Ana içeriğe atla

konserleri ile dikkat çeken genç müzisyenler


bir önceki paylaşımda gençlere sahne tozu yutturma konusunda bir şeyler karalamıştım kendimce... daha doğrusu herkes tarafından dillendirilen ama bir türlü tam anlamıyla hayata geçirilemeyen basit ve bilindik önerilerdi... orada da bahsetmiştim, güzel örnekler de oldukça fazla... sadece bildiğim örnekleri de yazayım istedim takip edebildiğim ölçüde... her zamanki klişe lafımı da edeyim, bilmediklerim, duymadıklarım da vardır ve umarım onlar daha fazladır... hatırlayabildiğim kadarıyla kısaca özetleyeyim bildiklerimi...

şunu da belirteyim; burada sadece ağırlıklı ve sistemli olarak konserler veren gençlerden ve onlara konser olanağı sunan organizasyonlardan bahsedeceğim...

mesela ilk aklıma gelen, en son güzel örnekle başlayayım...

cem esen'den cosmic variations

genç ve başarılı bestecimiz cem esen'in piyano ve orkestra için bestelediği op.10 cosmic variations adlı eseri, 25 ekim 2019 tarihinde bursa bölge devlet senfoni orkestrası tarafından seslendirildi ve solist de kendisi idi... ilk seslendiriliş idi... benim olmasını istediğim tarzda çok çok iyi bir örnek oldu bu konser... tam anlamıyla olması gereken bu idi, bu sebeple bursa devlet senfoniyi kutluyorum...

bu arada; hazır konserlerden bahsetmişken, cem esen'in son dönemde verdiği konserleri de yazayım... ilki cihat aşkın tarafından trt de hazırlanıp sunulan radyo 3 konserleri idi... radyo programı olmakla birlikte, yazmak istedim... bu program 17 eylülde idi... yukarıda bahsettiğim bursa konseri sonrasında da, adana çukurova üniversitesinde bir konser verdi 31 ekimde... en son konseri ise 3 kasım tarihinde iş sanatta meriç soylu anısına verdiği konser idi...

cem esen, en çok konser veren piyanist bestecilerimizden ve son yıllarda besteleri dışında en çok dikkat çeken konu bence yorumculuğu... tarzını ciddi biçimde hissettirmeye başladı... ben, cem esen'im diyor...

cem esen'i tam anlamıyla aradığım örnek olması ve son konserlerinden bahsetmemiş olmam sebebiyle biraz uzun yazdım ama aşağıdaki diğer örnekleri zaten paylaşmıştım, daha kısa geçebilirim... ama her biri bence çok önemliler...

cem esen
mert hakan şeker'den 3 kıtada 3 konser

bir kaç gün önce paylaşmıştım... mert hakan şeker, 3 ayda 3 kıtada konser verdi... tabii aslında 4 kıta... yukarıdaki paylaşımda tamamını yazdım zaten... mert hakan şeker de konser tecrübesi çok olan bir piyanist... konservatuvarlı değil şu anda, bir çok yarışmadan derecesi olmakla birlikte, zannedersem yolu artık konserlerden geçecek ağırlıklı olarak...

mert hakan şeker
duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

duru aydın da bir çok derece sahibi genç piyanistlerimizden... geçtiğimiz yıl içinde, öğrenci olmasına rağmen, 9 konser vermişti ve ben de tamamını paylaşmıştım... bu 9 konsere ek olarak, geçtiğimiz 22 eylül tarihinde chopin festivali açılış konserini de duru aydın verdi... bu da çok önemli... önümüzdeki sezonun da böyle konserlerle geçeceğini düşünüyorum... bu arada artık pekinel kardeşlerin dünya sahnelerinde genç müzisyenler projesince de desteklenmeye başlandı duru...

duru aydın
cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

cansu naz da geçen sezon verdiği konserlerle çok dikkat çekmişti... yine bir yandan öğrencilikle uğraşırken, bir yandan 3 farklı konçertoyu seslendirebilen bir isim oldu... üç piyano konçertosunu bir sezonda hazırlanıp seslendirmek öyle basit değil... ben cansu naz eriş'in de artık yolunun konserlerce yoğun geçeceğini düşünüyorum...

cansu naz eriş
bu örnekler dışında da sık sık konserlerde gördüğümüz genç yetenek sayısı aslında hiç de az değil... örneğin hakkında daha önce paylaşım yapmış olduğum isimlerden arya su gülenç ve elif eroğlu da konserleriyle dikkat çeken isimler... ama yukarıda da bahsettiğim gibi, ben özellikle konserlere yoğunlaşan, yolunu bu şekilde çizdiğini düşündüğüm isimlere dikkat çekmeyi amaçladım... tabii ki kendilerini yönlendiren öğretmenleri, aileleri ve belki de bilmediğim kişiler bu noktada önemlidirler diye düşünüyorum... önceki paylaşımımda da belirttiğim gibi, bu gençler kendilerini eğitime emanet ettiler ve onların akıl hocaları, menajerleri ve yönlendirenleri; bu aşamada başta öğretmenleri ve aileleridir tahminimce...

bilkent çocuk senfoni orkestrası, 2019...



bütün konserler çok önemli... sahnede geçen her dakika önemlidir mutlaka... bazı konserleri de paylaşmıştım daha önce, bağlantısını vereyim, okuyun... gençlerden başarılı konserler

bir de gençlere ciddi konser tecrübesi kazandıran etkinlikler ve organizasyonlar var... onları da yazayım kısaca...

ulusal genç yetenekler yarışması

istanbul devlet senfoni orkestrası'nın sedat-güzin gürel sanat ve bilim vakfı'nın katkıları ile düzenlediği ulusal genç yetenekler yarışması'nda; piyanist cansu naz eriş birinciliği kazanırken, viyola sanatçısı emir kemancı ikinci, keman sanatçısı kazım kaan alıcıoğlu ise üçüncü olmuştu... yarışmada derece alan genç yeteneklere de idso eşliğinde solist olarak sahne alma fırsatı verilmişti... tüm yarışmalar sonrasında bu gibi fırsatlara öncelik verilebilir diye düşünüyorum...

bilkent piyano festivalinde de benzer şekilde amerikada ve mozarthaus'ta konser fırsatları yaratılmıştı ödül olarak...

mozarthaus demişken hemen bahsedeyim, ülkemizin ilk butik konser salonu olan ve ılgın salman ve koray okyay tarafından ankara'da açılan mozarthaus sanat ve konser evi, sürekli genç yetenekleri ağırlıyor ve sahne deneyimi yaşatıyor...

eskişehir'de çocuk solistler

eskişehir belediyesi senfoni orkestrası bir kaç yıldır solist olarak genç yeteneklere konser imkanı sağlıyor... çok önemli bir uygulama... gelişerek ve büyüyerek devam edeceğini düşünüyorum bu uygulamanın... bir sene önce 10 solist seçilmişti, geçtiğimiz yıl 21 solist seçildi değişik enstrümanlardan...

yarının kadın yıldızları

türkiye sınai kalkınma bankasının katkılarıyla, istanbul müzik festivali kapsamında bir destek fonu oluşturularak, yarının kadın yıldızları destek fonu adı altında, gelecek vaad eden genç yeteneklere solist olarak konser verme imkanı sağlandı... ben 2018 yılını paylaşmıştım, umarım devam ediyordur...

müziğin umuda kitaplarla dokunuşu
müziğin umuda dokunuşu

üçüncü yılına giren bence çok önemli bir etkinlik... çoğu minik piyanistlerden oluşan genç yeteneklere konser imkanı sağlayan bir uluslararası etkinlik... adı bu sene izmir piyano festivaline dönüştü ve hızla büyüyor, gelişiyor... gelişerek devam edeceğinden de eminim...

parlayan yıldızlar konser serisi

çok önemli bir konser serisi... yukarıdakine ek olarak bir çok paylaşım yaptım... aslında pek de çaktırmadan büyük bir yarışma aynı zamanda ama çok yararlı bir yarışma... bir çok gence prestiji yüksek konser olanağı sağlıyor...

gençlere uzanan eller

bu paylaşımda bahsettiğim gençlere destek ve burs sağlayan organizasyonlar da yıl içinde bir yada bir kaç büyük konsere imza atıyorlar...

bunun yanında, sadece çocuk ve gençlerden oluşan orkestralar da çok çok önemliler ama daha önce de bahsettiğim gibi, tam olarak bu paylaşımın konusu değiller... takip edebildiğim kadarıyla bildiklerimi gençlere uzanan eller kapsamında yazmıştım... orada bahsetmemiş olduğumu farkettiğim bazı üniversitelerimiz de çocuk ve gençlik orkestralarına artık sahipler... şimdilik bildiklerimi de yazmayayım çünkü bilmediklerime ayıp olur... mantığa bak:)... ama şunu mutlaka belirtmek istiyorum; üniversitelerde bile anladığım kadarıyla bu iş sanki gönüllü ve canla başla hayatını bu işe verenlerce omuzlanıp götürülüyor!... ben şimdi burada detaya girmiyorum ama resmen nerede kim canla başla bu orkestraları sırtlıyor ve sürekli adım adım yükseltiyor, hepsini takip ediyorum... bazı şeyleri eksiksiz yazmak gerektiği için, onları ayrıca paylaşmak istiyorum... neyse yazı pat diye bitti zannedersem...

tepebaşı belediyesi iki elin sesi var çocuk senfoni orkestrası

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.