Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

türkiyede caz

türkiyede caz türkiye'de caz belgeseli , yönetmen batu akyol tarafından hazırlanmış olan çok önemli bir belgesel... batu akyol, cazın türkiyedeki gelişimi ni ve farklı dönemlerini derlemiş, toplamış ve 2011 yılında başlamış çekimlere... ülkemizde caz müziğine büyük emek vermiş olan bir çok önemli caz müzisyeni ile yapılan röportajlardan oluşan bu belgesel, ciddi bilgi yetersizliği yaşadığımız için bence çok önemli bir kaynak... türkiyede caz belgeseli, ilk kez 2013 yılında düzenlenen istanbul caz festivali nde gösterime girmişti ve çok büyük bir beğeni almıştı... Türkiye’de Caz? Türkiye’de Caz Belgeseli, caz müziğinin ve müzisyenlerinin Türkiye’deki durumunu, gelişim evrelerini ve etkileşimlerini Türkiye’nin tarihiyle paralel olarak incelediğim bir çalışma olarak özetlenebilir. İlhan Mimaroğlu’nun 50’lerin sonundaki Caz Sanatı ve Cüneyt Sermet’in 90’lardaki Cazın İçinden kitaplarının en arka sayfalarında gördüğüm birkaç sayfadan oluşan “Özet: Türkiye’de Caz” sanırım bu içeri

emre nurbeyler - allegro radyo programı

ege kampüs radyonun "allegro" adlı televizyon ve radyoda yayınlanan programına 23 nisan haftası sebebiyle emre nurbeyler konuk edilmiş, program 19 Nisan 2015 tarihinde yayınlanmıştı... bu programdaki söyleşi ve kendisi tarafından çalınan parçalar oldukça dikkat çekici... aşağıdan izleyebilirsiniz tamamını... piyanist emre nurbeyler hakkındaki paylaşımı da okuyabilirsiniz ...

merve kocabeyler

merve kocabeyler kısa bir süre önce haftanın arp birincileri paylaşımı ile merve kocabeylerin başarısı hakkında kısaca bilgi vermiştim... hoş bir şey değil ama gençler gidip büyük başarılar elde ettikten sonra haberdar oluyoruz, tanıyoruz kendilerini... ödül almasalar bu gençlerden bahseden çıkmayacak hiç!... tabii burada kendime de bozuk çalıyorum ama nasıl takip edilir ki bu genç sanatçılar?... bir yolu olmalı... yukarıdaki paragraftan da anlaşılabileceği üzere, yeni haberdar olduğum bir sanatçı merve kocabeyler ve hakkında bilgi alabilmek için sağı solu kurcaladığımda karşıma çıkan en önemli bilgi "arpı olmayan arp birincisi" oldu yine!... yine diyorum çünkü az önce de flütü olmayan flüt birincisini yazmıştım!... okuyun dilerseniz... denizcan eren ... neyse ki denizcan eren flütüne kavuştu ödül olarak, merve kocabeyler de arpına kavuşmuş... zaten bir yandan kampanya düzenliyormuş, bir yandan da konserler veriyormuş gelir elde edip arp satın alabilmek için; aydın d

denizcan eren

denizcan eren bir kaç sene öncesine kadar ülkemizden genç sanatçılar keşfedip paylaşma konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşıyordum ki bir çok eski paylaşımımda bol bol da dert yanmışımdır... son yıllarda birden bire o kadar çok genç hatta çocuk denebilecek yetenekle karşılaşmaya başladım ki! gerçekten çok memnuniyet verici... üstelik haberdar olma şeklim de hep büyük ve önemli başarılar sayesinde oluyor, bu çok daha sevindirici... daha bir kaç hafta önce aynı gün içinde iki genç arp sanatçımızın başarısı aynı gün içinde gelmişti ve haftanın arp birincileri şeklinde paylaşmıştım... bugün de çok önemli bir başarı ile karşılaştım... genç flüt sanatçısı denizcan eren , uluslararası maxence larrieu nice flüt yarışmasında birinciliği kapıp gelmiş... birincilik zaten asıl büyük ödül ama miktarı önemli değil, bir miktar maddi ödül yanında oldukça pahalı, 11 bin euro luk bir gümüş flüt ün de sahibi olmuş... bunun yanında albüm kaydı yapma ödülü de almış ki bu da oldukça önemli sayılır ge

zigeunerweisen

Pablo de Sarasate yıllar önce bana klasik müziği sevdiren eserlerden biridir  zigeunerweisen ... "klasik bu ise, dinlerim ben bunu yahu" dedirtmişti hiç unutmuyorum... hikmet şimşek 'in o zamanlar pek değerini bilmediğim pazar konseri sayesinde bu eseri o zamanlardan kazımıştım kafama... hikmet şimşek, doğal olarak ağırından hafifinden çalardı güzel örnekler ve ben pek de ilgilenmezdim ama bir gün kalktı pablo sarasate eseri dedi!... değişik geldi adı bestecinin, biz alışmışız hep almanca isimlere... neyse, daha da ilgincini söyledi sonrasında ve zigoynervayzen dedi:)... tabii anında ilgi çekiyor bu iki ilginçlik... bach bilirdik, beethoven, mozart bilirdik... hadi en fazla rodrigo ve çaykovski... "dur bi dinleyeyim bari, değişikmiş bu" dedim ve dinleyiş o dinleyiş... hemen bir doz zigeunerweisen almam lazım şimdi... aşağıdaki kayıtta bestecisi çalmış! yani şu bizim pablo :)... inşallah kaldırmazlar bu kaydı... 1904 yılı canlı kaydı dır çünkü... gerç

gülşah erol

gülşah erol bir süredir şöyle cazlı, doğaçlamalı, klasikli, rock lı ve özellikle kendi başına çok önemli işler çıkaran bizden birini yazma fırsatım olmadı -ki benim için büyük keyiftir- ve birden bire "paylaş oğlum bi şeyler, şöyle keyifli filan olsun" dedi bir ses ve uzun süredir hakkında bir şeyler yazmak istediğim gülşah erol geldi aklıma... "uzun süredir yazmak istediysen, neden yazmadın be?" denmiştir şimdi büyük ihtimalle, şundan yazmadım: bazı müzisyenler azcık hiperaktif oluyorlar, kafada derleyip, toplamak biraz zaman alıyor... bi bakıyorsun, falanca ile birlikte çalmış, bi bakıyorsun bu sefer filanca ile doğaçlama yapmış, kah bir albümde, kah başka bir performansta... klasikçi mi? rocker mı? cazcı mı? anlayamıyorsun:)... 2 videosunu izliyorsun, aralarında alaka yok:)... hiç ummadığın bir konserde yada filmde bakıyorsun ki adı geçiyor!... ne zaman nerede çıkacağı belli olmayan müzisyenlerdir bunlar... gülşah erol da onlardan biri... insan paylaşırken