Ana içeriğe atla

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)...

zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo...

karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, sen de onu kabul etmek durumundasındır zaten... bu sebeple ben mohsen namjoo diyorum... adam kendisi "adım mohsen namjoo" diyor ama bir takım sivri akıllılarımız aksini iddia edebiliyor!... neyse koskoca paragraf bu saçma sapan tartışmaya gitti...

www.mohsennamjoo.com

yukarıdaki resmi sayfasından gerekli her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz...

mohsen namjoo
az önce iranlı klasik gitar ustası lily afshar ın videolarını izlerken, birlikte çaldıkları toronto konseri videosuyla karşılaştım ve o esnada tanış olduk mohsen namjoo ile... o videoyu burada paylaşacağım formatta bulamadığım için paylaşamıyorum...

son zamanlarda iranlı sanatçılar karşıma çok fazla çıkar oldular... yakın bir geçmişte ricci broomandan hakkında bir paylaşım yapmıştım... iranlı müzisyenlere ilgi duymamın önemli sebeplerinden biri de açık radyoda 15 günde bir yayınlanan fizan ekspresi programı oldu... şair ve yazar m. bülent kılıç tarafından hazırlanıp sunulan programda sadece farsi müzisyenlere yer veriliyor ve programı -çalan müzikler hakkında bilgi edinerek- takip ederseniz eğer, ne kadar derin bir kültürün yanı başımızda olduğunu keşfedersiniz...

mohsen namjoonun bu derece dikkatimi çekmesinin en önemli sebebi; sesi ve tarzı... sesini kullanışı çok özgün ve çok farklı bir ses tınısına sahip... ve tabii rock, caz ve blues a yakınlığı da benim için çok önemli... hatta ara ara progresif hislere bile kapılabiliyorsunuz dinlerken... ait olduğu kültürü de çok iyi kullanıyor... müzisyenliği yanında; şair, yazar, söz yazarı ve besteci... bu kadar şey bir arada olunca, çoğu zaman beraberinde "bilgelik" yada "felsefe" gibi kavramlar da beraberinde geliyor ve tabii siyaset de geliyor çoğu zaman ama şimdilik o yönlerini keşfetmiş değilim... sadece bir tahmin...

şöyle belli bir mesafeden bakınca, insan bu saydıklarımı da bekliyor... ben internette en çok dolanan tek bir resmine baktığım anda frank zappa kıvamında bir kişilik algıladım ama tam da bunu yazarken, new york times ın kendisini "iranın bob dylanı" olarak lanse ettiğini gördüm... bence sakıncası yok, zappa yada dylan kabulümdür:)...

namjoo temelde geleneksel iran çalgısı olan setar ustası... yani asıl uzmanlık alanı setar oluyor... aynı zamanda ud ve gitarda da usta... setar nedir derseniz, şu yukarıdaki konser fotoğrafında çalmakta olduğu enstrüman oluyor... bildiğim kadarıyla bağlamaya çok benzer, curadan büyük ve 4 telli... aslında "seh" 3 tür, "tar" ise tel... galiba orijinali 3 telli ama günümüzde benim gördüklerimin büyük kısmı 4 telli... gerçi bas gitarı da 4 telli bilirdik ama 6-7 tellileri moda oldu iyice...

yabancısı olmadığımız bir durum mohsen namjoo nun da başına geliyor... sen kalk shams (biz şems diyoruz) adlı parçada ayetler kullan!... 5 yıl hapis cezası alıyor gıyaben yapılan mahkemeden... anlayacağınız kendi ülkesinde yasaklı ve suçlu...

az önce söylemiştim değil mi?... fotoğrafa bakar bakmaz anlarım ben... yaramazlık yaptığı çok açık bu müzisyenin... sanatçının da yaramazı makbuldür tabii...

fazla laf salatası yapmadan şöyle sağlam bir videosunu paylaşayım...

Mohsen Namjoo - Ey Sareban
Şair: Rahim Moeini Kermanshahi



sözlerinin önemli kısmı şöyle...
İnancımın tamamı fani bir dünyaya dair
Aşkın kıvılcımları ki yaşamın kendisidir
Yarin hatırası aşkın bir katresinden daha güzeldir
Aşkın ateşi yaşamaktan daha güzeldir
Yarabbi gönüllerdeki muhabbeti her zaman sakla
Benim gönlümde sakladığın gibi
Leyla ile Mecnun efsane oldular
Bizim hikayemizse sonsuza ulaştı
Sen hâlâ kaçamak aşkımsın
Gözümden okunmaz ki derdim
Bilinmez gam içinde ne hallerdeyim
Allah biliyor ki senden sonra yaşamadım
Gönlümün çayırlığını gör ve git
Tufan gibi yık derdin dallarını
Gülüm ben, derip de git
Ki gül ağacıyım
Tufanın dibinde oturan
Vücudumun bütün dallarını
Tabiatın hışmıyla kır
aa! bildiğimiz bir şarkı çıktı:)... türkiyede en çok tanınan parçası oluyor ey sareban... özellikle bunu seçtim çünkü en otantik eserlerinden birisi... sadece setar eşliğinde çalıp söylemiş...

iran (fars) edebiyatı konusunda bilgi fakiriyim ancak çok fazla zengin ve derin bir kültürün edebiyatı olduğu açık... bildiğim kadarıyla uzun hikayeler konu edilir... aşk hikayeleri meşhurdur... bütün bildiğim de budur...

daha önce de belirttiğim gibi, benim mohsen namjoo hakkında bu sayfada paylaşım yapmamın sebepleri; sesi, tarzı ve ait olduğu kültürün zengin geleneksel renklerini caz, blues ve biraz da füzyon ile çok iyi yoğuruyor olması...

ben daha çok yeni tanıştım kendisiyle ama ülkemizde doğal olarak oldukça kalabalık sayılabilecek bir hayran kitlesine sahip... çok değişik müzik türlerine yakın farklı kişileri bir araya getirmeyi başarmış bir sanatçı... şu günlerde hayranları oldukça heyecanlı çünkü ocak 2015 sonunda istanbul ve ankarada konserleri varmış... hemen bu vesile ile haberdar olmayan hayranlarına konser duyurusunu da yapmış olayım... konseri bulup, bileti alıp gitmek size kalmış artık...

Mohsen Namjoo - Reza Khan




dedik ya azcık yaramaz... reza khan, humeyni öncesi dönemin şahı rıza pehlevi oluyor ve bu parçada namjoo onu ülkeye modernizmi getiren kişi olarak görüyor ve eleştiriyor... hatta afyon bağımlısı bir keş olduğunu söylüyor... haklıdır yada değildir, onu bilemem...

geleneksel kültürünün dışına çok kolaylıkla çıkabilen ve bunu da fazlaca hissetirmeden yapan bir sanatçı... ben bu yeteneğe çok önem veriyorum... şöyle açayım; gelenekseli, modern tarzda o kadar iyi yoğurup size yansıtıyor ki! gelenekseli modern kalıp içinde anlamadan hap gibi yutuyorsunuz... bizde de bunu ustalıkla yapabilen bir çok sanatçı var... mesela erkan oğur, derya türkan, zeki çağlar namlı, sinan cem eroğlu, bilal karaman gibi... burada tam olarak şunu kastediyorum; bazen bizim geleneksel müziğimizi mesela birileri çıkıp güyya caz yapıyor ya!... olmuyor işte... onlara da cazcı deniyor ama değiller... isim veremiyorum ki ayıp olacak... ama mesela bilal karaman adam gibi caz yapıyor yada telvin mesela... işte bu işi iyi yoğurma konusunda bence mohsen namjoo da çok iyi yapıyor...

genç sanatçı aslında mohsen namjoo... genç sayılır... 12 yaşında başlamış müziğe ve 18 yaşında tahran üniversitesinde devam etmiş... okullu yani anlayacağınız... film ve belgesel müzikleri de yapıyor... müzik ve tiyatro üzerine aldığı eğitimi yarım kalmış çünkü hem kendisi bu eğitimi yeterli bulmamış, hem de geleneksel iran müziğini farklı tarzlara uyarlaması hiç hoş karşılanmamış... bence eğitimi kendisi zaten bırakmış ama karşıtlarına bakarsanız, atılmış üniversiteden... bence çok da iyi olmuş...

2009 yılında avrupada dikkatleri çekmiş üzerine ve sonrasında olan olmuş, dünyaca tanınmış... galiba bir tek ben tanıyamamışım!!!... utandım gerçekten... hayranları öyle yorumlar yapmışlar ki!... okudukça yerin dibine girdim resmen bu kadar ünlü birini tanımadığım için...

Hasta Siempre Comandante Che Guevara



hasta siempre şarkısını yorumlamayan kalmamıştır dünyada ve yorumlayanların çoğu da benim gördüğüm kadarıyla orijinal haline sadık kalmışlar ancak mohsen namjoo biraz olsun kurcalamış:)...

ilk bir kaç albümüne ulaşmayı başardım ancak kayıtlarında ciddi sorun vardı... bu konuda edinebildiğim bilgi şöyle; ilk kayıtları tahranda uygun olmayan koşullarda gerçekleştirilmiş... belki de gizli kaydetmek zorunda kaldı, bilmiyorum... ben de o kötü kayıtlı eserlere bayıldım!...

şarkıları hüzünlüymüş... evet önemli bir kısmı o hissi veriyor ama işin gerçeği sözlerini anlamadan bir şey diyemeyeceğim... bazı parçaların ingilizce sözlerine baktım ancak farsi ve üstüne üstlük ağır geleneksel kültür hakim olduğu için, o sözlerin doğru anlamlarıyla ingilizceye çevrilmesi bence ustalık isteyen bir iş ve ingilizce gerçekten güven vermiyor bu konuda... çok arabesk kaçan sözlere rastladım ve ben her nedense o kadar basit sözlere sahip olmadıklarını düşünüyorum şarkılarının...

defalarca aynı konuya değiniyorum ama mohsen namjoo yu tek kelime ile değerlendir denirse bana, ben sadece "yorum" derim... sesini sınırları zorlayan bir şekilde kullanarak şarkılara getirdiği yorumdur bence mohsen namjoo...

aslında bir yandan da şüpheye düşmüyor değilim; acaba işin sırrı farsçada mı!... özellikle feryat ederek bağırmaya, yakarmaya, mahvolmaya, yanıp tutuşmaya çok uygun bir dil bu farsça...

çalışmalarını incelerken bir çok "cover" (şunun türkçesini bulamadım bir türlü) çalışmaya da rastladım... tabii hasta siempre de öyle... david bowie nin ünlü the man who sold the world adlı parçasını da morgh sheyda adı ile yeniden farsça yorumlamış... fena olmamış, değişik olmuş ama ben burada artık son olarak kendisine ait bir parçayı paylaşmak istiyorum... gerisi size kalmış... benim en çok dikkatimi çeken toranj... ama ilginçtir, ben bu klibi daha önce başka bir şarkısında da gördüm!... nasıl oluyor anlamadım:)...

Mohsen Namjoo - Toranj



dedi ben o turuncum ki sığmam dünyalara
dedim turunçtan da güzelsin, fakat ne gelir elden
dedi nerelisin sen, perişan görünürsün
dedim bir garibim ben, âşinâlık şehrinden
dedi ne arıyorsun; kaybetmişsin kendini
dedim kapının eşiğinde dilenmek isterim ben
dedi gönül çelmede nasıl bilirsin bizi
dedim bir gül harmanı bezminde gönül çelen
dedim zülfün kokusu dünyamı kaybettirdi
yol da gösterir sana dedi eger bilirsen
dedim dudağını sormanın arzusuna düşmüşüm
dedi kul köle ol sen; geliyor kul gözeten...

neden önemli mohsen namjoo?

az önce sesine, tarzına yaptığım vurgulamaları bir kez daha yapmayacağım...

neden önemli? dünyanın her yerinden bir çok insan neden hayran kendisine? yada ben neden gidip de özellikle mohsen namjoo yu paylaşıyorum?... sesini oldukça ilginç ve değişik şekillerde kullanabilen dünyada o kadar çok müzisyen var ki aslında...

