Ana içeriğe atla

erkin koray - cemalim

erkin koray

hayatım boyunca deliler gibi gitarla haşır neşir oldum, gitarla yatıp kalktım ama ilk dinlediğim elektro gitarlı müzik olan erkin korayın şu cemalim türküsünün üzerine çıkabilen şu ana kadar olmadı... ne kadar kötü bir şey aslında...

cemalim türküsünün erkin koray yorumu, elektronik türküler albümü içinde 1974 yılında çıktı piyasaya!... benim bu parçayı ilk duyuşum taş çatlasın 1976 yılıdır... o yıllarda öyle hemen duyamazdınız... şimdiki gibi "önümüzdeki perşembe albüm çıkıyor, alın bu da ilk klip" gibi bir şey yoktu... o yıldan itibaren sardı beni gitar manyaklığı... 1975 öncesinde aklınıza gelen kim varsa, hangi grup varsa, gitarın elektro kısmı da o yıllarda kaldı bende... yani 1975 - 79 arasında bir yerler... sonraki gitar devleri onların üstüne pek çıkamadılar... tamam, kabulümdür, onları da severek dinledim ve hala daha dinliyorum ama o eskiler gibi olamadılar bir türlü... iş saçma sapan akrobasiye döndü... bunlar bence tabii...

gevezeliğim tuttu yine... dönelim konumuza... yukarıda "ne kadar kötü bir şey aslında" demişim ya, oraya dönelim, gerçekten çok kötü... gitara merak sarıyorsun, ilk dinlediğin gitarlı müzik olan erkin korayın cemalim türküsünden öteye gidemiyorsun!!... resmen öyle... tam ve net hatırlamıyorum ama muhtemelen bu parça bana "iyiymiş be bu elektro gitar denen şey, dinlerim ben bunu hep böyleyse" dedirten bir parça!...

kişisel zevktir aynı zamanda, belki de benim hissettiğim kadar müthiş de olmayabilir, bir şey diyemem ama erkin korayın cemalim parçasında çaldığı gitarın tonundan tutun da, türkünün sözlerini ve hikayesini anlatışına kadar her yanı ayrı güzel... bu türkü bir ağıt ve bu ağıtı bu parçada gitar yakıyor resmen...



anlatmak istediğim şu: bu türküyü seslendiren ve söyleyen çok fazla grup ve sanatçı var... onlar bu ağıtı kendi sesleriyle ve türkünün sözleriyle yakıyorlar... ama erkin koray bu parçada türküyü hiç söylemese ve sadece enstrümantal çalsa da olurmuş... gitar yapacağını zaten yapıyor...

arkadaş, 1974 yılının hiç olmayan gitar teknolojisi ile bu tonu nasıl buldun?... o çift boynuz muhteşem gibson'ı şerife hanımın sesine nasıl dönüştürdün? sen dönüştürebiliyorsan, şimdiki envai çeşit sınırsız olanağa sahip gitarcılar neden dönüştüremiyorlar?... cevap basit: o ruh kalmadı... bu kadar basit...

ürgüp karlık köyünün varlıklı ailelerinden birinin oğlu olan cemal, herkesçe çok sevilen ve sayılan biridir ancak düşmanları tarafından kalleşçe öldürülür... istisnasız herkes bu ölüme çok üzülür... tabii eşi şerife hanım da... bu ağıtın sözleri cemalin eşi şerifeye aittir... 15 yaşında evlenmiştir cemalle, sadece iki yıl birlikte mutlu mesut yaşamışlardır, bir de oğulları olmuştur bu arada ama cemal öldürülmüştür... şerife ve cemalin oğlu mustafayı da at teper bir kaç yıl sonra, mustafa da ölür... tahminimce her ikisini de ardı ardına kaybeden şerife, 90-95 yaşına kadar da yaşamış!... 1993 yılında o da ölmüş... cemal ölünce, şerife cemalin yeğeni hayrullah ile evlendirilmiş... türkü refik başarana ait...

erkin koray
erkin koray - elektronik türküler

cemalim türküsü bence erkin korayın psychedelic yaklaşımıyla apayrı bir şekle bürünmüş... derinden derinden işliyor bu ağıtı... erkin korayın ilk albümü elektronik türküler... bir sene öncesinde de kendi bilgisi dışında, önceki eserleri toplanıp, albüm halinde piyasaya sürülmüştü istanbul plak ama ona albüm demek doğru değil... istanbul plak erkin korayın 1960 lı yıllardan beri yaptığı çalışmaları sürekli yayınlamıştır ve bu sebeple erkin koray ile yolları ayrılmıştır...

erkin babanın kendi ifadesiyle; elektronik türküler albümü "büyük bir duygusal değer"... tartışılabilir ama bence erkin korayın zirvesidir bu albüm... benim gitar manyaklığım gibi erken gelen bir zirve:)... elektronik türküleri mutlaka bir şekilde bulun ve dinleyin... yalnızlar rıhtımını zaten bilmeyen yoktur, türkü adlı parçayı da şiddetle öneriyorum...

elektronik türküler albümünde erkin koray gitarları çalıp vokal yapıyor... bunu yazmama ne gerek vardı anlamadım ya neyse:)... diğer isimleri mutlaka yazmam lazım... davulu sedat avcı çalıyor... ama cemalim parçasında davulu çalan ayzer danga idi... bas gitarı çalan ise ahmet güvenç... ahmet güvenç, barış manço ile ölümüne kadar çalışmış bir isim... kurtalan ekspresin basçısı... gülpembenin ve dönencenin bestecisi... faruk tekbilek bağlama çalarken, ahmet tekbilek de zurna çalmıştır türkü isimli parçada... bu arada; yukarıdaki videoda bas gitarı çalan ahmet güvenç mi? emin olamadım çünkü ahmet güvenç solak değil... o zamanlar solaksa bilmiyorum...

tamamı aşağıda elektronik türkülerin... erkin koray galiba kızmıyormuş paylaşımına (umarım doğrudur)... gerçi paylaşan da ben değilim sonuçta...



elektronik türküler albümü bir baş yapıttır... progresif ve psychedelic dünyanın baş yapıtlarından biridir hem de... eğer yıl 1974 olmasaydı, erkin koray da diğer parçalarıyla tanınmış olmasaydı, bu albümü türkiyede kimse kaydedip basmazdı:)... bereket şu dünyada o kısacık 67-75 yılları da yaşanmış... ilk basım sonrasında da ülkemizde ve dünyada defalarca basılmıştır... italya, almanya, kore bildiklerim... türkiyede sonra basılan ve piyasaya sürülen albümlerin bazıları orijinal değil!... dikkatli olun bulursanız... erkin koray ülkemizde bir tanınıyorsa, dünyada 100 tanınıyor... biz 1 önem veriyorsak, dünya 1000 önem veriyor... böyle tuhaf bir şekilde ifade edeyim de anlaşılsın... erkin koray hakkında gerçek doğru bilgileri ben kendi ülkesindeki kaynaklardan değil, dünyadaki ilgililerinden öğreniyorum... ilk fırsatta bildiğim, bulduğum her şeyi toplayıp yazacağım ama hem bazı bilgileri teyit etmek zor hem de koskoca erkin babayı yazabilmek zor... şimdilik bu kadar diyeyim ama harika bir erkin koray belgeseli ile tabii...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada