genç müzisyene sahne tozu nasıl yutturulur?


bu paylaşımda 2 kelam edip, son zamanlarda dikkatimi çeken önemli konserleri paylaşacaktım derli toplu ama olmadı... her zamanki gibi uzadı gitti o 2 kelam... bu sebeple, konserleri aşağıdaki paylaşıma taşıdım... önce bu yazı okunacak sonuna kadar, sonra da o konserlere bakılacak... habi bakalım...

konserleri ile dikkat çeken genç müzisyenler

müzik yada müzikli bir eseri besteleyen ve/veya o eseri seslendiren kişiymiş müzisyen... yani sanırım böyle bir şey... müzisyenin ne olduğuna bile google'dan bakan birinin müzik bloğunu okuyorsunuz:))...

yalan yok, google'a sordum kimdir müzisyen? diye çünkü şimdiye kadar hiç aklıma gelmemişti böyle bir şey... lafı "müzisyen dediğin konser verir" e getireceğim için, bi bakayım dedim çünkü böyle şeyler yazınca, mutlaka birileri çıkıp, "biz de müzisyeniz ama konser vermiyoruz arkadaş" der... mesela; "beste yaparım, gerisine karışmam abi" yada "stüdyodan dışarı adımımı atmam arkadaş" diyenler de tabii ki müzisyen... hemen ilave edeyim; müziği, müzisyenliği ve sanatçılığı öğreten bütün öğretmenlerimiz de müzisyen ve bu öğretmenler gününde onları unutmayalım... onlar da konserler veriyorlar vakitleri yettiği ölçüde... daha çok vardır konser verme durumunda olmayan müzisyen... laf yemeyelim şimdi birilerinden yine... siz farkında değilsiniz ama ben durmadan laf yiyorum burada...

gerçi google da hiç yardımcı olmadı bu konuda çünkü çok geniş bir kesim bu müzisyen denen kesim... müziği öylesine hobi olarak yapıp, arkadaşlarına sahilde akdeniz akşamları ve telli telli (gına geldi artık bu ikisinden) çalandan tutun da (ki bence o da konser), "dünyanın gelmiş geçmiş en bi felaket ilk on" zırvalıklarından birinin ilk sırasında yer alanına kadar geniştir kapsam alanı müzisyenliğin... ufak bir fark var sadece, listeye giren kesime sanatçı da diyoruz... gerçi ben diğer gruba girene de sanatçı diyebiliyorum bazen hak ediyorsa ve işin ciddiyetine inanıyorsa... ikincisinden de bazen sanatçı çıkmayabiliyor... orasını kurcalamayalım şimdi...

bu yazının kapsam alanı sadece genç sanatçı kesimi... özellikle öğrenci kesimi çünkü müzisyen öğrenciler, kendilerini eğitime emanet etmiş durumdalar... onların menajerleri; başta öğretmenleri olmak üzere, eğitim aldıkları okullar ve aileleri... müzisyen; eğitimli olmayabilir ama eğitimli olursa makbuldür herhalde... sanırım makbuldür çünkü ben sanatın hiç bir dalının öğretilebileceğine pek inanmıyorum... bu da yazılacak şey mi şimdi yahu:)... bence sanat öğretilemez ve hiç kimse sanatçı yapılamaz eğitimle... sadece kolaylaştırıcı bir takım yollar ve yordamlar öğretilebilir... mesela müzikse konu; armoni, teknik, nota solfej, kompozisyon vs vs vs... artık ne öğretiliyorsa, onları iyi bilmek, müzisyenin işini kolaylaştırıyordur... eğitim önemli tabii... toparlayayım bari azcık:))... ama beni ilgilendirmiyor çünkü ben severek dinlediğim hiç bir müzisyenin diplomasına bakma ihtiyacı duymadım... ben dinlediğime bakarım sadece... eğitim kısmı sadece müzisyeni bağlar... benim değil, onun işini kolaylaştırıyor eğitim... ama ben kendisini eğitime emanet etmiş olanlar adına yazıyorum sadece...

bu kadar laf salatasını şunun için yaptım: müzisyen dediğin; ya eseri yazar, ya seslendirir ya da ikisini birden yapar ama bence müzisyen konser verir yada eseri konserde seslendirilir... bunu bilir, bunu söylerim... müzisyenliğin temelinde de, doğasında da konser vermek yatar çünkü kayıt denen şey göreceli olarak çok yeni bir icad... kayıt yokken, mecburdunuz konser vermeye ve konsere gitmeye... yok, bir zamanlar konser ayağınıza geliyordu, öyle önüne gelen müzik dinleyemezdi... asilseniz, müzisyenler toplanıp, size çalarlardı... kayıtla birlikte, konserler evinize geldi... kayıt öncesinde, müzik doğduğu yerde ölürdü...

şimdi tercih sizin... konserler ya devam edecekler, yada tarihe gömülecekler... olmaz öyle şey demeyin sakın!... olabilemez dediğiniz kaç şey tarihe gömüldü bile çoktan... içiniz fena oldu değil mi bi an!... neyse, konserleri ayakta tutmak, konser vereceklere konser vermeyi öğretmekten de geçiyor...

çok uzattım, özetle; müzisyen ya eseri yazar, ya seslendirir ya da ikisini birden yapar ama bence müzisyen konser verir arkadaş... bunu bilir, bunu söylerim...

konser mekanı; sokak da olabilir, dünyanın en ihtişamlı salonu da olabilir... dinleyici 3 kişi de olabilir, 300 bin kişi de... yer müsaitse, 3 milyon da olur... bence müzik; canlı konserdir... solisti, eşlikçisi, şefi, bestecisi, şusu busu... tabii tonmaysteri, ışıkçısı ve daha ne varsa...

bu kadar laf salatasını şunun için yaptım:

konser vermek üzere yetiştirilen öğrenciler diploma aldıklarında, kaç konsere çıkmış oluyorlar?...

diplomalı bir müzisyen, diploması eline verildiği anda ne kadar sahne tozu yutmuş oluyor?...

bir bestecinin 100 eseri varsa, kaçı kaç kere seslendirilmiş oluyor?...

seyirci gözünü dikmiş izlerken, özellikle o yurdum dinleyicisi!... özellikle hiç bir şeyi beğenemeyen o malum kitle önünde sahnede kaç kere konser havası yaşıyor bir öğrenci?...

ben bilmiyorum, bilenler kendilerince bi hesaplasınlar... mesela öğrencileriniz kaç kere "gerçek" bir konserde çaldı?... kimseyi kırmadan, şöyle sorayım; parasını verip, kapı gibi biletini alıp konsere gelen 300-1000 kişi civarı dinleyicisi olan bir konserden bahsediyorum...

yada öğrencinizin eserini böyle bir salonda kaç kişi dinledi?...

direk öğrencilere sorayım bir de... biletini alıp da konsere gelen/ön sıradan koltuğu mecburen ayrılan, her şeyi çok bilen, kendini dünyanın en bi felaket müzik otoriteleri listesinin zirvesinde zanneden o kasıntı tipler size homur homur bakarken, kaç kere sahnede eser seslendirdiniz?... valla o kitle karşısında yehudi menuhin bile arşesini düşürür korkudan:))))... ben aralarında otururken korkuyorum, saygıda kusur etmiyorum, kafamı çevirip bakmıyorum bile:))... bereket camia dışındanım yoksa o arşe şimdi bana......... :))...

neyse... sanırım bir video paylaşsam iyi olacak... alexandra dovgan (Александра Довгань) konser videosu olsun... hayranıyım kendisinin çünkü horowitz'den daha iyi... bu yazıda çok fazla kaşındım:)... ünlü şef vladimir spivakov yönetimindeki virtuosos of moscow devlet oda orkestrası eşliğinde 2018 yılında verilmiş bir konser... orkestranın sezon programında yer alan, bildiğiniz biletli ve herhangi bir farklılığı, özelliği olmayan, programlı sezon konserlerinden biri... yani çocuklara yönelik herhangi bir özelliği filan yok 23 nisan vs gibi... bu arada, alexandra dovgan bence olağanüstü bir piyanist, takibi bırakmayın... ama 10 yaşında bir çocuk sonuçta... o da ayısıyla filan oynuyor... aşağıdaki videoda kendisine sahne tozu yutturuluyor... bu sadece bir örnek, kendisine öncesinde de bol bol yutturuldu o toz...



bu sayfadaki bir çok paylaşımda, sürekli bu konuya değinmiştim... vakti gelince hava atıp, ben söylemiştim demek için böyle yazıyorum:))... genç müzisyenlerimize sezon programlarında mutlaka yer verilmesi çok önemli... daha doğrusu, genç sanatçılarımıza... bloğun tam konusu değilmiş gibi gözükse de, dansçılarımız var mesela... genç derken, ben çocukları da dahil ediyorum... isterse 2 yaşında olsun...

bu konuda tabii ki şimdiye kadar güzel örnekler olmadı değil... son yıllarda çok büyük adımlar da atıldı... umarım bu gelişme büyür ve yaygınlaşır... güzel örneklerin de tabii ki hakkını verip, alkışlamak ve desteklemek gerekiyor çünkü bütün bunları düşünmekle kalmayıp, pratiğe aktaranlar onlar... onun için de en tepede bağlantısını verdiğim paylaşımı incelemeniz gerekiyor...

bu tip paylaşımlarda, her zaman karşıma çıkan ilk örneği paylaşıyorum... karşıma da aşağıdaki çıkıverdi... allah'ın işi... antalya piyano festivali... kepez belediyesi çocuk ve gençlik senfoni orkestrası konseri... ülkemizden güzel bir sahne tozu yutturma örneği... minik piyanistimiz hakkında kısaca yazmayı, hatta sadece adını bile olsa yazmayı çok isterdim ama apayrı bir büyük sorun ile yine karşılaştım... video sadece paylaşılmış!... cinlerim daha da tepeme çıktı çünkü bu sorunu sürekli yaşıyorum... çok mu zor yahu bu muhteşem piyanistin adını yazmak!?... hiç bir açıklama yok... kim olduğunun hiç bir önemi yok mu?... önemli olan sadece festivali bir şekilde bitirmek mi?... sağ salim bitirdik, videoyu da koyduk, iş bitti mi?... inanmıyorsanız, tıklayın sağ alttaki youtube butonunu, görün... neyse, ben 3700 küsur yarışma fotosu paylaşıp, dereceye giren 3 kişinin adını yazmayı akıl edemeyenleri de gördüm... yazdım kendilerine cevap da vermediler... iyi niyetli insanları rencide etmemek için de paylaşmadım... bu ne zırvalıktır?... koskoca antalya piyano festivalisin sen!... zaten onun da bir tek adı kaldı...



bu konudaki düşüncem şudur: naçizane filan da değil, böyle olmak zorunda... dinleyiciyim arkadaş ben, veli nimetim ben)... böyle olmasını istiyorum... burası da blog, salla sallayabildiğince:)...

bütün orkestralarımız... devlet olsun, olmasın... ister filarmoni olsun ister senfoni... isterse oda orkestrası yada koro vs... opera ve bale de dahil... bütün orkestralarımız, öncelikle yaşlarına bakılmaksızın genç müzisyenleri ve öğrencileri her konserde kaçar tane alabiliyorlarsa almalılar ve konserlerde birlikte çalmalılar... dansçılar da dahil... her sezonda mutlaka genç solistleri de ağırlamalılar ve mutlaka bestecilerimizin eserlerini de seslendirmeliler... bu da torpilsiz filan olmalı... ne kadar olağan bahsetmişim değil mi torpilden!... biri "ayıp değil mi? torpil filan yazmışsın" dedi de fark ettim... yoooo ayıp filan değil, o konuda kafamı kurcalayan örnekler biliyorum, yazıp geçmişim ve silmeye de hiç niyetim yok... o örnekleri de asla yazmam çünkü çocukların ne suçu var arkadaş! onların haberleri bile yok... onlar torpilin ne olduğunu anlamazlar bile... koca koca insanlar bir takım kayırma ve kayırttımalar yapıyorlarsa, bu onları bağlamaz... zaten bu sebeple hiç kimse bildiğini yazamıyor ve söyleyemiyor...

bunu ayrıca yazayım; bu destek 23 nisan ve 19 mayıs konserleri de olmamalı... sadece gençleri sahneye çıkaran konserler de olmamalı... arkadaş, birinci ilkedir; çocuğa sofrada ayrı tabak verilmez... ben çocukken gıcık olurdum... herkese büyük porselen tabak, bana minik plastik tabak... olmaz... bu geçiştirmektir... 23 nisan ve 19 mayıs özel programlarını ve sadece gençlere yönelik konserleri de tabii yapacaksınız, o ayrı... alexandra dovgan'ın yukarıdaki konserini özellikle seçtim... sezon içindeki herhangi bir konser o...

bu yazdıklarıma biz staj diyoruz... konservatuvarlarda staj var mı?... yoksa, neden yok?...

bu işler, ağlayıp sızlanarak olmuyor... ağla ağla nereye kadar... yahu arkadaş, bütün mesleklerde usta-çırak ilişkisi vardır... tıp fakültesi öğrencisi, prof ile ameliyata girer... 1 yıl hasta bakar... stajyer, mühendis ile proje yapar... çırak ustasıyla otomobil tamir eder... bütün orkestraların bütün konserlerinde, araya 3-5 çocuk, 8-10 da genç serpiştirilse, bazı haftalar sahneye minik solist çıkarılsa, çok da değil, 3-5 hafta da genç bestecilere yer verilse ve en önemlisi, gençler ve çocuklar "kendi istekleriyle" konserlere seyirci olarak çekilebilse fena mı olur?...

icabında 15 yaşında çocuğun lastiğini değiştirdiği otomobile canınızı emanet ediyorsunuz, diş hekimliği fakültelerinde öğrenciler dişinizi çekiyor... ama orkestradaki minik kornocu mu problem?... yahu sizin kadar iyi çalamasın... siz vaktinde motive edin, kesinlikle çalar, ben eminim ama diyelim ki çalamıyor... ne olacak?... dünya mı yıkılacak?...

anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum; şu yukarıda yazdıklarım öyle matah şeyler yada kimsenin akıl edemeyeceği dahiyane fikirler de değiller... aslında 100 kişiye sorsanız, 100 ü de aynı şeyleri sayar döker... hatta sayan döken de çok zaten... çok ama aslında hemen yapılabilecek şeyler nedense bir türlü yapılamıyorlar ve olamıyorlar... sorun orada... aslında bugün karar verilip, 1 hafta sonra planlanabilecek bir şey; hadi 1 ay diyelim... hatta sabırlıyız biz çok, 1 yıl diyelim... bakıyorsunuz yıllar boyunca sürüklenip kalıyor... yapılsa bile 8 sene alıyor oluvermesi... yaşlanıyoruz arkadaş, şu olması çok da zor olmayan işlere bi zahmet hızlıca girişiverin... yapın geçin yahu, ömür törpüsüsünüz gerçekten... zaten yapanları ve bu konuda sorumluluğu olmayanları tabii ki bunun dışında tutuyorum...

olması gerekenler, yapılması gerekenler, durmadan telaffuz ediliyorlar ama bir türlü arzu edilen şekilde yapılamıyorlar... yapılamamalarının sebebi de gayet açık... yapılmak istenmiyor... sebep bu kadar açık ve net... geri zekalımıyız biz, biliyoruz sebepleri... ama yapmak istiyormuş gibi sevimli görünmek zorundalar... genç müzisyenlere seyirci önünde fırsat yaratmayı istiyor gözükmek ve öneriyormuş gibi yapmak çok uygarcadır, çok havalıdır, çok sevimlidir!... her şey söylenebilir ama söylenenleri yapmak için gerçekten istemek gerekmektedir... sıkıntı burada işte...

yok mu gerçekten isteyen ve yapan? var tabii olmaz mı... çok var hem de... ama olumlu girişimler organize olamazlar kolay kolay... olumsuzluklar her zaman organizedir...

organize örnek yok mu? o da var... mesela bildiklerimi paylaşmıştım, bağlantıdan okuyabilirsiniz... gençlere uzanan eller... benim bilmediklerim de vardır mutlaka... öğrendikçe ilave ediyorum... çok önem ve değer verdiğim çalışmalar bu gençlere uzanan eller... zaten önem vermeseydim, oturup uzun uzun yazmazdım...

ama benim üzerinde önemle durduğum konu tam olarak o büyük çaplı çalışmalar değiller... onlar gerçekten büyük işler ve o büyük işleri çıkaranların önünde saygıyla eğiliyorum... teşekkür de ediyorum...

ben burslardan, desteklerden bahsetmiyorum... doğal olarak ve mecburen, burslar ve destekler çeşitli elemeler sonrasında veriliyorlar... o apayrı bir konu... ne yapacaklar başka? doğal olarak öyle olacak... benim direk konu edindiğim kesim; özellikle konservatuvarlarda okuyan yada farklı imkanlarla bu işin eğitimini alan ve en kısa ve düz anlatımıyla müziği meslek edinecek olan kesimin tamamı... meslek lafı bana tuhaf geliyor sanat konusunda ama ne yapayım, öyle sonuçta...

büyük destekler, burslar, paralar, organizasyonlar vs vs vs istemiyor ki herkes... daha ufak, daha basit yüreklendirmeler, elden tutmalar, gayrete getirmeler, hafif iteklemeler vs vs vs... yüzme öğretmenin en kolay yolu çocuğu alıp denize atmak değil midir?... yapmayın sakın, bilerek yazmadım:)))...

müzik eğitimi alan herhangi bir öğrenci için yazıyorum... yetenek sınavını geçip, kendisini eğitime emanet eden tüm öğrenciler ve yeni mezunlar için yazıyorum...

nasıl yaparsınız, nasıl altından kalkarsınız bilemem ama bu yapılmak zorunda... burası müzik sayfası olduğu için konu genç müzisyenler... her alanda bu böyle... şu gençlere güvenin ve resmen canlarını okuyun konserlerde... nasıl olsa canlarına okuyorsunuz, bari çok sevdikleri bir şeyi yaparken olsun...

Yorumlar

AYIN OKUNANLARI