neden? dersek; şundan: bu sanatçılar çok zengin bir kültürün çocukları... biz de sahiptik emsallerine ve hala daha sahibiz ama bir kaç yıl sonrasını bilemem... dünya bugün "tümden" çok ciddi bir yozlaşmaya kurban gitmiş durumda... "modern" adı altında saçma sapan, içi boş zırvalıklar sanat diye yutturuluyor... üstelik cebinizden tonla parayı da çalarak!... dünya kimin elinde oyuncak olmuş durumda?... bu sorunun yanıtı çok açık; kapitalizmin... kapitalizm içi boş ne varsa onu kullanarak, içi dolu olan dünyanın da içini boşaltıyor...

özetle; yoz kültür, durmadan derin kültürü yutuyor... dünyanın "dolu" zannedilen ışıltılı kısmı aslında bomboş iken; boş zannedilen kısmı "dopdolu"... işte bu sebeple çok önemli mohsen namjoo... ve eşdeğerleri...

madalyonun diğer yüzü; o derin olan kültür de kendisine sahip çıkamıyor!... yutulmaya çoktan hazır... hatta gönüllü... o derin kültürler kendi kıymetlerini bilmiyorlar, kendilerini aşağılıyorlar, kendileriyle savaş halindeler... farkında değiller; yasaklıyorlar, ülkeden atıyorlar, defol git diyorlar... ne oluyor? madalyonun yozlaşan diğer yüzü, o kültürü bir yandan yutarken, dibine kadar sıyırıp, paçavrasını çıkarıyor!... eh... helal olsun... ne diyeyim...

new york times a göre; iranın bob dylanı!!!... bana göre; dünyanın mohsen namjoosu...

son olarak şunu yazmazsam çatlarım çünkü bence önemli... "tahranlı" zor şartlarda kayıt yapan namjoo ile "kaliforniyalı" namjoo arasında ne yalan söyleyeyim, çok fark var!... bunu yazabilmek için çok inceledim ve ben "tahranlı mohsen namjoo" diyorum...

Mohsen Namjoo - Shirin Shirinam



Yorumlar

  1. Gerçekten çok güzel bir sese sahipmiş. Bu tip sanatçılardan daha çok bahsederseniz sevinirim.

    YanıtlaSil
  2. Maryam şarkısıyla tanıdım Mohsen Namjoo'yu muhteşem sesi var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim, sesi gerçekten olağanüstü...

      Sil
  3. En güzel şarkılarından biri de dar mian jan (canımın içinde kalmış).Adamı tavsiye ederim çok iyi bir Kürt sanatçıdır.

    YanıtlaSil
  4. Adam Kur'an ayetlerinden müzik yapıyor, iyi sanatçı diyoruz!!!! İran'da ceza alıyor, biz sahip çıkmaya çalışıyoruz... Müslümanlardan özür dilesin pişmanlığını açıklasın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben dini konularda hassas biriyimdir ve dalga geçilmesini, aşağılanmasını, alaya alınması yada yok farz edilmesini kabul edemem... eğer ayetleri kullanarak bu davranışlardan birini sergilemişse, haklısınız... ama kullandığı parçanın adı "şems"... bu parçada saçma sapan bir davranışa girişeceğini sanmam... kaldı ki eserlerinin sözlerini incelediğimizde oldukça ağır eserler olduğunu da görüyoruz... iranda ceza aldığı dönemde müzik de yasaktı ve sadece belli sınırlar içinde müziğe izin vardı... siz bunu yazınca biraz inceledim, googledan inceleyebilirsiniz, bizdeki bir çok ilahide de ayetler kullanılıyor... yani bizde de müziğin içinde ayetleri kullanan çok fazla ve insanlar videolar hazırlamışlar özellikle... ve Kur'an da bir çok farklı müziksel makam ile okunuyor... samimiyetle bir kez daha belirteyim, inceleyeceğim, eğer özür dilemesini gerektiren bir durum varsa, ben bu paylaşımı yayından kaldırırım...

      Sil
    2. https://bilalesen.blogspot.com/2015/03/muzik-parcalarinda-kuran-ayetlerinin.html

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.