Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

patika

bir yere gitmek istersen bir patika,
istemezsen de bir bahane her zaman bulursun...

böyle demişti bilal karaman ama nerede demişti hatırlayamadım ve aradım taradım bulamadım...

belki de yazmıştı sosyal medyada... ben de not etmişim sağlam laf diye, oradan biliyorum... benzeri bir çok kelam olmasına rağmen, aynen yazdığım şekilde başka kim söyleyebilir ki zaten!... 2011 albümü "bahane" 2013 albümü de "patika" olan bir tek bilal karaman var bildiğim:)...

her iki albümü de çizginin çok çok üstünde ve dinlemeden edemediklerim çok fazla her iki albümde de...

ben kendinden bile haberi olmayan, plansız ve programsız bir blogçu olduğum için olsa gerek; daha önce yaptığım ve yukarıda linkini verdiğim yazıda zaten patikadan da bahsetmiş olduğumu hatta videosunu da paylaşmış olduğumu şimdi fark ettim:)... hatta sonradan eklemelerde bulunduğum için, önce patika çıkacak yakında demişim, sonra da çıktığını yazmışım:)... böylelikle neredeyse 3 yıldır bahsetmek istediğim patika a…

veriko tchumburidze

Güher ve Süher Pekinel'in başlattığı Dünya Sahnelerinde Genç Yetenekler projesi kapsamında desteklenen başarılı genç kemancımız Veriko Tchumburidze, Şubat 2016’da düzenlen “24. Wettbewerb des Deutschen Musikinstrumentenfonds” Yarışması'nda 51 müzisyen arasından seçilerek, “Deutsches Musikleben Vakfı” tarafından sağlanan 1756 Giambattista Guadagnini yapımı bir keman ile çalmaya hak kazandı.yazının tamamı:veriko tchumburidzenin yeni bir kemanı oldu-andante


bu yazıdan sonra hakkında yaptığım paylaşıma da mutlaka göz gezdirin...

andantede bu haberi görünce çok memnun oldum... çok önemli bir ödül çünkü... ödülü getiren yarışma da çok önemli... tabii en önemlisi de veriko tchumburidze... iki kere izleme fırsatı bulduğum harika kemancı... yukarıda verdiğim bağlantıda kendisi hakkında detaylı bilgi bulunduğu için ben ayrıca yazmıyorum, mutlaka okuyun genç yaşta başardıklarını...

gidin okuyun dedim ama içim de rahat etmedi, kısaca bir kaç çok önemli noktayı ben de belirteyim... 20 yaşın…

fotoplayer

daha önce orglar hakkında bilgi vermeye çalıştığım bir paylaşımda tiyatro orglarından da bahsetmiştim... fotoplayer aslında bir org değil ve özellikle vaktinde tiyatro ve film müziği yapma amacıyla üretilmiş ve kullanılmış... günümüzün modern cihazlarının bir çoğunun eski karşılığı olarak da kabul edilebilir ve bu anlamda ülkemizde çok da hatalı olarak kabaca org denilip geçilen, kafelerde, barlarda, düğünlerde ve evlerde tek başına müzik yapmaya imkan veren arranger keyboardların dijital olmayan ilk versiyonları olarak da tanımlanabilirler... özetle; eskiden film ve tiyatro müziği ihtiyacı fotoplayer ve benzeri diğer bazı aletlerle karşılanmış ve amaç müzisyenin tek başına bir çok efektle birlikte müzik yapabilmesi...

uzun uzun anlatmaktansa, aşağıdaki en bilinen videosunu paylaşayım da olsun bitsin:)... zaten müziği duyunca nasıl bir amaca hizmet etmesi için geliştirildiği şıp diye anlaşılacak...



artık "aaa evet yahu, sessiz film müziği bu!" dediğinize göre ve nasıl çalış…

cansu sezal

kendisini tanımam bir birincilik haberi ile olmuştu, az önce de çok önemli bir ikincilik haberi geldi... çok başarılı genç bir arp sanatçısı cansu sezal ve gelecekte de çok üst seviyelere çıkacağı belli...

cansu sezal, 11 yaşında istanbul üniversitesi devlet konservatuvarında başladığı eğitimine şu anda salzburg mozarteum üniversitesinde devam ediyor... avrupanın en önemli müzik okullarından biri olan bu okulda stephen fitzpatrick ile çalışmalarını sürdürüyor ancak ben istanbul üniversitesindeki ilk öğretmeni olan ümit tunak ı da mutlaka belirtmek istiyorum çünkü kendisi de oldukça başarılı bir sanatçı ve çok başarılı bir çok sanatçının arkasında bu ismi sürekli görmekteyim... ceren necipoğlunun da hocası daha ne olsun... sanatçıların ilk öğretmenleri çok önemlidir... nasıl başlanırsa öyle gidiliyor çünkü...

ve tabii stephen fitzpatrick!... bu sayfada paylaşımda bulunduğum üç başarılı genç arpistin hocası!... cansu sezal, merve kocabeyler ve güneş hızlılar bu hocanın öğrencileri ve k…

güneş hızlılar

genç yeteneklerimizden biri güneş hızlılar... benim kendisini keşfetmem iki hafta kadar önce aynalı çeşme protestan kilisesinde verdiği konser sayesinde olmuştu, kendisi hakkında mutlaka bir şeyler paylaşmam gerektiğini yani genç bir usta olduğunu o konser sayesinde anlamıştım ama yazma fırsatını yakalayamadan birincilik haberi de gelmişti...

otoritelerce "derin bir müzik dehasına sahip, günümüz arp dünyasının en önemli yeteneklerinden biri" olarak kabul edilen güneş hızlılar henüz 20 yaşında ve adından çok söz ettirecek genç bir sanatçı... 14 yaşındayken marcel tournier uluslararası arp yarışmasında 21 yaş altı kategoride birinciliği kimseye kaptırmamış ve sanat hayatı bir çok derece ve başarılarla dolu...

bir çok başarısından ve konserinden bahsetmiyorum ama kanadadaki pacific philharmonic orchestra in powell river'dan davaet almış olması ve orada bir çok konsere katılmış olması oldukça önemli... üstelik sadece orkestra elemanı olarak değil, solist olarak da bir çok k…

güneş & cansu dan yeni dereceler

daha önce haftanın arp birincileri paylaşımında cansu sezaldan gelen dereceyi paylaşmıştım... bugün de almanyadan benzeri bir haber geldi... almanyada düzenlenen harp academy uluslararası arp yarışmasında, güneş hızlılar birinciliği alırken, cansu sezal ikinciliği aldı!...

bir kaç ay önce aynı haftada iki birinci, şimdi de aynı yarışmada ilk iki derece!

çok mutlu edici bir haber geldi yine gençlerden... kutluyorum güneş ve cansuyu... tabii eğitmenlerini ve ailelerini de...


Hemen her gün ölüm, terör, patlama haberiyle sarsıldığımız şu günlerde ilk kez iyi bir haberimiz var. Almanya'da düzenlenen Harp Academy Uluslararası Arp Yarışması'da ben 1. oldum, Cansu da 2. oldu. Emeklerimiz ödüllendirildi ne mutlu, ama sevinmeye yüzümüz yok... Hayatını yitiren masum insanların anısına çaldık parçalarımızı yarışmanın final konserinde. böyle demiş güneş hızlılar haberi duyururken...

terör illeti sanatçılarımızın sevinçlerini de buruk yaşamalarına sebep oluyor ama inadına sanat ve müzik diyo…

ilayda zeynep köksal

iş sanat ın parlayan yıldızlar konserlerinin 2014 ayağında tanıdığım yetenekli genç keman sanatçılarımızdan biri idi ilayda zeynep köksal... 2014 yılının diğer yıldızı parlayan sanatçıları ise flütçü denizcan eren, çellist ülker tümer ve deniz şensoy idi...

diğer genç yetenekler gibi ilayda zeynep köksal da çok küçük yaşlarda henüz 6 yaşındayken başlamış kemana... bilkent üniversitesinin hazırlık okulu yetenek sınavlarını burslu olarak kazanmış ve kemanı çok sevmesinde babasının rolü oldukça büyük olmuş...

şimdi tahminimce 20 yaşında ve aradaki 14 yılı önemli başarılarla geçmiş... orkestra ile ilk konserini eskişehir büyükşehir belediyesi orkestrası ile vermiş ve konserde pablo de sarasatenin introduction and tarantella eseri ile lalonun ispanyol senfonisini çalmış...

etkilendiği kemancıların başında vanessa mae nin geliyor olması bende geleceğe yönelik olarak değişik fikirler uyandırmadı değil:)... klasiğin dışında arayışlara girebilecek bir sanatçı gibi geldi bana ve kendi açımdan …

ılgın top

bu arada, hayran olduğum bir isim daha keşfettim... bayılırım çok iyi çekilmiş sahne fotoğraflarına... onur acımaz tarafından çekilmiş ve diğer fotoğraflar da harika... zaten ılgının fotoğraf kalitesinden de anlaşılıyor... fotoğraf altındaki bağlantıdan sayfasına ulaşabilirsiniz... paylaştım link vererek ama umarım sakıncası yoktur...

bir kaç gün önce, ılgının önemli bir başarısından bahsetmiştim... aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz...

yeni birincilerimiz: bade & ılgın...

ılgın top, 2000 izmir doğumlu, şu anda 16 yaşında... piyano eğitimine ankarada emre şen tarafından kurulan chopin müzik okulunda başlamış... 2007 yılında ise bilkent müzik hazırlık okuluna başlamış ve irina nikotinanın öğrencisi olmuş... 2012 yılında doğuş çocuk senfoni orkestrasına kabul edilmiş... bir çok ustalık sınıfına da katılan ılgın top, 2014 yılında bilkent senfoni orkestrası ile solist olarak konser vermiş... çek cumhuriyetinde organize edilen kocian uluslararası keman yarışmasında ödül almış... izmir fe…

bade daştan

bir kaç gün önce, badenin önemli başarısından bahsetmiştim... aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz...

yeni birincilerimiz: bade & ılgın...

2007 doğumlu bade... şu anda 9 yaşında henüz... 5 yaşındayken yani 2012 yılında bilkent müzik hazırlık okuluna kabul edildi... vseslava kudinova ile başladığı eğitimini muhammedjan turdiev ile sürdürüyor... bir çok ustalık sınıfına katılan bade daştan, 2015 yılında izzet baysal gençlik orkestrası ile birlikte solist olarak konser verdi ve bu sene birinci olduğu yarışmada 2015 yılında 3. oldu... sadece 1 sene içinde birinciliğe yükselecek kadar çok çalışmış demek ki... helal olsun... ben bade hakkında çok fazla güvenilir bilgiye ulaşamadım... daha yolun çok başında bade ve 8 yaşındayken üçüncü, 9 yaşındayken de birinci oldu! daha ne olsun... çok başarılı bir kemancı ve adını ilerde daha çok duyacağız ve daha çok paylaşım yapacağız hakkında...

hemen badenin yukarıda bahsettiğim yarışmadaki videosunu paylaşayım... gerçekten harika bir kemancı bade...…

ülker tümer

ailesi inşaat mühendisi dolu ama o yolunu farklı çizmiş... yolunu farklı çizmiş değil aslında, farklı gelmiş dünyaya ne yapsın:)... nasıl farketmiş kendisi tam olarak anlamadım ama daha ilkokuldayken konservatuvar sınavlarına girmeye karar vermiş ve iyi ki de öyle yapmış... çukurova üniversitesi devlet konservatuvarı sınavlarında başarılı olmuş ve bugün artık dikkat çeken başarılı bir çellist olarak adından söz ettiriyor... viyolonsel derdik eskiden, şimdi çello oldu... neyse artık karıştırmayalım:)...

çukurova üniversitesinde, ilk öğretmeni viatcheslav kainov ile başladığı eğitimi esnasında daha önce pek tanımadığı viyolonseli çok sevmiş... öğretmen dediğin böyle olur işte... daha sonra mimar sinan üniversitesi devlet konservatuvarında dilbağ tokay ile eğitimine devam etmiş... lise eğitimi tabii... ülker tümer 98 doğumlu ve çok genç yaşta hızlı yol alanlardan...

