve hiperaktivite vs varsa, piyanonun tahmin edemeyecğiniz kadar büyük bir katkısı mutlaka olacaktır... bu tip durumları tedavi etmek için uzun süreli güçlü ilaçlar kullanılıyor, onun yerine piyanoyu bir deneyin derim...

piyanoya 4 yaşından itibaren başlanabileceği konusunda uzmanlar hemfikirler artık... o yaşta bir çocuk, okula başlamasına 2 sene olan bir çocuktur ve ilk öğretmenini piyano ile, müzik ile tanır, öğrenmenin ne olduğunu keyifle kavrar... sosyal yönü gelişir, özgüven sahibi olur... yukarıda da değindim bir kaç kere; gerçekte ustalaşması oldukça zor bir enstrüman olmasına rağmen, piyanoda çocuk ne yaparsa yapsın, başarabildiğini düşünür çünkü ortaya mutlaka kabul edilebilir, rahatsız etmeyen melodiler çıkar... müziğin, enstrüman çalmanın gerçekte kolay olmamasına rağmen, piyano çocuğa bir şekilde olumlu yanıtlar verir ve çocuk korkma, çekinme yada becerememe duygusuna kapılmaz...

şu açık ki; müziği sevdirebilmenin, biraz da olsa öğretebilmenin en kolay ve doğru yolu, piyanodan geçiyor... piyano, çocuğun hayal dünyasına müziği yerleştirebilir, tempo ve ritm duygusunu geliştirebilir ve çok daha fazlasını yapabilir... sadece ritm ve tempo gibi konuları bile piyano aracılığı ile öğrenmesi, estetik açıdan öne çıkması anlamına gelir... mesela en azından çok daha iyi dans edebilir... katma değeri de bu piyanonun...

bir de şu var; her çocuk, büyüdükçe insanlaşır... içi mutlaka bir şeylerle dolacaktır... piyano öğrensin, müziği öğrensin, dans etsin, resim yapsın, el becerisi gelişsin, estetik yönü gelişmiş, kibar, nazik, iyi ahlaklı bir insan olsun hiç olmazsa... sanatın doldurmadığı boşlukları doldurmaya hevesli çok fazla şey var çünkü... en başta siz varsınız çocuğun kafasını doldurup, ruhunu karartabilecek:)..

en önemlisi de şu: çocuklar motive edilmelidirler ama asla ve asla zorlanmamalılıdırlar... bunun üzerinde pek durulmaz... ortalık çocuğunu zorla piyano kursuna, keman kursuna gönderen aile kaynıyor... yahu o çocuk sizin oyuncağınız değil... o da yaşı kaç olursa olsun, apayrı bir birey... müzikten ve enstrümandan nefret ettirmekten başka hiç bir amaca da hizmet etmez bu davranış...

Yorumlar

  1. Teşekkürler eğlenceli ve bilgilendirici yazınız için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rice ederim, ben teşekkür ederim... ciddi yazamayacak kadar sulu biriyim:)... bilgilendirici de bulmuş olmanıza çok sevindim:)...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va