Ana içeriğe atla

berfin aksu

keman
berfin aksu
temmuz'20/ önemli keman sanatçılarımızdan berfin aksu hakkındaki bu paylaşım 2016 yılına ait görülebileceği gibi ama aradan 4 yıl geçmiş ve şimdi artık gereksiz olan bir çok bilgiyi çıkarma ve yeniden düzenleme gereği hissettim...

bir çok kişi için berfin aksu sarı gelin'dir çünkü çok daha geniş bir kitleye hitap eden bu eser; hem çok sevilir, hem de olağanüstü bir şekilde yorumlanmıştır berfin aksu tarafından... sarı gelin, birden fazla kültürün sahiplendiği bir eser olduğu için oldukça geniş bir coğrafyada berfin aksu yorumu da çok fazla paylaşılıp, izlenmiş ve beğenilmiştir ama berfin aksu sadece sarı gelin yorumu içine sığmayacak kadar çok başarıya, sanatçı kişiliğe ve yüksek bir virtüöziteye sahip...

özellikle bir klasik müzik sanatçısının halk tarafından bu derece benimsenmiş olması apayrı bir güzellik ancak sanatçıların bir yada bir kaç esere yada performansa sığdırılmaya çalışılması yada sürekli o eserle anılması bana her zaman çok itici gelmiştir çünkü hiç bir sanatçı o kadar dar bir alana sığmaz... bu sebeple; haremde bin bir gece konserinde bis olarak çaldığı o harika sarı gelin yorumunu bu paylaşımdan çıkardım üzülerek ancak geçtiğimiz ekim ayında çukurova devlet senfoni orkestrası eşliğinde verdiği konserde de seslendirdi bu sembol türküyü... dilerseniz buradan izleyebilirsiniz... bir çok ülkenin sosyal medya platformlarında dolanan ve hayran kalınan performans da burada... bu arada; bu düzenleme, bilkentteki öğretmeni muhammedjan turdiev'e ait...

ben bu paylaşımı ilk yaptığımda berfin aksu'nun neredeyse hiç bir videosuna ulaşamamıştım... tahminimce eski okulunun bazı kurallarına uyma durumunda idi... örneğin fazıl say eseri haremde 1001 gece ile ilgili hiç bir video yoktu yaptığım sonradan eklemelerde bile... şimdi paylaşabiliyorum nihayet... eser de yorum da tek kelime ile harika...



yanlış hatırlamıyorsam, berfin aksuyu tanımama vesile olan olay kendisinin fazıl say ile yaptığı ortak çalışmadır... yani haremde 1001 gece... fazıl say'ın anadolu enstrümanlarını da kullandığı bu ünlü konçertosunun dünya prömiyerinde patricia kopatchinskaja çalmıştı... berfin aksu daha öğrenciyken ve 14 yaşındayken, oldukça zor keman partisyonları içeren bu eserdeki yüksek performansı ile alman otoritelerden de tam not almayı başarmıştı... frankfurt konserinde şef howard griffiths yönetimindeki brandenburg orkestrası eşliğinde seslendirdiği bu eser sonrasında çok büyük beğeni toplamıştı ve henüz 14 yaşında idi...

berfin aksu'yu ilk dinlediğimde dikkatimi çeken öncelikle yorumculuğundaki ustalık idi ki bu benim için virtüözitedir ve otoritelerin hakkındaki fikirlerinden de haberim yoktu... eserleri sadece seslendirmiyor, yaşıyor ve klasik müziğin izin verdiği sınırlar dahilinde kendince yorumluyor... bence gerçekten "eser seslendirme" ile "yorumculuk" birbirinden çok farklı, bunu bu blogta bir çok paylaşımda sürekli yazmaya çalıştım... dinleyici olarak; en çok sanatçının kendinden katabildiğine, eserin duygusunu tam olarak verebilme yeteneğine ve tekniğe çok da bağlı kalmadan, kendi tarzını yaratabilmesine bakıyorum... burada beden dili bile çok önemli... berfin aksu'nun 10 yaşındaki performanslarında bile bu yeteneği göze çarpıyor... ifade ve aktarım yeteneği çok gelişmiş... yukarıdaki video çok yeni ve berfin aksu'nun bu yönünü gözler önüne sermesi açısından çok güzel bir örnek...

oldukça eski bir kayıt paylaşayım, çok laf etmişim yine... 2015 yılı, yehudi menuhin salonu... 17 yaşındayken seslendirdiği bir ysaye eseri... 6. ve son solo keman sonatı... eser de yorum da çok iyi... 20. yüzyıl bestecisi eugene ysaye, paganini ile birlikte benim için keman demek oluyor... bir de kreisler... ayıp olmasın, unutmayalım...



berfin aksu da bilkentli... bilkent müzik hazırlık okulu bir çok genç yeteneği yetiştiren çok önemli bir okul... kendisini bize kazandıran isim, öğretmeni muhammedjan turdiev... onun öğrencisi iken bir çok önemli derece aldı ve performans sergiledi... daha sonra dünyanın en önemli müzik okullarından biri olan, londra yehudi menuhin okulunda lutsia ibragimova ile devam etti eğitimine... işte bu okulun girmesi de, çıkıp kurtulması da çok sakatmış:)) ve menuhin, öğrencilerinin video paylaşımlarına bile karışıyor... bu okulda okuyan öğrencilerin videosuna filan zar zor ulaşırsınız... yehudi menuhin'den mezun olduktan sonra da yine londra'da guildhall'e devam etti ve krzysztof smietana ile çalışmalarını sürdürdü... 2018 ve 2019 yıllarında ise krysia osostowicz ile çalıştı...

8 yaşında orkestra eşliğinde konser veren berfin aksu, bir çok önemli orkestrayla birlikte önemli salonlarda konserler verdi, uluslararası antalya piyano festivalinde fazıl say ile aynı sahneyi paylaştı... genç girişim yönetişim birliği tarafından geleceğin büyükleri dalında özel ödüle layık görülen berfin aksu'nun bazı önemli başarıları ise şöyle:

2008 yılında mersin'de olan 3. gülden turalı keman yarışması'nda birincilik ve en iyi türk bestecisi yorumcusu özel ödülü... mayıs 2009'da italya'da düzenlenen 16. uluslararası andrea postacchini keman yarışması'nda ikincilik ödülü... aralık 2009'da romanya'da gerçekleşen 14. uluslarası remember enescu keman yarışması'nda birincilik ödülünün yanı sıra, en iyi enescu yorumcusu ödülü ve constantin dragoi özel ödülü... mayıs 2010'da ise, çek cumhuriyeti'nde gerçekleşen 52. uluslararası koçianova keman yarışması'nda birincilik ödülü... mayıs 2011 yılında, donizetti - andante 17 yaş altı yılın çıkış yapan genç müzisyen ödülü... 2010 yılında moskova - gnesin müzik okulu'nda ve tunus'ta düzenlenen genç yetenekler müzik festivali'nde resitaller...

berfin aksu, uzun süredir fazıl say'ın eserlerini seslendiriyor ve birlikte konserler veriyorlar... bunun yanı sıra, iş sanat, akbank sanat, erimtan arkeoloji ve sanat müzesi, boğaziçi üniversitesi albert long hall, borusan konser salonu, adnan saygun konser salonu, cemal reşit rey konser salonu, wigmore hall ve tonhalle hall gibi birçok önemli salonda konserler verdi...

çağdaş eğitim vakfı’nın çev sanat genç yetenekler projesi kapsamında desteklenerek eğitimine devam etmekte olan berfin aksu, 2017 yılında tedx youth at blis etkinliğinde de bir konuşma yaptı... aşağıdaki konuşmasını mutlaka izleyin derim... ingilizce ama arkada türkçesi var...



orkestra eşliğinde solist olarak konser veren en genç sanatçı olma konusunda rekor halen kendisinde bildiğim kadarıyla... 2006 yılında, 8 yaşındayken verdi ilk orkestra konserini... yurt içinde ve dışında bir çok önemli orkestra ve şefle çalıştı ve önemli konserlere imza attı... ben bütün detayları uzun uzun yazmayı pek sevmiyorum ama çalıştığı bazı önemli şefleri yazayım; tor son tan, ibrahim yazıcı, gürer aykal, hakan şensoy, sebastian tewinkel, aytuğ ülgen, rengim gökmen, burak tüzün, hakan kalkan, hansjörg albrecht, naci özgüç, howard griffiths, gemma new ve rumon gamba...

2018 yılında, ünlü şef howard griffiths yönetimindeki vienne radio symphony orchestra eşliğinde bruch'un adagio appassionata eserini seslendirdi ve 2019 yılı ekim ayında sony classics etiketi ile yayınlanan albümde yer aldı...
bir kaç yıldır 1751 yapımı bir gagliano keman çalıyor berfin aksu... ünlü lutiye nicolaus gagliano tarafından yapılmış...

sadece tahminimi yazıyorum, yukarıda da belirtmiştim sebebini, berfin aksu bir yandan özellikle sarı gelin yorumu ve fazıl say ile yaptığı çalışmalar ile bir çok dinleyicinin gönlüne taht kurmayı başardı ama diğer yandan, kendisini daha yakından tanımak isteyenler için biraz kapalı bir kutu oldu... konserlerini izleyemeyen ama kendisini dinlemek isteyenler için pek ulaşılabilir değildi... mesela ben de bir kaç sene öncesine kadar ciddi sıkıntı yaşıyordum ve burada da belirtmiştim ama 2018 yılından itibaren daha yakından tanıma fırsatımız oldu kendisini... özellikle müziği dışında kimdir berfin aksu? sorusu bende pek yanıt bulamamıştı...

araya yine harika bir performansını ekleyeyim... 2017 yılındaki forte24 genç yetenekler konserinde seslendirdiği dokunaklı schindler's list soundtrack'ını izleyin derim...



2016 yılına kadar olan çalışmalarından daha önce bahsetmiştim ve ara ara eklemelerde bulunmuştum bilgi aldıkça... 2016 yılında yehudi menuhin'den mezun oldu ve guildhall'de lisans eğitimine başladı... 2016 yılı öncesinde ülkemizde ve yurtdışında çok önemli konserlere çıkmış olan berfin aksu'nun konserleri tabii sonrasında da artarak devam etti... 2016 öncesinde piyanist cem babacan ile birlikte iki virtüöz üç sonat resitallerine çıktılar ki bu konserler de çok ses getirmişti, yukarıda yazmamışım... bunun yanında; mesela bilkent keman günleri ve çev sanat genç yetenekler konserleri de önemli, unutulmamalı... 2016 yılında wolksvagen arena'da fazıl say'ın nazım oratoryosunda orkestrada idi...

2016 sonrasında; şef ibrahim yazıcı ile bir çok resitalleri oldu... ben hatırladıklarımı yazıyorum, belki de bir çok değildir, 2 tanedir... tabii ibrahim yazıcı piyano çaldı... sevgililer günü, mersin festivali, benyamin sönmez festivali, ankara tiyatro festivali gibi etkinliklerde birlikte çaldılar piyano keman duo olarak... olten filarmoni ile konser verdi... piyanist deniz oliveira erdinç ile fransada konser verdi... piyanist kenan tatlıcı ile de çalışmalar yaptı... arada bir çok atladığım konser de vardır, ben sadece birlikte çalıştığı isimleri yazıp, önemli bazı konuları veriyorum... 2019 yılı ağustos sonu eylül başında, ıraz yıldız, elvin hoxha ganiyev, jamal aliyev gibi diğer bazı çev sanat buriyerleri ile birlikte venedik klasik müzik günlerine katıldı berfin aksu da... piyanoda kendisine kenan tatlıcı eşlik etti ve en son çukurova devlet senfoni ile konser verdi... bu konser videosunu yukarıda paylaşmıştım...

keman sanatçısı berfin aksu bütün yeteneği, azmi ve başarıları ile zaten apaçık ortada... kendisinin bütün çalışmaları hakkında derinlemesine bilgi vermedim burada ama belki en önemli çalışmalarını sonradan yukarıda bir yerlere eklerim... özellikle usta solist ve oda müziği müzisyeni berfin aksu yanında, kendi müziğini yapan berfin aksu da var... türler üstü, epik anlatımlı, ruhani, insanlar üzerinde olumlu etkiler oluşturmayı hedefleyen kendine özgü bir müziği var berfin aksu'nun...

kendi müziği albüm ve/veya sahne performansı boyutuna ulaşır mı? ulaştı da ben mi bilmiyorum? yada ne zaman ulaşır? bu konuda fikrim yok... bence ulaşmalı... müziğinde keman yanında klavye, bir çok vurmalı, ukulele, etnik enstrümanlar ve vokal kullanıyor ve global sorunlar yanında toplumsal ve hümanist mesajlar veriyor... çok detaylı bilgim yok, sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla veriyorum bu bilgiyi... bence dünyanın enerjisine doğru frekansları veriyor değişim ve iyileşme adına... bir süre dünyanın buna ihtiyacı var... aynı zamanda bir masalcı kendisi... müziği ve hikayeleri ile tarzı bir bütün... ve ben hayran kaldım müziğine... mutlaka ilerletip, yeni kayıtlarla geliştirecektir...

berfin aksu hiperaktif sanatçı dediğim türden, bir koltuğunda çok fazla karpuzu taşıyabilecek, yeni projelerle karşımıza sürekli çıkacak bir çizgi üstü sanatçı... mutlaka burada yeni paylaşımlar yada eklemeler yaptırtacak bol bol... şimdilik bu kadar diyeyim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada