Ana içeriğe atla

yarının kadın yıldızları


türkiye sınai kalkınma bankasının katkılarıyla istanbul müzik festivali kapsamında bir destek fonu oluşturulmuştu... "yarının kadın yıldızları destek fonu"... benim bildiğim kadarıyla, ilk defa bu yıl böyle bir fon çerçevesinde gelecek için umut vaad eden genç kadın sanatçılara böyle güzel bir imkan sağlandı... tabii ben ilk defa diyorum, umarım her sene bu destek başarılı genç kadın sanatçılara sağlanacaktır ve 2018 yılı ilk yıldır...

istanbul müzik festivali direktörü yeşim gürer oymak, muhiddin dürrüoğlu, ayşegül kirmanoğlu, özkan manav ve hakan şensoy; seçici kurul olarak bir araya geldiler, tahminimce adayları ince eleyip, sık dokudular ve farklı enstrümanlarda büyük başarılar sergilemiş olan ve sergilemeye devam edeceği umudunu veren toplam 14 genç kadını belirlediler... yarının kadın yıldızları olarak destek almaya hak kazanan genç yetenekler şöyle...

alara acar arp
aslı su kurtuluş flüt
deniz ayşe birdal viyolonsel
deniz su polat viyola
ezgi göktürk piyano
ezgi sarıkçıoğlu keman
ezgi su apaydın keman
gizem sözeri kontrbas
gülin ataklı obua
güneş hızlılar arp
idil yunkuş keman
ramona kemmer piyano
sesim bezdüz keman
ülker tümer viyolonsel

yukarıdaki isimlerin tamamı; ustalık sınıflarında, yarışmalarda, çeşitli etkinliklerde ve konserlerde sürekli gördüğümüz ve başarılarını alkışladığımız genç yetenekler...

büyük umut vaad eden bu genç yetenekler; yurtdışında eğitim, ustalık sınıflarına katılım, yarışma ve orkestra seçmelerine katılım yada iyi bir enstrümana sahip olma gibi amaçlarla bu destek fonundan yararlanabilecekler...

yarının kadın yıldızları
araya ekleme/

yukarıdaki fotoğraf hürriyet gaztesinden... hürriyet gazetesinde bugün çıktı, ben de buraya en azından bağlantısını vereyim istedim... yarının kadın yıldızlarının bir hayali var diye başlık atmışlar, ben de hepsinin ortak bir hayali var zannettim... her bir genç yeteneğe kendi hayalini sormuşlar... onlar da söylemişler... olsun o da güzel... ben en çok beğendiğim hayali buraya da yazayım; dedim ama durup dururken sinirlerim zıpladı yine... kendim kaşındım... ilk okuduğum hayale bakın...
Yurtdışında okuyan birçok müzisyen arkadaşım gibi ben de maalesef devlet desteği alamamaktayım. Müzisyen olarak en büyük hayalim kendime ait bir arpımın olması ve dilediğim kadar çalışabilmek. Öğrenciliğim bittiğinde arpsız kalacağım gerçeği beni çok endişelendiriyor.
genç arp sanatçımız alara acar, geleceğe yönelik hayali olarak bunu söylemiş... sanatçı kişiliğe ve ruha sahip bir gencin asıl hayalleri aslında çok farklıdır ve onları öyle uzatılan her mikrofona zaten söylemez pek ama tahminimce alara eline fırsat geçmişken ve soruyu soran da hürriyet olunca, herkes duysun istemiş... "belki utanırlar" demiş olabilir ama utanması gereken hiç kimse utanmaz!... bu kadar başarılı genç sanatçıların enstrümanlarının yokluğuna tanık oldukça boynumdan tepeme tık tık atmaya başlıyor... bereket konu klasik müzik de yazarken bana bir efendilik çöküyor... neyse... alara, sevdiği müzisyen arkadaşlarıyla uzun soluklu bir oda müziği topluluğu içinde dünyanın her yerinde konserler vermek, müziği ve emeği paylaşmak da istiyor... umarım tüm hayallerini günün birinde fazlasıyla yaşar ve yeni hayallere yelken açar alara...

verdiğim bağlantıdan hürriyet gazetesie gidip, her bir gencin hayalini okumayı da unutmayın...

aslında gençlerin ifade ettiklerinin neredeyse tamamı hayal değil, hedef... yukarıda bahsettiğim gibi, hayallerini pek ifade etmiyor olabilirler... ezgi göktürk, türkiyedeki müzik eğitimiyle ilgili köklü değişiklikler yapmak istediğini belirtmiş... bu hoşuma gitti... bu aslında tam bir hayal:))... ama umarım bu deveye hendek atlatmaktan daha zor değişimi gerçekleştirebilir ezgi gelecekte... güneş hızlılar da arpı piyano ve keman popülaritesine çıkarmayı hedefliyor, bu da güzel... benim en ilgimi çeken hayal ise ramona kemmer'den geldi... tüm canlılar için faydalı çalışmalar yapmak istiyor... müziği asla bırakmayacak ve fizik, matematik ve edebiyat ile yürütecek müziği... müziği çalmak kendisine yetmeyecek, derin anlamı yakalayacak... kültür tarihinin önemini kavramış ve kapsamlı çalışmalar yapacak...

ben kendi lafımın arasına girdim, çıkıyorum şimdilik, siz devam edin... okuyorsanız tabii... bazen yazının ortalarıyla yada sonlarıyla ilgili yorum yazanlar oluyor... çok şaşırıyorum bu devirde bu kadar uzun şeylerin okunmuş olmasına!... akıllı telefonlar ve sosyal medya okuma tembeli yaptı herkesi de o yüzden bunu da araya sıkıştırayım istedim... okumadan, beğen paylaş, geç tarzındayız artık...

ülkemizin ilk harika çocuğu idil biret'in de gençlerle birlikte sahne alacağı konser, 28 mayıs 2018 akşamı boğaziçi üniversitesi albert long hall salonunda gerçekleştirilecek ancak program şu anda belli değil... belli olunca eklerim... konser öncesinde de konsere doğru konulu bir söyleşi organize edilmiş... yekta kopan yönetimindeki bu söyleşide trakya tıp fakültesi öğrencisi ve kök hücre araştırmacısı inci kadribegiç ve yale üniversitesi öğrencisi ve nobele ilk adım fizik ödülü sahibi olan zeynep karacan başarı öykülerini anlatacaklar...

video paylaşmadan da bitimeyeyim... olacak ille de video... 14 genç yetenek arasında hakkında paylaşım yaptığım isimler mevcut... henüz paylaşım yapamadığım isimlere baktığımda, şimdiye kadar hiç obua paylaşımı yapmadığımı fark ettim... obuaya ayıp etmişim çok... o yüzden diğer kardeşlerin affı ile harika bir gülin ataklı videosu paylaşayım dedim... theodore lalliet prelude ve variations on the carnival of venice... piyanist iris şentürker ile birlikte milli reasüransta parlayan yıldızlar konserinden...



ilki 2018 yılında gerçekleştirilen yarının kadın yıldızları projesi, 2019 yılında da aynı başarıyla devam ettirildi ve 2020 yılı için de takvim belirlendi... iksv genel müdür yardımcısı yeşim gürer oymak, orkestra şefi ve keman sanatçısı hakan şensoy, piyano ikilisi ufuk ve bahar dördüncü, klarnet sanatçısı ayşegül kirmanoğlu ve besteci özkan manav, bir aya geldiler seçici kurul olarak ve bu sefer de 2019 yılınınümit veren sanatçılarını belirlediler... titizlikle seçilen isimler aşağıda:

berfin saysel arp
deniz şensoy keman
duru önhon keman
ece nur özer fagot
elif ece cansever keman
esengül yıldız keman
hacer cansu yüksel klarnet
idil pulat viyolonsel
idil sezer viyola
müge sak keman
nilüfer sude güçlü keman
pelinnur ışıkçı piyano
sevgi varol fagot
sinem karasu viyolonsel

yarının kadın yıldızları 2019

Yorumlar

Çok Okunanlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır... keyboardlar & piyanolar başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz...

benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...


şunun …

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

akdeniz üniversitesi devlet konservatuvarının piyano bölümünde liseyi tamamladıktan sonra, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi kompozisyon bölümünde onur türkmen ile sürdürdü çalışmalarını ve eğitimini başarıyla tamamladı... asıl hocası onur türkmen olmakla birlikte; kendisine büyük emeği geçen diğer hocalarından da bahsetmeden olmaz... yiğit aydın ile armoni ve orkestrasyon, tolga yayalar ile polifoni, fugue ve post tonal teori (yazdığıma pişman olmaya başladım:))... aynen yazsan olmuyor, türkçeleştirsen olmuyor, ne biçim ders arkadaş bunlar... tonal ötesi:)))...)... neyse; konuya hakimmişim gibi davranayım, bir çok "uzman yazar!" öyle yapıyor, benim neyim eksik:)... maria nowotna ile kulak eğitimi (ne güz…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka... aşağıdaki paylaşımları da bu yazıdan sonra yaptım, onları da araya ilave edeyim dedim... aşağıdakiler de okunacak...

cem esen'den cosmic variations

cem esen ve ayşe ece güneşş…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

ıraz yıldız

çok fazla paylaşıma aynı şekilde başladım, artık tat da vermiş olabilir ama ıraz yıldız da oldukça uzun bir süredir hakkında mutlaka yazmak istediğim çok önemli genç sanatçılardan biri... ve ben şimdiden bu klişeleşmeye başlayan girişe ek olarak, klişeleşmeye başlayan kapanış cümlemi de en baştan yazayım; yakın yada uzak gelecekte kesinlikle kalbur üstü bir cazcı olacak ıraz... hiç kimseye bu kadar emin olarak yazmamıştım bu öngörümü... bütün derdim, klasikçileri cazcı yapmak benim:)...

ıraz yıldızı ben fazıl say sayesinde tanıdım... fazıl sayın övgüyle bahsettiği genç bir piyanisti yakalarım da bırakır mıyım hiç... o zamandan beri aklımda ama şimdi o yazıyı bulamadım... bulunca eklerim mutlaka... izlediğim ilk videosunu hemen paylaşayım... bu kadar mı hissederek çalınır!... aslında çok daha yakın tarihli canlı kayıtları da var ama ben özellikle bu kaydı paylaşıyorum..

fazıl say - nazım balad 1



burada da bir çok kez elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım, son yıllarda ülkemizde genç y…

samida

gürcü dilinde üç kız kardeş anlamına geliyor samida... yani yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz üç sanatçı; damla şahin, yudum şahin ve tamara şahin kardeş oluyorlar... ilk defa yüzleri göstermeyen bir fotoğraf seçtim burada, ilginç oldu ama fotoğraf güzel ne yapalım, aşağıda tekrar paylaşırım, tanış olursunuz artık... ben de az önce tanıştım kendileriyle ve hemen paylaşmaya başladım... bir yandan dinliyorum müziklerini, bir yandan da yazıyorum... ilk izlenimlerimi yazayım hemen: parçalar kısa:)... bir de şunu yazayım, yeni tanış oldum dedim ama bu kardeşlerden birini tanıyorum sanki...

ben genelde bu şekilde paylaşım yaptığım için, yazmaya başlayıp da sonradan paylaşımı iptal ettiğim de az olmadı ama samida şu anda oldukça iyi gidiyor... youtube tarafından bana önerildiği için izlediğim ilk videoları "budur işte!" dedirtmişti, şu anda evet kesinlikle budur işte diyorum... çok başarılılar... dinlemeye başladığınız anda eğitimli müzisyenleri dinlemekte olduğunuzu hemen anlıyors…

gökay özgür

uzun süredir ilgiyle takip ettiğim ve bir süredir de yazmak isteyip, bir türlü yazamadığım, diğer yandan hakkında az da paylaşım yapmadığım bir genç piyanist gökay özgür... bir kaç yıldır mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı'nda prof. dr. gülden gökşen ile piyano eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarı haberlerini sıkça paylaşır oldum... mesela bir tanesine şöyle bir göz gezdirin derim çünkü oradaki fotoğrafa hayranım ben... boy boy, envayi çeşit piyanist göreceksiniz, işte o boy boy genç piyanistin en boylusu olarak sürekli dikkatimi çekerdi gökay özgür ama hakkında yeterli bilgim olmadığı için şimdiye kadar paylaşamamıştım...

fotoğrafta abi gibi duran gökay özgür, gülden gökşen'in diğer öğrencilerinin gerçekten abileridir... piyanoya 15 yaşında başlamış ve bu sebeple sanat otoritelerini şaşırtıyormuş çünkü 15 yaş çok geç bir yaşmış piyanoya başlamak için... "5 aylıktı, kürdilihicazkar makamında ağlar, mama kaşığını evfer usulünde v…