Ana içeriğe atla

elif ece cansever

keman

elif ece cansever

youtube önerdi antonio vivaldi'nin dört keman için konçertosunu.. al bunu dinle diye burnumun ucuna dayadı bu gece... kesinlikle bizi bizden çok daha iyi tanıyor sanal alemin kahramanları... hadi dedim, kahvemi içerken iyi gider vivaldi, dinleyeyim bari... insan denecek halimiz kalmadı bu aralar malum, vivaldi kadar rahatlatanı ve insana insan olduğunu hissettireni yok... bence tabii...

vivaldi çalıyor dört hanımefendi... öyle muhteşem çalıyorlar ki!... pardon, vivaldi seslendiriyorlar demem lazımdı:)... dikkatimi çekti; dört keman ve yaylılar topluluğunun aralarında beşer metre mesafe bulunmasına çoktaaan alıştık gitti... sıkış tepiş senfoni orkestrası görsek, öleceğiz korkudan, gidip dezenfektan sıkacağız müzisyenlere resmen...

"kemanların biri hanyada, biri konyada, ikisi de fizanda... yaylılar topluluğu da serpiştirilmiş resmen sahneye... bu mesafe neden var ve ne zamana kadar sürecek bu samimiyetsizlik?... aydın camiamız da artık gündelik itişip kakışmanın içinde yuvarlanıp giderken ve bu mesafe kalkacak diye beklenirken; 3d yazıcıdan fırlamış dört keman ve dört de suni zekalı human version 2.0 kemancıyı sahneye, lusiferazla ışıl ışıl parlayan seyircileri de salona koyup, konser vermeye kalkar mı bili ve eloncuğumuz"

aynen böyle, hiç de zırva bir komplo teorisi olmayan, gayet açık ve net şeyler düşünürken; aaaa! elif ece cansever!!... dört solistten biri... az kalsın video bitiyordu üstelik.. fark etmeden geçip gidecekti...  performansı paylaşan da lgt young soloists olunca; zaten fırsat kolluyordum gurur kaynaklarımızdan biri olan genç besteci ve kemancımız elif ece cansever hakkında paylaşım yapmamıştım hiç, başladım hemen yazmaya...
 
12 konçertoluk l’estro armonico yani armonik ilham seti, bildiğim kadarıyla vivaldi hayattayken yayınlanabilen nadir eserlerden... dört, iki ve solo keman için yazılmış çok önemli eserlerin bir bütünü bu l’estro armonico... dört solo keman için yazılmış si minör konçerto, yani rv. 580, bu 12 konçertonun 10 numaralısı ve en tanınmışı oluyor... yani ben sadece ikisini bildiğim için, ikisi içinde en tanınmışı oluyor:))...

elif ece cansever ile birlikte juhee yang, lena segal ve viviane plekhotkine diğer solistler... lgt young soloists eşliğinde, ünlü abbey road stüdyolarında seslendirilmiş geçtiğimiz mart ayı içinde ve 23 nisanda yayınlanmış youtube kanalından...

 

beş yaşında başlamış keman eğitimine elif ece cansever ve altı yaşından itibaren de bilkentli olmuş... bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi ilköğretim okulu’nda rasim bagirov ile sürdürmüş keman eğitimini... henüz sekiz yaşındayken; mersin 3. ulusal gülden turalı keman yarışmasında ikinci olmayı başarmış... ben başka hiç bir yarışmasına rastlamadım, sadece bir kaç sene önce suna kan yarışmasında finale kalmıştı yanlış hatırlamıyorsam... sanatta yarışmaya şiddetle karşı çıkan, çocukların yarıştırılmalarına ise pek de sıcak bakmayan biri olarak, ilgimi çekti çok... umarım başka yarışma ve derece yoktur bilmediğim çünkü "yarışmasız da dünya sanatçısı olunabiliyormuş" deme fırsatım oldu ilk defa... araya bu tip yorumlar sıkıştırmamın sakıncası yoktur umarım ama bence çok önemli bu konu...

