Ana içeriğe atla

klasikten progresife ayşedeniz

yaklaşık 2 sene önce tanımıştım kendisini ve haberdar olduğum ilk gün hakkında yazma gereği duymuştum piyanist ayşedeniz gökçinin... önceki paylaşımı okumak için tıklayınız: ayşedeniz gökçin...

kabına sığmayan, yenilikçi, klasikten rocka, caza ve progresife atlayan çalışkan konser piyanistimiz ayşedeniz hakkında çok daha detaylı bilgi vermenin zorunlu olduğunu düşünüyordum hep çünkü gerçekten çizginin çok üzerinde bir sanatçı... kısmet bugüneymiş...

tüm albümlerine ulaşıp, çok uygun fiyata satın alabilirsiniz... tıklayın: AyseDeniz

ayşedeniz gökçin
yukarıda klasikten değişik müzik türlerine atlayan yazdım ya! öyle değil aslında... yani alışık olduğumuz şekilde klasik müziği bırakıp, cazcı olan piyanistler gibi değil... progresif, grunge, pop, tekno gibi türleri klasik piyanoya aranje eden ve bu zor işin çok başarılı bir şekilde üstesinden gelen bir piyanist ayşedeniz gökçin... bir piyano virtüözü olmasının yanında, benim ilgimi çeken başlıca yeteneği de bu keşfedici yönü oluyor ayşedeniz gökçinin... benim açımdan çok önemli bir diğer nokta ise performans sanatçısı olması... yani sahnelerin müzisyeni...

www.aysedeniz.org

bir zamanlar "üstün yetenekli çocuk" idi ayşedeniz... o zamanlardan belliymiş ilerleyen yıllarda hangi yöne yol alacağı... aşağıdaki medleyi zannedersem rachmaninoff, chopin, mozart, bach, liszt, debussy ve beethoven çaldığı konserlerden birinin bis inde çalmış... 12 yaşındayken... harika:)...

Chattanooga Choo Choo Ch'Boogie Medley



2015 yılı için nirvana albümü hazırlıkları içinde... pink floyd un yanı sıra; etkilendiği diğer önemli sanatçı ve gruplar, red hot chili peppers, john williams, john lennon, aerosmith, freddie mercury, astor piazzola... tabii ben bu paylaşımımda klasik bestecilerden bahsetmiyorum... liszt en çok etkilendiği klasik bestecilerden biri olmalı ki, pink floyd parçalarını "liszt tarzında" klasik piyanoya uyarlamış...

çok önemli bir piyanist ayşedeniz gökçin ve özellikle pink floyd classical consept albüm ile sesini çok iyi duyurdu ve çok yankı uyandırdı bu albümü... pink floyd hayranı olunca ve üstelik ayşe deniz gökçinin tarzına da hayran olunca; pink floyd düzenlemelerinin ve farklı ortamlardaki farklı canlı yorumlarının hepsine bayıldım... kendisinden çok fazla renk ve tat katıyor düzenlemelerine... özellikle hey you harika... wish you were here da öyle... aslında hepsi çok iyi ama ben kendimce "yok artık bunu nasıl düzenleyip, yorumlamış klasik piyano ile!" şeklinde hayret ettiğim shine on you crazzy diamond ı paylaşmak istiyorum burada çünkü piyano ile hiç bağdaştıramadığım (benim cehaletim olabilir) bu şaheser, ayşedenizce yorumlandığında da muhteşem olmuş... helal olsun yani ne diyeyim...

Shine On You Crazy Diamond



tüm videolarını izlemek için; youtube/ADpianist

resmen bayıldığım ve durmadan dinlediğim ne varsa düzenleyip, yorumlamış ayşedeniz gökçin... astor piazzola eserlerini uyarladığı piazzola pop album de çok iyi bir çalışma olmuş... ben yine hastası olduğum libertango diyorum...

Libertango Live - Buenos Aires



ayşedeniz gökçin piyanoda değişik sesler ve tonlar yaratma konusunda da oldukça iyi... eliyle tellere dokunuyor, tamam, bunu biliyorduk da; kırık bir plak var mesela!... başka tuhaf şeyler de göze çarpıyor canlı performanslarında... ellerini çok iyi kullanıyor değişik seslere ulaşmak için ve özellikle sol eli bence çok iyi... michael jacksonun pop klasiği billie jean i de yorumlamış... ben o çalışmasını yeni paylaştığım çeşit çeşit billie jean yazısına eklemeyi uygun gördüm, gidip izlerseniz sevinirim...

billie jean i burada paylaşmıyorum çünkü burada çok daha özel bir video paylaşmak istiyorum... bu kadar üst seviye bir piyanist doğaçlama yapmaz mı?... tabii ki alasını yapar... aşağıdaki video amcası ressam beygü gökçin in sergi açılışından... beygü gökçin aynı zamanda müzik çalışmaları da yapıyor ve vokal yanında ağız armonikası çalıyor... beygü gökçin de çok ilgimi çekti benim, resim çalışmaları oldukça dikkat çekici ve mızıkayı da oldukça iyi çalmış ve benim için en önemli olan nokta da şu; kendi kendini geliştirmiş her iki konuda da... ben aşağıdaki "e hadi birlikte de bir şeyler çalalım amca" tarzındaki doğaçlamaya hayran kaldım, bayıldım... muhteşem bir şey olmuş... zaten bu sayfada bir çok defalar üstüne basa basa belirttiğim gibi; bence müzik budur... siyah beyaz çekim de müziğe gerçekten çok uymuş... içine atanların müziği...

Crying Out Soft (Harmonica & Piano Improv)



resmi sayfasından da takip edebileceğiniz bir çok konudan bahsetmiyorum; gidip, inceleyin derim... hayatının tamamı başarılarla dolu... en başta söylenmesi gereken belki de şu; çok önemli bir ismin, yani rosalyn tureck gibi bir sebastian bach uzmanının son öğrencilerinden... çok önemli orkestra ve şeflerle çalışmış 9 yaşından itibaren ve konserler yanında festivaller de hızla devam ediyor... canlı izleme fırsatım olmadı henüz ama mutlaka canlı izlenmesi gereken bir piyanist...

ben bu sayfada ayşedeniz gökçinden daha çok bahsedeceğimden eminim çünkü çok çalışkan, stabil olamayan, sürekli yeni arayışlar içinde olacağından ve aynı zamanda klasiği de bırakmayacağından emin olduğum genç bir yetenek... ve çok renkli bir kişilik...

Yorumlar

  1. Bu genc muzisyenlerin varligi ve ulkemden cikiyor olmalari beni cok mutlu ediyor. Cunku hayatim boyunca ulkemden ayriyim ve gogsumu kabartiyorsunuz. Sizi arkadaslarima ve komsularima tanitiyorum ve onlar da hayran kaliyorlar. Iyi ki varsiniz sizler. Ayse Deniz, harika bir insansin ve seni cok seviyorum.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

tarık kaan, ilyun ve mina'dan başarı haberi

şu yukarıda gördüğünüz üç genç piyanistimiz; tarık kaan alkan, mina urgun ve ilyun bürkev, ispanya al hambra'da düzenlenen 9. uluslararası maria herrero piyano yarışmasına gittiler ve güzel derecelerle döndüler...

ilyun bürkev ve tarık kaan alkan, kendi kategorilerinde birinci olurlarken, mina urgun da kategorisinde üçüncü olmayı başardı... her üç genç yeteneğimiz de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde öğrenimlerine devam ediyorlar... mina urgun ise henüz yarı zamanlı olarak piyano eğitimi alıyor olmasına rağmen bu büyük başarıyı elde etti... her üç genç piyanistimizi, öğrenim gördükleri yüz aklarımızdan biri olan okullarını, öğretmenlerini ve ailelerini ayrı ayrı kutluyorum... mina'yı ise apayrı ve özel olarak kutluyorum...

üç gencimizi de maalesef daha önce paylaşma fırsatı bulamamıştım... tarık kaan alkan'ı önceki başarılarından dolayı tanıyorum ve bu sayfada defalarca hakkında güzel haberler verdim... bir paylaşımı buradan okuyabilirsiniz... kısaca da olsa…

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

light in babylon

dinlediğimde hayran kaldığım, uzun süredir paylaşmak istediğim ancak bir türlü beceremediğim bir grup light in babylon... itiraf edeyim, ön plana çıkan 2 konu var light in babylonda, şarkı söyleyen kız ve müziğin rengi... düşündüm bir an "nedir müziğin rengi" diye! tabii yok öyle bir şey ama hadi tarzı diyelim; özetle yaptıkları müzik... kişi olarak ön plana çıkan ise bence vokalist kız, yani adını bin bir zahmetle öğrendiğim michal elia kamal... israilli oluyor kendisi ama iran orijinliymiş... hemen belirteyim, vokal ön plana çıkıyor derken kesinlikle gruptaki diğer müzisyenleri bir kenara atıyor değilim!... çok başarılılar ancak michal elia kamal şarkı söylerken apayrı bir dünyaya gidiyor sanki... sesi çok iyi ve çok severek şarkı söylediği apaçık belli... izlerken kendisinin söylediği parçayı resmen yaşadığını görüyorsunuz...

santur çalan ise türk... metehan çiftçi... michal elia kamal ve julian demarque (fransız, gitarist) gezgin müzisyenler olarak 2009 yılında istanbul…