en eski şarkı

hurri ilahisi - hurrian hymn - hymn to nikkal

dünyanın bilinen en eski ikinci şarkısını daha önce paylaşmıştım... normalde önce en eskisi paylaşılır ama normal bana sıkıcı geliyor... önce ikincisini okuyun... seikilos mezar yazıtı... memleketten dolayı torpil geçmiştim ikincisine... şimdi de en eskisini paylaşmayı unuttuğumu farkettim... hurri ilahisi oluyor bu en eskisi... seikilosu yazarken de bahsetmiştim bu ilahiden...

aslında en eskisi lafı çok saçma... bilinen, ulaşılabilen en eskisi demek lazım... 3400 yıl aslında çok yakın bir geçmiş olarak kabul edilmelidir... millet "vayyy 3 bin 4 yüz yıllık" "inanması güç" filan demiş sağda solda... nedir ki 3400 yıl... 3-4 bin yaşındaki zeytin ağaçlarını kesiyoruz, yakıyoruz, yok ediyoruz desem, gözleri yuvalarından fırlar...

ama yine de çok önemli tabii 3400 yıl öncesine ait bu ilahi... notaları tabletlere çivi yazısıyla işlenen bu şarkı önce bulundu, sonra arkeologlarca çözüldü ve çalındı... daha eskisi bulununcaya kadar en eski ünvanını koruyacak... tabii daha eskisini bulmak da kolay değil... sağlam bulmak, çözebilmek ve yorumlayabilmek önemli...  bir şekilde notaya aktarılmış ve günümüze kadar ulaşabilmiş örnekleri bulup ortaya çıkarabilmek kolay değil...

hemen paylaşayım bilinen en eski şarkıyı...



suriyenin ras shamra kenti yakınlarında 1950'lerin başlarında yürütülen kazı çalışmaları esnasında arkeologlar tarafından bulunan toplam 36 adet kil tablet, 15 yıl boyunca prof. dr. anne draffkorn kilmer tarafından incelendi ve antik ugarit kentinde bulunan bu kil tabletlerin bir şarkıyı anlattığı ve notalarının da tabletlerde yazılı olduğu ortaya kondu...

hurre (hurrian) dilinde çivi yazısıyla yazılmış bu eserin notasyonu ile sağ salim günümüze kadar gelebilmiş bir ilahi olduğu anlaşılan bu şarkı, ugarit kraliçesi nikkal için bestelenmiş... meyve tanrıçası nikkal, ay tanrısı yarrikh'in de eşiymiş... elinde biraz gücü bulunan herkes de tanrı ve tanrıça olmuş vaktinde...

tabletlerden elde edilen bilgiye göre, bu şarkının bugünkü arp yada mitolojideki lir benzeri 9 telli bir enstrüman ile çalındığı anlaşılmış... diatonik majör ölçeğine tıpa tıp oturan notaların keşfedilmesi sonucunda, batı müziğinin kaynağının yeniden tartışılmaya başlandığı ve günümüzün batı müzikal yapısının orijinin orta doğu kökenli olma ihtimali ciddi biçimde ağırlık kazandı...



bazı kaynaklar göre, toplamda 36 adet kil tablet bulundu... bazı kaynaklar ise toplam 29 müzikal yazıt bulundu ve bunların içinde sadece 1 tanesi günümüze kadar olduğu gibi korunmuş olarak kalabildi... bugünkü suriyede bulunmuş olmalarına rağmen, hurrian halkının anadoludan oraya göç ettiği biliniyor... bunun yanında, bir diğer önemli nokta ise, eserlerin tabletlere işlendiği dönem, hurrian uygarlığının en son yıllarına denk geliyor... sanki değerli bir hazinenin korunmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak için kaydedilmişler... bu sebeple, bu eserlerin muhtemelen çok daha eski eserler olabilecekleri ve sonradan tabletlere işlendiği de düşünülüyor...

hurrian hymn, yani hurri ilahisi, suriyeli besteci ve piyanist malek jandali tarafından yeniden bestelenmiş ve echoes from ugarit albümünde yer almıştır... kayıt rusya filarmoni orkestrası tarafından yapılmış ancak aşağıdaki canlı performans suriye senfoni orkestrasına ait...

bilkent gençlik konseri

bilkent senfoni orkestrası gençlik konseri 2018
aslında ben konseri yazmıyorum çünkü zaten işleri güçleri konser vermek bu gençlerin ama benim için bu organizasyonlar gençleri paylaşmak için güzel birer sebep oluyorlar... mantığa bak:)... neyse işte yukarıdaki üç genç yetenek, bilkent senfoni orkestrası eşliğinde gençlik konserine çıktılar, çaldılar ve çok da beğeni topladılar 19 mayıs 2018 günü bilkent üniversitesi konser salonunda...

şef ışın metin
diyeceksiniz, yukarıda üç değil, dört genç var... evet, en soldaki fotoğraf orkestranın şefi ışın metin'e ait... önce çalışkan şef ışın metin şimdiye kadar neler yapmış aşağıya alıntılayayım... müzik ve sahne sanatları fakültesi dekanlığı da yaptı kendisi bir süre ama ben detaylı yazmadım... beni daha çok müzik adına koyduğu taşlar ilgilendiriyor...
Sanatçı Türkiye’de ve yurt dışında seçkin konser salonlarında dinleyiciler ile buluştu. Bilkent Senfoni (sanat yönetmeni ve şefi 2004-14), Macaristan ve Şili Ulusal Filarmoni Orkestraları, Türk Devlet Senfoni Orkestraları, Lizbon Metropolitana, Meksika Guanajuato ve İspanya Murcia Senfoni Orkestraları ile Moskova “Novo Rossiya”, Atina, Selanik, Kiev, Lemberg, Tiran, Odessa, Dniepr, Kluj Devlet Senfoni Orkestraları, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası (kurucu danışman şef, 2001-02), Bilkent Gençlik, Dünya Gençlik ve Türk – Yunan Gençlik Senfoni Orkestrası (kurucu şef, 2008-10) ile Kotorart, Bakü, Viyana ve Münih Oda Orkestraları ile çalıştı. Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli, Wroclaw Filarmoni, Bulgaristan Devlet Festival, Lisbon ESML Koroları ile Opera Nuovo ve Yunanistan Ulusal Operası’nı konser ve opera temsillerinde yönetti. Daimi şefi olduğu orkestralar ve konuk şef olarak davet edildiği topluluklarla 20’den fazla ülkede 200’ü aşkın konser yöneten sanatçı, Almanya Schleswig-Holstein 2011, 7. Montenegro Kotorart, 29. İstanbul, 25-30 Ankara, 9-12 Mersin, 1. D-Marin, 7. ve 9. Eklisia Uluslararası Müzik Festivallerinde yer aldı. Son olarak BeethovenFest Orkestra Kampusu 2014’de Bonn Beethoven Halle’de, Beethoven’in 9. Korolu Senfoni’sini yönetti.
bilkent senfoni orkestrasının bu sene gençlik konserinde solist olarak seçtiği genç yetenekler keman sanatçısı deniz şensoy, gitarist özberk miraç sarıgül ve piyanist eda öncül...

deniz şensoy hakkında iki sene önce paylaşım yapmıştım, biraz eskidi ve mutlaka üzerine çok fazla şey ekledi deniz ama yine de okuyun derim... çok takdir ettiğim, çizgi üstü bir genç yetenektir deniz şensoy...

deniz şensoy
konserde tchaikovsky'den re majör keman konçertosunun ilk bölümünü seslendiren ve bise davet edilince de harika bir paganini çalan deniz şensoy, 2006 yılında çukurova üniversitesinde başladığı eğitimine bilkent müzik ve sahne sanatları lisesinde devam ediyor... 13. uluslararası mimar sinan genç müzisyenler müzik yarışmasında birincilik, gülden turalı 4. ulusal keman yarışmasında üçüncülük ödülü almıştı... 2011 yılında paul hindemith uluslararası müzik yarışmasında ve 2016 yılında da andrea postacchini 24. uluslararası keman yarışmasında finale kadar yükselen deniz şensoyun  16. bohdan warchal talents for europe müzik yarışmasında da ikincilik ödülü var... bunun yanında, 2014 yılında milli reasüransta işsanat tarafından düzenlenen parlayan yıldızlar konser serisinde resital vermiş ve o yılın parlayan yıldızı seçilmişti... aynı yıl makedonya ohrid pearl uluslararası müzik yarışmasında da üçüncülük ödülünün sahibi olmuştu... başka önemli dereceleri de vardır mutlaka deniz şensoyun... bir çok senfoni orkestrasıyla konserler de verdi tabii... işsanat meriç soylu anma konserinde de çalan deniz, 2014 yılında unesco tarafından organize edilen iguazu en concertino uluslararası gençlik senfoni orkestrasının solisti olarak da ülkemizi başarıyla temsil etti... mozarthaus ve erimtan arkeoloji ve sanat müzesinde resitaller verdi, isviçrede düzenlenen 32. morges müzik akademisinin kapanış konserinde de sahne aldı... halihazırda çağdaş eğitim vakfının genç yetenekler projesi kapsamında eğitimine ve çalışmalarına devam ediyor deniz şensoy...

özberk miraç sarıgül
konserde deniz şensoydan sonra sıra özberk miraç sarıgülde idi... rodrigodan concierto de aranjuez in ilk iki bölümünü seslendiren miraç da deniz şensoyun yaşıtı... klasik müzik denince ilk akla gelen 3-5 eserden biri olan bu gitar konçertosu zor bir eser aslında ama miraç zaten zoru sevdiğini herkese gösteren bir genç gitarist...
gitara 10 yaşında başladı miraç... ilk öğretmeni soner egesel idi... 2012 yılında bilkent üniversitesi müzik hazırlık ilköğretim okuluna başladı ve kağan korad ve anıl gelenler ile çalışmalarını sürdürdü... 2014 yılında çağsav onur ödülü töreninde sahneye çıktı ve hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuvarı tarafından düzenlenen ulusal klaik gitar yarışmasında ikincilik ödülüne layık görülerek dikkatleri çekmeyi başardı... bir sene sonra II. uluslararası cemal reşit rey klasik gitar yarışmasında birinci oldu... 2016 yılında da katılığı tüm yarışmalardan derecelerle döndü... belgrad guitar art festivalinde ikinci, hacettepe üniversitesi ulusal klaik gitar festivalinde ve uluslararası istanbul klasik gitar festivalinde birinci oldu... türkiye gitar buluşmaları kapsamında bir çok önemli ismin ustalık ınıflarına katıldı...

eda öncül
araya sıkıştırayım, tabii eda öncül için değil sadece ama ona denk geldi ne yapayım, ben gençlerin fotoğraflarını bulmakta çok zorlanıyorum... bize ne, senin sorunun da diyebilirsiniz:)... istediğim tarzda fotoğraf tabii bahsettiğim, yoksa bol miktarda var... mesela edanın bu fotoğrafı çok güzel ama konserde ve yakından çekilmiş olsa çok iyi olurdu... bu da onların suçu değil ama en azından konser öncesinde "ben iyi çekilmiş fotoğraf istiyorum, çekmeyecekseniz çıkmıyorum sahneye" tribine girsinler, birileri mutlaka çeker:)...
sahneye son olarak benim çok çok yeni tanımaya ve birden bire sağda solda adını görmeye başladığım, gecenin en genci olan eda öncül çıktı... eda yanlış bilmiyorsam 2003 doğumlu ve son zamanlarda kendi çıtasını yükseltmeyi kafasına koydu zannedersem ki ardı ardına hakkında güzel haberler duymaya başladım... en önemli haber, bir ay sonra 18-22 haziran tarihlerinde gerçekleşecek olan bilkent piyano festivali kapsamında düzenlenecek olan etkinliklere burslu olarak kabul edilmiş olması... çok önemli bir kazanım kendisi için... hem kazanım, hem de başarı... kısa bir süre önce de eskişehir belediyesi senfoni orkestrasıyla harika bir konser verdi eda öncül...ben kendisini bilkent piyano festivali sayesinde tanıdım...

konserde mendelssohnun 1. piyano konçertosunun ilk bölümünü seslendiren eda öncülü meğer ben çok geç tanımışım... 6 yaşında bilkentli olmuş ve şimdi de bilkentte devam ediyor eğitimine... prof. yoonie han ile çalışmalarını sürdürüyor... 2016 yılında katıldığı mozart akademisi piyano yarışmasında, italyada düzenlenen osimo uluslararası piyano yarışmasında ve uluslararası nilüfer piyano yarışmasında üçüncülük derecelerinin sahibi olmuş... aynı yıl italyada osimo piano günlerinde ve amalfi cost music festivalinde konserler vermiş... ben çok geç tanımamışım yahu, 2016 yılında patlama yapmış eda:)... 2017 yılında ise 12. uluslararası pera piyano yarışmasında şeref ödülüne layık görülmüş... 2017 yılında da boş durmamış, sicilya amicafest'e en genç piyanist olarak kabul edilmiş... bu sene de az önce belirttiğim gibi, eskişehir belediyesi senfoni orkestrasıyla solist olarak çaldı ve bilkent piyano festivaline kabul edildi... bildiğim kadarıyla, adnan saygun başarı bursu almaya da hak kazandı eda...

ben edanın gelecekte klasik müziğin sınırlarının dışına çıkacağını ve hiperaktif bir sanatçı olacağını düşünüyorum... nasıl anladın ki? derseniz, bakışından anladım...inanmıyorsanız, bekleyin ve görün...

bu konsere ait henüz video bulamadım, paylaşıldığı takdirde ben de eklerim ama şimdilik eski de olsa üç yetenekli gençten üç harika video paylaşıp, bitireyim...

J. Massenet "Meditation from Thais" - Deniz Şensoy



Özberk Miraç Sarıgül - Mario Castelnuovo // Tedesco Tarantell



AmiCa Fest kapanış konseri - eda öncül

dilbağ tokay ve öğrencilerinden başarılar

genç viyolonselciler; kaya ercan, melek mavi vural, ayça gökdeniz, burcu uysal, beliz güney, aytaç sazan

viyolonsel sanatçımız dilbağ tokay duyurdu; öğrencileri kaya ercan, mavi vural, ayça gökdeniz, burcu uysal, beliz güney ve aytaç sazan, yunanistandan büyük başarılarla döndüler... son zamanlarda bu toplu dereceler gelmeye başladı... ekip olarak gidiyorlar ve ne var ne yok toplayıp geliyorlar ödül olarak:))... 7 yaşındaki kaya ercan ve burcu uysal kendi kategorilerinde birinci oldular ve 30 haziranda atinada konsere çıkacaklar... burcu uysalın birinci olduğu kategoride, ikinciliği de beliz güney kazandı... 13 yaşındaki melek mavi vural, şeref diploması alırken, 15 yaşındaki ayça gökdeniz hem 3. oldu hem de yarışma özel yay ödülünü aldı...

aytaç sazan ise 30 yaş üstü amatör kategorisinde derece almış ancak ben aldığı dereceyi öğrenemedim... ben dereceler üzerinde durmayan biriyim, bakmayın sürekli derecelerden bahsediyor olmama... dereceler sadece benim kendilerini tanıyabilmem ve takip edebilmem için güzel bir sebep oluyorlar... benim için önemli olan "amatör" olması aytaç sazanın... aslında benim için amatörlük ve profesyonellik diye bir şey de yok özellikle sanatta ama bu tip kategoriler bir şekilde oluşmuş artık... yapabileceğim bir şey yok... şimdi yeri değil, ben severim amatörleri diyeyim sadece... 2011 yılında hobi olarak başlamış çello çalmaya, sonrasında işi büyütmüş ve dilbağ tokay ile çalışmaya başlamış...

dilbağ tokay

2015 yılında, hem italyadan hem de bulgaristandan en iyi eğitmen ödülünü aldı dilbağ tokay... 2006 yılında da hırvatistanda düzenlenen antonio janigro viyolonsel yarışmasından en başarılı eğitmen ödülünü almıştı... 2007 yılında da yüksek eğitmen ödülü almış dilbağ tokay uluslararası alman ve avusturya müziği yarışmasında... aynı yıl italyadan öğretmenlik erdem ödülü alırken, 2010 yılında andante dergisinden de yılın müzik eğitmeni ödülü almış... çok güçlü sanatçılık yönünü gençlere aktarma ve onları basamak basamak atlatma konusunda da çok güçlü dilbağ tokay anlayacağınız... şu anda mimar sinan üniversitesi istanbul devlet konservatuvarında öğretim üyesi olarak gençlere ve sanata hizmetini sürdürüyor büyük bir başarı ile... tam bir sanatçı ve tam bir mimar sinanlı dilnağ tokay... kendisi de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinde prof. reşit erzin ile başlamış viyolonsel eğitimine... 2008 yılında sanatta yeterlilik (doktora) eğitimini de tamamlamış büyük bir başarı ile ve bir çok ülkede alexander rudin, mikhail khomitzer, carl ponten, i. ullner, f. baduel ve paul trein gibi isimlerle çalışmış... 1998 yılından beri piyanist emine serdaroğlu ile piyano-viyolonsel duo olarak çalışıyor... emine serdaroğlu ile birlikte; adnan saygun, ilhan usmanbaş, hasan uçarsu ve özkan manav gibi önemli bestecilerimizin eserlerinden oluşan turkish music for cello and piano adlı albümleri 2015 yılında piyasaya çıktı... ben bir çok önemli çalışmasını, projesini, konserini ve başarısını atladım ve çok kısa bir özet geçtim hakkında...

kaya ercan, ayça gökdeniz ve burcu uysal

21 mayıs 2018/ bugün, aynı çelistlerden yeni bir haber daha geldi... katıldıkları the north international music competition sonuçları açıklanmış ve kendi kategorilerinde; kaya ercan ikinci, ayça gökdeniz ve burcu uysal da üçüncü olmuşlar... bir kez daha kutluyoruz kendilerini, öğretmenlerini ve ailelerini...

beliz güney ise 19 mayıs günü ntv televizyonunda 19 mayıs gençlerin bayramı programında canlı olarak kısa bir solo performans gerçekleştirdi...

emuse yarışmasına katılan tün bu genç çellistlerin bu yarışmadaki performanslarını da aşağıda paylaşayım ve bitireyim...

kaya ercan



mavi vural



ayça gökdeniz



burcu uysal



beliz güney



aytaç sazan

joey alexander

joey alexander
ilk dinlediğimde, gözlerimi fal taşı gibi açan bir velet joey alexander... reenkarnasyona gülüp geçen biriydim ama bu sayfada üstün yetenekli genç müzisyenleri paylaşa paylaşa, bu olsa olsa reenkarnasyonla olur demeye başladım resmen:)... 10 yaşında olup da opera ve konçerto besteleyen hatta eserleri dünyanın en iyi salonlarında seslendirilip sahnelenen mi ararsın, 6 yaşında virtüöz mü ararsın... ne ararsan var dünyada aslında... bana "bu kadarı da mümkün değil" dedirten o kadar çok çocuğa tanık oldum ki... daha doğrusu herkes tanık oluyor ama çoğu kişi pek de üzerinde durmuyor galiba... hadi reenkarnasyonu fantastik bulalım, dileyen inansın... gen diyelim adına... eskilerden taşınan yetenek ve bilgi... sonuçta geçmiş denen şey şu an haricinde yaşanmış ve deneyimlenmiş olan her şeyi kapsadığı için, eskilerden gelen genetik bilgi de doğal olarak sürekli büyüyor ve bu bilgiye son bir kaç yüz yıl içindeki aşamalar da katıldığı için ve üzerinden de bir kaç nesil geçtiği için iyice görünür oldu diyelim... son bir kaç on yıldır doğan çocuklardaki doğum ile gelen tecrübe rönesans sonrasını, sanayi devrimini, caz çağını, dünya savaşlarını, savaşma seviş dönemini ve silikon vadisi dönemini kapsıyor... bir zamanların harika çocuğu mozart mesela bu kadar geniş bir genetik miras ile doğmamıştı... bir kaç nesil sonra doğacak olan çocuklar ise; eğer doğarlarsa sağ salim, genetik devrimi de özümsemiş olarak doğacaklar...

hemen bizden bir yeni nesil caz piyanistini de buraya ekleyeyim... daha önce paylaşmıştım, mutlaka okuyun ve takip edin hakan başarı... her ikisi de caz plaklarını dinleye dinleye bu aşamaya geldiler...

ben bunları zevzeklik olsun diye yazmıyorum! çoğu zaman öyle yaptığım için yine gevezeliğim tuttu zannetmeyin... çok kısa bir süre önce kanıtlanmış olan genetik zenginliğimizi yazıyorum... 80 li yıllardan itibaren doğan yeni nesil boşu boşuna indigo çocuk, kristal çocuk vs diye anılmıyor... çok yakın bir gelecekte, tarih içinde gözümüzde birer dev haline gelen o eski bestecileri, virtüözleri, ressamları, edebiyatçıları ve bilim insanlarını resmen silip geçecek 8-10 yaşında çocuklara tanık olacağız... bundan kesinlikle eminim... 10-15 sene sonra hayatta olursam eğer, bu yazıya bağlantı vereceğim ve bakın ben yazmıştım diyeceğim:))... tabii bloglar da değişecekler, o zamanın şartlarına adapte ederim artık bu yazıları:)...

neyse, eğer okuduysanız, inanmadığınızdan da eminim... ya da ne sallıyor bu herif demiş olabilirsiniz... gerçekleştiğinde ve o hayran olduğunuz dünya devlerini cebinden çıkaran 5 yaşında minikleri izlediğinizde anlarsınız...

hayatımızda hiç tanık olmadığımız ve olma ihtimalimizde çok düşük olan o anlamsız fobilerimizi bir düşünün... nereden geliyorlar? işte onlarla birlikte yetenekler de geliyor... yapılması gereken aslında çok basit; olumsuzlardan kurtulacaksınız ama yeteneklerinizi keşfedip, üzerinde çalışacaksınız... sizden geçti artık tabii ama çocuklarınıza bu açıdan yaklaşın yeter... ileride panik atak hastası olmasınlar ama büyük sanatçılar olsunlar... anladınız?...

joey alexander' a gelelim... aslında hakkında yazacak çok fazla şey yok... dinlenecek çok şey var... saf saf "ne var ne yok dünyada, bi bakayım" diye youtube kurcalarken birden bire çıktı karşıma iki üç sene önce filan... 10 yaşından biraz daha büyüktü... ilk izlediğim videolarını kaldırmış yayından... nedense öyle olur... biraz isim yapılınca ilk videolar hemen silinir!... halbuki bence harikaydılar... neyse yine biraz eski sayılabileceklerden birini silmemiş... yazacak pek bir şey yok, dinlenecek şey çok demiştim ya... eğer şimdiye kadar dinlemediyseniz kendisini, hemen dinleyin... bye bye blackbird...



2003 yılında bali'de doğmuş joey... tam ve asıl adı josiah alexander sila... önce iki sene jakartada yaşamış 10 yaşından sonra da 2014 yılında caz kariyerine başladığı new york a geçmiş... endonezyadan çıkan ve billboard 200 e girebilen ilk ve tek caz müzisyeni joey... 6 yaşında piyano çalmaya başlamış, babasının eski caz plaklarını dinleyerek piyanoda çaldığı için cazcı olmuş... bereket babası caz hastasıymış... thelonious monk'un well, you needn't adlı parçasını dinleyip, aynen çalmış mesela... piyanoya ilk başladığında da çok üst seviyede çalıyormuş... yani pek öyle öğrenme aşaması filan yaşamamış... new york a taşındıktan sonra 2014 yılında wynton marsalis tarafından davet edilmiş jazz at lincoln center da çalmak üzere... daha sonra ilk albümü my favorite things çıkmış piyasaya 2015 yılında 11 yaşındayken... şimdiye kadar bir çok büyük caz festivalinde çaldı joey alexander... montreal caz festivali ve newport gibi... 6 yaşından itibaren dinleyip etkinlendiği ve çalmaya başladığı isimler şöyle; john coltrane, harry connick, bill evans, herbie hancock, clifford brown, miles davis, wynton marsalis, brad mehldau, lee morgan, horace silver...

bir video daha sıkıştırayım araya... sanki 60 yaşında gibi... bereket babası klasik caz dinliyormuş:)...



8 yaşındayken herbie hancock unesco adına jakartaya gitmiş ve joey hancock için piyano çalmış... herbie tabii ki hayran kalmış ve kendisinin çok iyi bir caz piyanisti olacağından emin olduğunu söylemiş... joey'in iyi bir eğitim alabileceği okul bulunmadığı için yaşadığı yerde, sürekli jam session lara katılarak geliştirmiş kendisini ve 2013 yılında ukrayna odesada katıldığı jam festivalinde her yaştan ve bir çok ülkeden müzisyenin bulunduğu yarışmada birinci olmuş... daha sonra amerikanın yolunu tutmuş...

jazz at lincoln center sanat direktörü olan wynton marsalis, joey alexanderın sürekli yayılan ününü duymuş ve youtube videolarını izlemiş (belirteyim, benim bahsettiğim o amatör videolar) izler izlemez onun da gözleri faltaşı gibi açılmış, o da inanmaya başlamış reenkarnasyona:))... wynton ne kadar da benziyor bana!... "kahramanım" diyormuş joey alexander a... sonrasında bir sürü önemli konser ve festival var... neredeyse önemli bütün caz festivalinde çalmış joey, atlıyorum o süreci...

donna lee... charlie parker parçası... mathias heise ile birlikte...



2016 yılında grammy ödüllerine 2 dalda birden aday gösterildi... en iyi enstrümantal caz albümü ve en iyi doğaçlama caz solosu dallarında... 2017 yılında da en iyi doğaçlama caz solosu dalında aday gösterildi... 13 yaşında oluyor bunlar:)...

2016 yılında countdown, 2017 yılında ise joey.monk.live! albümleri çıktı piyasaya... üçüncü stüdyo çalışması olan eclipse ise geçtiğimiz yıl yaşanan güneş tutulmasının ilk gününde kaydedilmeye başlandı ve üç günde kayıt tamamlandı... albüm çıktı yada çıkmak üzere...

15 yaşında şu anda joey alexander ve ömrüne sığdırdıklarının önemli kısımlarını yazdım ben sadece... yoğun bir çalışma programıyla yoluna devam ediyor... iki buçuk yılda 3 albüm ve 3 kere grammy adaylığı... kalbur üstü festivaller ve konserler... izlemedim ama muhtemelen sayısız tv programı, jam sessionlar vs vs vs... 35-45 yaşlarında yaşanması gerekenleri çoktan yaşamış... ben kendi adıma söyleyeyim, hiç de hoş bir yaşam değil!... dalga geçmiyorum... benim başıma gelmesini kesinlikle istemezdim... biraz daha incelersem ve yazarsam, resmen acımaya başlayacağım haline... kendisi daha bir çocuk... ailesi yada çevresi hiç mi düşünmüyor? ne yapacak joey gençliğinde ve ilerleyen yıllarda!... 80 albüm çıkarsa, 30 grammy alsa artık bir anlamı mı var?... dünyayı bir kez daha keşfedecek hali yok ya!... ve samimiyetle bir şey yazayım mı?... 10 yaşındayken çok daha iyi idi!... buraya yazıyorum: hayatının geri kalanında, şu ana kadar yaşadıklarının ötesinde bir şey yaşamayacak maalesef... burayı okuyacak olan gençler bunları da kendi adlarına bir düşünsünler derim... ve eğer varsa (var!) o gençlerin başarı peşinde koşan aileleri de iyice okusunlar... bizden gençler hakkında yazarken bunları yazamıyorum, hiç olmazsa buraya yazayım, belki faydalı olur... bana resmen malum çevreler joey alexander'ı tüketmek üzere kullanıyorlar gibi geldi ya neyse artık...

en iyi doğaçlama caz solosu dalında grammy'ye aday gösterildiği giant steps ile bitireyim... yani dev adımlar mı oluyor türkçesi?... kendi adımlarını çalmış zannedersem...

gençlere uzanan eller


ülkemizde yetenekli genç müzisyenlere destek amacıyla gerçekleştirilen çeşitli organizasyonlar, aktiviteler, kurumlar ve başı çeken ustalar hakkında derli toplu bilgi vermeyi istiyordum ne zamandır... fırsat bulmuşken yazayım istedim... bildiğim, takip edebildiğim kadarıyla tabii... umarım bilmediklerim, bildiklerimden çok daha fazladır...

günden güne artıyor bu destek ve eskiye oranla oldukça yoğun ancak koskoca bir ülke için, özellikle genç nüfusu yüksek bir ülke için yeterli midir? bilmiyorum ama çok önemli çalışmalar var ve tanınmaları, bilinmeleri gerekiyor... aklıma geliş sırasıyla özetleyeyim gençlere sunulan destekleri...

öncelikle büyük ustaların başı çektikleri yada bir şekilde içinde oldukları çalışmaları yazayım... ilk aklıma gelenler; güher ve süher pekinel kardeşler, gülsin onay, cihat aşkın... bunun yanında, bazı gençleri organize ettiği festivallere, konserlere çıkaran, tanınmalarını ve tecrübe kazanmalarını sağlayan bir çok usta da var, onları yazmıyorum... masterclass düzenleyenleri de ayrıca yazmıyorum, onu belirteyim... sadece gençlere el uzatma amacı güderek, elinden gelen kadarını yapabilenleri yazıyorum... bu tip paylaşımları yaparken çok da korkarım! katkısı büyük birilerini unutmak çok büyük ayıp olur... kesinlikle bilmediğim yada unuttuğum isim yada proje olacak, eminim... şimdiden herkesin affına sığınıyorum, sonuçta alelade bir blog burası, unutulmasın... ben de çok matah kafalı yada bilgili biri değilim...

güher ve süher pekinel, gülsin onay, cihat aşkın
ben kendilerini pek ortada görmüyorum, geri plandalar sanki ama genç yeteneklere büyük katkı sağlıyorlar uzunca bir süredir dünya sahnelerinde genç müzisyenler projesiyle güher & süher pekinel kardeşler... bağlantıdan detaylı olarak okuyabilirsiniz... başarılı buldukları yetenekli genç müzisyenlerin dünyadaki en iyi okullarda eğitim almalarını ve önemli yarışmalara katılmalarını sağlıyorlar özet olarak... bu projeyi destekleyen kurum ise tüpraş... daha detaylı bilgi için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız...

young musicians on world stages

türk eğitim vakfı inanç türkeş özel lisesi (tevitöl) bünyesinde oldukça iyi bir müzik bölümünün kurulmasına da katkıları çok büyük ve okulun müzik bölümü de kendi adlarını taşıyor... bunun yanında; çocukların dans, ritm, müzik, tiyatro ve jimnastik eğitimini doğaçlama olarak almalarını sağlayan orff-schulwerk yönteminin yaygınlaşması için yaptıkları katkılar da çok büyük... tevitöl; konservatuvarlarda öğretim görevlisi ve orkestra sanatçısı olan hocaların desteği ile, müzikal duyum sınavı sonrasında seçilerek bölüme alınan öğrencilerine neredeyse yarı zamanlı konservatuvar seviyesinde bir eğitim veriyor...

usta piyanislerimizin gençlere destek konusunda ön planda olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz... diğer büyük ustamız gülsin onay da çok önemli katkılarda bulunuyor... ilk olarak 2004 yılında, eren levendoğlu, gülsin onay ve mesut pekergin önderliğinde, bodrumun gümüşlük kasabasında düzenlenen uluslararası gümüşlük klasik müzik festivali kapsamında gerçekleştirilen eğlenceli ve bir o kadar da öğretici ustalık sınıfları ve konserler bir çok yetenekli genci ustalarla buluşturuyor...

gümüşlük sponsorları

prof. dr. filiz ali
1998 yılında prof. filiz ali tarafından kurulan ayvalık uluslararası müzik akademisi (aima) bünyesinde gençlere yönelik yürütülen çalışmalar oldukça önemli... detaylı bilgiye sayfadan ulaşabilirsiniz çünkü ben bu paylaşımda detaylı bilgi veremiyorum... aima kapsamında değerli piyanistimiz idil biret, her sene genç yeteneklere ustalık sınıfları açıyor ve her ustalık sınıfı sonrasında öğrenciler konser vererek yeteneklerini sergileme fırsatı buluyorlar... geçen seneyi takip edemedim ama 2016 yılında masterclass öğrencileri harika bir paris gecesi yaşatmışlardı...

aima sponsorları

küçük arkadaşlarıyla konserler veren, onlara destek olan, eğitim veren bir diğer büyük usta ise cihat aşkın... cihat aşkının küçük arkadaşları (caka) projesi 2001 yılında çocukların erken yaşta müzik estetiği ile tanışmasını sağlamak amacı ile cihat aşkın tarafından başlatıldı... projede yetenekli genç kemancılar keşfedilerek ulusal ve uluslararası alanda kariyer imkânları desteklenmektedir... cihat aşkın da yaptığı işlerle müziğe çok büyük katkılar sağlayan bir büyük usta... müzik ileri araştırmalar merkezi de onun katkılarıyla kuruldu daha ne olsun... caka sponsorlarına ulaşamadım ancak sayfalarında "özel kurum ve kuruluşlar ile enstrüman bağışı yapan sanatseverlerin destekleriyle çalışmalar ve konserler gerçekleştirilmiştir" ifadesi yer alıyor...

çiğdem simavi
2009 yılında çağdaş eğitim vakfı öncülüğünde başlayan genç yetenekler projesi, vakfın yeni kurduğu çev sanat çatısı altında finansbank ana sponsorluğunda genç yeteneklere desteğini sürdürüyor... cihat aşkın ve çiğdem simavinin hem kişisel hem de kurumsal katkıları oldukça önemli bu projede... yani yukarıda bahsettiğim caka ve kültür ve sanat varlıklarını koruma vakfı (küsav) desteklerini esirgemiyorlar... çağdaş eğitim vakfı öncülüğünde 2009 yılında başlayan forte 24 genç yetenek projesi kapsamında öğrencilerin bursları için bilet satışı gerekiyor ve müzik konusunda yetenekli öğrencilerimizin avrupa ve amerikada bulunan önemli müzik okullarındaki eğitimleri devam ediyor... öğrenciler aynı zamanda dünyanın önemli organizasyonlarına da dahil olabiliyorlar... forte24 kapsamında her sene bir araya gelip ülkemizde de cihat aşkın yönetiminde konser veriyorlar... 2009 yılında çev öncülüğünde, kutup yıldızları olarak adlandırılan kültür ve sanat alanında çok değerli isimlerin desteği ile, ilk kez hayata geçen forte24 genç yetenek projesi, kültür ve sanat alanında üstün yetenekli gençlerin
eğitimini destekleyerek, onların ülkemizde ve dünyada geleceğin parlayan yıldızları haline gelmelerine katkıda bulunmaktadır...

çağdaş eğitim vakfının bu çok önemli projesine başlangıçta destek veren isimler; berrin yoleri, cihat aşkın, fazıl say, ebru ceylan ve burak oğuz... proje sanat kurulunda bulunan isimler ise, cihat aşkın, fazıl Say, ibrahim yazıcı ve bülent evcil... aşağıda da tüm kutup yıldızları toplu halde...

kutup yıldızları

meriç soylu
forte24 ün parlayan yıldızlarından milli reasüransta parlayan yıldızlar projesine geçeyim bahsetmişken... her iki organizasyonun da aynı sloganı kullanması pek de doğru gelmedi bana ama ne diyeyim... verdiğim bağlantıda daha detaylı bilgi mevcut ama en azından bu konserlerin dolayısıyla genç yeteneklerin yanındaki destekçilerin meriç soylu ve işsanat olduğunu es geçmeyeyim... aslında uzun soluklu bir konser serisi parlayan yıldızlar ama oldukça önemli bir katkı ve 2011 yılından beri bir çok genç yetenek için büyük bir referans konumuna geldi... yolun başındaki müzisyenler için oldukça prestijli ve eminim bu konserlere katılmak onlar için çok büyük bir tecrübe...

1978 yılında kurulan dr. nejat eczacıbaşı vakfı da 1987 yılından beri olağanüstü yetenekli genç sanatçıların yurtdışındaki virtüözlük öğrenimlerine katkıda bulunmak amacıyla, benim bildiğim kadarıyla, lisansüstü öğrenim için burs veriyor... önceki yıllarda müzik burslarından faydalanan genç yeteneklerin isimlerine ulaşmak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız...

destek alan genç yetenekler

1997 yılında etkinliklerine başlayan borusan sanat, 2016 yılında da akademi bifo çalışmalarını başlattı... yani borusan istanbul filarmoni orkestrası akademisi... akademi bifo programı, genç opera sanatçılarına profesyonel hayata geçişte uluslararası düzeyde bir eğitim fırsatı sağlamak amacıyla hayata geçirildi ve 3 yıldır ustalık sınıfları da sürekli devam ediyor...

aydın gün
istanbul kültür sanat vakfı, geleceğin müzisyenlerinin yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla 2012 yılında aydın gün teşvik ödülünü başlattı... her yıl klasik müzik alanında gelecek vadeden 30 yaşın altındaki bir genç müzisyene maddi ödül veriliyor... iksv bu sene yarının kadın yıldızları projesine de başladı... bu projeye de türkiye sınai kalkınma bankası katkı sağlıyor... ben sürekli başladı diye yazıyorum ama umarım sürekliliği vardır:)... genç yetenekler için oldukça önemli destekler... önceki yıllarda da istanbul müzik festivali genç solistini arıyor projesi vardı, devam ediyor mu bilmiyorum...

ayşe celasun
kadın sanatçılara pozitif ayrımcılık sağlayan bir diğer yeni oluşum ayşe celasun tarafından chicago merkezli kurulan fine arts music performance and scholarship vakfı... çağdaş yaşamı destekleme derneği ile ortak olarak çalışan fine arts music, türkiyede müzik eğitimi almakta olan genç kadın yeteneklere destek veriyor...
ise piyanist

bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesinde bu yıl ilki düzenlenecek olan uluslararası piyano festivalinde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler buluşacaklar... devamı büyüyerek mutlaka gelecektir... fine arts music performance and scholarship vakfı bu etkinlikte de burs verecek... bu paylaşımı da yeni yapmıştım, yukarıdaki bağlantıdan okuyup bilgi alabilirsiniz... kore kültür merkezi, erimtan sanat müzesi, mozarthaus, hudson güzel sanatlar vakfı ve türk filantropi vakfı da bu etkinliğe destek veriyorlar... tabii koskoca bilkent üniversitesi var bu etkinliğin arkasında...

istanbul devlet senfoni orkestrası ile sedat ve güzin gürel sanat ve bilim vakfının düzenlediği ulusal genç yetenekler yarışması da oldukça önemli bir fırsat çünkü dereceye giren gençler hem maddi olarak ödüllendiriliyorlar hem de 19 mayıs haftasında gerçekleştirilen genç yetenekler haftası konserinde solist olarak idso eşliğinde konsere çıkıyorlar...maddi destekten çok daha önemli tabii...

dr. benal tanrısever şimşek
dr. benal tanrısever şimşek tarafından kurulan bt müzik ve sahne sanatları tarafından bir kaç yıldır gerçekleştirilen uluslararası genç yetenekler müzik yarışması da oldukça önemli... bir çok enstrümanda ve farklı yaş kategorilerinde düzenlenen bu yarışmada hem halk oylaması hem de jüri oylaması yapılıyor... en genç finalist ve en iyi türk bestecisi yorumcusu gibi dallarda da ödül veriliyor olması oldukça güzel...

mimar mehmet selim baki tarafından 2005 yılında kurulan barış için müzik oluşumu, 2011 yılında vakfa dönüştü... mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlamak olan vakıf, olanakları sınırlı çocuklara kültürel yaşam alanları oluşturarak, sanata katılım haklarını koruyor... süslü püslü bir laf, bana göre değil, imkanı olmayan çocuklara da sanat yapma haklarını vermeye çalışıyorlar özetle:)... çok başarılı ve yoğun çalışmaları var... barış için müzik hakkında daha sonra detaylı yazmak istiyorum...

mehmet selim baki
umudun çocukları orkestrası da grup yorum tarafından bir kaç sene önce başlatılan bir proje ancak şu an ne kadar aktif bilmiyorum... bir süredir ses çıkmıyor bu projeden yada ben kaçırdım... eğer şu anda devam etmiyorsa bile, barış için müzik konseptine yakın olan bu oluşum da oldukça önemli... bu sebeple burada mutlaka bahsetmek istedim... umarım yoluna devam ediyordur ve ben takip edememişimdir... 10-16 yaş aralığındaki gençlere enstrüman temin edilip, eğitim veriliyor ve gençler konserlere çıkıyorlar... en son 19 aralık 2017 tarihinde yeni dönem duyurusu yapmışlar... demek ki yoluna devam ediyor bu güzel proje de:)... bir diğer sevindiğim konu ise alt yaş sınırını 9 a çekmişler... bence daha da aşağıya çekmeliler ama vardır bir bildikleri...

ülkemizde son yıllarda genç yeteneklere de programlarında yer veren, solist olarak tecrübe kazanmalarına olanak sağlayan senfoni orkestralarının sayısı artmaya başladı... bu oldukça önemli bir gelişme... bunun yanında, gençlere sahne şansı yaratan festivaller de var... her birinden şimdilik ayrı ayrı bahsedemeyeceğim, belki daha sonra eklemede bulunurum... şunu da belirteyim, oldukça önemli bir gelişme ancak zaten olması gereken bir şeydi... darılıp gücenmesinler ama ekstradan bir özveriyi de gerektirmiyor... bunun yanında, 23 nisan ve 19 mayıs haftalarında genç solistlere özel programlar yapılıyor orkestralarca, bu da önemli adım ancak dediğim gibi fazlasını zaten yapmalılardı, geç kaldılar...

2006 yılında doğuş grubunun destekleriyle kurulmuş olan doğuş çocuk senfoni orkestrası ise çok büyük bir öneme sahip... ülkemizdeki konservatuvarlarda eğitimine devam etmekte olan 11-18 yaş arası yetenekli gençlerden oluşan orkestraya seçilmek de çocuklar ve gençler için çok büyük bir referans ve motivasyon kaynağı... bu büyüklükte sürekli bir başka orkestramız var mı bilmiyorum... iki elin sesi var, barış çocuk vb orkestralar var ancak doğuş çocuk senfoni bu alanda ülkemizde hala daha tek diye biliyorum... bir kaç ay önce akdeniz üniversitesinde de çocuk orkestrası kuruldu ve bildiğim kadarıyla kısa bir süre önce de ilk konserlerini verdiler...

eskişehir büyükşehir belediyesi senfoni orkestrası da yetenekli gençlerin keşfedilmesi ve onlara senfoni orkestrası eşliğinde sahne fırsatı verilmesi amacıyla, genç solistler projesi kapsamında, çeşitli illerde eğitim görmekte olan genç müzisyenler arasından solist seçmeleri yapıyor... başarılı bulunan genç yetenekler, senfoni orkestrası ile solist olarak çalmaya hak kazanıyorlar... biliğim kadarıyla 2-3 yıldır bu seçmeler ve konserler gerçekleştiriliyor...

üniversitelerin gençlik orkestraları da var tabii... ama normal değil mi zaten olması?... bu sebeple onları geçiyorum ancak üniversitelerden bağımsız orkestralar çok önemli... sabancı vakfının desteğindeki türkiye gençlik filarmoni orkestrası, 2007 yılında kurulan ulusal gençlik senfoni orkestrası, 2011 yılında kurulan ankara gençlik senfoni orkestrası, son yıllarda o kadar çok arttı ki gençlik orkestraları, çoğunu bilmiyorumdur... mesela bir anda aklıma gelen samdop gençlik senfoni orkestrası oldu... gençlik ve çocuk idi galiba...

tamamen bağımsız iki gençlik senfoni orkestrası biliyorum ben ülkemizde... birincisi kadrosuz genç müzisyenlerce kurulan izmir gençlik senfoni orkestrası... diğeri de çok taze bir orkestra, agora gençlik senfoni orkestrası... çocuk ve gençlik orkestraları sadece orkestra değil, aynı zamanda birer okul bence...

çocuklara ve gençlere, olgunlara ve amatörlere kapısı açık olan orkestralar da var... konser verip, sokak hayvanları için mama toplayan marmara flüt orkestrası gibi... genç flütçüler için bulunmaz nimet...

ceren necipoğlu
buradaki arp ile ilgili bir çok paylaşımımı yaparken dikkatimi çeken önemli bir dernek var... arp sanatı derneği... çalışmalarını özel olarak yakından incelediğim bir dernek olmadı ama gençlere olan desteklerine çok tanık oldum... genç arp sanatçılarının sürekli en yakın destekçileri oldular... her desteğin ille de maddi olması gerekmiyor... icabında gençleri toplayıp sohbet etmek, ustalarla bir araya getirip çay içmek bile çok önemli destektir... klasik gitar ile ilgili bir paylaşımımda dile getirmiştim, yanlış hatırlamıyorsam begül erhan idi... buldum, burada bahsetmişim... mesela ben bu ülkede klasik gitarcıların bireysel yada dernek vs gibi sivil toplum kuruluşu olarak bir araya gelip birilerine destek olduklarını filan görmedim... ama genç bir arpçımız gidiyor yurt dışına, bir yarışmada başarılı oluyor, çekilen fotolarda yanında öğretmenine ek olarak arp sanatı derneği de var!... neyse...

arp sanatı derneği bence resmen bir aile gibi... dernek, 2009 yılında yitiridiğimiz ceren necipoğlu ceren necipoğlu harp masters akademisi adı altında burs veriyor... mesela emel çelik ve güneş hızlılar yurt dışına eğitime gönderilmişlerdi 2013 yılı idi galiba, o zamandan biliyorum... sonrasında mutlaka bir çok genç bu destek ile eğitim almışlardır... ceren necipoğlu’nun ismiyle verilen bu burs programı, arpa gönül veren gençlerin gelişmelerine destek olmak ve eğitimlerini sürdürmelerine yardımcı olmak amacıyla başlatılmıştı ancak sonraki gelişmeleri şimdilik bilmiyorum...
adına

şirin pancaroğlu
ceren necipoğlu gibi, şirin pancaroğlu da hem arp sanatına hem de gençlere yönelik çalışmalarıyla dikkat çeken dünya çapında bir sanatçımız... şirin pancaroğlu ile yapılan aşağıdaki röportajı okursanız, dikkat çekmek istediğim konu daha iyi anlaşılır...

arpın önünü açmaya başladık

ben özellikle kar amacı gütmeyen kişi ve kuruluşları bu paylaşıma aldım ancak kar amacı gütme durumunda olup da, aynı zamanda desteğini esirgemediğini de düşündüğüm kuruluşlar da var... mesela 2013 yılında ankarada açılan mozarthaus sanat ve konser evi bunlardan biri... önce kesin bildiğim desteğini yazayım bu butik konser salonunun; bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesinde bu yıl ilki düzenlenecek olan uluslararası piyano festivalinde destekleyenlerden biri mozarthaus... ben bu mekanın kurucularının zaten gerektiğinde maddi beklentiyi geri plana atıyor olduklarını ve sanatın ve gençlerinin desteklenmesinin ellerinden geldiğince ön planda tutuluğunu düşünüyorum... salon, konservatuvar öğrencilerinin kullanımına da uygun... dersler de veriliyor bildiğim kadarıyla... şimdiye kadar bir çok genç yeteneğe konser imkanı sağlandığını biliyorum... bunun yanında, ustalık sınıflarına ve açıklamalı konserlere de yer veriyorlar... bilkent piyano festivaline olan katkılarını bildiğim için bu paylaşıma mozarthaus u da ilave etme gereği duydum...

büyük ihtimalle bir çok bilmediğim, duymadığım yada unuttuğum da vardır... en tepede de ifade ettiğim gibi, umarım vardır, çok daha fazladır... değilse de umarım olur gelecekte...

defne güngör

keman
defne güngör
paylaşımlarımın yaş ortalaması iyice düştü artık:)... ben bu en yeni nesilden korkmaya başladım:)... biz büyükleri de beğenmiyorlardır kesin... bizi gördükçe, ağız burun kıvırıp, "ne aptal şey bunlar ya" filan diyorlardır... diyorlarsa, yada yakında demeye başlarlarsa, sonuna kadar haklılar derim... fazlası var, eksiği yok da derim...

kısa bir süre önce, aşağıdaki paylaşımın en tepesine koymuştum defne güngörü... bir çok genç yeteneğin başarısını yazarken, daha paylaşım bitmeden gelmişti defnenin başarı haberi... o günden beri yazacağım defneyi ama tembellik işte...

genç müzisyenlerden son haberler

o paylaşımda da yazmıştım ama buraya da yazmam lazım... defne gitti çek cumhuriyetine, prag'da düzenlenen 6. uluslararası the j. micka keman yarışmasında, kendi kategorisinde birinciliği kaptı geldi... birincilik yetmedi defneye, viyana prof. dora scharzberg academy masterclass ödülünü de kazandı... yani bulunmaz bir fırsat yakaladı defne viyanadaki bu ustalık sınıfına katılma hakkı kazanarak... 11 mart 2018 tarihinde de çek radyosunda canlı konser verdi... işimiz iş... defne her gidişinde 3 iş çıkarırsa yandık, yaz yaz bitmez... defne güngör de hakkında defalarca paylaşım yapacağımdan emin olduğum bir isim... kesinlikle yanılmam bu konuda... en geç bir kaç ay içinde ilk eklemede bulunurum muhtemelen...

fazla gevezelik yapmadan, harika bir eser paylaşayım... pragdaki j. micka yarışmasında seslendirdiği carmen fantezisi...



bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi müzik hazırlık ilkokulu 3. sınıf öğrencisi olan defne güngör 2009 doğumlu... müzik öğretmeni bir anne ve resim öğretmeni bir baba ile ynı evde 9 yıl geçiren defnenin oldukça erken bir yaşta bu başarıları elde etmiş olması tesadüf değil gibi ama sadece sanatla iç içe bir aileden olmak ile açıklanamaz bu durum... öyle derler ya! evde sanat var, tabii başarılı olur!... yok öyle bir şey... defnenin müziği ve kemanı çok sevdiğinden ve sınırlarını zorlayarak çalıştığından eminim...

tabii şu da var, bir çok yetenekli çocuk da ilgisiz alakasız ebeveynleri yüzünden zorla hekim ve mühendis yapıldıkları için heba olup gidiyorlar... aile o noktada önemli işte... yoksa defne gibi keman çalma durumunu aktarabilecek gen henüz keşfedilmedi...

konu dağıldı mı ne:)... yahu ne yapayım, paylaşıma başladım artık heyecanla ve bir şeyler yazmam lazım ama muhtemelen 9 yaşına yakın zamanda giren ama prag a gidip birinci olup gelen genç bir sanatçı için ne yazabilirim ki!... yazılabilecek biyografileri bile yok ama kariyer sağlam:)...

kariyer sağlam demişken devam edeyim... ulusal egemenlik ve çocuk bayramı nedeniyle, 27 nisan 2018 tarihinde eskişehir belediyesi senfoni orkestrası ile çocuk solistler konserinde sahneye çıktı defne güngör ve muhtemelen ülkemizde bir senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak çalan en genç kemancılardan biri oldu... belki de en miniğidir bilmiyorum...

keman aile öğretmen
vseslava kudinova, gulerman claasz coockson, defne güngör ve duygu & mustafa güngör
yukarıdaki fotoğraf herkese açık olarak paylaşılmış, o sebeple paylaşmakta bir sakınca görmedim...

ben aile ve öğretmenlere çok önem veren biriyim çünkü aile hassas olmadığı, öğretmen de bu işi sevdiremediği anda her şey başlamadan bitebiliyor... işin kötüsü bittiğinin farkına da varamıyorsunuz çünkü başlayamıyor zaten... 4 yaşındayken ilk öğretmeni nazlı aytekin ile piyanoya başlayan defne güngör, kemana ise 6 yaşında vseslava kudinova ve muhammedjan turdiev ile başlamış... okulunu ve sınıf öğretmeni gulerman claasz coockson ı çok seviyor defne anladığım kadarıyla...

defne güngör; tv, bilgisayar, tablet, telefon vs ile vakit öldürmüyormuş... günde 2-3 saat keman çalışıyormuş, kitap okuyup, müzik dinliyormuş ve hatta oyun bile oynuyormuş!... oyun oynayan bir çocuğu en son ne zaman gördüğümü yemin ederim hatırlayamadım...

sırası gelmişken araya hemen sıkıştırayım; sırf kakalayabilmek adına başına "akıllı" ibaresi konan, vietnam savaşından önce icadedilmiş aptalın da aptalı bu tabletleri, telefonları, laptopları filan geliştirip üreten silikon vadisi mühendisleri, çocuklarına bu zımbırtıları göstermiyorlar bile... ve hepsinin çocukları vadideki waldorf okuluna gidiyor, tohum ekerek, ev temizleyerek, örgü örerek, fidan dikerek ve muhtemelen "yağ satarım bal satarım" türevi oyunlar oynayarak yetiştiriliyorlar... adamlar biliyorlar tabii ne amaçla ne ürettiklerini...

defne hakkında şimdilik bilgim çok sınırlı... çok başarılı ama başarının sadece derece almak olmadığını da hemen sıkıştırayım araya... başarılı olmaları, bizim kısa sürede kendilerinden haberdar olmamızı sağlıyor ama ben defneyi pragda derece aldığı için değil, carmeni bana keyifle dinletmeyi başardığı için paylaştım... bu sayfada paylaştığım bütün gençleri ben müziklerini bana keyifle dinletebildikleri için paylaştım, defne de onlardan biri oldu...

yukarıda da belirttiğim gibi, defne hakkında gelecekte bol bol paylaşım yapacağız diye düşünüyorum, şimdilik burada bitireyim... defne güngör henüz oldukça genç ve şimdilik iki videosuna ulaşabildim... yine bir carmen fantezisi... rustam rahmedov yönetimindeki eskişehir belediyesi senfoni orkestrası eşlik ediyor bu sefer kendisine...

4 genç piyanistten barletta başarısı

genç piyanistler; deniz türkmen, selin aksoy, defne özdemirci ve deniz alpaslan

aylin doğan, cem doğan ve derece alan öğrencileri
boğaziçi sanat akademisinin 4 genç piyanisti; deniz türkmen, selin aksoy, defne özdemirci ve deniz alpaslan italyanın barletta şehrine yarışmaya gittiler ve 5 ödülü alıp, döndüler... katıldıkları uluslararası 28. barletta genç müzisyenler yarışmasında her biri kendi kategorilerinde dereceler aldılar, en minik olan 5 yaşındaki deniz türkmen ise ikincilik derecesine ek olarak jüri özel mozart ödülünü de aldı... yarışmaya ait videolar henüz yarışmanın resmi youtube sayfasına yüklenmemiş... yüklendiğinde paylaşırım...

barlettadan güzel derecelerle dönen bu genç yetenekleri kutluyorum... başarılarının devam edeceğinden de eminim, bakışlarından belli... üstelik öğretmenleri kuvvetli... şu anda gençler hakkında neredeyse hiç bilgim yok... oldukça eklemelerde bulunurum... bir de minik bir sitemde bulunayım, bu haber eğitim almakta oldukları boğaziçi sanat akademisi tarafından paylaşıldı ama derece alan bu dört genç piyanistin isimleri bile paylaşılmadı... bir çok kişi de bana sordu isimlerini... gittim yarışmanın sayfasından buldum...

ayşe celasun & fine arts music

sadece fine arts music değil, devamı da var, performance and scholarship... yani konser vb aktiviteler yanında burs da var burada... genç yeteneklerin elinden tutan, burs veren, destek olan bir oluşum...
piyanist
ayşe celasun
fine arts denince nedense hep resim, heykel, mimari vs gelir akla... müzik dışında tutulur... aslında tutulmaz, müzik de güzel sanatların baş kahramanlarındandır ama mesela müzik eğitimi alacaksanız, güzel sanatlar fakültesine gitmezsiniz!... mimar olacaksanız da mimarlık mühendislik fakültesine gidersiniz... karışık işler bu işler:)... mimar sinan güzel sanatlar üniversitesine giderseniz, güzel sanatlar fakültesi ayrıdır... müzik eğitimi alacaksanız eğer, aynı üniversitenin devlet konservatuvarına gitmeniz gerekir... resim, heykel, grafik, tasarım hatta radyo televizyon, moda ve fotoğraf oradadır... müzik yoktur orada...

bunu neden yazıyorum? aslında paylaşımla alakası da yok ama uzun süredir bu ayrımı hep düşünmüşümdür... neden böyle? diye... büyük ihtimalle yök'e sormam gerekiyor bu soruyu:)...

piyanist ayşe celasun tarafından kurulan fine arts da ise müzik var... batı klasik müziğinin zenginliğine ve zenginleştiriciliğine inanılarak kurulan fine arts music performance and scholarship; kar amacı gütmeyen ve batı klasik müziğinin sahip olduğu zenginliği genç yeteneklere aktarmayı amaçlayan bir kuruluş... profesyonel ve amatör müzisyenlerin birlikte çalışabilecekleri özel bir ortam yaratmayı hedefleyen vakıf hakkında detaylı bilgiye yukarıda bağlantısını verdiğim sayfasından ulaşabilirsiniz...

üç farklı burs programına sahip olan kuruluş, ayşe celasunun üç vatanında burs veriyor... türkiye, fransa ve amerika... daha doğrusu yaşadığı chicago olarak geçiyor, amerika değil... profesyonel ve amatör müzisyenlerin her ay düzenli katıldığı konserlerden elde edilen gelir ise bursların ana kaynağını oluşturuyor... gençlere verilen destek; sadece konserlerden gelen bağışlar ve celasun vakfının yatırımı ile karşılanıyor... bunun dışında hiç bir kuruluştan hiç bir yardım alınmamaktadır... bu sebeple bu konserlerin sürekliliği ve hak ettiği ilgiyi görmesi büyük önem taşıyor... 2013 yılından beri düzenli olarak gerçekleşen konserleri de conserts bölümünden incelerseniz iyi olur çünkü konser kayıtları da mevcut... konserler, chicagonun tarihi güzel sanatlar binasındaki küçük bir tiyatro salonunda veriliyor...

viyolonselci münif akalın ile bir performans paylaşayım... schumann - adagio und allegro op 70



ayşe celasunun piyano yolculuğu 5 yaşındayken başlamış... istanbul devlet konservatuvarına devam etmiş... ilk öğretmeni zannedersem şive onat... daha sonra burs kazanarak parise gitmiş, ecole normale de musique de germaine mounier ile devam etmiş eğitimine... üst düzey konser piyanisti diplomasıyla mezun olmuş, üstüne bir de paris vııı üniversitesinde müzikoloji okumuş... daha sonra amerikaya geçmiş ve manhattan school of music de arkady aronov ile iki sene çalışmış... iki sene onunda tekrar dönmüş parise... ben çok fazla özetliyorum bu arada:))... tabii bütün bunlar olurken, bir yandan da özellikle avrupada önemli orkestralarla konserler sürekli devam ediyor... ve aynı zamanda piyano hocalığı da yapıyor... bunlar önemli...

sons croisés konser serileri ile ünlü marie-françoise bucquet in 47 ülkeden 200 den fazla müzisyenin katıldığı bu konser serilerine misafir sanatçı olarak davet aldı ve katıldı... créteil conservatoire national de musique'de hocalığa devam ediyor... aynı zamanda fine arts music sebebiyle chicago'da da çalışmalarına devam ediyor...

ne kadar zamandır burslar veriliyor ve sayfalarında verdikleri isimler haricinde de burs almaya hak kazanan gençler var mı bilmiyorum çünkü bazen web sayfaları güncel tutulmayabiliyor... şu anda burs kazanmış olan isimler; zeliha gizem hekim, songül ekici, rabia erdemir, lucile fuin ve kübra duman... kutluyorum her birini...

yüksel koptagel'e ait yemen türküsü üzerine toccata paylaşayım... piyanist ayşe celasun, 2014 yılında kaydedilmiş...



fine arts music, benim karşıma bilkent piyano festivali hakkında bir şeyler kurcalarken çıkmıştı... bu festivale katılacak genç yeteneklere de burs verecek fine arts music... koşullar henüz açıklanmadı bildiğim kadarıyla...

öğretmeni anna baldini-enkserdji, "çok hızlı çalma, yavaş ama emin çal" dermiş sürekli ayşe celasuna... zannedersem ağır ama emin adımlarla ilerleyecek fine arts music ve bu kuruluşu sürekli duyacağız...

çağdaş yaşamı destekleme derneği ile ortak olarak çalışan fine arts music, türkiyede müzik eğitimi almakta olan genç kadın yeteneklere destek veriyor...

vekfın gelecekteki aktiviteleri hakkında bilgi sahibi oldukça buradan paylaşırım mutlaka... şimdilik bu kadar diyeyim ve gabriel fauré eseri après un rêve paylaşıp bitireyim... çelist ian maksin... harika...


yarının kadın yıldızları


türkiye sınai kalkınma bankasının katkılarıyla istanbul müzik festivali kapsamında bir destek fonu oluşturulmuştu... "yarının kadın yıldızları destek fonu"... benim bildiğim kadarıyla, ilk defa bu yıl böyle bir fon çerçevesinde gelecek için umut vaad eden genç kadın sanatçılara böyle güzel bir imkan sağlandı... tabii ben ilk defa diyorum, umarım her sene bu destek başarılı genç kadın sanatçılara sağlanacaktır ve 2018 yılı ilk yıldır...

istanbul müzik festivali direktörü yeşim gürer oymak, muhiddin dürrüoğlu, ayşegül kirmanoğlu, özkan manav ve hakan şensoy; seçici kurul olarak bir araya geldiler, tahminimce adayları ince eleyip, sık dokudular ve farklı enstrümanlarda büyük başarılar sergilemiş olan ve sergilemeye devam edeceği umudunu veren toplam 14 genç kadını belirlediler... yarının kadın yıldızları olarak destek almaya hak kazanan genç yetenekler şöyle...

alara acar arp
aslı su kurtuluş flüt
deniz ayşe birdal viyolonsel
deniz su polat viyola
ezgi göktürk piyano
ezgi sarıkçıoğlu keman
ezgi su apaydın keman
gizem sözeri kontrbas
gülin ataklı obua
güneş hızlılar arp
idil yunkuş keman
ramona kemmer piyano
sesim bezdüz keman
ülker tümer viyolonsel

yukarıdaki isimlerin tamamı; ustalık sınıflarında, yarışmalarda, çeşitli etkinliklerde ve konserlerde sürekli gördüğümüz ve başarılarını alkışladığımız genç yetenekler...

büyük umut vaad eden bu genç yetenekler; yurtdışında eğitim, ustalık sınıflarına katılım, yarışma ve orkestra seçmelerine katılım yada iyi bir enstrümana sahip olma gibi amaçlarla bu destek fonundan yararlanabilecekler...

yarının kadın yıldızları
araya ekleme/

yukarıdaki fotoğraf hürriyet gaztesinden... hürriyet gazetesinde bugün çıktı, ben de buraya en azından bağlantısını vereyim istedim... yarının kadın yıldızlarının bir hayali var diye başlık atmışlar, ben de hepsinin ortak bir hayali var zannettim... her bir genç yeteneğe kendi hayalini sormuşlar... onlar da söylemişler... olsun o da güzel... ben en çok beğendiğim hayali buraya da yazayım; dedim ama durup dururken sinirlerim zıpladı yine... kendim kaşındım... ilk okuduğum hayale bakın...
Yurtdışında okuyan birçok müzisyen arkadaşım gibi ben de maalesef devlet desteği alamamaktayım. Müzisyen olarak en büyük hayalim kendime ait bir arpımın olması ve dilediğim kadar çalışabilmek. Öğrenciliğim bittiğinde arpsız kalacağım gerçeği beni çok endişelendiriyor.
genç arp sanatçımız alara acar, geleceğe yönelik hayali olarak bunu söylemiş... sanatçı kişiliğe ve ruha sahip bir gencin asıl hayalleri aslında çok farklıdır ve onları öyle uzatılan her mikrofona zaten söylemez pek ama tahminimce alara eline fırsat geçmişken ve soruyu soran da hürriyet olunca, herkes duysun istemiş... "belki utanırlar" demiş olabilir ama utanması gereken hiç kimse utanmaz!... bu kadar başarılı genç sanatçıların enstrümanlarının yokluğuna tanık oldukça boynumdan tepeme tık tık atmaya başlıyor... bereket konu klasik müzik de yazarken bana bir efendilik çöküyor... neyse... alara, sevdiği müzisyen arkadaşlarıyla uzun soluklu bir oda müziği topluluğu içinde dünyanın her yerinde konserler vermek, müziği ve emeği paylaşmak da istiyor... umarım tüm hayallerini günün birinde fazlasıyla yaşar ve yeni hayallere yelken açar alara...

verdiğim bağlantıdan hürriyet gazetesie gidip, her bir gencin hayalini okumayı da unutmayın...

aslında gençlerin ifade ettiklerinin neredeyse tamamı hayal değil, hedef... yukarıda bahsettiğim gibi, hayallerini pek ifade etmiyor olabilirler... ezgi göktürk, türkiyedeki müzik eğitimiyle ilgili köklü değişiklikler yapmak istediğini belirtmiş... bu hoşuma gitti... bu aslında tam bir hayal:))... ama umarım bu deveye hendek atlatmaktan daha zor değişimi gerçekleştirebilir ezgi gelecekte... güneş hızlılar da arpı piyano ve keman popülaritesine çıkarmayı hedefliyor, bu da güzel... benim en ilgimi çeken hayal ise ramona kemmer'den geldi... tüm canlılar için faydalı çalışmalar yapmak istiyor... müziği asla bırakmayacak ve fizik, matematik ve edebiyat ile yürütecek müziği... müziği çalmak kendisine yetmeyecek, derin anlamı yakalayacak... kültür tarihinin önemini kavramış ve kapsamlı çalışmalar yapacak...


ben kendi lafımın arasına girdim, çıkıyorum şimdilik, siz devam edin... okuyorsanız tabii... bazen yazının ortalarıyla yada sonlarıyla ilgili yorum yazanlar oluyor... çok şaşırıyorum bu devirde bu kadar uzun şeylerin okunmuş olmasına!... akıllı telefonlar ve sosyal medya okuma tembeli yaptı herkesi de o yüzden bunu da araya sıkıştırayım istedim... okumadan, beğen paylaş, geç tarzındayız artık...

ülkemizin ilk harika çocuğu idil biret'in de gençlerle birlikte sahne alacağı konser, 28 mayıs 2018 akşamı boğaziçi üniversitesi albert long hall salonunda gerçekleştirilecek ancak program şu anda belli değil... belli olunca eklerim... konser öncesinde de konsere doğru konulu bir söyleşi organize edilmiş... yekta kopan yönetimindeki bu söyleşide trakya tıp fakültesi öğrencisi ve kök hücre araştırmacısı inci kadribegiç ve yale üniversitesi öğrencisi ve nobele ilk adım fizik ödülü sahibi olan zeynep karacan başarı öykülerini anlatacaklar...

video paylaşmadan da bitimeyeyim... olacak ille de video... 14 genç yetenek arasında hakkında paylaşım yaptığım isimler mevcut... henüz paylaşım yapamadığım isimlere baktığımda, şimdiye kadar hiç obua paylaşımı yapmadığımı fark ettim... obuaya ayıp etmişim çok... o yüzden diğer kardeşlerin affı ile harika bir gülin ataklı videosu paylaşayım dedim... theodore lalliet prelude ve variations on the carnival of venice... piyanist iris şentürker ile birlikte milli reasüransta parlayan yıldızlar konserinden...

bilkent piyano festivali

piyano
bilkent piyano festivali
genç piyanistler için bir önemli fırsat daha... böyle diyor festivalin sanat yönetmeni yoonie han... bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesinde 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenecek olan uluslararası piyano festivalinde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler buluşacaklar... amerika birleşik devletlerinden eduardus halim ve boaz sharon dışında, hyun sook tekin ve elena çekiç gibi isimler festival kapsamında gençlerle birlikte olacaklar... online kariyer geliştirme seminerinde de ülkemizden ve dışarıdan bir çok önemli isim konuşmacı olacak...

yoonie han, eduardus halim ve boaz sharon dışında, hyun sook tekin
elena çekiç galiba programa daha sonradan dahil olmuş, bu sebeple yukarıda onun fotoğrafı yok maalesef... yada ben şu anda ben pot kırmaktayım:))... ciddi bir yerde okudum, kendisinin de dahil olduğunu ama şu anda festival sayfasında öyle bir bilgiye ulaşamadım...

festival kapsamındaki etkinliklere aktif ve pasif katılımcılar alınacak... belki yaygın bir uygulamadır ama ben daha önce masterclass larda böyle bir şeye tanık olmadım... çok iyi düşünülmüş... aktif katılımcılar bütün etkinliklere katılabilecekler... bireysel derler alacaklar öğretmenlerden, ustalık sınıfında çalacaklar, bilkent konser salonunda, erimtan müzesinde ve mozarthaus da konser verecekler... öğlen beslen ve öğren oturumları var bir de... ben şöyle anladım; öğrenciler ve öğretmenler öğle yemeklerini birlikte yiyecekler... hepsinin ortak noktası piyano olduğu için de doğal olarak gençler ustalarla piyano konuşacaklar... ne kadar zekiyim de mi pat diye anlamışım :)))... neyse... iki paragraf yazınca, üçüncüde bir sululuk geliyor... konu klasik müzik ve piyano... ciddi olmakta yarar var... bir yandan zappa dinlerken piyano festivali yazarsan, olacağı bu... bunun yanında; seminerler, geziler vs ne ararsanız var... alt üst yaş sınırı filan da yok... her hangi bir sınırı şartı şurtu olmayan etkinliklere bayılıyorum... 5 yaşındaki piyanist ile dünyanın usta isimleri birlikte yemek yiyip sohbet edecekler... 50 yaşındaki katılımcı ile aynı dersi alacak minik piyanist... bundan daha muhteşem bir motivasyon olabilir mi?... şartı şurtu vardır mutlaka tabii... o ayrı... herhalde ben katılacak olsam almazlar...

bilkent konser salonu
işin komiği, ben katılacak olsam, beni de alacaklar!... pasif katılımcı olarak... pasif katılımcılar, verilecek eğitimleri izleyebilecekler... yemeğe de katılabilecekler...

usta-çırak ayrımı yok... yukarıdaki uhteşem bilkent konser salonunda çalacak herkes... herkes aynı tarhanaya kaşık daldıracak... zappadan tatlısese geçtim de ondan...

bu arada; festival sayfasını da paylaşayım, detaylı bilgiye oradan ulaşın...

https://bilkentpiyanofestivali.com

bu arada; başvuru için son gün 1 mayıs 2018... yani artık çok geç... ama benim açımdan sorun yok çünkü bu paylaşım bir etkinlik duyurusu değil... sonrası için kolaylık olsun diye şimdiden başladım yazmaya... etkinlikler tamamlandıktan sonra yazacağım...

bu festivale katılmaya hak kazanan sadece 3 minik piyanisti biliyorum... arya su gülenç, eda öncül ve mert hakan şeker... eda öncülü çok yeni tanıdım, kendisi hakkında henüz paylaşımım yok... ama az önce facebookda da paylaştım, eda da harika bir genç yetenek... şimdilik eda öncülden bir video paylaşıp bitireyim, temmuz ayında devam ederim ve yazarım festivalde olan biteni...

Haftanın Videosu

önceki videolar için playlist oklarıyla ilerleyiniz...