keman eğitimi paralelinde, tolga yayalar ile kompozisyon çalışmaları da yapan elif ece cansever; aynı zamanda bestecilik yönü de olan bir sanatçımız... bilkent üniversitesi tarafından 2016 yılında düzenlenen genç besteciler, genç yorumcular konserinde kendisine ait melodic etude adlı flüt eseri de seslendirilmişti flütçü merve başoğlu tarafından ve yanlış hatırlamıyorsam, benim kendisini ilk tanıyışımdır bu konser ancak bir de piyanist ilayda deniz oğuz ile birlikte seslendirdikleri duo da elif ece cansever'e ait bir eser... 2015 yılı etkinliğinde ise; orjinal tema üzerine varyasyonlar ile katılmıştı... yine kendisi seslendirmişti...

bu konserlerde bir çok önemli bestecimizi ve genç enstrüman ustamızı tanıma ve paylaşma fırsatım olmuştu... daha doğrusu müzik yoluna besteci olarak devam eden murat ömür tuncer ve aslıhan keçebaşoğlu gibi isimler... murat ömür tuncere'e ait n.u.c.l.e.a.r isimli çalışmada da ikinci kemandı elif ece cansever... hem keman hem de beste çalışmaları ile bu konserlerde dikkatimi çekmişti kendisi ama eğitiminde keman üzerine yoğunlaşmış durumda şimdilik... tabii bu durum, bestelerini de dinlemeyeceğimiz anlamına gelmiyor... hakkında güncel bilgilere yeterince ulaşamadım ama eminim ki kompozisyon çalışmalarına da devam ediyordur...

zoru seven bir kemancı elif ece cansever... az önce izledim, daha 8 yaşındayken tv programında seslendirmek için beriot varyasyonları seçmiş bir minikmiş kendisi:)... yani o yaşta canlı programa çıkarken pek tercih edilecek eser değil... kolaya kaçmamış... yada öğretmeni güvenerek o eseri çaldırttı ki aynı kapıya çıkıyor zaten... bir de kaç yaşındaydı bilmiyorum ama 10 değildir kesinlikle, harika bir carmen fantezisi var ki defalarca dinletti valla, mutlaka izleyin derim... paylaşmak istediğim o kadar çok video var ki... çoğu da kendisine ait kanalda değil... kendi kanalındaki bir diğer muhteşem eseri de paylaşmak istiyorum... sibelius d minör keman konçertosu 3. bölüm... çok iyi bir yorum...

orkun pala (keman), elif başak genç (viyola), yiğit ülgen (viyolonsel), korkmaz can sağlam (piyano) ve kendisinden oluşan bilkent quintet ile bilkent müzik günleri’ne de katıldı elif ece cansever... oda müziği çalışmaları da bildiğim kadarıyla hız kesmedi... londra kraliyet müzik okulu'nda lutsia ibragimov ile keman çalışmalarını sürdüren genç sanatçı, aynı zamanda kathron sturrock ile yan dal piyano eğitimi de alıyormuş... keman, bestecilik, piyano ve oda müziği ekseninde oldukça yoğun bir çalışma temposu içinde anlayacağınız... kullandığı benjamin banks yapımı keman da kendisine okulu tarafından temin edilmiş... bu da atlanmaması gereken bir bilgi...

maxim vengerov, mincho minchev, alexander markov, gay braunstein, alexander vinnitski, tayfun bozok, andrej bielow gibi ünlü kemancılarla da çalışmalar yapmış olan elif ece cansever; bujor hoinic, rengim gökmen, orhun orhon, ibrahim yazıcı, dağhan doğu, ışın metin, naci özgüç ve burak tüzün gibi önemli şeflerle çalıştı ve cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası, bursa senfoni orkestrası, bilkent senfoni orkestrası, bursa bölge devlet senfoni orkestrası, orkestra akademik başkent, ankara gençlik senfoni orkestrası, olten filarmoni orkestrası ve çağlar oda orkestrası gibi köklü orkestralarla da konserler verdi... çağlar oda orkestrası ile konserleri oldu mu daha sonra? bilmiyorum ama çok minikken yine, iki keman için konçertoyu da onların eşliğinde çalmış... tahminimce dokuz yaşındayken... youtube'dan bulup, izleyin derim...

