Ana içeriğe atla

klasikten progresife ayşedeniz gökçin

ayşedeniz gökçin
aşağıdaki paylaşım 2014 yılı paylaşımı ama ben zaman zaman ilavelerde bulundum, videoları değiştirdim o zamandan beri... şimdi de 2020 ağustosu oldu... aralara tahminimce çok fazla eklemelerde bulunacağım çünkü ayşedeniz gökçin sürekli yeni çalışmalar yapıyor... valla fenalık geldi... bazı sanatçılar neden bu kadar çok iş çıkarıyorlar anlamış değilim... benim hiperaktif/hipersonik olarak tanımladığım sanatçıların en başında gelen ayşedeniz gökçini takip edip paylaşmak hem çok zor hem de hiperkeyifli:))...

yaklaşık 2 sene önce tanımıştım kendisini ve haberdar olduğum ilk gün hakkında yazma gereği duymuştum piyanist ayşedeniz gökçin'in... önceki paylaşımı okumak için tıklayınız yazıyordu burada ama bence tıklamayınız çünkü orada bilgi çok sınırlı ve orada da bu paylaşıma gelmeniz yazıyor artık:) yine de bi bakın isterseniz ayşedeniz gökçin...

kabına sığmayan, yenilikçi, klasikten rocka, caza ve progresife atlayan aşırı çalışkan konser piyanistimiz ayşedeniz hakkında çok daha detaylı bilgi vermenin zorunlu olduğunu düşünüyordum hep çünkü gerçekten çizginin çok üzerinde bir sanatçı... kısmet bugüneymiş...

yukarıda klasikten değişik müzik türlerine atlayan yazdım ya! öyle değil aslında... yani alışık olduğumuz şekilde klasik müziği bırakıp, cazcı olan piyanistler gibi değil... progresif, grunge, pop, tekno gibi türleri klasik piyanoya aranje eden ve bu zor işin de çok başarılı bir şekilde üstesinden gelen bir piyanist ayşedeniz gökçin... bir piyano virtüözü olmasının yanında, benim ilgimi çeken başlıca yeteneği de bu keşfedici yönü oluyor ayşedeniz gökçin'in... benim açımdan çok önemli bir diğer nokta ise performans sanatçısı olması... yani sahnelerin müzisyeni...

bir zamanlar "üstün yetenekli çocuk" idi ayşedeniz... o zamanlardan belliymiş ilerleyen yıllarda hangi yöne yol alacağı... aşağıdaki medleyi zannedersem rachmaninoff, chopin, mozart, bach, liszt, debussy ve beethoven çaldığı konserlerden birinin bis inde çalmış... 12 yaşındayken üstelik... o yaştaki konser repertuvarı böyle olduğu için, büyüyünce ne yapsın? tabii ki farklı denemeler yapacak...

chattanooga choo choo ch'boogie medley



2015 yılı için nirvana albümü hazırlıkları içinde... pink floyd un yanı sıra; etkilendiği diğer önemli sanatçı ve gruplar, red hot chili peppers, john williams, john lennon, aerosmith, freddie mercury, astor piazzola... tabii ben bu paylaşımımda klasik bestecilerden bahsetmiyorum... liszt en çok etkilendiği klasik bestecilerden biri olmalı ki, pink floyd parçalarını "liszt tarzında" klasik piyanoya uyarlamış ve lisztifiye etmiş durumda...

çok önemli bir piyanist ayşedeniz gökçin ve özellikle pink floyd classical consept albüm ile sesini çok iyi duyurdu ve çok yankı uyandırdı bu albümü... pink floyd hayranı olunca ve üstelik ayşe deniz gökçinin tarzına da hayran olunca; pink floyd düzenlemelerinin ve farklı ortamlardaki farklı canlı yorumlarının hepsine bayıldım... kendisinden çok fazla renk ve tat katıyor düzenlemelerine... özellikle hey you harika... wish you were here da öyle... aslında hepsi çok iyi ama ben kendimce "yok artık bunu nasıl düzenleyip, yorumlamış klasik piyano ile!" şeklinde hayret ettiğim shine on you crazzy diamond ı paylaşmak istiyorum burada çünkü piyano ile hiç bağdaştıramadığım (benim cehaletim olabilir) bu şaheser, ayşedenizce yorumlandığında da muhteşem olmuş... helal olsun yani ne diyeyim...

