Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

aykırılaşmak adına aynılaşmak

bazıları farklıdır... yetkinlikleri ya da ilgi çekici yanları ile kendilerinden söz ettirirler... mesela zeki müren... zeki müren, hem etkinliğini, hem de ilgi çekiciliğini bir arada yaşamıştır... hayatı ödünsüz yaşayabilen nadir insanlardan biri olarak hatırlanacaktır...

unutulmayacaktır çünkü sesi ve yorumu farklıdır... sesi ve yorumu farklı olan bir çok sanatçı olduğuna göre, en önemli unutulmama sebebi bence farklı olmasıdır... her açıdan farklı... özellikle dinlediğim bir sanatçı olmadı hiç zeki müren çünkü iyi bir sanat müziği yada klasik türk müziği dinleyicisi değilim... ama bana bir kaç türk sanatçı adı söyler misin denilirse eğer ---şimdiye kadar kimse sormadı bunu bana hiç--- ilk söyleyeceğim bir kaç isimden biridir... bence gerçek bir büyük sanatçıdır ve en çok beğendiğim yönü ise tarzını her şeyiyle bu millete kabul ettirebilmiş olmasıdır; kendisini çok sevdirerek, hem de onlarca yıl önce!...

erkin koray da farklıdır... yukarıdaki fotoğrafın çekildiği yıllarda bu derece ay…

gitar öğrencisi

yeni keşfettiğim bir sayfa gitar öğrencisi... yukarıdaki ekran görüntüsünü özellikle paylaşıyorum, sayfa hakkında oldukça net bir bilgi veriyor çünkü...

gitar öğrencisi sayfası bir kaç nedenden ötürü benim çok hoşuma gitti... en başta gelen sebep, sayfanın amatör ruhla internete adım atmış olması ve sayfa gelirlerinin tamamen sağlık ve yardım kuruluşlarına bağışlanıyor olması... amatör denince nedense ülkemizde sürekli yanlış algılar oluşuyor beyinlerde ve sanki amatörlük, yapılan işin vasat olduğunu gösteren bir faktörmüş gibi algılanıyor!... ben ise tam tersinden yaklaşıyorum bu amatörlük ve profesyonellik işine... benim için amatör ruh taşıyan her şey profesyonel yaklaşımlara oranla çok daha güzeldir çünkü istek ve heves vardır amatörlükte... elden gelenin en iyisine ulaşmak vardır, geceyi gündüze katıp en iyisini ortaya koyma çabası vardır...

temel yola çıkış amacı; gitar öğrencilerine online eğitim vermek ve bilgi akışı sağlamak olan gitar öğrencisi sayfası henüz çok genç bir si…

kral arthur ve yuvarlak masa şövalyeleri

arthur; koskoca bir kral... yuvarlak masası, şövalyeleri, toplantıları gibi laflar çalınıyor yıllardır kulağıma bizim arthur ile ilgili... son zamanlarda şövalyelere çok merak sardım... ilgimi çekiyor nedense... içimde bir şövalye filan yattığı yok... ne gezer benim içimde şövalye, benim içimde yatsa yatsa garfield yatar... geçmiş yaşantılarımdan birinde şövalye olmam da mümkün değil çünkü geyiktim ben...

şu ünlü yuvarlak masa, kral arthura kayınpederi cameliard kralı leodogran tarafından hediye edilmiş... düğün hediyesidir gitsen baksan... koskoca kralın bir diğer krala verdiği hediyeye bakın... şimdi ne hediyeler gidip geliyor...

yuvarlak masanın tek esprisi, eşitlik olması masada...

masanın ayakları da yok nedense... masada oturanların bir başı sonu yok... masaya baktığınızda, "hah işte kralın yeri burası" diyebileceğiniz yer de yok... günümüzde önemli masalar dikdörtgen ve uzundur hep...

bu yuvarlak masa olayı çok önemli... kral bile şövalyeleri ile eşit mesafede olmayı t…

pygmalion ve galatea

kıbrıslı heykeltıraş pygmalion... bir gün başlar bir heykel yapmaya... çok güzel bir heykel yapar... yaptığı kadın heykele "galatea" yani "uyuyan aşk" adını verir... galatea o kadar güzeldir ki, pygmalion kendi yaptığı bu heykele aşık olur... pygmalion, her gün afroditin tapınağına gidip dua etmektedir... afrodit, pygmalion un duasını kabul eder... pygmalion bir gün galateayı öperken, galatea canlanır ve hayatları boyunca çok büyük bir aşk yaşarlar...

aslında bu kısacık mitolojik hikaye farklı bakış açılarına göre o kadar farklı açılardan yorumlanıyor ki!... bu hikayeden yola çıkılarak; my fair lady müzikali, pygmalion ve pretty woman filmleri filan yapılmış... yüzlerce yeşilçam filmi de cabası... hatta her ne kadar ben bir bağlantı kuramamış olsamda, oidipus kompleksine kadar götüren bile var psikologlar arasında... tüm bu film, oyun ve müzikallerde sadece 'beğendiği kadını yaratma' üzerinde duruluyor! halbuki bu bakış açısı, tamamen modern zamanların sul…

hakan ali toker

türkiyede eksikliği hissedilen çok önemli bir boşluğu dolduran muhteşem piyanist... :)... güleceğim geldi bu cümleyi kurunca!... türkiyede bu önemli boşluğu hisseden kişilerin sayısını merak ettim bi an:)... bu ülkede sanat konusunda, hele hele piyano konusunda hissedilen bir boşluk var mı acaba!... valla ilk defa şöyle afilli bir cümle ile başlayayım dedim, yüzüme gözüme bulaştırdım:)... yok öyle bir şey!...

ama ben hissediyordum ve o sebeple hemen başladım yazmaya... sayıca az da olsak, eminim hissedenler de az değildir... hem de ciddi biçimde hissediyordum ve nihayet buldum: hakan ali toker...

hakanalitoker.com

sayfasına gittiğinizde kendi sözcükleri ile de okuyacaksınız ama ben de vurgulayayım; eğlence adına sanatı unutan, unutmayı bırakın, alıp resmen çöpe atan bir toplumda yaşadığımız kesin... bunun tam tersi; bir de seçkin bir tabakamız da var ki, o tabaka da resmen sanat adına eğlenmeyi bir kenara atmış durumda!... halbuki bence sanatın her dalı önemli ölçüde "eğlence&quo…

ACPAD akustik gitar için kablosuz MIDI

elektronik orkestra elinizde sloganıyla görücüye çıktı ACPAD... dünyanın ilk kablosuz akustik gitar MIDI kontrol aparatı...

aşağıda videosunda da göreceksiniz zaten, akustik gitarın gövdesine sağda görüldüğü gibi monte ediliyor -ki monte edilmesi de çok kolay- ve çalarken aynı zamanda müziğinizin alt yapısını bu kontroler ile sağlıyorsunuz...

hem kablosuz olarak, hem de USB bağlantısı ile kullanabiliyorsunuz...

kullanımı kolay gibi ama bence sıkı bir alışma süresi gerekecek gibi...

Ableton Live tarafından üretilmiş sonsuz denebilecek sayıda ses ve efekte sahip... 2 adet looper ı bulunuyor...

2 mm kalınlığında ve gövdeye zarar vermeyecek şekilde kendisi yapışıyor ve kolayca da ayrılıyor... gitar çalımını herhangi bir şekilde engelleyen olumsuz bir yanı yok...

http://acpad.com/

neyse; ben yarım yamalak anlatacağıma, siz videosunu izleyin, fazlasıyla yeter... tabii aşağıdaki sayfasından bilgi de alabilirsiniz... ben sadece yeni ve ilginç bulduğum için paylaşıyorum... benim için çok da bi…

emre nurbeyler

henüz 15 yaşında genç bir delikanlı emre nurbeyler... yine denk geliş karşıma çıktı, dinledim, izledim ve çok beğendim... çok beğenmenin ötesinde; çok dikkat çekici, fazlasıyla gelecek vaad eden, dünya sanatçısı olabilecek kapasitede geldi bana emre...

böyle durumlarda hep şöyle denir: "geleceğin fazıl sayı, idil bireti vs vs vs"... ben de hiç bir zaman öyle söylemem, geleceğin emre nurbeyleri olacak ve adından çok söz ettirecek... hep yazının sonlarında kehanetlerde bulunurdum ama şimdiden yazayım; kehanet de değil, belki de bir dilek, geleceğin önemli cazcılarından olacak:)...

aslında bir süredir adından zaten fazlasıyla söz ettiriyormuş ama ben yeni keşfettim... 6 yaşında başlamış piyanoya, öncesini bilmiyorum... şu anda dokuz eylül üniversitesi devlet konservatuvarı piyano bölümü öğrencisi...

kendi yoluna çoktan çıkmış aslında... kendi besteleri de var ve klasik piyano eserleri yanında, kendi eserlerini de seslendiriyor resitallerinde...

içinde bulunduğumuz milenyumun il…

andrew huang

eline geçirdiği herhangi bir şeyle müzik yapabilen biri bu andrew huang... araba lastiği, tabak, bıçak, kot pantolon, su vs... enstrüman kullandığı da oluyor ama bir çok çalışmasında hiç bir enstrüman kesinlikle yok... nadiren dijital cihazlardan da yararlanıyor...

çocukluğunda merak sarmış alışılmamış eşyalardan müzikal sesler çıkarmaya, sonrasında işi profesyonel çalışmalara kadar götürmüş...
"normal" müzik de yapabiliyor tabii doğal olarak... sonuçta olmayacak materyallerden adam gibi ses çıkarmayı başarabilecek kulak var adamda... tamamen kendi emeği ile hazırlanmış 20 den fazla albümü var...

benim kendisini keşfetmem, aşağıdaki otomobil tekerleği parçaları ve lastiklerle yaptığı müzik ile oldu... daha sonra diğer çalışmalarına ulaştım...

diğer benzeri çalışmalarına ulaşmak ve takip etmek için tıklayın....



andrew thomas huang aslında her parmağında ayrı marifetler olan, çok yetenekli bir sanatçı... gerçekte film yapımcısı ve los angeles ta yaşıyor... çalışmaları bir ço…

motion device & sara

bir süredir çeşitli sebeplerle yazamadım, paylaşamadım hiç bir şey... ama tabii bu süre içinde boş da durmadım... denk geldiğim ve dikkatimi ciddi biçimde çeken bazı isimleri atmışım bir kenara, öyle duruyorlarmış... motion device da en çok dikkatimi çekenlerden biri oldu...

motion device oldukça genç üyelerden oluşan bir heavy metal grubu ve bu yönüyle zaten çok önemli ancak benim asıl dikkatimi çeken 11 yaşındaki acayip velet sara!... şimdi 12 filandır ama benim ilk izlediğim videoları olan the trooper da 11 yaşındaymış...

iron maiden parçası the trooper... motion device çok dikkat çekici, sara ise çok fazla dikkat çekici... doğuştan metalci... çok çok iyi söylüyor, ses harika ve kırk yıl sahne tozu yutmuş, spot yemiş gibi resmen...



sara vokalisti oluyor grubun... andrea bas ve klavye, david davul, josh ve alex ise gitar çalıyorlar...

motion device; rock, metal ve blues parçalarını cover yapan (şunun türkçesini bilen söylesin) bir grup... kanada torontodan...

tüm videolarını izlemek i…

the warning

bakmayın böyle uysal ve sevimli poz verdiklerine, canavar gibi müzik yapıyor the warning... yetenek had safhada mevcut, çok severek müzik yapıyor olmaları da cabası... en küçükten en büyüğe doğru; alejandra, paulina ve daniela kardeşlerden oluşan the warning, kısa sürede dikkat çeken önemli bir rock grubu...

www.thewarningband.com

en küçüğü 9, en büyüğü 14 yaşında... heavy metal yada rock grubu denince akla gelen tiplerden çok farklı bir görünüme sahip olmalarına rağmen, sıkı müzik yapıyorlar ve ciddi biçimde gelecek de vaad ediyorlar...

meksikalı kız kardeşler; AC/DC den back in black, metallica dan enter sandman ve twisted sister dan we’re not gonna take it parçalarını çalıp, internette paylaşıyorlar ve kısa sürede dikkat çekip ünlü oluyorlar... çok bilindik ve neredeyse hemen her paylaşımımda kurduğum bir cümle oldu bu artık... her paylaşımımda vurgulamaya çalıştığım şeyi yine vurgulamadan geçemeyeceğim; o çok kızılan internet, doğru kullanılınca gerçekten çok işe yarıyor...

artık …

korhan futacı

korhan futacıyı üst üste dinleyince saatlerce, bir hayranlık oluştu, yazayım bir şeyler de paylaşayım dedim... ama pişman oldum:)... o kadar dallı budaklı ki çalışmaları, projeleri, grupları ve hatta müziği; neresinden başlayayım, kurucusu olduğu yada çalışmalarına katıldığı grupları ve projeleri nasıl yazayım bilemedim... birini yazsan, diğerine ayıp olacak; araştırıp da bulamadıklarım olacak yada ne bileyim ben, eminim bir şeyler olacak:)... sadece tek bir projesinde bile 15-20 müzisyen var... valla başladım artık yazmaya, geri dönüşü de yok, yazacağız artık hepsini... bulabildiklerimi, ulaşabildiklerimi diyeyim de, kalkıp da atladığım şeyler olursa, emeğe saygısızlık, müzisyene haksızlık olmasın... hiç hoşlanmadığım durumdur çünkü arada bir şeyleri yada birilerini es geçmek... kimse alınmasın, darılmasın, ben korhan futacıyı merkeze alıp da yazacağım bir çok grubumuzu...

korhan futacı; saksafon çalıyor... mükemmel çalıyor, müziği de mükemmel... söylüyor, besteci ve prodüktör...

ben…