2019 yılının yarının kadın yıldızlarından biri olarak da seçilen elif ece cansever'i ben maalesef zannettiğim kadar da tanımıyormuşum... bunda kendisine ait youtube kanalının biraz fakir olmasının da payı var diyerek, kendimi biraz temize çıkarayım:)... ama gerçekten de biraz öyle... bir çok sahne performansına ben özellikle çaba sarfederek ulaşmak durumunda kaldım, daha önceden bildiğim bazı kayıtlar da muhtemelen kaldırılmış... mesela ysaye videosu vardı diye hatırlıyorum ama şimdi yok... piyanist ilayda deniz oğuz ile konserleri vardı, onu da bulamadım...

aslında daha yazılacak o kadar çok şey var ki hakkında... ama çoğu bildiğim konudan emin olamıyorum... bir de resmi web sayfası olsa çok iyi olacaktı:))... tabii ben yazıyorum böyle ama bir yandan çok ağır bir eğitim devam ederken, benim yazdığım konulara fırsatları kalmıyor doğal olarak... bir de şu var; okudukları okul her paylaşıma da izin vermiyor diye biliyorum... bu durum bizler için iyi olmuyor çünkü takip edemiyoruz bazı genç sanatçıları...

çok yazacak konu var gerçekten... mesela iki bursa konseri oldu kendisinin, harika konserlerdi... biri senfoni orkestrası ile,diğeri de bölge senfoni adı altında... tchaikovsky keman konçertosundan, piazzola four season'dan bahsedemedim, daha doğrusu paylaşamadım... aklıma geldikçe ekliyorum, mesela hem ankara gençlik senfoni orkestrasının hem de londra'da öğrenim gördüğü okulun orkestrasının baş kemancılığını yaptı ki çok önemlidir...

aklıma gelenleri eklerim artık yavaş yavaş... kendisinden sık sık bahsettireceğinden de kesinlikle eminim... dünya sahnelerinin aranan kemancılarından biri olacağı kesin... ilerleyen yıllarda besteciliğinin çok fazla ön plana çıkacağını da düşünüyorum (bence o da kesin)... her müzisyen zaten piyano çalar ama kendisi aynı zamanda piyano eğitimi de alan bir sanatçı... yani sadece kemandan bahsediyoruz şimdilik ama aslında aynı zamanda bir piyanist... gelecekte nasıl çalışmalar yapacağını merak da ediyorum...

en çok da aynı anda birden fazla projenin içine dalacağını yani bir koltukta iki değil, en az beş karpuz taşıyacağını da düşünüyorum... edindiğim izlenim o yönde... kesinlikle tek bir işe yoğunlaşacak bir yapıda değil gibi duruyor, aynı anda çok farklı çalışmalarla göreceğiz kendisini ve bu durum benim hiç hoşuma gitmeyen bir durum çünkü yaz yaz bitmiyor arkadaş hiperaktif sanatçılar:))... dertliyim anlayacağınız... gerçekten kendisi hakkında bilgim yeterli değil ve bu paylaşımı yaparken biraz daha tanıma fırsatım oldu ama yeterli olmayan hali bile bu kadar:)...

her videoyu maalesef paylaşamıyorum ama şef roman revueltas yönetimindeki orkestra akademik başkent eşliğindeki konserini de buradan izleyin mutlaka derim, tercihimi cso konseri yönünde kullandım ama içim gitti zigeunerweisen paylaşamadım ilk defa, izleyin işte... bazzini'den dance of the goblins ve paganini'den la campanella da cabası...

konçertoları seven, senfonileri pek de benimseyemeyen biriyim ama bu senfoniye bayılıyorum:)... her senfoni böyle olmalı, tamamına konçerto denmeliydi... edouard lalo'nun ispanyol senfonisi... çok güzel ve ustalık isteyen bir senfoni ve bu eseri elif ece cansever yorumu ile paylaşıp, şimdilik bitirmek istiyorum... bildiğim tek batonsuz şef natalia ponomarcuk yönetimindeki cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası eşliğinde... bu konser 8 mart kadınlar günü konseri idi...

Yorumlar

  1. Benim bildiğim çok fazla yarışmadan derecesi var ve çoğu da birincilik. Yarışmalara neden karşısınız ki!Yarışmalar olmasa kendilerini nasıl gösterecekler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler katkınız için.. bir çok yarışma derecesi olabilir, birincilik de olabilir, ben bilmiyorum.. bilmiyorum çünkü kendisine ait hiç bir biyografide sizin bildiğiniz dereceler yazmıyor.. yarışmalara neden karşı olduğumu çok yazmıştım, yine yazmayı düşünüyorum.. müzisyenin kendisini gösterebileceği yer jüri önü değil, sahnedir.. ne yani büyük müzisyenler ve besteciler yarışmalarla ve ödüllerle mi gösterdiler kendilerini?

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da