shine on you crazy diamond



resmen bayıldığım ve durmadan dinlediğim ne varsa düzenleyip, yorumlamış ayşedeniz gökçin... astor piazzola eserlerini uyarladığı piazzola pop album de çok iyi bir çalışma olmuş... ben yine hastası olduğum libertango diyorum...

libertango live - buenos aires



ayşedeniz gökçin piyanoda değişik sesler ve tonlar yaratma konusunda da oldukça iyi... eliyle tellere dokunuyor, tamam, bunu biliyorduk da; kırık bir plak var mesela!... başka tuhaf şeyler de göze çarpıyor canlı performanslarında... ellerini çok iyi kullanıyor değişik seslere ulaşmak için ve özellikle sol eli bence çok iyi... michael jacksonun pop klasiği billie jean i de yorumlamış... burada paylaşmıştım ama sonradan kaldırdım bazı paylaşımları çünkü ayşedeniz gökçin hiç yerinde durmuyor ve sürekli üretiyor... tüm videolarına aşağıdaki youtube sayfasından ulaşabilirsiniz...

youtube/ADpianist

bu kadar üst seviye bir piyanist doğaçlama yapmaz mı?... tabii ki alasını yapar... aşağıdaki video amcası ressam beygü gökçin in sergi açılışından... beygü gökçin aynı zamanda müzik çalışmaları da yapıyor ve vokal yanında ağız armonikası çalıyor... beygü gökçin de çok ilgimi çekti benim, resim çalışmaları oldukça dikkat çekici ve mızıkayı da oldukça iyi çalmış ve benim için en önemli olan nokta da şu; kendi kendini geliştirmiş her iki konuda da... ben aşağıdaki "e hadi birlikte de bir şeyler çalalım amca" tarzındaki doğaçlamaya hayran kaldım, bayıldım... muhteşem bir şey olmuş... zaten bu sayfada bir çok defalar üstüne basa basa belirttiğim gibi; bence müzik budur... siyah beyaz çekim de müziğe gerçekten çok uymuş... içine atanların müziği... bu paylaşımdaki videoları zaman zaman güncelliyorum, bir türlü kıyamadığım videolardan biri oldu...

Crying Out Soft (Harmonica & Piano Improv)



resmi sayfasından da takip edebileceğiniz bir çok konudan bahsetmiyorum; gidip, inceleyin derim... hayatının tamamı başarılarla dolu... en başta söylenmesi gereken belki de şu; çok önemli bir ismin, yani rosalyn tureck gibi bir sebastian bach uzmanının son öğrencilerinden... çok önemli orkestra ve şeflerle çalışmış 9 yaşından itibaren ve konserler yanında festivaller de hızla devam ediyor... canlı izleme fırsatım olmadı henüz ama mutlaka canlı izlenmesi gereken bir piyanist...

ekleme/ağustos 2020

muhteşem bir dünya piyanisti ayşedeniz gökçin... konser piyanisti... kısa bir süre önce de kawai artisti oldu zaten... bana göre konser piyanisti demek kesinlikle yeterli değil; bir performans sanatçısı demek çok daha doğru... yukarıda canlı izleme fırsatım olmadı demişim, bu süreçte canlı da izledim kendisini... sahnede sadece eserleri seslendiren bir sanatçı değil, seyirci ile sürekli etkileşim halinde olan bir piyanist... konser vermenin ötesinde, her yönüyle gösteri yapıyor... gösterilerini kısacık bulmayan seyirci yoktur çünkü geçen zamanın farkına varmaz hiç kimse... konser sonunda selfienizi çeker ve ne çabuk bitti diye söylene söylene çıkarsınız salondan...

pure piano show at zorlu psm jazz festival 2019



çok da iyi bir besteci ayşedeniz gökçin... pure piano suite, motus ve earth prelude çalışmaları çok önemli... aslında kendisine ait eserler kesinlikle böyle bir kaç cümle ile asla geçilemeyecek eserler... pure piano suit içinde yer alan su adlı eserini, geçtiğimiz sene genç piyanistlerimizden damla ece karataş bir kaç konserde seslendirmişti... adını tıklayarak hem hakkında bilgi alabilirsiniz hem de su adlı eseri de farklı bir yorumla dinleyebilirsiniz... bu arada şunu da hatırlamışken belirteyim; ayşedeniz gökçin tüm eserlerinin yapımcılığını da kendisi yapıyor başından sonuna...

kendisine ait kompozisyonlar dışında da çok önemli albümleri var ayşedeniz gökçin'in... 7 yaşından beri chopin eserleri seslendiren bir piyanist için olmazsa olmaz bir albüm olan a chopin affair albümünde doğal olarak chopin sonat ve prelüdlerini yorumlamış... piano playlist albümünde ise kısa ve ünlü piyano eserlerini seslendirmiş... bach, chopin, rachmaninoff, beethoven, ulvi cemal erkin ve satie eserleri yanında kendisine ait kompozisyonlar yanında çanakkale ve ankara anonim eserleri mevcut... benim çok hoşuma giden bir albümdür... schumann ile ortak bestesi bile bulunmaktadır:)... bu paylaşımda daha detaylı bahsettiğim pink floyd classical ve kurt cobain'e ithaf ettiği nirvana project albümleri dışında bir de beethoven senses albümü bulunan ayşedeniz gökçin'in sanki başka albümleri de vardı ama sayfasında sadece bunlar var şu anda... yani kendisinin unuttuğu albüm yoktur herhalde:)... mesela ben piazzola albümü hatırlıyorum... ünlü rock parçalarını düzenlediği bir diğer albümünü de biliyorum dinliyorum yahu valla var:))... ama resmi sayfasında bulamadım... eskiden sanatçıların haberi bile olmadan korsan albüm basardı durmadan unkapanı:))... burada onu bile yaşadım:))... biraz eskice olan ve artık olmayan bir rock grubumuzun bir kasetinin fotosunu çekip gönderdim, haberleri yoktu kasetten:)))... toplamış birileri kel alaka parçalarını, kaset çıkarmış:))... neyse...

ayşedeniz gökçin
düzenlemeci demek yeterli mi bilmiyorum... düzenlemenin çok ötesinde bence yaptığı çalışmalar... pink floyd resmi sayfasında kendisi için övgü dolu sözler yayınlandıktan sonra ciddi anlamda dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı... bu yönden ben ayşedeniz gökçin ile eren başbuğu çok benzetiyorum birbirlerine... eren başbuğ da dream theater ve jethro tull düzenlemeleri ile çok dikkat çekmişti... pink floyd tarafından yapılan açıklamada; eserlerinin binlerce defa düzenlendiği ancak genç türk piyanist ayşedeniz gökçin tarafından lisztifiye edilerek yapılan üç piyano düzenlemesinin çok dikkat çekici olduğu ve klasik müziğin hayal dünyasını geliştirdiği vurgulanmıştı...

klasik müziğe gerçekten çok farklı bir boyut kazandırdı... liszt'in yaptığını, en az onun kadar iyi yaptı!... tereciye tere sattı diyebilirim... gerçekten binlerce pink floyd düzenlemesi, cover denen şeyi var ortalıkta ama kalkıp shine on parçasını liszt kadar iyi bir şekilde lisztfied edersen tabii ki roger waters da "ne oluyor yahu" der ve ilgilenir... eren başbuğ'u da yukarıda özellikle ekledim çünkü her ikisi de o kadar iyi iş çıkardılar ki; birinci ağızdan beğeniyi de kazandılar... kolay değil; pink floyd ve dream theater'dan bahsediyoruz... aslında bu iş aynı zaman olağanüstü bir girişimcilik zekasıdır!

pink floyd live on classical piano



pink floyd'dan sonra da nirvana project ile bu dünya devine de el attı ve o projede de çok büyük bir başarı gösterdi... çok önemli projeleri ve konsept konserleri var ayşedeniz gökçin'in... örneğin a chopin affair with live street art projesinde; biri sokak sanatçısı olan iki ressam konser esnasında resim yapmışlardır... ingiltere dışında bu performans sergilendi mi? bilmiyorum... arjantinde de pink floyd classical consept gösterisi sergilendi ilk kez galiba... tam olarak aynı konseptmi bilmiyorum ama ben yukarıda bulgaristan konserinin tamamını paylaştım... zannedersem farklı... beethoven aşk mektubu ve nirvana project gibi projeleri yanında bir de cappadocia video project var ki harika bir çalışma... ben maalesef burada kısa kısa geçtiğim ama hayran kaldığım bu çalışmalara uzun uzun değinemiyorum... bildiğim kadarıyla her konudan bahsetmeye çalışıyorum ki meraklısı derinine insin artık...

cappadocia video project çok güzel bir proje bu çalışmadan kendisine ait toprak adlı eseri burada paylaşmak istedim... harika bir minimal eser toprak... earth prelude albümündeki bütün eserler çok iyi... her ne kadar pink floyd ve nirvana çalışmaları ile ve canlı konserleri ile adını duyurmuş olsa da, ben ayşedeniz gökçin'in kendisine ait eserlere hayranım aslında... çok iyi bir besteci...



ben bu eklemeyi yapana kadar, 2014 yılından beri o kadar çok çalışma ve başarı haberi geldi ki! gerçekten yaz yaz bitmiyor, sürkli yeni bir eksiklik geliyor aklıma ve dönüp ekliyorum... hafiften karman çorman bir yazı oldu ister istemez... mesela zannedersem 2016 yılında andante donizetti ödülleri kapsamında yılın piyanisti seçilmişti... bu somut ve adı üzerinde ödüllü bir başarı... ödüllerin çok ötesinde başarıları da çok fazla... sadece seçkin müzisyenlere ev sahipliği yapan önemli mekanlarda ve salonlarda konserler vermiş olması gibi... mesela new york le poisson rouge gibi... bbc müzik tarafından yükselen yıldız olarak seçildi geçen sene... beethoven sense albümlerinden hemen sonra çıkardığı, çökertme düzenlemesi yanında kendisine ait eserlerden oluşan earth prelude albümü; ülkemizde klasik müzik albümleri içinde birinci sırada yer aldı... dünyada da hemen her ülkede listenin ilk 5 i içinde geçti... hatta amerikada en iyi satan klasik albüm oldu...

öyle kendi kendine olmuyor tabii bu işler... 9 yaşındayken bach'ın 5. konçertosunu seslendirmiş olan bir isimden bahsediyoruz... yani kendi döneminin harika çocuğu idi ama o dönemde yasası yoktu bu işin... sonrasında da new york eastman school ve londra royal academy of music gibi iki önemli okulda lisans ve master eğitimlerini tamamladı...

dünya piyanisti dedim yukarıda, saymayayım artık nerelerde konserler verdiğini... her ülkede konsr verdi... daha doğrusu performans sergiledi... her ülkenin en önemli yayın organından da büyük övgüler aldı... bbc, le figaro vs vs vs... en basit hali ile yazdım işte:)... ingilterede olağanüstü yetenek olarak kabul edilmektedir... ben bu blogta sürekli olağanüstü, çizgi üstü, harika, muhteşem vs diyormuşum... bakın bir tek ben değilim, koskoca ingiltere de diyor...

eserleri, albümleri, projeleri, özgün konserleri ve seyirci ile olan diyaloğu ile çok özel bir isim... çok erken yola çıktığı için, çok ciddi bir yol aldı ama çok da genç bir sanatçı... yani işimiz iş:)... 5 sene sonrasını düşünemiyorum:)... 25 albüm, 33 proje, yılda 295 konser vb den bahsedeceğiz tahminimce ve prog, caz vs derken, belki de arabesk eserleri lisztfiye yada rachmanifiye ediyor olacak:))... tüm kalbimle bekliyorum gerçekten şu arabeski rach'a benzetmesini (yemin ederim ciddiyim)...

dünyanın en stabil 4 ayı olan covid mendeburu sürecinde bile başımızı döndüren online canlı projeleri ile tüm sevenlerini mutlu etmeyi başaran ayşedeniz gökçin hakkında kim bilir unuttuğum yada bilmediğim neler vardır daha... bu eklemeler devam edecek tabii kesinlikle ama şimdilik 2019 yılı ocak ayında gerçekleşen #tedxankara çıkış yolu etkinliğine katılan ayşedeniz gökçin'in bu performansını da paylaşıp, bitireyim...

Yorumlar

  1. Bu genc muzisyenlerin varligi ve ulkemden cikiyor olmalari beni cok mutlu ediyor. Cunku hayatim boyunca ulkemden ayriyim ve gogsumu kabartiyorsunuz. Sizi arkadaslarima ve komsularima tanitiyorum ve onlar da hayran kaliyorlar. Iyi ki varsiniz sizler. Ayse Deniz, harika bir insansin ve seni cok seviyorum.

    YanıtlaSil
  2. Ben hayatımda bu kadar samimi ve içten bir sanatçı görmedim. Her hali ile doğal ve pırıl pırıl. Aynen yazdığınız gibi, konsere ara vereceğiz dediğinde 15 dakikada ara mı verilir diye söylenmiştim, meğer 45 dakikayı geçmiş:) Konserleri kesinlikle en az iki buçuk üç saat olmalı, yetmiyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va