Ana içeriğe atla

iklim özenli

viyola
iklim özenli
viyola hastası biri olarak, iklim özenli hakkındaki bu paylaşıma resmen torpil geçiyorum:)... bir iki eklemeyle bitecek paylaşımlar var sırasını bekleyen ama valla ne yalan söyleyeyim, onlar dururken bu paylaşıma başladım... nedense uzun yıllar boyunca viyolonsel ve kemanın daha gerisine itilen kontrbasın ve viyolanın hayranıyım ben... aynı kaderi bir zamanlar viyolonsel de paylaşıyordu ama kendini daha önce kurtardı ve kurtarmanın ötesinde oldukça popüler bir konuma çoktan yerleşti... enstrümanların bazılarını tercih etmek dinleyicinin hakkıdır ve ben keman ve viyolonselden çok viyola ve kontrbastan yana kullanmışımdır tercihimi her zaman... viyola ve kontrbasın ben çok daha özgür ve sınırsız olduğunu düşünüyorum... çok daha fazla anlam yüklü bence her ikisi de... iklim özenli de iyi ki viyolaya gönül vermiş çünkü çok iyi bir viyola sanatçımız yetişiyor şu anda...

gerçi iklimin viyolaya gönül vermesi biraz sıkıntılı olmuş... aslında arp bölümündeymiş ancak yaşadığı sırt ağrıları sonucunda viyolaya geçmiş... iyi ki viyolacı olmuş derken aklıma geldi, yaşadığı sıkıntıyı da belirtme gereği duydum... eminim ki arpı da çok seviyor ve kesinlikle aynı başarıyı arp sanatçısı olarak da gösterecekti ve bu yazı da arp üzerine olacaktı... her enstrüman, hakkı verildiği sürece muhteşemdir ve önemli olan onu çalan kişidir... iklim, viyola çalışmaya başladığı ilk yıl içinde iki ayrı uluslararası birinciliği ülkemize taşımış bir isim!... enstrüman değiştirip, aylar içerisinde o seviyeye gelebilmek öyle her babayiğidin üstesinden gelebileceği iş değil gerçekten... o yarışmalarla tanıdım ben kendisini ve o zamandan beri sürekli takip ettiğim bir isim iklim özenli... özetle; sanatçıdır enstrümanın hakkını veren ve görebildiğim kadarıyla iklim özenli, sahip olduğu yeteneği çok çalışarak perçinleyen genç yeteneklerden biri...



yukarıdaki harika performansı, 2017 yılı mayıs ayında salzburg'da düzenlenen grand prize virtuosso yarışmasından... eser, telemann'a ait... g majör viyola konçertosu, 1 ve 2. bölümler... piyanoda kendisine eşlik eden isim ise çağdaş özkan... bu yarışmadan 1 ay önce de belgrad'da da birinci olmuştu iklim özenli... hatırladığım kadarıyla, salzburgdaki ödül töreninde de sahneye çıkmıştı...

iklim özenlinin ben daha bir çok videosunu izledim ve defalarca dinlediğimi de çok iyi hatırlıyorum ama şimdi youtubeda o videoları nedense bulamıyorum... belki de sosyal medyada izlemiştim... şimdi şöyle bir sorunu fark ettim: youtubeda kendisinin açtığı bir kanal var, bunun yanında bir aile büyüğünün açtığı kanal da var... o kanallardaki videolar göreceli eski... galiba artık yükleme yapmıyorlar ve sadece sosyal medya paylaşımları yapıyorlar... ben de şu anda tereddütle paylaşıyorum videoları çünkü bir süre sonra bu videoların yerinde yeller esebilir:)... tecrübeyle sabittir... bence kendisine ait youtube kanalında bütün videoları olmalı... sadece iklim özenli için değil, tüm sanatçılarımız için aynısını sürekli ifade etmeye çalışıyorum... youtube da sonuçta sosyal paylaşım ortamı ama diğer ortamlarla kıyaslandığında, bir sanatçı için önemli bir tanıtım ve prestij sağlıyor... geçtiğimiz yıl içinde çok güzel konserleri oldu kendisinin ama paylaşamıyorum burada maalesef...

aşağıda da belgrad'da kendisine birincilik getiren performansını paylaşayım... ezra jenkinson eseri elves dance... piyanoda yine çağdaş özkan eşlik etmiş kendisine... bu eser jenkinson'un en tanınmış eseri ve bildiğim kadarıyla keman için yazılmış bir eser ama viyola ile çalınınca çok daha etkileyici geldi bana...



2010 yılında, 5 yaşındayken piyanoyla başlamış müziğe iklim... tabii tahminimce kısa sürede tutkuya dönüşmüştür... 2013 yılında istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı arp bölümünde yarı zamanlı olarak eğitim almaya başlamış... tabii piyano dersleri de davam etmiş doğal olarak... 2015 yılında öğretmenlerinin de isteği ile tam zamanlı öğrenime geçmiş ancak yukarıda da belirttiğim gibi sırt problemleri yaşadığı için enstrüman değişikliği yaşanmış... 2016 yılı temmuz ayında viyolaya başlamış... temmuz ayını özellikle vurguluyorum çünkü takip eden nisan ve mayıs aylarında iki birinciliğe imza attı yeni enstrümanıyla... şimdi öğrendim ki; 2 değil, 3 birincilik elde etmiş! ama emin değilim... aynı yıl bir de isveçten birinciliği varmış!... helal olsun... geçtiğimiz yıl içinde de benim bildiğim iki önemli derecesi daha var... almanya baden'den birincilikle ve italya floransadan da ikincilikle döndü iklim özenli... hakkındaki tek biyografik bilgi çev sanat sayfasındaki bilgi ama orada da bu dereceler yazmıyor...

arp öğretmenlerinin ve müziğe ilk başladığı yıllardaki öğretmenlerinin isimlerine ulaşamadım ama beste tıknaz modiri ile viyola çalışmalarını sürdürüyor... sürdürüyor dedim ama şu anda bildiğim kadarıyla ingilterede devam ediyor olması lazım eğitimine çünkü geçtiğimiz yıl en prestijli okullardan biri olan ingilteredeki purcell music school'da burslu olarak eğitim hakkı kazandı... şu anda beste gürkey de aynı okulda eğitimini sürdürüyor...



yukarıda keman sanatçımız efdal altun ile bir düetini paylaştığım iklim özenli, özellikle son 2 yıl içerisinde çok büyük adımlarla ilerledi ve çok yol kat etti... otorite değilim tabii ama çok hızlı ve düzgün ilerliyor... cihat aşkın, feza gökmen, hakan şensoy, betil ve ali başeğmezler, tatjana masurenko ve öğretmeni beste tıknaz modiri gibi önemli isimlerin ustalık sınıflarına katıldı... karşıyaka belediyesi yaylı sazlar ve oda müziği yaz akademisine iki yıl üst üste katıldı... bu eğitim de yanlış hatırlamıyorsam cihat aşkın ve hakan şensoy tarafından verilmişti... festival di pasqua yanında; amerika vermont'da kısa sayılmayacak bir süre eğitim aldı burslu olarak ve amerika bostonda youth & muse int. music festival e de katıldı... 5. istanbul uluslararası çok sesli koro festivalinde elde ettikleri bir birincilikleri de var okul olarak... çok daha fazla başarısı vardır ama ben bilmiyorumdur, onu da belirteyim çünkü bu bilgilerin hiç biri bir yerlerde tam olarak yazmıyor... çoğunu ben kısa kısa not almışım vaktinde...

ben yarışmalardan çok konserlere önem veren biriyim... yarışmalar da önemli tabii ama bence konserlerin yeri apayrı... son bir yıl içerisinde  bir çok konserde yer aldı iklim özenli... 12-13 aralık tarihlerinde bilkent gençlik senfoni orkestrasına konuk sanatçı olarak davet edildi -ki bu bence çok önemli... o konserin hemen öncesinde, 2 aralık 2018 tarihinde de piyanist tuna tüney ile birlikte ankara mozarthaus'da konser verdi... birlikte çalmadılar, ayrı ayrı çıktılar sahneye, onu belirteyim... bu konserlerden kısaca da olsa bahsetmiştim... okuyabilirsiniz...

doğuş çocuk senfoni orkestrasında da çalan iklim özenli, geçtiğimiz yıl eskişehir belediyesi senfoni orkestrası'nın düzenlediği genç solistler seçmelerinde de başarılı oldu ve bu orkestra eşliğinde solist olarak konser verdi... yine fazlası var ama emin olamadıklarım da olduğu için yazmıyorum şimdilik, mesela izmir buca'da da konsere çıktı... ocak ayında çok güzel konserleri oldu buca haricinde ama o konserlere ait bilgiler herkese açık paylaşılmadığı için paylaşmıyorum... yanlış hatırlamıyorsam kasım ayında istanbulda rotary kulüpte de çalmıştı... zaten zaman geçtikçe verilen konser sayısı yavaş yavaş önemini kaybediyor ve konser verilen mekan veya eşlik eden orkestra, şef vs önem kazanmaya başlıyor... iklim o eşiği artık aşan gençlerden birisi...



çağdaş eğitim vakfı’nın çev sanat genç yetenekler projesi kapsamında, projenin ana sponsoru qnb finansbank tarafından da desteklenmekte olan iklim özenli, bize adını sürekli duyuracak bir genç sanatçı olarak dikkatleri üzerine çekiyor...

iyi ki viyolayı seçmiş iklim... tok viyola sesine hayran biri olarak belki taraflıyım ben ama bu bloğun adı zaten dayatma... keman ve çello üzerine yazılmış bir çok eserin viyola uyarlamalarının daha hoş ve anlamlı olduğunu düşünüyorum... neyse, şimdi iklim özenli paylaşımında viyolaya övgüler yağdırmam yanlış anlaşılabilir ama ilk fırsatta detaylı bir viyola konusu açacağım çünkü gerçekten viyolayı çok önemsiyorum... ben kontrbastan viyola tonlarını da çıkardığı için renaud garcia-fons hayranı olan biriyim yahu daha ne olsun:)...

iklim özenli hakkında paylaşım yapmamın sebebi sadece yetenekli ve başarılı olması, dereceler almış olması değil... o başarılar kendisini tanımamıza vesile oldu... hakkında paylaşım yapıyor olmamın en önemli sebebi, müziğini bana severek dinletmiş olması tıpkı bu blogta paylaştığım diğer genç sanatçılar gibi... o yaşlardaki gençlerin istisnasız tamamı müziğe aşık... iklim özenli de aşık... olağanüstü bir çalışma içindeler hepsi de ve tüm amaçları sadece iyi müzik yapmak... tek ihtiyaçları da kendilerine destek olunması... hatta artık köstek olunmaması yazmaya başladım çünkü hepsi de zaten kendi yollarını başarıyla çiziyorlar...

iklim özenli'nin viyolaya daha farklı bir boyut kazandırabileceğini, viyolaya olan ilgiyi artırabileceğini ve sınırları zorlayabileceğini düşünüyorum... belki de gönlümden geçen o... sınırların dışına da çıkabilecek gibi duruyor iklim... doğrumu bilmiyorum ama bir yerlerde gitar eğitimi aldığını ve gitarı da iyi çaldığını okumuştum... belki de yanılıyorum ama iklimin viyolayı bırakmadan, başka enstrümanlara da yönelebileceğini düşünüyorum nedense... çok başarılı ve yetenekli olmasına rağmen, yolun çok başında ama 3-5 sene sonra belki daha çok netleşecek bir çok konu... kontrbas nasıl caza girdiyse (yaylı olarak da) ve garcia-fons ve benzeri bir kaç müzisyence yıldızı parlatıldıysa, viyolanın da parlayacağından eminim... keman, viyolonsel, kontrbas ve hatta yaylı tambur ve klasik kemençe gibi... bir çok güzel örneği zaten var... bu paylaşım altında o örnekleri paylaşmayı uygun bulmuyorum, iklim özenliye saygısızlık olur ama bu örnekler bulunup dinlenebilirler... viyola, sahip olduğu özellikler açısından çok özgür bir enstrüman ve aslında çok zengin... iklim özenlinin de bu zenginliğin farkında olduğunu düşünüyorum... kendisi hakkında sürekli güzel haberler geleceğini ve paylaşacağımı düşünüyorum...

Yorumlar

Çok Okunanlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır... keyboardlar & piyanolar başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz...

benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...


şunun …

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

akdeniz üniversitesi devlet konservatuvarının piyano bölümünde liseyi tamamladıktan sonra, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi kompozisyon bölümünde onur türkmen ile sürdürdü çalışmalarını ve eğitimini başarıyla tamamladı... asıl hocası onur türkmen olmakla birlikte; kendisine büyük emeği geçen diğer hocalarından da bahsetmeden olmaz... yiğit aydın ile armoni ve orkestrasyon, tolga yayalar ile polifoni, fugue ve post tonal teori (yazdığıma pişman olmaya başladım:))... aynen yazsan olmuyor, türkçeleştirsen olmuyor, ne biçim ders arkadaş bunlar... tonal ötesi:)))...)... neyse; konuya hakimmişim gibi davranayım, bir çok "uzman yazar!" öyle yapıyor, benim neyim eksik:)... maria nowotna ile kulak eğitimi (ne güz…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka... aşağıdaki paylaşımları da bu yazıdan sonra yaptım, onları da araya ilave edeyim dedim... aşağıdakiler de okunacak...

cem esen'den cosmic variations

cem esen ve ayşe ece güneşş…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

ıraz yıldız

çok fazla paylaşıma aynı şekilde başladım, artık tat da vermiş olabilir ama ıraz yıldız da oldukça uzun bir süredir hakkında mutlaka yazmak istediğim çok önemli genç sanatçılardan biri... ve ben şimdiden bu klişeleşmeye başlayan girişe ek olarak, klişeleşmeye başlayan kapanış cümlemi de en baştan yazayım; yakın yada uzak gelecekte kesinlikle kalbur üstü bir cazcı olacak ıraz... hiç kimseye bu kadar emin olarak yazmamıştım bu öngörümü... bütün derdim, klasikçileri cazcı yapmak benim:)...

ıraz yıldızı ben fazıl say sayesinde tanıdım... fazıl sayın övgüyle bahsettiği genç bir piyanisti yakalarım da bırakır mıyım hiç... o zamandan beri aklımda ama şimdi o yazıyı bulamadım... bulunca eklerim mutlaka... izlediğim ilk videosunu hemen paylaşayım... bu kadar mı hissederek çalınır!... aslında çok daha yakın tarihli canlı kayıtları da var ama ben özellikle bu kaydı paylaşıyorum..

fazıl say - nazım balad 1



burada da bir çok kez elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım, son yıllarda ülkemizde genç y…

samida

gürcü dilinde üç kız kardeş anlamına geliyor samida... yani yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz üç sanatçı; damla şahin, yudum şahin ve tamara şahin kardeş oluyorlar... ilk defa yüzleri göstermeyen bir fotoğraf seçtim burada, ilginç oldu ama fotoğraf güzel ne yapalım, aşağıda tekrar paylaşırım, tanış olursunuz artık... ben de az önce tanıştım kendileriyle ve hemen paylaşmaya başladım... bir yandan dinliyorum müziklerini, bir yandan da yazıyorum... ilk izlenimlerimi yazayım hemen: parçalar kısa:)... bir de şunu yazayım, yeni tanış oldum dedim ama bu kardeşlerden birini tanıyorum sanki...

ben genelde bu şekilde paylaşım yaptığım için, yazmaya başlayıp da sonradan paylaşımı iptal ettiğim de az olmadı ama samida şu anda oldukça iyi gidiyor... youtube tarafından bana önerildiği için izlediğim ilk videoları "budur işte!" dedirtmişti, şu anda evet kesinlikle budur işte diyorum... çok başarılılar... dinlemeye başladığınız anda eğitimli müzisyenleri dinlemekte olduğunuzu hemen anlıyors…

gökay özgür

uzun süredir ilgiyle takip ettiğim ve bir süredir de yazmak isteyip, bir türlü yazamadığım, diğer yandan hakkında az da paylaşım yapmadığım bir genç piyanist gökay özgür... bir kaç yıldır mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı'nda prof. dr. gülden gökşen ile piyano eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarı haberlerini sıkça paylaşır oldum... mesela bir tanesine şöyle bir göz gezdirin derim çünkü oradaki fotoğrafa hayranım ben... boy boy, envayi çeşit piyanist göreceksiniz, işte o boy boy genç piyanistin en boylusu olarak sürekli dikkatimi çekerdi gökay özgür ama hakkında yeterli bilgim olmadığı için şimdiye kadar paylaşamamıştım...

fotoğrafta abi gibi duran gökay özgür, gülden gökşen'in diğer öğrencilerinin gerçekten abileridir... piyanoya 15 yaşında başlamış ve bu sebeple sanat otoritelerini şaşırtıyormuş çünkü 15 yaş çok geç bir yaşmış piyanoya başlamak için... "5 aylıktı, kürdilihicazkar makamında ağlar, mama kaşığını evfer usulünde v…