Ana içeriğe atla

arya su gülenç

piyanist
arya su gülenç

tam bir sene önce duymuştum arya su gülenç adını... 7 yaşında idi... 6 nisan 2017 tarihinde pariste finali yapılan uluslararası müzik yarışmasında ikincilik ödülüne layık görülmüştü... sadece bir sene içinde bile çok büyük ve hızlı bir gelişme kaydetti, bir çok önemli başarıya imza attı arya su... arya'nın babası ümit gülenç de bir müzik öğretmeni, dolayısıyla zaten müziğin içine doğmuş arya ama müziğin içine her doğan da bu derece başarılı olamıyor, onu da ilave edeyim hemen...

önemli eklemeleri aralara yapıyorum kolayca görünmesi için... arya su gülenç, artık bir web sayfasına da sahip, aşağıdaki bağlantıdan kendisini takip edebilirsiniz...

arya su gülenç resmi sayfası

aryadan aslında bu sayfada daha önce bahsetmiştim ama kendisi adına paylaşım yapmamıştım... kısa bir süre önce yaptığım genç müzisyenlerden son haberler paylaşımında aryanın bir sene içinde elde ettiği başarıları zaten verdim... şu anda 8 yaşında arya, bildiğim kadarıyla 6 yaşından itibaren piyano çalışmalarına başlamış, kısacık kariyerinde şimdiden benim tanık olduğum 4 önemli başarı kazandı bile... çok hızlı yol alan gençlerden ama tabii o yol kolay alınmıyor, bizler kısacık sürede elde ettiği başarıları sayarken, o zannedersem bir yarışmadan dönüp, ertesi gün bir sonraki yarışmanın çalışmalarına başlamış...

bu paylaşım sonrasında hakkında yapmış olduğum paylaşımlara da göz atarsanız, sevinirim...

enka sahne: daha iyi bir gelecek için gençlerle sanat

arya su ve kaan'dan başarı haberleri

gençlerden başarılı konserler

arya su gülenç'ten güzel haberler

bilkent piyano festivali

lafı çok uzatmadan hemen bir videosunu paylaşayım... son katıldığı music fireworks at baden-württemberg yarışmasındaki performansı... eserler sırasıyla beethoven f maj sonatine 1st mov., lemoine op:39 No:10 ve ilhan baran dialogue...



repertuvarında ilhan baran olması çok hoşuma gitti... yarışmalarda çalması daha da hoşuma gitti...

nisan 2017 de paristen dereceyle dönen arya su gülenç, eylül ayında bulgaristanın varna şehrinde düzenlenen varna - albena heirs of orpheus müzik Yarışmasından ve aralık ayında rome grand prize virtuoso yarışmasından birincilikle döndü... bulgaristandaki yarışmada aynı zamanda en iyi czerny yorumcusu olarak czerny özel ödülüne de layık görülmüştü... 2018 yılına da çok hızlı başladı arya, ocak ayında st. petersburg 9. savhinsky uluslararası müzik yarışmasından ikincilikle döndü... geçtiğimiz mart ayının sonunda da almanyaya gitti ve yine birincilikle döndü... almanyanın würtemberg eyaletinin mühlacker kentinde düzenlenen 7. uluslararası music fireworks at baden-württemberg yarışmasında birinciliğe layık görüldü...

arya gerçekten çok iyi ve bu hızla giderse, çok kısa sürede devasa adımlar atacak... otorite değilim ama ilgili bir dinleyici olarak izlenimim böyle... sadece 2 senede katetti bu yolu arya... benim bildiğim kadarıyla aryanın arkasında iki önemli insan var... müzik öğretmeni olan babasının teşvikleri ile başlamış piyanoya... ve tabii ki ilk öğretmeni elena çekiç... kim ne derse desin, çok öenmlidir ilk öğretmenler... ardı ardına sıraladığım tüm bu başarılarında kendisinin payı yadsınamaz...

arya su gülenç hakkında şimdilik bildiğim ve emin olduğum en önemli şey; kendisi hakkında gelecekte çok fazla paylaşım yapacak olmam... hatta bu sene içinde en az 2-3 ekleme yapacağımdan eminim bu paylaşıma... bu yıl bitmeden en az 2 birincilik haberi eklerim buraya [fazlasını eklemişim:)]... böyle diyorum ama şunu da artık araya sıkıştırmaya çalışıyorum sürekli, yarışmalar dereceler filan çok önemli değil... ben kişisel olarak özellikle çocukların yarıştırılmalarından pek de memnuniyet duyan biri değilim ama belki de çok yararlıdır bu yarışmalar... ukalalık da yapmayayım, sonuçta bütün dünyada olan şeyler... benim için çocukların sanatla ilgilenip uğraşmaları yeterli... üstüne üstlük, arya gibi farkedilir bir ustalıkları da varsa, sanata aşıklarsa ve bu yolda ellerinden geleni yapıp, sürekli ilerliyorlarsa tadından yenmiyor... arya hiç yarışmaya girmeseydi, girip dereceler almasaydı da ben şimdi yine onu paylaşıyor olacaktım... aldığı derecelerden dolayı hem kutluyorum hem de göğsümüzü kabarttığı için mutluluk duyuyorum, o ayrı ama arya hakkında iki kelam etmemin sebebi aldığı dereceler değil... alınan dereceler; sadece benim kendilerinden haberdar olmamaı sağlıyor, o kadar...

aryayı dinlerken ben şunu hissettim; kendisinden bir şeyler katabiliyor... önüne konan notaları yada ezberine aldıklarını makine gibi çalmıyor... sanki yolun başında olmasına rağmen kendine özgü bir stili var... piyanoya aşık olduğundan ve çok fazla çalıştığından da eminim...ilerleyen yıllarda sadece piyano yetmeyecek gibi yada piyanoya sadık kalsa bile sadece klasikçi olarak kalmayacak gibi bir izlenimim de var:))... ayrıca, bu sayfada bazı isimler için yazdığım şey arya için de geçerli olacak sanki... hiperaktif sanatçılar vardır, kabına sığmaz... aynı anda 5 iş çıkartır, 5 ini de iyi çıkartır! hiç birini ihmal etmez... arya da öyle olacak gelecekte... kehanetlerimi de yaptım:)... yada ben sanki olmasını istediklerimi yazıyorum:)... neyse daha fazla gevezelik yapmayayım... yakında buraya eklemeler yapmak üzere bitirip, huzurlarınızdan ayrılayım ama yine güzel bir paylaşım yaparak ayrılayım... j. haydn, piyano konçerto no. 11... bilkent gençlik senfoni orkestrası eşliğinde... 9 yaşındayken arya su...



ekleme/eylül 2019

yukarıdaki paylaşımın üzerinden bir buçuk sene geçmiş yaklaşık olarak ve bu süreçte çok fazla şey yaptı arya su gülenç... başına çok da güzel şeyler geldi:)... mesela çev sanat bursiyeri oldu... fazıl say kendisine piyanosunu hediye etti... arya da bu güzel ve anlamlı hediye karşısında, fazıl say'ın türk marşı caz düzenlemesini çalışıp, çalacağı konusunda söz vermişti...

arya su gülenç, genç piyanistlerimizden eda öncül ile birlikte solist olarak, bilkent gençlik senfoni orkestrası eşliğinde konser verdi... 12 ve 13 aralık 2018 tarihlerinde iki ayrı konser veren orkestrayı ilk gün rustam rahmedov, ikinci gün de omit mousavi yönetmişti... iki başarılı genç piyanist, yoonie han'ın sanat yönetmenliğinde 2018 haziran ayında düzenlenen bilkent piyano festivalinde bu konsere çıkmaya hak kazanmışlardı...

hakkındaki bazı önemli gelişmeleri, ayrıca paylaşmıştım, arya'dan güzel haberler paylaşımında bu gelişmeleri okuyabilirsiniz...

crescendo uluslararası müzik yarışmasında birinciliğe layık görülen arya su gülenç 10 şubat 2019 tarihinde ünlü carnegie hall'de konser verip, ödülünü de konser sonrasında aldı...

arya su gülenç, çok çalışkan, başarılı ve güzel bir gelecek vaad eden genç piyanistlerimizden... kısaca özetlemek gerekirse, bir buçuk sene önce yapmış olduğum paylaşım sonrasında; şef ibrahim yazıcı ile tanıştı... fazıl say kendisine piyanosunu hediye etti... çev sanat projesine dahil oldu... v. spivakov vakfı'nın düzenlediği moskova "meet friends" müzik festivaline davet edildi, o festival kapsamında bir çok konser verdi... uluslararası bilkent piyano festivalinde 16 yaş altı steinway ödülüne layık görüldü... bilkent gençlik senfoni orkestrası eşliğinde ilk konçertosunu çaldı... eskişehir belediyesi senfoni orkestrası eşliğinde konser verdi... new york carnegie hall'de konser verip ödül aldı, yetmedi o yarışmanın büyük ödülünün de sahibi oldu... özel vega okulları'nda ve mozarthaus'ta resitaller verdi... tedx bursa'dan davet aldı...

yukarıda bahsettiğim büyük ödül kısmını açmak istiyorum, arada kaynamasın, önemli... crescendo internatıonal yarışmasında kendi yaş gurubunda birinci olup, new york carnegie hall'de ödülümü alan arya su, yarışmanın ikinci etabında da carnegie hall'de tüm yaşlarda ve tüm enstrümanlarda ödül alıp, performans sergileyen yarışmacılar arasında yapılan değerlendirme sonucunda da büyük ödüle de layık görüldü... bu önemli bir konu...

arada bir arya paylaşayım... yukarıda bahsettiğim gibi, arya su, fazıl say'ın türk marşı caz düzenlemesini çalacağına söz vermişti... tahminimce aşağıdaki piyano kendisine fazıl say tarafından gönderilen piyano ve arya mozart alla turca'yı çok güzel çalmış...



arya su gülenç'i bir çok konser ve etkinlikte sürekli gördük... 2019 yılı mart ayında, izmir tepecik çocuk onkoloji hastahanesine yardım konseri ve müziğin umuda kitaplarla dokunuşu adlı kitap bağış kampanyasına destek olmak için ben de varım dedi arya...

new york'a gitmişken, boş durmadı arya su gülenç... dünyanın en önemli okullarından biri olarak kabul edilen julliard school ziyaretinde bulundu... manhattan school of music'de ise; okulun piyano öğretmenlerinden tatiana goncharova ile kısa da olsa bir çalışma yaptı...

2019 yazında ise; moskova merkez müzik okulu lise bölüm başkanı ve moskova konservatuvarı piyano öğretmeni prof. mira marchenko'nun masterclass'ına seçildi ve kendisiyle çalışma fırsatı buldu... mira marchenko, dünyanın en tanınmış pedagoglarından biri ve yetiştirdiği bir çok üst düzey piyanist bulunuyor... hırvatistan'ın trogir kentinde gerçekleşen ustalık sınıfı çalışmaları festival kapsamında gerçekleştirildi ve konserler de verildi... arya da konser veren genç piyanistlerden biri oldu...

çev bursiyeri olarak kabul edildikten sonra, arya su gülenç eğitimine ibrahim yazıcı ve yıldız aslanova ile devam etmeye başladı...

ekleme/17 aralık 2019

en çok ekleme yaptırtan genç piyanistlerimizden biri oldu arya su gülenç... bugün öğrendim ki, belçikada düzenlenen 7. uluslararası césar franck piyano yarışmasından da ikincilikle döndü arya... daha doğrusu dönmedi, orada şu anda...

M.Moszkowsky Etude Op 72 No 2 G minor...

2020 yılında; arya su gülenç harika bir albüm ile çıktı karşımıza... j. s. bach'ın 6 numaralı french suitini seslendirdiği bu albüm yanında, aynı yıl yine bach eseri prelude and fugue no:2, copin etude no:2, mozart türk marşı varyasyonları ve mozart piyano sonatı no: 14 eserlerini tekli olarak çıkardı... 2020 yılı oldukça verimli geçti... haykırış ve umut olmak üzere, kendisine ait iki çalışması da pandemi sürecinde yaptığı çok başarılı eserler oldu...

2020 yılı içinde bir de başarı haberi geldi kendisinden... anton rubinstein piyano yarışmasında, ahmet adnan saygun'un incinin kitabı ile eser yorumlama özel ödülünün sahibi oldu...

2021 yılında da debussy'nin 2 arabesques, bach concerto no:1, 1. bölüm, beste pehlivan ile birlikte güzelliğin on par etmez ve paganini etüd no: 5 "la chasse" tekli çalışmalarnı çıkardı...

Yorumlar

  1. Arya Su'yu bugün hazırladığı 19 mayıs videosu ile izledik, Bursa'mızı da çok güzel tanıtmış oldu piyanosuyla. Harika bir çocuk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok geç gördüm katkınızı, çok teşekkür ederim...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada