çatakoğlu & çatakoğlu

keman ve piyano
süeda ve gökçe çatakoğlu

aslında hiç sevmem ve çok ayıp bulurum aynı paylaşımda farklı sanatçılardan bahsetmeyi ama bu bloğun geleneği ve göreneği oldu artık, kardeşleri tek paylaşımla yazıyorum... onun da tek sebebi var; çatakoğlu & çatakoğlu diye başlık atabilmek... çok havalı oluyor... gerçekten tek sebep bu... bu paylaşım da çok havalı olacak çünkü ülkemizin ve dünyanın en üst seviyedeki kurumlarından ve okullarından bahsedeceğim sürekli piyanist süeda çatakoğlu ve keman sanatçımız gökçe çatakoğlu kardeşlerden bahsederken...

birlikte çekilmiş bir konser fotoğraflarını çok aradım, bulamadım... birlikte konserleri var ama şöyle tam istediğim gibi net bir fotoğraf çıkaramadım konser kayıtlarından... çok takıntılıyım ben, bir sürü şartı şurtu var paylaşımın başındaki fotoğrafın, öyle al bir tane yükle geç şeklinde olmuyor... o kadar dalmışım ki bu foto işine, uğraşırken çok önemli bilgilere de ulaştım... mesela az önce öğrendim ki; bugün süeda çatakoğlu eczacıbaşı'dan burs almaya hak kazanmış... eczacıbaşı açıkladı burs kazanan genç sanatçılarımızı, kimler var listede derken, karşıma çıktı süeda çatakoğlu... kutlarım kendisini... bu kadar da nasıl denk geldi hayret ettim...

önce kendilerinden bir brahms macar dansları no 1 paylaşayım... iki sene önce izmir yüksek teknoloji enstitüsün'de vermiş oldukları konserden...


artık aşırı klişeleşti ama bir çok paylaşımımda yazdığım ifadeyi yine yazacağım...  belki on yıldır tanıdığım, başarılı çalışmalarını sürekli takip ettiğim ama paylaşım yapmadığım genç sanatçılarımızdan gökçe ve süeda çatakoğlu kardeşler... farklı paylaşımlarda başarı haberleri mutlaka geçmiştir ama ayrı bir paylaşım yapamamıştım...

önce süeda çatakoğlu'nun, bir kaç yıl sonra da gökçe çatakoğlu'nun yolu bilkent üniversitesi'nden geçti... her ikisi de bilkentli... ilk piyano derslerini afak caferova'dan alan süeda çatakoğlu; bilkent müzik hazırlık ilkokulu'nda hande dalkılıç ile piyano çalıştı ve ikincilikle okulunu tamamladıktan sonra, hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuvarında sanem berkalp ile sürdürdü çalışmalarını...

daha önce hiç dinlemediğim harika bir liszt eseri gelsin süeda çatakoğlu'ndan... kendisine piyano ile eşlik eden de alexander vitlin... barenboim-said salonu tahminimce...

lise öğrenimini hacettepe üniversitesinde okul birincisi olarak tamamladıktan sonra, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi piyano bölümünde lisans öğrenimine başlayan süeda çatakoğlu; gülnara aziz ile çalışmalarını sürdürdü... lise ve lisans öğrenimi süresince adını defalarca aldığı derecelerle ve konserleriyle duyurdu... 8. uluslararası pera piyano festivalinde ikinci olmayı ve 2015 yılında katıldığı, izmir'de düzenlenen adnan saygun piyano yarışmasında da verda erman özel ödülünü kazanmayı başardı... aynı yıl hacettepe ulusal piyano yarışmasında da ikinciliğe layık görüldü...

ben kendisini sadece izmir'de buca belediyesi kültür ve sanat merkezinde verdiği konserde canlı izleyebildim ancak bildiğim kadarıyla burdur müzik festivalinde ve kapadokya'da düzenlenen klasik keyifler festivalinde resitalleri oldu... tabii bunlar sadece benim takip edebildiklerim... bu konserler dışında bir çok konseri mutlaka olmuştur... bir çok üniversitede konserleri oldu... kayseri, sivas, bursa, ankara ve izmirde üniversitelere davet edildi ve konserler verdi... klasik keyifler festivalinde sadece konser vermedi tabii... birsen ulucan ve özgür ünaldı'nın ustalık sınıflarına katıldı ve oda müziği çalışmalarında bulundu... yine klasik keyifler derneğince düzenlenen martha gulyas masterclass çalışmalarına da katılmaya hak kazandı... çalışmalar yaptığı diğer isimler ise; alessandro tenaglias ve krassimir taskov...

gökçe çatakoğlu'da bilkent üniversitesi müzik hazırlık ilkolunda muhammedjan turdiev ile başladı kemana... prag’da düzenlenen 55. kocian keman yarışması’nda üçüncülüğe layık görülürken, belçika’da düzenlenen 7. uluslararası grumiaux genç yetenekler keman yarışması'nda birinci olmayı başardı... bu yarışma en önemli keman yarışmalarından biridir ve yanlış hatırlamıyorsam, ben kendisini bu yarışma ile tanımıştım... gökçe çatakoğlu da klasik keyifler oda müziği festivalinde ve sonrasında kuzey kıbrıs türk cumhuriyetinde düzenlenen müzik festivali kapsamında bellapais'de konserler verdi... tabii bir çok konseri vardır ama ben en belli başlılarını yazıyorum... ankara filarmoni orkestrası ile de sahne almıştı... hangi konseri idi hatırlamıyorum, koskoca vivaldi konçertosunu seslendirdiğinde çok büyük ihtimalle 10 yaşında değildi... gökçe çatakoğlu'nun bence en önemli başarılarından biri de 2016 yılında iş sanat'ın parlayan yıldızlar konser serisi kapsamında, milli reasürans'ta sahne almış olmasıdır...

alexander vinnitsky, igor tkatchouk, lyutsia ibragimova, cihat aşkın ve ildigo moog gibi çok önemli isimlerin ustalık sınıflarına katıldı ve çalışmalar yaptı...

fazıl say'ın nazım oratoryosunda büyük bir başarıyla seslendirdiği kız çocuğu eseri ile adını kitlelere duyurdu gökçe çatakoğlu... gerçekten büyük başarı ve çok daha önemlisi, çok büyük bir deneyim o yaşta o sahnede var olmak ve üstelik çok beğenilmek ama genç bir keman sanatçısının yıllar boyunca "fazıl say'ın kız çocuğunu söyleyen minik kız" olarak anılmasıve tanınması da güzel olmakla birlikte, biraz da sıkıcı bence... bakın, "bence" diyorum... ne bileyim, bana öyle geliyor... ben de kendisinin seslendirdiği o muhteşem eseri bu sayfada defalarca paylaştım çünkü o şarkının her versiyonuna hayranım ama yakın zamanda çoğunu sildim ve kısa bir süre önce yaptığım, genç viyolensel sanatçımız idil bursa hakkındaki paylaşımında bırakmıştım sadece...

aynı durumu flüt sanatçımız deniz ünel'de de yaşadım çünkü o da "livaneli'nin özgürlük şarkısını söyleyen minik kız" olarak tanındı ve internette nereye bakarsanız, o konudaki paylaşımlar çıkıyor... hatta bu genç sanatçılarımız bir çok yerde şarkıcı yada vokalist olarak bile geçiyor... bu başarılı ve güzel çalışmaların paylaşılması tabii ki çok doğal ve güzel ama internette arama yapıldığında ardı ardına o paylaşımların çıkması, bu genç sanatçıların diğer önemli çalışma ve başarılarının da tanınmasında ciddi bir engel oluyor... deniz ünel flüt, gökçe çatakoğlu da keman sanatçımız oluyorlar her şeyden önce...

eski videoları paylaşmayı tercih etmiyorum ama 7 yıl öncesinin videosunu, yani aşağıdaki muhteşemliği paylaşmadan duramam... 10 yaşındaki gökçe çatakoğlu'na grumiaux gibi bir yarışmada birinciliği getiren olağanüstü bir performans... bu nasıl bir müziğin içine akmaktır böyle... bruch 1 nolu konçerto, 1. bölüm... bazen videolar siliniyor, kanallar kapatılıyor, bu sebeple youtube videosu olarak paylaşmıyorum... garantiye almak istediğim bir performans çünkü... prokofiev 5 melodies'i de mutlaka izleyin...


bu kadar çalışma ve başarıdan bahsettim çatakoğlu kardeşler ile ilgili ama asıl yazılacaklar hala daha duruyor...

2016 yılı çok önemli... süeda da, gökçe de değerlerinin daha iyi bilineceği uzak diyarlara gittiler... bu lafı zaman zaman ederim, kast ettiğim hiç bir zaman halk olmadı çünkü en uzak insanların bile bu başarılı gençleri gururla sahiplendiklerini çok iyi biliyorum... süeda çatakoğlu, göreceli çok yeni sayılabilecek ama dünyanın en iyi müzik okullarından biri olarak kabul edilen barenboim-said tarafından burslu olarak lisans eğitimine kabul edilirken; gökçe çatakoğlu da londradaki ünlü yehudi menuhin okulunca yine burslu olarak kabul edildi ve keman çalışmalarına boris kucharsky ile devam ediyor... süeda çatakoğlu da arjantinli tanınmış pedagog nelson goerner ile sürdürdü çalışmalarını...

ben son yıllarda biraz uzak kaldım ve gelişmeleri iyi takip edemedim, okulundan mezun da olmuş olabilir gökçe çatakoğlu... bizler büyük gurur yaşadık ama aileleri 2016 yılını nasıl geçirdi bilemem:)... tahmin edebilirim ama...

bildiğim kadarıyla, yehudi menuhin şimdiye kadar ülkemizden sadece üç keman öğrencisine kapılarını açtı... berfin aksu mezun olduktan sonra elfida su turan öğrenime başlamıştı, sonrasında da gökçe çatakoğlu kabul edildi yehudi menuhin'e... ben nedense bu okuldan çok tırsıyorum:))... valla okulun müdürü telefon açıp, fırça atacakmış gibi geliyor her paylaşımda:)... "aman hatalı bir şey yazmayayım" ruh haline giriyorum yahu:)... sağa sola dangıl gungul laflar ederken, yehudi menuhin dendiği anda süt dökmüş kuzuya dönüyorum... çok mu şehir efsanesi dinledim bu okul hakkında bilmiyorum:)...

süeda çatakoğlu ise; geçen sene lisans öğrenimini başarıyla tamamladı ve anında amerika boston'da bulunan ünlülerin ünlü okulu berklee college of music tarafından yine burslu olarak kabul aldı... master çalışması mı yapıyor yoksa farklı bir program mı? şimdilik bilmiyorum ama caz ve müzikal tiyatro gibi bizde ve avrupada pek benzerinin bulunmadığını düşündüğüm bir diploma programında devam ediyor çalışmalarına... bu blogta ilk paylaştığım isimlerden biri olan eren başbuğ da bilkentteki klasik eğitimi sonrasında berkley'de film müziği ve yapımı gibi yine amerika dışında pek benzeri olmayan konularda çalışmıştı...

gökçe çatakoğlu da yine berklee college'den 5 haftalık bir burs kazandı bu sene... berklee aspire intensive summer programme olarak bilinen yaz programında 5 hafta boyunca caz'dan funk'a, hip hop'tan füzyona kadar çok farklı konularda yoğun bir eğitim aldı... berklee'den bir çalışma tahminimce... minor swing...


işin komiği şu; ben kendilerini instagramda bu sene takip etmeye başladım, ilginç ve farklı paylaşımlarını izledim ama şu mendebur javit (adını yazarsam, deseö sayfaya çörekleniyor... olur da iğneye karşı bir şeyler yazarım diye) beynimizi mi eritti ne oldu bilmiyorum, hiç nerede neler yapıyorlar? incelemeyi akıl edemedim... yahu biri barenboim-said'li, diğeri de yehudi menuhin'li (ciddi anlamda ciddi bir okul) ama vur patlasın çal oynasın tarzında bir amerikanlaşma sezmiş olmama rağmen; çok severek, ilgiyle izledim paylaşımlarını ve hiç de detaylı incelemedim:)... yaz aylarında stres atıyorlar herhalde dedim:)... olur da okurlarsa bozuk çalmasınlar, bende yalan yok, aynen öyle oldu...

bu blogtaki bir çok paylaşımda genç sanatçılarımızın günün birinde farklı kulvarlara da açılabileceklerini yazarak, bir bakıma kendi isteğimi ifade ettim sürekli... çünkü ülkemizde de, bildiğim kadarıyla avrupa'da da müzik eğitimi benim "adına inatla klasik müzik denmeye çalışılan müzik" olarak tanımladığım müzik üzerine kurulu... yahu müzik kalıplara sokulamaz öyle... olmaz... olmuyor da zaten... o müzik sadece ülkemizde de değil, dünyanın her yerinde sıkı sıkı sahiplenmiş ve parsellenmiş... neyse...

eren başbuğ'u tanıdığımda; farklı denizlere yelken açmıştı... ayşedeniz gökçin de... şimdi de görüyorum ki süeda çatakoğlu açmış... gökçe çatakoğlu için şimdilik bu konuyu es geçeyim:)... ben belli kalıpların dışına çıkan sanatçıları çok önemsiyorum...

süeda ve gökçe çatakoğlu da kendi enstrümanlarında dünya sahnelerinin sanatçıları zaten... o iş tamam... ve ben her ikisinin de gelecekte çok farklı çalışmalara imza atacaklarından kesinlikle eminim... her sanatçının dünya sanatına kendi imzasını atması gerektiğini düşünüyorum... süeda çatakoğlu da, gökçe çatakoğlu da henüz kendi yollarına çıkmış değiller... tabii süeda çatakoğlu biraz daha rahat bu konuda artık, yavaş yavaş kendi yoluna açılmaya başladı gibi ama asıl bir kaç yıl sonra tanımaya başlayacağız kendisini...

tiyatro ve müzikal sevgi ve yeteneklerinin çok yüksek olduğu çok iyi anlaşılıyor ve tüm eğitimlerinin üzerine bu alanlarda atacakları her adımın bize dönüşünün muhteşem olacağını düşünüyorum... benim bildiklerim dışında bir çok çalışmaları mutlaka vardır, öğrendikçe eklerim buraya ama şimdilik süeda çatakoğlu'nun harika bir çalışmasıyla tamamlayayım... çatakoğlu kardeşlerin gelecekteki çalışmalarını ayrı paylaşımlar olarak yaparım artık... kendilerinden sürekli bahsettireceklerinden de eminim... çocukluğumun cem karaca çalışması "beni siz delirttiniz"... yok valla ben delirtmedim, üstüme alınmıyorum... bu çalışmayı izleyince timur selçuğu hatırladım... ceviz ağacını da sakın kaçırmayın derim...

Yorum Gönder

0 Yorumlar