ülker tümer de yıldızı parlayan gençlerimizden ve 2014 yılının şubat ayında iş sanat ın yıldızı parlayanlar konserine uygu…

yeni birincilerimiz: bade & ılgın...

çok değil, daha taş çatlasın 1-2 sene önce bu sayfada yaptığım paylaşımlarda durmadan yakınırdım bu ülkede neden yetenekli çocuklar bulunup desteklenmiyor, elalemin (dünyanın geri kalanı) çocukları 5 yaşında dev salonlarda konserlere çıkıyorlar, birincilikler alıyorlar diye...

biraz "bizim niye püskevitimiz yok" der gibi oldu serzenişim:) ama gerçekten de öyle idi...

her zamanki gibi yine araya sıkıştırayım, "sanatın milleti filan yoktur" deriz ve derim hep ve uzun süre de başka ülkelerin çocukları ile benzer şekilde mutlu oldum ama insan yine de bu coğrafyadan başarılar çıkınca daha bir başka mutlu oluyor... tabii buradaki burukluk aslında bu ülkedeki çocuklara yapılan haksızlıktan kaynaklanıyordu... yani dünyadaki çocuklar eşit ilgiyi hak ederlerken, neden bizimkiler ilgisizlikten dolayı kendilerini gösteremesinler? idi sorun...

"eğitime başlama yaşı gelmedi" lafını duyduğum konservatuvarlara ateş püskürmüşlüğüm de vardır buradan... neymiş? demek ki olu…

berfin aksu

Geçen ay bir yemekteydik.
Fazıl Say ve Yekta Kopan onun hakkında bir sohbete daldılar.
Yanlarında oturmuş, merakla dinliyordum.
Fazıl Say, “O dünyadaki en büyük keman ustalarından biri olacak, hatta şimdiden öyle sayılır" dedi.
Yekta Kopan ekledi: “Daha 16 yaşında… Olağanüstü bir yetenek.”
Bu kadar övgüyle bahsettikleri kişiyi tanımadığım için biraz kötü hissettim.
Gizlice tuvalete gidip, Google’a Berfin Aksu yazdım.
Sarı Gelin’i çaldığı videoyu açtım.
Ve restoranın tuvaletinde ağlamaya başladım.
Sarı Gelin’in derin hüznünü nasıl bunca hissederek çalabilirdi?
Suratındaki o ifade nasıl küçük bir kız çocuğuna ait olabilirdi?
Onu tanımayı istedim.
Dünyanın en iyi müzik okullarından birinde, İngiltere’deki Yehudi Menuhin School’da okuduğu için İstanbul’a gelebileceği ilk tarihe sözleştik.
“Kemanını da getirir misin? Belki Sarı Gelin çalarsın…” dedim. berfin aksu ile röportaj yapan ışıl cinmen yazmış bunları... "bu kadar övgüyle bahsettikleri kişiyi tanımadığım için biraz kötü h…

wintergatan marble machine

ilginç müzik aleti yani tuhaf enstrüman ve müzisyen gördüğümde paylaşmazsam rahat uyuyamıyorum nedense... az önce pat diye karşıma çıktı bu wintergatan marble machine ve icad edip, derleyip toplayan ve harika müzikler yapan martin molin...

marble machine, bilye makinesi yada bilyeli makine gibi bir şey oluyor ki ben marble ı mermer olarak bilirdim sadece, aynı zamanda bilye anlamına da geliyormuş, onu da öğrenmiş oldum... öğrenmenin de cehaletin de sonu yok...

video izlenince zaten neyin ne olduğu anlaşılıyor, uzun uzun anlatacağım bir şey de yok bu müzik makinesi hakkında ama en azından şunu mutlaka belirtmem gerekiyor ki, zamanımızın envayi çeşit dijital müzik makinelerinden sonra bu wintergatan bilyeli müzik makinesi şeker gibi geldi, çok hoşuma gitti...

bu bloğu yazmaya ilk başladığımda elektronik müzik ve dijital cihaz ve yazılımlar oldukça ilgimi çekiyordu hatta bir çok paylaşımım da var o konuda... bir çok paylaşımı da sonradan silip atmıştım dijital teknoloji ile ilgili olan …