Ana içeriğe atla

müziğin umuda kitaplarla dokunuşu

müziğin umuda kitaplarla dokunuşu
sanat yönetmenliği nilüfer güzel tarafından üstlenilen bu projede; 7 ülkeden, uluslararası başarı sahibi 26 genç piyanist, sağlık bilimleri üniversitesi tepecik eğitim ve araştırma hastanesi çocuk onkolojisi servisi ve kemik iliği nakli merkezi'ne destek olmak ve kitap bankası projesini hayata geçirmek için, 12 mart 2019 tarihinde karşıyaka hikmet şimşek kültür ve sanat merkezinde sahneye çıkacaklar... bu yardım konseriyle; onkoloji servisi yenilenerek, tedavi gören çocukları daha iyi koşullarda hayata tutunmaları sağlanacak...

"sadece piyanonun tuşlarına değil, kanserle mücadele eden çocuklarımıza da dokunacaklar ve yepyeni kütüphaneler oluşturmak için çalacaklar"

almanya, italya, çin, kosova, azerbaycan, kıbrıs ve türkiyeden genç piyanistlerin sahne alacağı konserde; hande dalkılıç, rüya taner, eser bilgeman şakir, gökhan aybulus, ulviyye aslanova guler, yelena shekalyova, zamina babayeva, filiz güleryüz kırkar, aleksander mekaev, aslı tuncay, elena çekiç, ibrahim yazıcı, gulnare ıbrahimova ozdemir, nazima aliyeva melikova, payam gül susanni, seçil saykan ve nilüfer güzel gibi çok önemli sanatçı ve öğretmenlerin öğrencileri çalacaklar...​
Bir kelebeğin kanadına dokunabiliriz, belki de kendimizi çok şanslı hissedebileceğimiz dört yapraklı bir yoncaya. Dost eline, gönül teline dokunabiliriz kainatın sonsuzluğunda kaybolmamak için. Dünyada var olan nice güzel ya da çirkin var olana dokunabiliriz.
Geleceğin güzelliklerine yol açmak için de umuda dokunuruz kimi zaman. Bilgisizliğin zor yollarını yürünür kılabilir, soğuk bir taşa dönmüş yürekleri sanatın güzelliği ile çiçek bahçesi yapabilir ya da yaşam denen uzun ve güzel çizginin zorlukları içinde çaresiz kalmış güzel yüreklere hiç beklemediği bir anda moral olabiliriz umuda dokunarak.
Bir mucizedir, kocaman bir yürek işidir umuda dokunmak. Bir kere dokunursan umuda bir daha durduramazsın kendini, yarattığı mucize seni alır ve insanı insan yapan erdemler ışığında umuda dokunan diğer insanlara ulaştırır seni. Birken bin oluverirsin, daha çok umuda dokunmuş bulursun kendini. Karıncaların azmi ve birbirine saygısında olduğu gibi daha fazla umuda dokunmak için bir karınca gibi emek verirsin. Gözlerden akan yaşı silerek ağlayan bir yüzü güldürmek, okunan her harfin kutsallığına inanmak, sanatın ilaç gibi gelen mucizesine tanık olmak en büyük ödülün olur karşılığında.
proje ekibi, destek olanı ve sponsoru bol olan bir proje ama anladığım kadarıyla piyanist nilüfer güzel'in bir hayali olarak başladı ve yine onun gayretleriyle dokunuluyor umutlara... yukarıdaki alıntı da kendisinin bu projeye bakışını yansıtıyor...

proje kapsamında gerçekleştirilecek olan bu anlamlı etkinlik sonunda sadece çocuk onkoloji servisi yenilenmeyecek, aynı zamanda kültür merkezlerinden başlanarak birçok yerde kütüphaneler de kurulacak... en önemlisi de şu: önemli kısmı çocuk olan genç sanatçıların taşıyacakları umut sayesinde, bir çok çocuk yalnız olmadığını hissedecek...

afişte yazıyor ama hatırlatayım; konsere kitaplarla gitmeyi sakın unutmayalım!...

her yönüyle çok anlamlı olan bu projeye bu bloğun gözünden bakarak da bir şeyler yazmak istiyorum... bu etkinlik; isim yapmış, sanatının zirvesindeki bir yada bir kaç sanatçı davet edilerek de gerçekleştirilebilirdi ama proje ekibi genç piyanistlerin sahne almalarını tercih etmiş ve çok da iyi bir tercih olmuş... projede bir yandan çocuk ve genç yeteneklerin yaşıtlarına umut olmaları amaçlanmış, diğer yandan genç sanatçıların tecrübe kazanmaları açısından da oldukça önemli bir etkinlik için yola çıkılmış... bu ve benzeri etkinlikler, özellikle ilk sahne deneyimlerini yaşamakta olan genç sanatçılar için de büyük bir önem taşıyor... önceki bazı paylaşımlarımda genç sanatçıları yarışmalardan çok konserlerde görmek istediğimi vurgulamıştım... işte bu etkinlik, tam da görmek istediğim bir etkinlikti... sürekli yarıştırıp durmayın gençleri, bu tip organizasyonlara ve konserlere davet edin...

aşağıdaki genç piyanistler sahneye çıkıp, eserleri yorumlayacaklar... bir kısmı hakkında daha önce paylaşım yapmıştım, okursanız sevinirim... büyük bir kısmını ise tanıyorum ve takip ediyorum sürekli... sadece bir kaç ismi de bu proje sayesinde tanımış oldum...

emre nurbeyler
beste tanağardıgil
tuna tüney
bilge gürer
deniz bulut özgören
aslı lal uslu
matias nestor cuevas
eda vllaço
nehir özzengin
naz mutluel
ılgaz tuncalı
kaan turan
eser öktem
duru ulutaş
damla ece karataş
adil kerem ünal
davide ranaldı
li jiexu
agshin ismailov
dilay dondurmacı
arya su gülenç
çiğdem ebinç
lea sophie rohrenbeck
çınara manaflı
alp birsel
arda ayhan
ece gürkaynak
cansu naz eriş
ahmet efe demirci

çok hoşuma giden bir konuyu da ayrıca mutlaka belirtmem gerekiyor; proje sayfasında tüm genç piyanistler hakkında ayrı ayrı bilgi verilmiş... çoğu zaman önemsenmeyen bu önemli konuyu es geçmemiş proje sorumluları... sayfanın katılımcılar kısmına gidip, genç sanatçılar hakkında bilgi alabilirsiniz... tabii daha sonra sayfanın her yerini okumayı ihmal etmeyin... özellikle videoları mutlaka izleyin derim çünkü hepsi de çok başarılılar...

nilüfer güzel'in sanat yönetmenliğini yaptığı bu önemli projenin sorumluları ise şöyle: ulviye aslanona güler (sanat danışmanı), yelena shekalyova (sanat danışmanı), çiğdem yaldırak (proje danışmanı), aslı kokuluçiçek (proje koordinatörü), barış malbora (hastane onkoloji bölümü sorumlusu) ve esat erçetingöz (basın danışmanı)...



Ekleme/16 Mart 2019

her zamanki gibi yine vaktinde yapamadım eklememi... 4 gün önce bu güzel ve anlamlı projenin ikinci etkinliği de büyük bir başarıyla gerçekleştirildi... organizasyonda yer alan tüm isimlerin, 29 genç piyanistin, o piyanistlerin ailelerinin, öğretmenlerinin, konsere katılan izleyicilerin ve sponsorların ayakta alkışlanmaları gerekiyor...

tabii ayakta alkışlanmanın kimseye bir faydası yok, en fazla onore olurlar, mutlu olurlar ama zaten konser günü bu duyguları fazlasıyla yaşadılar... eminim, kısa bir süre sonra bu etkinliğin üçüncüsü için kollar sıvanmaya başlayacak... bu proje içinde yer alan herkesin en büyük ihtiyacı maddi manevi destektir diye düşünüyorum... alkışı zaten bol bol aldılar...


henüz ikincisi gerçekleştirilen bu etkinliğin bir sene içinde kat ettiği yol çok büyük oldu... bu projenin büyüyerek, gelişerek devam edeceğinden hiç kuşkum yok... bu etkinlikle birlikte, piyano tınıları umutlara dokundu ve hedeflenen başarıya fazlasıyla ulaşıldı... ben bu projenin yaygın etkisinin çok daha büyük olacağını düşünüyorum... eminim şu anda bir çok kişi "ben de yapabilirim" yada "ben ne yapabilirim" diye düşünmeye başladı çoktan... ben dahil...

konserle ilgili olarak paylaşabileceğim çok güzel kayıtlar var ancak ben bu tip çok katılımlı konserlerde sadece bir yada bir kaç piyanistin performansını paylaşmayı sevmiyorum... her biri zaten çok başarılı genç sanatçılar ve harika bir konser verdiler... bir kaç minik piyanisti ise bu etkinlik sayesinde tanımış oldum... iyi ki de tanıdım çünkü şimdi adlarını yazmak istemediğim o minikler, isimlerini bize ezberletecekler kesinlikle... hem de en fazla 2 sene içinde...

bu projede ve etkinlikte ne şekilde olursa olsun yer alan tüm isimleri hem kutluyorum hem de teşekkür ediyorum...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada