Ana içeriğe atla

ilham perileri

ilham perileri (müzler)
biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta...

men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle...

bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler... esin perileri...

müze kelimesi de bu perilere istinaden türetilmiştir... atinada müzler için yapılmış olduğu bilinen ama gerçeği hiç bulunamayan mouseion tapınağının adına atfen iskenderiyede II. ptolemaios philadelphos tarafından mö 285-246 yılları arasında kurulmuş olan kütüphane ve sanat koleksiyonuna verilen addır müze... daha doğrusu museum dur... sonraki yıllarda bu kütüphane ve koleksiyona benzeyen tüm oluşumlara müze adı verilmeye başlanmış, bilindiği üzere bol bol çeşitlenmiştir günümüze kadar...

müzler, yani ilham perileri dokuz kız oluyor... yakın akraba derecelerini bile bir türlü kavrayamamış olan benim gibi tipleri akıl tutulmasına uğratan tanrıların tanrısı zeus un kızları oluyorlar... zeus, bellek tanrıçası mnemosyne ile tam dokuz gece geçiriyor ve her gece için bir müz doğuyor... mnemosyne ise toprak ana gaia ile gökyüzü tanrısı uranüsün kızıdır... aynı zamanda ahirette akan bir nehir olan mnemosyne, reenkarne olan varlıklara geçmiş yaşamlarını hatırlatmakla görevlidir...

bazı kaynaklara göre bu perilerin sayısı 3 ancak daha güvenilir kaynaklara göre, örneğin hemşehrimiz homeros a göre 9... daha sonra yanlış anlamadıysam 1 tane daha peri katılıyor bu 9 kız kardeşe ve oluyor 10 ilham perisi... mitolojide 9 peri çok net geçiyor ve bu dokuz kız kardeş çok önemli konuları bize aktarıyorlar:

euterpe (müzik), erato (lirik aşk şiirleri), kalliope (destan-epik şiir), kleio (tarih), melpomene (trajedi), polymnia (kutsal şiirler), terpsikhore (dans), thalia (komedi) ve urania (astronomi)...

apollon ve müzler
periler sanat tanrısı apollonun korosunda şarkı söyleyip, tanrıların huzurunda dans etmekten başka bir şey yapmamışlardır... yukarıdaki resim, ünlü altın liri ve dokuz perisiyle apollonu tasvir etmektedir... perilerin pek de hikayeleri yok aslında... yani anlayacağınız benim korkuyla başladığım bu yazı an itibarıyle sonlanmış bulunuyor:)...

daha önce de belirttiğim gibi, bazı eski kaynaklara göre, sadece üç peri mevcut!... bunlardan birincisi melete... practice olarak da geçiyor... melete; düşün, meditasyon ve uygulama perisi oluyor... kızkardeşleri olan mneme; hafıza ve bellek perisi... aoide ise; müzik ve şarkı perisi... bunlar da zeus ile mnemosyne nin kızları oluyor... zeus 9 gece mi geçirmiş yoksa 3 gece mi karışık durum biraz... dokuz gece geçirip, sadece 3 peri olduysa, zeus karizmayı sarsmış olur... yakışmaz... bu sebeple dokuz peri akla daha yatkın gibi duruyor...

bu aşamada durum biraz karışıyor ve bu karışık durum benim çok hoşuma gitti çünkü anlayabildiğim kadarıyla, düşün, hafıza ve müzik olan bu ana üç perinin her birinin üçüz yada üçleme olabileceği de bildiriliyor... her bir üçleme; sahne, ilham ve doğaçlamayı da beraberinde getiriyor... sanat, süsleme ve dans olarak ifade eden de var bu arada ama ben birincisini daha çok beğendim: sahne, ilham ve doğaçlama... ağır ingilizce kullanılan bir yerden okudum, bu kadar anlayabildim... ama emin olduğum konular; her bir perinin birer üçlemeye sahip olmaları ve bu üçlemelerden birinin sahne yada dans, diğerinin ise doğaçlama olması... gerisini siz araştırın...

bunun yanında, bazı tarihçiler ise 3 peri ile 9 perinin tamamen ayrı jenerasyon olduklarını söylüyorlar... 3 ana peri gaia ve uranüsün kızları... dokuz peri ise zeus ve mnemosyne nin kızları... bu arada mnemosyne zaten gaia ve uranusun kızı değil miydi?...

bu arada, harmonia dan bahsetmeden geçmek olmaz... kabul gören bir rivayete göre ise; ilham perileri aynı zamanda harmonia nın da kızları oluyorlar... harmonia, uyum, denge ve anlaşma tanrıçası ve kaos yani uyumsuzluk tanrıçası eris in zıttı olarak çalışıyor... eris, fitne fesat yada çekişme anlaşmazlık konularında bir dahi... çağırılmadığı bir düğünde ortaya bir elma atıyor ve bu elmayı kapışmaya çalışan tanrılar yüzünden truva savaşının çıktığı söyleniyor:)... sen koskoca tanrı ol, düğünde elma peşinde kendini parçalarken git bi de savaş çıkar:)... harmonia ve eris birlikte dünyanın kaotik ve bir o kadar da dengeli olan yapısını oluşturuyorlar... harmonia hem afrodit ve ares in, hem de zeus ve elektranın kızı olarak biliniyor... dördü birden yaptılar herhalde...

harmonia çok önemli... tabii zıttı olan eris de... harmonia, kadmosun eşi... düğünlerine apollonun perileriyle birlikte geldiği ve harmonianın da etkisiyle ahenk içinde müthiş bir gösteri sergiledikleri rivayet ediliyor... apollonun öyle her önüne gelenin düğününe gitmediği de malum...

harmoni, sanatta, özellikle resim ve müzikte uyumu simgeleyen bir kavram... estetik açıdan çok büyük öneme sahip... türk müziğinde ise, harmoni yerine adalet kavramı kullanılmaktadır... adalet, uyuma ek olarak, notalar arasındaki dengeyi de temsil etmektedir... batı müziğinde ise, farklı tonların ahenk içinde duyulması anlamındadır... müziğin temelidir, konservatuvar öğrencilerinin matematik dersi olarak bilinmektedir... aynı zamanda, mızıka yada harmonika olarak bilinen müzik aletinin de adı oluyor...

kalliope ve tableti
kalliope her zaman elinde bir tablet ile tasvir edilmiştir...

yanda resmi görülmektedir... sanki ilginç de mi?... resmi görünce bismillah demeden duramadım:)... bugünlerde de çok popüler bu tabletler...

klionun elinde ise sürekli rulo halinde kullanılan papirus bulunmaktadır...

eratonun elinde chitara (gitarın atası), euterpenin elinde ise, aulos adı verilen antik bir flüt bulunur... terpsikhore ise lir çalar...

melpomene trajik maskelidir... şu tiyatroyu temsilen sürekli kullanılan 2 masktan üzgün olanı oluyor... thalia da ise gülen maske vardır...

polymnia başörtülüdür... urania ise dünya ve kumpas ile tasvir edilmiştir...

kaosa karşılık uyum...

pisagor, italyanın kroton şehrini ziyaret ettiği sırada, şehrin merkezine ilham perileri için bir tapınak yapılmasını önermiştir... tabii bunu neden önerdiği konusu önemli çünkü pisagor kroton halkını pek tutmamış... uyumsuz ve cahil bulmuş ve pisagora göre toplumun düzelmesi için ilham perileri müzlerin gönüllerinin hoş tutulması önemliymiş... bunu ben ekledim, neden önersin ki zaten... toplum işe yaramaz, cahil, fitne fesatçı ve bi boka yaramaz ise -ki eris yapıyor bunu- bu durumu düzeltmek için, tam zıttı olan harmonia nın ortama gelmesi gerekmektedir...

paragraf açayım ayrıca çünkü bu durum çok önemli... toplum yoldan çıktıysa eğer, o toplumu sadece ilham perilerinin lütfu kurtarabilir! şimdi anlaşıldı işte bu perilerin o çok önemli görevleri... toplumu düzeltebilecek şeyler demek ki şunlar oluyor: sanat, edebiyat, bilim!...

hiç bir ilham perisinin ekonomik bir değeri yada gücü olmadığına göre, demek ki asıl zenginlik sanat, bilim ve edebiyat oluyor... para filan değil...

benjamin franklin ve voltaire versaiiles (versay) sarayında...
fransa devrimi öncesinde faaliyet gösteren en önemli mason locasının adının la loge des neuf sœurs yani dokuz kız kardeş olması da ilginç... en önemli üyelerinin voltaire, danton ve benjamin franklin olması daha da ilginç...

fransız devrimi öncesinde, devrim altyapısını oluşturmayı hedefleyen mason locası çok bilinçli olarak bu dokuz kız kardeşi seçmiştir kendisine sembol olarak... bir kez daha hatırlayalım; sanat, edebiyat, tarih, astronomi... aydınlanmanın altın anahtarları... eski 3 kız kardeşi de eklersek -ki onların açılımları bu 9 kardeş oluyor- bellek, düşünsel kavramlar, pratik... harmoniyi de eklersek; uyum ve birlikte hareket...

burdurda bulunan kremna antik kenti civarındaki köylerde bir zamanlar antika üzerinden para kazanmak moda olmuş! 1960 lı yıllarda köylüler kremna kalıntılarını didik didik etmişler, kazmışlar ve hatta kazıda kolaylık olsun diye, kazdıkları yerleri işaretlemişler... 9 tane heykel çıkarmışlar!... bu 9 heykelin hangi perilere ait olduklarını anlamışsınızdır... amerikalılara satmışlar... bugün bu kardeşin heykeli amerikada j paul getty müzesinde sergileniyormuş...

kaçırılan onlarca heykeli geri istiyoruz...


Kremna’da daha sonra 1970 yılında bilimsel arkeolojik kazı yapacak Prof. Dr. Jale İnan (1914-2001) o günleri şöyle aktarıyordu; Köylüler krizma yöntemiyle ve işbirliği ile çalışıp antik kenti hallaç pamuğu gibi atmışlardı. Arazinin bir yerinde üst üste konulmuş üç taş gördüğünüzde, orayı bir başkasının kazamayacağı, orasının parsellenmiş olduğu anlamına geldiğini anlardınız. Taşları koyan ben burayı kapattım diyordu ve herkes bu kurala saygı duymak zorundaydı. Daha sonra ben kazı yapmaya başladığımda Hoca Hanım bu köşeyi boşuna kazmayın. Biz daha önce kazmıştık diyorlardı. Kazı dönemi bitip ayrılmak üzereyken arkeolojinin ne olduğunu bilmeyen köylülerden biri, hiçbir heykel ya da başka bir eser bulamadığımızı görünce, yanıma gelip Ah hoca’nım bu yıl gerçekten zarar ettiniz demişti. Buluntuları herhalde benim satacağıma inanıyorlardı”
TÜRKİYE J. PAUL GETTY MÜZESİNDEN TARİHİ ESERLERİNİ GERİ İSTİYOR
kremna antik kenti kazı çalışmaları... her türk bir arkeologdur...
1700 lerin fransası ile 1960 ların türkiyesi arasındaki fark hiç kapanmadı... sürekli açıldı üstelik... pisagordan bahsetmeyeceğim bile... utanmamanın da bir sınırı var...

şimdi... ne yalan söyleyeyim, bu mitoloji ilginç bir şey... ben kesinlikle tüm bu mitolojik olaylara inanıyorum... dünya mitolojisine inanıyorum... olayların sembolik anlatımları olarak kabul ediyorum ve fazlasını da bilmiyorum... zaten bilmem de önemli değil, önemli olan hikayelerden çıkarılacak dersler... masal da olabilirler...

sonuçta bizim şu ilham perilerimiz fransa devrimine altyapı hazırlamışlar mı? evet...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…