Ana içeriğe atla

bilkent piyano festivali

piyano
bilkent piyano festivali
genç piyanistler için bir önemli fırsat daha... böyle diyor festivalin sanat yönetmeni yoonie han... bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesinde 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenecek olan uluslararası piyano festivalinde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler buluşacaklar... amerika birleşik devletlerinden eduardus halim ve boaz sharon dışında, hyun sook tekin ve elena çekiç gibi isimler festival kapsamında gençlerle birlikte olacaklar... online kariyer geliştirme seminerinde de ülkemizden ve dışarıdan bir çok önemli isim konuşmacı olacak...

yoonie han, eduardus halim ve boaz sharon dışında, hyun sook tekin
elena çekiç galiba programa daha sonradan dahil olmuş, bu sebeple yukarıda onun fotoğrafı yok maalesef... yada ben şu anda ben pot kırmaktayım:))... ciddi bir yerde okudum, kendisinin de dahil olduğunu ama şu anda festival sayfasında öyle bir bilgiye ulaşamadım...

festival kapsamındaki etkinliklere aktif ve pasif katılımcılar alınacak... belki yaygın bir uygulamadır ama ben daha önce masterclass larda böyle bir şeye tanık olmadım... çok iyi düşünülmüş... aktif katılımcılar bütün etkinliklere katılabilecekler... bireysel derler alacaklar öğretmenlerden, ustalık sınıfında çalacaklar, bilkent konser salonunda, erimtan müzesinde ve mozarthaus da konser verecekler... öğlen beslen ve öğren oturumları var bir de... ben şöyle anladım; öğrenciler ve öğretmenler öğle yemeklerini birlikte yiyecekler... hepsinin ortak noktası piyano olduğu için de doğal olarak gençler ustalarla piyano konuşacaklar... ne kadar zekiyim de mi pat diye anlamışım :)))... neyse... iki paragraf yazınca, üçüncüde bir sululuk geliyor... konu klasik müzik ve piyano... ciddi olmakta yarar var... bir yandan zappa dinlerken piyano festivali yazarsan, olacağı bu... bunun yanında; seminerler, geziler vs ne ararsanız var... alt üst yaş sınırı filan da yok... her hangi bir sınırı şartı şurtu olmayan etkinliklere bayılıyorum... 5 yaşındaki piyanist ile dünyanın usta isimleri birlikte yemek yiyip sohbet edecekler... 50 yaşındaki katılımcı ile aynı dersi alacak minik piyanist... bundan daha muhteşem bir motivasyon olabilir mi?... şartı şurtu vardır mutlaka tabii... o ayrı... herhalde ben katılacak olsam almazlar...

bilkent konser salonu
işin komiği, ben katılacak olsam, beni de alacaklar!... pasif katılımcı olarak... pasif katılımcılar, verilecek eğitimleri izleyebilecekler... yemeğe de katılabilecekler...

usta-çırak ayrımı yok... yukarıdaki uhteşem bilkent konser salonunda çalacak herkes... herkes aynı tarhanaya kaşık daldıracak... zappadan tatlısese geçtim de ondan...

bu arada; festival sayfasını da paylaşayım, detaylı bilgiye oradan ulaşın...

https://bilkentpiyanofestivali.com

bu arada; başvuru için son gün 1 mayıs 2018... yani artık çok geç... ama benim açımdan sorun yok çünkü bu paylaşım bir etkinlik duyurusu değil... sonrası için kolaylık olsun diye şimdiden başladım yazmaya... etkinlikler tamamlandıktan sonra yazacağım...

bu festivale katılmaya hak kazanan sadece 3 minik piyanisti biliyorum... arya su gülenç, eda öncül ve mert hakan şeker... eda öncülü çok yeni tanıdım, kendisi hakkında henüz paylaşımım yok... ama az önce facebookda da paylaştım, eda da harika bir genç yetenek... şimdilik eda öncülden bir video paylaşıp bitireyim, temmuz ayında devam ederim ve yazarım festivalde olan biteni...



hakkında daha önce paylaşım yapmamış olduğum için, eda öncül videosuyla bitirmişim ve temmuzda eklerim bir şeyler demişim... eda öncül demişken onunla devam edeyim, bilkent öğrencisi eda öncül ve bursada elena çekiç ile piyano eğitimine devam eden arya su gülenç, 16 yaş altı kategorisinde steinway ödülüne layık görüldüler...

arya su gülenç
eda öncül
arya uçarken çekilmiş:)... her iki genç piyanistimizi de kutluyorum... her ikisi de bilkent gençlik senfoni eşliğinde konçerto seslendirme ve mozarthaus'da resital verme hakkı kazandılar...

steinway ödülü 16 yaş üstüne de verildi... 16 yaş üstünün ödülleri de oldukça iyiymiş... new yorkta 3 konser verecekler... steinway salonunda, harward derneğinde ve özel bir salonda... 16 yaş üstü ödüllerini kazananlar ise; nansong huang ve sıla şentürk... her iki piyanisti de kutluyoruz... sıla şentürk de bilkentli idi, şu anda amerikada lisans eğitimine devam ediyor...

nansong huang
sıla şentürk
bu arada, yukarıda bu steinway ödüllerinden bahsetmemişimdir büyük ihtimalle çünkü festivalden 2 gün önce açıklandı bu ödül... tabii çok sevindirici bir katkı oldu festival ve gençler için...

bilkent piyano festivali yukarıda bahsettiğim gibi aynen gerçekleştirildi... yani temmuzda yazarım dedim diye uzun uzun yazacağımı mı sandınız:)... çok başarılı geçtiğini biliyorum, çok da eğlenceli geçmiştir mutlaka... bir de dedikodu yazayım, durmadan yediler içtiler:)... öğlen ayrı, akşam ayrı... çünkü programda var, çıkın bakın yukarıda yazmıştım... afiyet olsun...


hergün, gündüz saatlerinde dersler, ustalık sınıfları ve ye iç öğren aktiviteleri yoğun biçimde gerçekleştirildi ve akşamları da konserler verildi... bir gün öğleden sonra anıtkabir, ankara kalesi ve erimtan müzesi ziyaret edildi... onu da yazmadan geçmeyeyim...

18 haziranda hocalar fakülte konseri verdiler... yani hyun sook tekin, eduardus halim, boaz sharon ve kamerhan turan... 19 haziranda ise young artists showcase konseri gerçekleştirildi ve konserde mansong huang, sıla şentürk, tuna bilgin ve kerem ernur sahne aldılar... bu iki konser, bilkent konser salonunda gerçekleşti... katılımcıların konserleri ise 20 ve 21 haziranda mozarthaus ve erimtan müzesinde verilirken, 22 haziranda gerçekleştirilen son konserde yine tüm öğrenciler bu sefer bilkent konser salonunda sahne aldılar... katılan tüm öğrencileri ben aşağıda yazdım, umarım gözümden kaçan olmamıştır...

başak idil özen
mert hakan şeker
eda öncül
hisyar çiçek
elif sinan
damla ece karataş
cansu önder
barış kosku
arya su gülenç
sıla şentürk
nansong huang
kuzey çiftçi
tambi cimuk
edmon şar
linsy wang
aslı emre
eren can gülel
kerem ernur
burak can er
tuna bilgin
özge gülaşık
delfin demiray


bilkent piyano festivali bence genç piyanistlerin kendilerini geliştirmeleri açısından oldukça önemli ve piyanoya yeni bir soluk getirdi... eminim ki önümüzdeki yıllarda gelişerek ve büyüyerek yoluna devam edecektir...yine "şimdilik" ibaresiyle bitireyim, tüm konserler kayıt altına alındı bildiğim kadarıyla, henüz hiç konser kaydı yüklenmedi, eğer yüklenecek olursa, bir şekilde buradan paylaşırım...



steinway ödülü alan piyanistlerimizden arya su gülenç hakkında önceden zaten paylaşım yapmıştım ve yukarıda adını ilk geçirdiğimde bağlantısını vermiştim... eda öncülün bir videosunu yukarıda paylaşmıştım ve bilkent gençlik konseri paylaşımımda kendisinden kısa da olsa bahsetmiştim, okuyabilirsiniz... nansong huang'ı da kutluyorum ve kendisinin affına sığınarak, diğer ödül alan genç piyanistimiz sıla şentürk'ün bir performansıyla bitirmek istiyorum... franz liszt ballade 2...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

gelem gelem (djelem djelem)...

"öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti"

"gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum...

çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz

çingeneler

çingene müziği

tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği için marş olarak kabul edilmiş 197…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …