Ana içeriğe atla

yarının kadın yıldızları 2018 & 2019


türkiye sınai kalkınma bankasının katkılarıyla istanbul müzik festivali kapsamında bir destek fonu oluşturulmuştu... "yarının kadın yıldızları destek fonu"... benim bildiğim kadarıyla, ilk defa bu yıl böyle bir fon çerçevesinde gelecek için umut vaad eden genç kadın sanatçılara böyle güzel bir imkan sağlandı... tabii ben ilk defa diyorum, umarım her sene bu destek başarılı genç kadın sanatçılara sağlanacaktır ve 2018 yılı ilk yıldır...

2020 yılının yıldızlarını da tanıyın

2021 yılını da tabii ki

2022 yılının yıldızları

istanbul müzik festivali direktörü yeşim gürer oymak, muhiddin dürrüoğlu, ayşegül kirmanoğlu, özkan manav ve hakan şensoy; seçici kurul olarak bir araya geldiler, tahminimce adayları ince eleyip, sık dokudular ve farklı enstrümanlarda büyük başarılar sergilemiş olan ve sergilemeye devam edeceği umudunu veren toplam 14 genç kadını belirlediler... yarının kadın yıldızları olarak destek almaya hak kazanan genç yetenekler şöyle...

alara acar arp
aslı su kurtuluş flüt
deniz ayşe birdal viyolonsel
deniz su polat viyola
ezgi göktürk piyano
ezgi sarıkçıoğlu keman
ezgi su apaydın keman
gizem sözeri kontrbas
gülin ataklı obua
güneş hızlılar arp
idil yunkuş keman
ramona kemmer piyano
sesim bezdüz keman
ülker tümer viyolonsel

yukarıdaki isimlerin tamamı; ustalık sınıflarında, yarışmalarda, çeşitli etkinliklerde ve konserlerde sürekli gördüğümüz ve başarılarını alkışladığımız genç yetenekler...

büyük umut vaad eden bu genç yetenekler; yurtdışında eğitim, ustalık sınıflarına katılım, yarışma ve orkestra seçmelerine katılım yada iyi bir enstrümana sahip olma gibi amaçlarla bu destek fonundan yararlanabilecekler...

yarının kadın yıldızları

yarının yıldızlarının hayalleri

yukarıdaki fotoğraf hürriyet gaztesinden... hürriyet gazetesinde bugün çıktı, ben de buraya en azından bağlantısını vereyim istedim... yarının kadın yıldızlarının bir hayali var diye başlık atmışlar, ben de hepsinin ortak bir hayali var zannettim... her bir genç yeteneğe kendi hayalini sormuşlar... onlar da söylemişler... olsun o da güzel... ben en çok beğendiğim hayali buraya da yazayım; dedim ama durup dururken sinirlerim zıpladı yine... kendim kaşındım... ilk okuduğum hayale bakın...
Yurtdışında okuyan birçok müzisyen arkadaşım gibi ben de maalesef devlet desteği alamamaktayım. Müzisyen olarak en büyük hayalim kendime ait bir arpımın olması ve dilediğim kadar çalışabilmek. Öğrenciliğim bittiğinde arpsız kalacağım gerçeği beni çok endişelendiriyor.
genç arp sanatçımız alara acar, geleceğe yönelik hayali olarak bunu söylemiş... sanatçı kişiliğe ve ruha sahip bir gencin asıl hayalleri aslında çok farklıdır ve onları öyle uzatılan her mikrofona zaten söylemez pek ama tahminimce alara eline fırsat geçmişken ve soruyu soran da hürriyet olunca, herkes duysun istemiş... "belki utanırlar" demiş olabilir ama utanması gereken hiç kimse utanmaz!... bu kadar başarılı genç sanatçıların enstrümanlarının yokluğuna tanık oldukça boynumdan tepeme tık tık atmaya başlıyor... bereket konu klasik müzik de yazarken bana bir efendilik çöküyor... neyse... alara, sevdiği müzisyen arkadaşlarıyla uzun soluklu bir oda müziği topluluğu içinde dünyanın her yerinde konserler vermek, müziği ve emeği paylaşmak da istiyor... umarım tüm hayallerini günün birinde fazlasıyla yaşar ve yeni hayallere yelken açar alara...

verdiğim bağlantıdan hürriyet gazetesie gidip, her bir gencin hayalini okumayı da unutmayın...

aslında gençlerin ifade ettiklerinin neredeyse tamamı hayal değil, hedef... yukarıda bahsettiğim gibi, hayallerini pek ifade etmiyor olabilirler... ezgi göktürk, türkiyedeki müzik eğitimiyle ilgili köklü değişiklikler yapmak istediğini belirtmiş... bu hoşuma gitti... bu aslında tam bir hayal:))... ama umarım bu deveye hendek atlatmaktan daha zor değişimi gerçekleştirebilir ezgi gelecekte... güneş hızlılar da arpı piyano ve keman popülaritesine çıkarmayı hedefliyor, bu da güzel... benim en ilgimi çeken hayal ise ramona kemmer'den geldi... tüm canlılar için faydalı çalışmalar yapmak istiyor... müziği asla bırakmayacak ve fizik, matematik ve edebiyat ile yürütecek müziği... müziği çalmak kendisine yetmeyecek, derin anlamı yakalayacak... kültür tarihinin önemini kavramış ve kapsamlı çalışmalar yapacak...

ben kendi lafımın arasına girdim, çıkıyorum şimdilik, siz devam edin... okuyorsanız tabii... bazen yazının ortalarıyla yada sonlarıyla ilgili yorum yazanlar oluyor... çok şaşırıyorum bu devirde bu kadar uzun şeylerin okunmuş olmasına!... akıllı telefonlar ve sosyal medya okuma tembeli yaptı herkesi de o yüzden bunu da araya sıkıştırayım istedim... okumadan, beğen paylaş, geç tarzındayız artık...

ülkemizin ilk harika çocuğu idil biret'in de gençlerle birlikte sahne alacağı konser, 28 mayıs 2018 akşamı boğaziçi üniversitesi albert long hall salonunda gerçekleştirilecek ancak program şu anda belli değil... belli olunca eklerim... konser öncesinde de konsere doğru konulu bir söyleşi organize edilmiş... yekta kopan yönetimindeki bu söyleşide trakya tıp fakültesi öğrencisi ve kök hücre araştırmacısı inci kadribegiç ve yale üniversitesi öğrencisi ve nobele ilk adım fizik ödülü sahibi olan zeynep karacan başarı öykülerini anlatacaklar...

video paylaşmadan da bitimeyeyim... olacak ille de video... 14 genç yetenek arasında hakkında paylaşım yaptığım isimler mevcut... henüz paylaşım yapamadığım isimleri incelediğimde, şimdiye kadar çok az viyola paylaşımı yapmış olduğumu fark ettim... viyolanın da hastasıyımdır... o yüzden diğer kardeşlerin affı ile harika bir deniz su polat videosu paylaşayım dedim... bela bartok
eseri viyola ve orkestra için konçerto'nun ilk bölümü...


2019 yılının yıldızları

ilki 2018 yılında gerçekleştirilen yarının kadın yıldızları projesi, 2019 yılında da aynı başarıyla devam ettirildi ve 2020 yılı için de takvim belirlendi... iksv genel müdür yardımcısı yeşim gürer oymak, orkestra şefi ve keman sanatçısı hakan şensoy, piyano ikilisi ufuk ve bahar dördüncü, klarnet sanatçısı ayşegül kirmanoğlu ve besteci özkan manav, bir aya geldiler seçici kurul olarak ve bu sefer de 2019 yılının ümit veren sanatçılarını belirlediler... titizlikle seçilen isimler aşağıda:

berfin saysel arp
deniz şensoy keman
duru önhon keman
ece nur özer fagot
elif ece cansever keman
esengül yıldız keman
hacer cansu yüksel klarnet
idil pulat viyolonsel
idil sezer viyola
müge sak keman
nilüfer sude güçlü keman
pelinnur ışıkçı piyano
sevgi varol fagot
sinem karasu viyolonsel

yarının kadın yıldızları 2019
bu tip paylaşımlarda hem video paylaşmak istiyorum hem de bu kadar kişiden bahsedip, sadece tek video paylaşmak da pek hoş olmuyor... fırsatım oldukça bu genç yeteneklerimizin her birini ayrı ayrı paylaşmak da istiyorum ama o da olmuyor... işin içinden çıkamıyorum...

genelde sayfada daha önce hakkında paylaşım yapmadığım kişilere ve enstrümanlara öncelik veriyorum tıpkı yukarıdaki deniz su polat videosu gibi ama bu sefer olmadı... o da olmadı çünkü 4 sene önceki videolar var, hiç videosu olmayan var... vs vs ... aflarına sığınarak belirteyim, mümkün olduğunca keman ve piyano paylaşmak istemiyorum ve aradığımı buldum sonunda... genç viyolonoselcimiz sinem karasu'dan beethoven çello sonatına karar kıldım... harika bir eser, harika bir seslendirme... daha ne olsun... piyanoda eşlik eden piyanist ise utku asan... bu arada; ben bu videoyu, tam 1 sene sonra ekledim:))...

beethoven cello sonata 1. mov.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada