Ana içeriğe atla

elfida su turan

keman
elfida su turan

genç keman sanatçımız elfida su turan da mutlaka paylaşılacaklar listesinde idi uzun süredir ama bir çok defalar olduğu gibi, yine! işimi aksattım sanırım:)... bir kaç gün önce birden karşıma çıkınca, yine dinledim elfidayı, yine mest etti ve bu sefer artık paylaşılmışlar listesine hemen aktarmam gerektiğinin farkına vardım... benim bu başlangıç cümlelerim iyice klişeleşmeye başladı ama blogçuluk böyle işte maalesef... çoğu zaman gerçek hayat giriyor araya... gerçi benim için gerçek hayat denen zımbırtıdan çok, adına sanal denen bu hayat çok daha önemli ya neyse artık... elfidayı ilk dinlediğimde oldukça minik idi, ben yazana kadar genç kız olmuş, yehudi menuhin school'a bile başlamış...

okulun önemine ve elfidanın çalışmalarına geçmeden önce şu "elfida" konusuna değineyim... ilk dikkatimi çeken isminin güzelliği olmuştu... haluk leventin de bir şarkısı vardı, adı elfida idi... omzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın dedikçe haluk levent, ağlardı millet:)... yakınları su ismini kullanıyor olabilirler -ki o da çok hoş bir isim- ama elfida bir keman sanatçısı için konulmuş sanki... hemen belirteyim, bende isim takıntısı vardır ve isimlere önem veririm nedense... elfidanın ailesi trakyalı muhtemelen... arapça olmasına rağmen, trakyada yaygın bir kız ismi elfida ve "feda etme" anlamına geliyor...

gerçekten oldukça dikkat çekici bir genç keman solisti elfida... ataşehir belediyesi tarafından hazırlanan aşağıdaki video, kendisini oldukça iyi tanıtıyor...



elfida su turan adını ilk duyuşum cihat aşkın sayesinde olmuştu, ilk izlediğim videosunda da istanbul devlet senfoni orkestrasına solist olarak eşlik ediyordu ve dikkatimi o videosuyla çekmişti... 2015 yılında iş sanatın milli reasüransta parlayan yıldızlar serisine katılacağı o zamandan belli idi... çok temiz ve kendinden emin bir şekilde çalıyor elfida... istanbul devlet senfoni eşliğindeki o videosu çok iyi çekilmişti, şimdi aynı konseri buldum yine ama nedense pek iyi alınmamış kayda...

2002 doğumlu elfida su turan... keman eğitimine 7 yaşındayken istanbul üniversitesi devlet konservatuvarında başlamış ve veniamin warsawsky ile çalışmış... cihat aşkının elfidaya çok destek olduğunu biliyorum, cihat aşkın yanında, bir çok önemli ismin ustalık sınıflarına da katılmış... yukarıda bahsettiğim idso konserini de paylaşayım, benim o yıllarda izlediğim kayıtları bir izleyici tarafından çekilmişti ve çok netti ama kaldırılmışlar... idso eşliğinde beriot un 9 nolu konçertosunu seslendirmişti... aşağıdaki videoda 11 yaşında elfida...



bir çok şehirde bir çok önemli orkestra ile konserler vermiş elfida... bakırköy belediye orkestrası, aşkın ensemble ve orkestra akademik başkent bunlardan sadece bir kaçı... akbank sanat, kültür üniversitesi, uludağ üniversitesi, klasik keyifler derneği, yunanistan konsolosluğu, saraybosna müzik akademisi ve cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası salonu ise, konser verdiği bazı önemli mekanlar...

kemana başladığı 2009 yılından beri cihat aşkın ve küçük arkadaşları (caka) projesinde yer alan elfida su turan, çağdaş eğitim vakfı tarafından üstün yetenekli burslu öğrenci statüsüne alınmış...


keman sanatçımız cihat aşkın koordinatörlüğünde, 15-17 kasım 2017 tarihlerinde cemal reşit rey konser salonunda gerçekleştirilen dünyanın kemanları festivali kapsamında; cihat aşkının küçük arkadaşları (caka) bünyesinde önemli başarılar elde eden genç müzisyenlerden biri olan elfida su turan, diğer başarılı genç kemancılarımız ılgın top ve bade daştan ile aynı sahneyi paylaştı ve piyanist orçun orçunsel eşliğinde çok başarılı bir konsere imza attılar...

bir çok önemli ödülünde sahibi elfida bu arada... sırbistan müzik eğitimcileri tarafından düzenlenen uluslararası internet müzik yarışmasından birinci olmuş... gülden turalı keman yarışmasında da en iyi türk eseri yorumcusu ödülünü almış ve kendi kategorisinde de ikincilik ödülünü kazanmış...

sanatçılık ruhunda var elfidanın... resim yapıyor... baleye de oldukça uzun bir süre emek vermiş ama keman ağır basmış... bence iyi de olmuş çünkü kendisini kemanda bulduğu kesin... yazmayı da seven birisi ama şimdilik yazdıkları konusunda bir bilgim yok... merak etmedim de değil yani...

2014 yılında düzenlenen 5. gülden turalı keman yarışmasında dereceye giren sanatçıların verdiği konserin tamamını aşağıdan izleyebilirsiniz... şef orhun orhon yönetimindeki orkestra akademik başkent ile çalan isimler sırasıyla şöyle: elfida su turan, demirhan gökbudak, asaf öksüz, alpay jan inkılap ve idil yunkuş...



cihat aşkının sanat yönetmenliğinde, şef ibrahim yazıcının yönetimindeki senfoni orkestrası eşliğinde düzenlenen çağdaş eğitim vakfı harika yetenekler projesi kapsamında düzenlenen konserde de yer aldı elfida su turan... 2017 yılında forte 24 genç yetenek adı ile düzenlenen etkinliğe tamamı birbirinden yetenekli gençler katıldılar...

keman denince akla hemen iki isim gelir... antonio stradivari ve yehudi menuhin... yada ben cahil olduğum için anca bu iki ismi biliyorum:)... yehudi menuhin, gelmiş geçmiş en önemli kemancılar arasında olup, adı en başlarda telaffuz edilen bir isim... yehudi menuhin, dünya turneleri esnasında karşılaştığı üstün yetenekli çocukların keman eğitimi alabilmeleri için çok çaba sarfetmiş ve 1963 yılından beri aktif olarak eğitime devam eden yehudi menuhin okulu kurulmuş... bu okul, keman eğitimi açısından en önemli okullardan biri olarak kabul ediliyor... benim bildiğim kadarıyla bu okula kabul edilen sadece bir kaç isim var ülkemizden... yani anlayacağınız elfida da bu çok önemli okula kabul edilen bir isim...

elfida, bu yıl yedincisi düzenlenen andante dergisi donizetti ödüllerinde de yılın çıkış yapan genç müzisyeni dalında aday gösterildi... bir çok başarısı var elfida su turan'ın ve ben bir çoğundan bahsetmiyorum... bir çok yarışmada derece aldı ve çok önemli konserler verdi... italyanın floransa şehrinde 7. kez düzenlenen uluslararası agimus firenze premio crescendo yarışmasında da birinciliği kaptırmadı...

araştırdıkça, yeni dereceler çıkıyor:)... kiev'de düzenlenen 13. individualis yarışmasında da birincilik ödülü kazanmış...

ekleme/ağustos 2019... 23 - 28 temmuz 2018 tarihlerinde, budapeşte'de liszt ferenc (franz liszt'in macarca yazılışı) müzik akademisinde ikincisi gerçekleştirilen ilona fehér keman yarışması'nda da kendi kategorisinde üçüncü oldu...

4 nisan 2019 tarihinde, şef rengim gökmen yönetimindeki eskişehir belediyesi senfoni orkestrası eşliğinde çok başarılı ve övgüler alan bir konsere imza attı...

bu yıl içinde, takip edebildiğim kadarıyla, 16 mayısta ve 8 haziranda iki önemli konseri daha oldu... ilk konseri nerede oldu bilmiyorum ama türkiye, polonya ve tunus konsolosları da katılmışlar... londradadır tabii ama mekanı bilmiyorum... ikinci konseri ise, ingiltere'nin woking kentindeki christ church'de idi... bu konserlerin detaylarını bilmiyorum...

bu konserler dışında, iki de önemli masterclass çalışmasına katılıyor elfida su turan... cambridge'de düzenlenen masterclass bildiğim kadarıyla gerçekleşti ve yukarıya eklediğim fotoğraf, fitzwilliam college'deki masterclass konserinden... diğer masterclass ise, korede... önümüzdeki sene üniversite lisans eğitimine başlayacak...

elfida su turan ile ilgili bilgilere ulaşmakta ve özellikle video paylaşmakta ciddi sıkıntılar yaşıyorum... bilgiye bir şekilde ulaşılabiliyor ama ciddi bir video sıkıntısı var... tahminimce okuduğu okulun disiplininden kaynaklanan bir sorun olabilir bu çünkü aynı okulda eğitim alan öğrencilerde de aynı sorunu yaşamıştım... mesela berfin aksu'nun çalışmalarına ait videolar da bulunmuyordu youtube'da... elfida su turan'ın da bu paylaşımda mevcut videolarını zaten paylaştım, şu andaki en yeni videosu bile 4 yıllık... ulaştıkça eklerim buraya artık...

eminim elfida su turan hakkında benim bilmediğim ve ulaşamadığım daha bir çok önemli konu var... ne yazık ki paylaşılabilir nitelikte daha fazla video da bulamadım... ulaştıkça buradan paylaşırım... zaten elfida da sık sık eklemelerde bulunacağım hatta başka paylaşımlar da yapacağım çok yetenekli ve başarılı gençlerimizden biri... yani kendisinden gelecekte de çok bahsedeceğiz... şimdilik bu kadar diyeyim... nasıl olsa kısa bir süre sonra kendisinden güzel yeni haberler gelir...

yukarıda; kendisi hakkında özellikle video paylaşımında sıkıntı yaşadığımı yazmıştım, sebebini de yazmıştım ancak şimdi çok güzel bir kayda ulaştım... üçüncü olmayı başardığı prestijili ilona fehér keman yarışması'ndaki performansı ile bitireyim şimdilik... besteci de eser de muhteşem, elfida su turan da hakkını tam vererek seslendirmiş...

bela bartok - rhapsody no 1...

 

2019 yılında okulu değişti elfida su turan'ın ve royal academy of music öğrencisi artık... lisans eğitiminin tamamını tam burslu olarak bu ünlü okulda so-ock kim ile sürdürecek...

2021 yılında iksv tarafından belirlenen yarının kadın yıldızlarından biri olmayı da başaran elfida su turan; cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası tarafından gençlik ve spor bayramı etkinliği olarak 20 mayıs 2022 tarihinde düzenlenen konserde şef orhun orhon'un yönettiği orkestra eşliğinde mozart'ın 3 no'lu keman konçertosu'nu seslendirdi... bu konserden bir kaç ay önce de cemal reşit rey konser salonunda düzenlenen 4 mevsim 4 keman konserinde sahne almıştı...

Yorumlar

  1. Suna Karaibrahim16 Mart 2018 19:10

    Cok basarili bir genç Elfida Su. Öpüyorum o arşe tutan elini.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzel katkınız için teşekkür ederim suna hanım...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada