Ana içeriğe atla

metis duo

idil pulat, gülsin onay, yağmur şimşek
geç olsun ama güç olmasın demişler... nasıl bahane ama:)... nesi güç olabilir zaten, özetle unuttum paylaşmayı ve üzerinden resmen 1 aydan fazla geçti... ne yapalım, blog burası, haber ajansı değil sonuçta... iki genç yeteneğimiz, viyolonsel sanatçısı idil pulat ile piyanist yağmur şimşek; birlikte önce metis duo oldular ve geçtiğimiz ay ikincisi düzenlenen eğirdir oda müziği yarışmasına katılıp, 20 yaş altı kategorisinde birinciliğe layık görüldüler... kutluyoruz kendilerini... tabii ailelerini ve öğretmenlerini de...

eğirdir oda müziği yarışması, ülkemizde oda müziğine olan ilgiyi artırmak ve özellikle genç sanatçılarımızı oda müziği yapmaları için teşvik etmek amacıyla düzenleniyor ve bence oldukça da önemli bir organizasyon... son yıllarda yetenekli genç sanatçılarımıza yönelik bu tip organizasyonlar oldukça arttı ve usta sanatçılarımız da ellerinden gelen desteği veriyorlar... bu sanatçılarımız içinde de değerli piyanistimiz gülsin onay'ı ben bir çok etkinliğin içinde görüyorum... ben de dahil olmak üzere, bir çoğumuz şimdiye kadar hep gençlere desteğin yetersizliğinden bahsederdik ama özellikle son bir kaç yıldır bu destekler ciddi anlamda hız ve önem kazandı... sadece gülsin onay değil tabii, farklı paylaşımlarda, farklı ustalardan bahsediyorum sürekli... sadece şu yaz dönemi içinde bile o kadar çok etkinlik gerçekleştirildi ve gerçekleştiriliyor ki! her biri gençler için bulunmaz fırsatlar...

metis duo
yarışmanın düzenlendiği mekan harika... eğirdir, yeşilada'da bulunan ve 19. yüzyılda inşa edilen ayastefanos kilisesi... metis denince akla ilk gelen karga oluyor ama zeus'un ilk eşi ve athenanın da annesi oluyor... yani önemli bir şahsiyet metis... zeusun babası kronos, zeusun kardeşlerini yutmuş, zeus da kardeşlerini kurtarmak için metisten yardım almış... metis kronosu kusturtan bir içki hazırlamış... zeus da, kendisinden daha güçlü bir tanrı doğurmasından korktuğu için, hamileyken metisi yutmuş... metisin çocuğu athena da zeusun başından çıkmış... ne renkli ve atraksiyonu bol dönemlermiş... şimdi yaptığımıza bakın!... karşıdan karşıya geçerken yaşıyoruz atraksiyonu ve heyecanı...

neyse işte, akıl ve sanatın tanrıçası athenanın annesini kendilerine isim olarak seçen yağmur ve idil'e dönelim... her iki genç sanatçı da sık sık karşımıza çıkan isimler.... ayrı ayrı çok başarılı çalışmalara imza attıkları gibi, birlikte de oldukça önemli bir başarıya imza attılar... metis duo olarak yollarına devam ederler mi bilmiyorum çünkü genellikle öğrencilik döneminde birlikte yapılan çalışmalar uzun soluklu olmayabiliyor ancak birlikte de çalışmalarını sürdürürlerse yeni başarılara da imza atabilecekler demek ki...

20 yaş altı kategorisinde, metis duo birinci olurken; ayşe deniz kaynarsoy (keman), aysima anik (keman), pınar ışıkçı (viyola) ve ekinsu polat (viyolonsel), alg quartet olarak ikinciliği kazandılar... boğaç batu erol (klarinet), berkay cantürk (keman), mert bozdemir (piyano) den oluşan duolog ile efil özdemir (klarinet), berfin karagüzel (viyolonsel), elif gülersönmez (piyano) tarafından  kurulan tandem trio ise üçüncülüğü paylaştılar... bence alınan dereceler kadar, bu etkinliklere katılmak da çok önemli ve dereceye girsin girmesin tüm gençleri ayrıca kutluyorum...

idil biretin 2015 yılı masterclass öğrencileri; nihan ulutan, yağmur şimşek, utku geçgel, yıldız çiçek sivri, ferhat can büyük, emre nurbeyler ve leyla cemiloğlu, masterclass konserinde pariste bir gece yaşatmışlardı ve ben yağmur şimşek'i o etkinlikten tanıyorum... tabii sonrasında da bir çok başarılı çalışmasına tanık oldum... pariste bir gece konserine katılan gençlerin tamamı, isimlerinden sürekli bahsettiren çok başarılı sanatçılar... fırsat çıktıkça haklarında paylaşım yapmaya çalışıyorum... eğirdir oda müziği yarışması da yağmur ve idil hakkında yazmam için güzel bir fırsat oldu...



yağmur şimşek'in tüm videolarına buradan ulaşabilirsiniz...

ilk piyano derslerini fahri pekiner ve şükriye doğruol mudul'dan alan yağmur şimşek 1999 doğumlu ve 2007 yılında mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı piyano bölümüne kabul edildi ve dr. evren büyükburçlu erol ile çalışmaya başladı... şu anda da aynı bölümde evren hoca ile çalışmaya devam ediyor... bir farkla, artık üniversite öğrencisi... 2012 yılında uluslararası gümüşlük klasik müzik festivali kapsamında düzenlenen masterclass eğitimlerine katıldı... 2014 yılında da mozarteum üniversitesi yaz akademisinde eğitim aldı... 2015 yılında italya'nın arsoli kentinde düzenlenen 3. uluslararası pietro iadeluca piyano yarışmasında ikinci oldu... detaylı yazmıyorum, uluslararası pera piyano festivaline de bir kaç yıl üstüste katılmış ve hepsinden de önemli dereceler kazanmış... ayvalık uluslararası müzik akademisinde idil biret yönetiminde gerçekleştirilen ustalık sınıflarına da katıldı ve konserlerde yer aldı... yukarıdaki pariste bir gece konseri de bu konserlerden biridir... 2016 yılında kuzey kıbrıs türk cumhuriyetinde düzenlenen 20. bellapais müzik festivali kapsamındaki adanın rüyası genç yetenekler konserinde de sahneye çıktı...

metis duo performansları da yüklendi bu arada; aşağıda hemen paylaşayım videolarını... siz tabii farkında değilsiniz ama videoyu ekleyip, dinlemeye başlayınca, yazmayı bıraktım ve arkama yaslanıp, keyifle dinledim... müzik, loş ortam ile birleşince ve yağmur ile idil kendilerini vererek seslendirince eseri, dinlendirdi beni... hep söylemişimdir, samimi düşüncem de budur: yarışma, derece şu bu hikaye ve ben bu yarışmaları bile doğru bulmuyorum... müziğin, müzisyenin derecesi mi olur... neyse, bu konuda ayrıca yazacağım zaten ama bir türlü yazamadım...

Metis Duo - L. van Beethoven Sonata for Cello and Piano, Op. 5 No. 2, G minor



youtube/idil pulat

idil pulat da çok başarılı ve çok çalışkan bir genç viyolonsel sanatçısı... bir çok önemli konsere çıkmış ve çıkıyor sürekli... 2000 yılı doğumlu idil pulat ise, 6. sınıfa kadar doğum yeri olan diyarbakırda okumuş, daha sonra mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinde devam etmiş eğitimine... erman imayhan'ın öğrencisi olmuş mimar sinanda... liseyi de bu üniversitede tamamlamış... lise dönemindeki öğretmeni ise indira mas olmuş... viyolonsel eğitimi yanında, mehmet yasemin, evren büyükburçlu erol ve iris şentürker tarafından oda müziği eğitimi verilmiş... üniversite eğitimi için girdiği sınavlarda başarılı olmuş, robert schumann konservatuvarından ve barenboim said akademie'den kabul almış... şu anda barenboim-said akademie'de frans helmerson ile devam ediyor lisans eğitimine...

2012 yılından günümüze kadar oldukça önemli isimlerin ustalık sınıflarına katılarak pekiştirmiş eğitimini... aima bünyesinde düzenlenen maria kliegel ve peter bruns, italya xenia oda orkestrası, uluslararsı çeşme klasik müzik akademisince organize edilen nikolaus trieb, rutesheim cello akademie ve la ribera suena a classico tarafından düzenlenen nikolaus trieb masterclass'ları bunlardan bazıları...

idil pulatı ben en son istanbul teknik üniversitesi müzik ileri araştırmalar merkezince düzenlenen sesin yolculuğu genç besteciler festivalinde görmüştüm... mayıs 2018 de itü maçka kampüsü mustafa kemal amfisinde düzenlenmişti... piyanist barış kahraman ile birlikte, genç besteci furkan örgül'e ait unutulan adlı eseri seslendirmişti... bronte trio olarak da, marmara üniversitesi 3. uluslararası kültür ve sanat günleri kapsamında gerçekleştirilen toplumsal cinsiyet eşitliği kültürü konulu etkinlikte de konser verdi yakın zamanda idil pulat, arkadaşları doğa çetin (keman) ve nilüfer yaş (piyano) ile birlikte... mimar sinan üniversitesi genç orkestra eşliğinde monn'un çello konçertosunu seslendirdi... tahminimce aşağıdaki performans... aynı iimlerle birlikte, gedik üniversitesi, robert kolej ve sedat eldem hakkı oditoryumunda da başarılı konserlere imza attılar...



mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı genç orkestra ile bir çok kez solist olarak konsere çıktı... bu orkestrada viyolonsel grup şefliği de yaptı... bu orkestra dışında; leyla gencer senfoni ve enka filarmoni orkestraları ile de çalıştı... çeşme klasik müzik festivalinde, nil kocamangil ile birlikte solist olarak, camerata saygun oda orkestrası eşliğinde önemli bir konsere de imza attı...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada