Ana içeriğe atla

çağla karaali

Social Inclusion Band
çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocukları kaçırmamak için yarışıyorlar!... çağlayı yazayım dedim, baştan sinirlerim bozuldu yine...

çağlanın annesi çok dertli... çok da haklı... çağlanın bir de ablası var... ayşegül karaali... ayşegül sporcuymuş... paletli yüzme takımındaymış, dünya şampiyonasına katılmış... türkiye rekoru kırmış!... ilkokul öğretmeni ise; "sporu bırakmasını" istemiş!... yok yok ben pişman oldum çağla karaaliyi yazmaya başladığıma:)...

şaka bir yana (ki şaka değil)... iyi ki çağlayı buldum ve aslında çok büyük keyifle yazıyorum onu... bir yandan da müziklerini dinliyorum... derdim sizinle ilgilenmeyenlerle benim çağla ve ayşegül...

[burada bir video vardı ama gizliye çevrilmiş]

social inclusion band in solisti çağla... bu grup çok çok önemli bir proje aslında... kabaca şu kadarını yazayım; engelli gençlerin hayata katılımlarını sağlama amacıyla projeler yapan alternatif yaşam derneğinin düşler akademisi kapsamında yürütülen bir proje... sosyal sorumluluk yada topluma hizmet denen türden...

2010 yılında kurulan Social Inclusion Band, bugüne dek Akbank Caz Festivali, Rock’n Coke, İKSV Caz Festivali, Geleneksel Bebek Şenliği, Efes Pilsen One Love Festivali, Vodafone Freezone Konserleri gibi pek çok önemli organizasyonda sahne aldı.  Moby, Limp Bizkit, Simon Bolivar Orkestrası, Şebnem Ferah, Bengü, Babazula, Cahit Berkay, Deniz Güngör, Kürşat Başar, Burçin Büke, Selen Servi ve Güntaç Özdemir gibi önemli isimlerle aynı sahneyi paylaştı ve pek çoğuyla birlikte müzik yapma olanağı buldu. Grup, kurulduğu günden bu yana aylık Babylon konserlerinde izleyicisi ile buluşmaya devam ediyor.

2 yıldan daha uzun bir süredir social inclusion band grubu ile profesyonel olarak müzik yapıyor çağla karaali... çok da iyi yapıyor... görevini de çok çok iyi yerine getiriyor çağla...

sanatçı ruhunun verdiği ışığı yansıtıyor... bana ne demiyor... hassas... engelli lafını filan sevmiyorum ben pek... eşit koşullara sahip olmayan diyeyim, hayata eşit koşullarla gelememiş ama eşit koşullarda yaşaması gereken çocuklara yardımcı oluyor çağla... çocuklar için de şarkılar yapıyor bir yandan...

çok iyi... çok... [burada harika bir video vardı ama gizliye çevrilmiş neden?se... çok iyi demişim...]

neden iyi? sadece çağla karaali yetenekli olduğu için mi iyi? hayır... çağlanın annesi müge karaali cevabı vermiş... ben yazınca eğreti oluyor; annesi versin yanıtı:

ayşegül, çağla & müge karaali

her çocuğun yetenekli olduğu konular olduğunu fakat yeteneklerini ortaya çıkarabilecekleri alan bulamadıkları için kaybolup gittiğini düşünüyorum. okulda eğitimler standart ve herkese aynı düzeyde verilen eğitimler. çocuğun ilgi alanına göre yönlenebileceği, sanat ve spor aktivitelerinin fazla olduğu, çocuğun kendini keşfedeceği ortamlar maalesef yok. okullarda tek düze eğitim çocuğun kendini tanıyamamasına ve zamanla kaybolup gitmesine neden oluyor... çocuklarınız ne kadar üstün yetenekli şeklindeki konuşmalardan rahatsız oluyoruz. çağla için evimizin salonunun yarısını onun için istediği şekilde döşedik. zamanını hep burada geçiriyor. çok sevdiğim bir söz var. dünyada bir tane üstün yetenekli çocuk vardır, bütün annelerde ona sahiptir...http://www.haberexen.com
evet... dünyada sadece bir tane üstün yetenekli çocuk vardır, bütün anneler de ona sahiptir...
bence önemli olan, üstün yetenekli anne olabilmektir...

[aşağıda iki video vardı ama gizliye çevrilmiş]

en keyifli paylaşımlarımdan biri oldu çağla karaali...

haber aldıkça ekleyeceğim buraya...

çok sevdim ben aileyi de çağlayı da... çağla büyümese hep böyle kalsa çok iyi olacak...

ekleme/4 mart 2018

genç kız olmuş artık... beğendiğim bir paylaşım ekleyeyim dedim...

[burada bir video vardı ama gizliye çevrilmiş]

ekleme/19 kasım 2018

vaktinde en çok okunan paylaşım idi çağla karaali... sonra uzunca bir süre pek okunmamıştı... bir kaç gündür bu paylaşıma artan bir ilgi olduğu için, "ne oldu acaba? çağla albüm filan mı çıkardı ki?" dedim... biraz inceleyince tedx için bir konuşma yapmış olduğunu gördüm... konuşmanın tarihini bilmiyorum ama 6 kasım 2018 de yayınlanmış... ben 2013 yılından sonra çağla karaali'yi gerçekten merak etmiştim çok çünkü ortadan kaybolmuştu... videoyu izleyince anlayacaksınız sebebini... kendisini okuldan attırdıktan sonra, kaş'a yerleşmişler, sonrasında da slovenya'da eğitim almış, orası da olmamış ve dönmüş... önce aşağıdaki videoyu dikkatlice izleyin derim...

ben videoyu bir kaç kere izledim... sonra sağda solda hakkında neler yazılmış, çizilmiş bakayım dedim... bunu derken, bir sürü olumsuz yorum okuyacağımdan da neredeyse emindim... nedense emindim ve yanılmadım... çok beğenenler ve haklı bulanlar tabii ki oldukça fazla ama bence onun pek önemi yok çünkü zaten haklı olan birini haklı bulmak pek de maharet isteyen bir şey değil... bence önemli olan, olumsuz yorumlar olmuştur hep...

çağla karaalinin konuşmasına yapılan olumsuz yorumlar genelde "yeterince dolu olmayan bir konuşma olmuş, fazlasını ummuştum" şeklinde!... bu ülkede onlarca yıl yaşayıp da bu yorumları tahmin etmemek de mümkün değil aslında...

olumsuz eleştiriler değerlidir sonuçta... ve çağla karaali o yorumları değerlendirir ve gerek görürse ona göre davranır, onu bilemem ama ben kendi fikirlerimi yazayım...

birincisi; daha dolu bir konuşma bekleyenler ve fazlasını umanlar, daha dolu ve fazla bir konuşmayı kendileri yapabilirler... tedx bünyesinde olmayabilir, başka yerde yapabilirler yada konuşmazlar da yazarlar vs vs vs... kitap bile yazabilirler dilerlerse... özetle; daha iyisini buyursunlar onlar yapsınlar, hepimizin ihtiyacı var... ben bu tip eleştirilere zerre kadar değer veren biri değilim ve üstelik çok da kızarım... ama en azından şu nokta da çok önemli: demek ki çağla karaali'den beklenti yüksekmiş... bu çok sevindirici... çok sevindirici çünkü çağla bildiğim kadarıyla 15 yaşında... 15 yaşında bir gençten fazlasının beklenmesi çok güzel...

ikincisi; az önce belirttiğim gibi, çağla karaali 15 yaşında... yasal olarak yada genel kabule göre henüz bir çocuk... eğitim konusunda söylemi olan, o konuda kafa patlatmış olan, bilgi sahibi olan bir çocuk... çocuk dememe kızmasın okursa, yukarıda kendisinden genç kız diye bahsetmişim geçtiğimiz mart ayında:)... üzerine basa basa çocuk dememin sebebi, koca koca büyüklerden daha yüksek bir akıl yaşına sahip olması ve herkese öğretebileceği bir çok şeyin bulunması...

bu çocuk; sosyal sorumluluk bilinci çok yüksek bir çocuk... yukarıdaki yazıda uzun uzun anlatmışım vaktinde... bu çocuk; daha "gerçekten minik bir çocukken" bile bir şeyleri sorgulayabilmiş bir çocuk... bir şeyleri protesto edebilmiş bir çocuk... içinde olmayı çok istediği konservatuvarda verilen eğitimi uygun bulmayıp, okuldan ayrılmayı göze alabilen bir çocuk... kendi yolunu kendisi çizmeyi başarabilen 15 yaşında özgür bir çocuk...

evet, olumsuz yorumlar aslında az ama ben bazen tek bir yoruma bile kafayı takan biriyimdir... "hayatı boyunca dişe dokunur hiç bir şey yapmadan, hiç bir şeyi sorgulamadan, toplumun hiç bir kesimine dokunmadan, hiç bir şeyi protesto etme cesaretini gösteremeden, hiç bir şeyi değiştirmeden, özetle hiç bir işe yaramadan, bütün bunları 15 yıllık yaşamına sığdırabilmiş bir genç insanın konuşmasındaki boşlukları görebilenleri hem anlayamıyorum, hem de zerre kadar sevmiyorum"

çağla karaali'nin aşağıdaki konuşması bence oldukça dolu ve çok iyi...

Yorumlar

  1. Ayyy hakikaten büyümesin:) Ne kadar tatlı ve ne kadar iyi söylüyor. Gurur duyuyorum bu çocuklarla ben. Ben de anneyim ve annesinin söylediklerine de ayrıca bayıldım. ÇOk güzel çok başarılı çok sevdim.

    YanıtlaSil
  2. Süpersin Çağla sesin çok güzel ve farklı, kulağın çok iyi, ve sen çok iyisin. Opüyorum seni kocaman.

    YanıtlaSil
  3. Çok beğendim seni Çağla. Başarılarının devamını dilerim.

    YanıtlaSil
  4. Çokk seviyorum seni çağla, öpüyorum seni kocaman... Harikasın canım..

    YanıtlaSil
  5. güzel yorumlarınız için teşekkür ederim ama burası çağla karaalinin sayfası değil, onun sayfası zannedip, yanıt beklemeyin... bazen yazdığım kişilerin yakınları mesaj yazıp, yanıt bekliyorlar, o sebeple yazıyorum bunu...

    YanıtlaSil
  6. Ben de çağla'yı yaptığı ted konuşmasıyla tanıdım ve kim olduğunu araştırma gereği hissettim. Henüz bir yetişkin olmadığını fark edince kurduğu cümlelerden inanılmaz etkilendim. Çünkü her biri yaşanmışlık ve sorgulama içeren kocaman, içi dolu cümleler. Ben 5 yaşında bir kız çocuğu annesi ve aynı zamanda da öğretmenim. Sistemin çocukların yeteneklerini nasıl yuttuğuna ve çocukları tekdüzeleştirdiğini sürekli görmek bana inanılmaz acı veriyor; hele de 1 yıl sonra benim kızımın da bu sisteme maruz kalacağını bilmek... Çağla günlerdir beni yiyip bitiren kafamdaki sorulara canlı bir yanıt oldun. Seni tanıdığım ve bana umut olduğun için çok teşekkürler. Bu yazı için de ayrıca teşekkür ederim. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim bu anlamlı katkınız için... hem anne hem de öğretmen olarak yazdıklarınız çok önemli ve değerli...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada