Ana içeriğe atla

dört mevsime dört keman

idil yunkuş, elfida su turan, alpay jan inkılap, yiğit karataş

idil yunkuş, elfida su turan, alpay jan inkılap ve yiğit karataş... 4 ecevit tunalı kemanı ve 4 vivaldi mevsimi...

vivaldi usta tarafından dünyaya hediye edildiğini düşündüğüm dört mevsim, ünlü keman yapım ustası ecevit tunalı tarafından dört farklı mevsim için tasarlanan dört özel keman ile isimlerini sürekli farklı başarılarla duyduğumuz bu dört özel genç kemancımız tarafından 6 mart 2022 tarihinde cemal reşit rey konser salonunda seslendirildi... nasıl bir cümle bu arkadaş:)..

dört mevsim konçertosuna ek olarak; 2 ve 4 keman ve yaylılar için yazılmış olan eserlerin de seslendirildiği bu tip projelere bayılıyorum... her bir mevsime uygun tınıya sahip farklı kemanlar yapan bir lutiye, bir oda orkestrası, bir şef, dört başarılı genç solist ve dört mevsim.. daha ne olsun... olmayan tek şey, bu konserin kayıtları ama tahminimce biraz zaman geçtikten sonra paylaşılır.. ben de o zaman eklerim buraya...

istanbul oda orkestrası

1961 yılında kurulan, 1972 yılından sonra düzenli konserlerine ara veren, cihat aşkın ve hakan şensoy'un gayretleri ile 2001 yılından beri yine eski günlerine kavuşan çok önemli bir orkestramız istanbul oda orkestrası.. özellikle radyo konserlerinden tanıdığım bu orkestranın kurucusu ise hamit alacalıoğlu... ben de şimdi öğrendim kurucusunu ve adını yazmak istedim çünkü çok önemli oluşumlar bu köklü orkestralarımız ve ülkemizde bu çalışmalar her zaman sadece tek bir kişinin gayretleri ile hayata geçer... o tek kişinin de yaşamadığı zorluk kalmaz.. bu sebeple çok ama çok önemliler... tabii ki bir çok önemli çalışmada sürekli gördüğümüz cihat aşkın ve hakan şensoy da asla unutulmaması gereken isimler... hakan şensoy orkestranın daimi şefi, cihat aşkın ise sanat yönetmeni.. orkestrayı yıllar sonra eski günlerine kavuşturan isimler...

tarihi boyunca her zaman gençlere ayrı önem vermiş olan bir orkestra aynı zamanda.. genç besteci ve solistlerimizi hiç bir zaman unutmadılar ve orkestra içinde de gençlere sürekli yer verdiler... ben okul diyorum bu tip orkestralara...

en önemli konuyu da yazayım; kurukahveci mehmed efendi ve pak holding de orkestranın destekçileri...

istanbul oda orkestrası ve hamit alacalıoğlu

hamit alacalıoğlu tarafından kaleme alınmış böyle de harika bir kitap var.. ilgili ve meraklısı için.. şu an bir çok yerde rahatlıkla bulabilirsiniz...

1922 yılında Üsküdar'da doğan Hamit Alacalıoğlu’nun çocukluğu babasının asker olması nedeniyle ülkemizin çeşitli yörelerinde geçti. Kabataş Lisesi'ni bitirdikten sonra 1946 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan Hamit Alacalıoğlu uzmanlık sınavını verdikten sonra 1952-1991 yılları arasında psikiyatri uzmanı olarak serbest hekimlik yaptı.
Müzikle 16 yaşında tanışan Hamit Alacalıoğlu, İstanbul Belediye Konservatuarı’nda öğrenim gördü. Profesyonel müzik yaşamına 1944 yılında Cemal Reşit Rey’in kurduğu yaylı sazlar grubunda görev alarak başlayan Hamit Alacalıoğlu, İstanbul Şehir Orkestrası ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nda birinci keman üyesi olarak 30 yıl çalıştı. 1974 yılında İDSO'dan başkemancı yardımcısı olarak emekli oldu.
1961 yılında İstanbul Oda Orkestrası’nı kuran ve orkestranın şefliğini de yapan Hamit Alacalıoğlu’nun müzik etkinlikleri arasında solo konserler, çeşitli oda müziği konserleri, TRT İstanbul Radyosu canlı konser kayıtları, Radyo Oda Orkestrası başkemancılığı ve radyo konuşmaları sayılabilir.
1965 yılında Salzburg Mozarteum Akademisi'nde ünlü orkestra şefi Karl Melles ile orkestra şefliği çalışmaları yapan Hamit Alacalıoğlu, Akademi'nin yaz kurslarından diploma ve üstün başarı sertifikası almıştır. Hekimlik anılarını topladığı “Soyadımda Deli Var”, müzik hayatı ile ilgili “Müzikli Kareler”, orkestra anılarını içeren “İstanbul Oda Orkestrası ve Hamit Alacalıoğlu” adlı kitapları vardır.

dr hamit alacalıoğlu hakkında neredeyse sadece yukarıdaki kadar bilgi var ve istanbul oda orkestrasının sayfasında bile kurucuları hakkında bilgi yok.. ben olsam, önce kendisi hakkında bir tanıtım yapardım... yukarıdaki alıntıyı da borusan klasik'e ait facebook sayfasından aldım... bu isimler çok önemli, asla unutulmamalılar...

keman
ecevit tunalı yapımı dört mevsim kemanlar (kaynak: http://www.tunaliviolins.com)

4 keman 4 mevsim konserinde kullanılan ecevit tunalı yapımı kemanlar ilk olarak betin güneş eseri dört mevsim keman konçertosunun seslendirilmesinde kullanıldı diye hatırlıyorum ama şimdi o konuda bilgiye ulaşamadım... şu pandemi mendeburuna denk gelmiş ve ertelenmiş yada iptal edilmiş de olabilir...

pandeminin tam ortasına denk gelen ve seyircisiz olarak canlı yayınlanan önceki dört mevsim dört keman konseri ise şef batuhan uzgören yönetimindeki milli reasürans oda orkestrası eşliğinde usta kemancımız can özhan tarafından verilmişti...

her bir mevsim için özel olarak tasarlanmış olan kemanları çalan sanatçılarımızdan sadece elfida su turan hakkında daha önce paylaşım yapmıştım.. bir süredir eskisi kadar çok paylaşım yapamıyorum maalesef... bu sebeple; bu tip konserleri, projeleri ve etkinlikleri fırsat olarak görüyorum ve hiç olmazsa başarılı gençlerimizden toplu olarak da olsa bahsetme şansı yakalıyorum...

daha önce paylaşım yapamamış olduğum genç kemancılarımız hakkında da alıntı olarak bile olsa kısaca bilgi vereyim ki bu paylaşımın en önemli sebebi de kendilerini hatırlatmak... dört kemancımız da başarıları sayesinde çok iyi tanınan isimler...

liebeslied - idil yunkuş & şeniz duru koevoets


2002 yılında mersin’de doğan idil yunkuş, keman eğitimine babası selahattin yunkuş ile başladı. cihat aşkın, sevil ulucan, hakan şensoy, anna schnarch, şenol aydın, shlomo minzt, alexander kagan ve mikhail gotsdiner’ın ustalık sınıflarına katıldı. mersin’de yapılan gülden turalı v. ulusal keman yarışması’nda kendi yaş kategorisinde birincilik ödülüne, 2013’de kemer’de düzenlenen uluslararası genç müzisyenler yarışmasında ise ikincilik ödülüne layık görüldü. aytuğ ülgen yönetimindeki mersin devlet opera ve balesi orkestrası eşliğinde c. a. de beriot’un bale sahnesi’ni, orhun orhon yönetimindeki başkent oda orkestrası ve murat göktaş yönetimindeki mersin üniversitesi gençlik senfoni orkestrası eşliğinde mendelssohn’un mi minör keman konçertosu’nu, hakan şensoy’un yönetimindeki karşıyaka belediyesi oda orkestrası eşliğinde ise t. vitali’nin chaconne adlı eserini solist olarak seslendirdi. doğuş çocuk senfoni orkestrası’nın başkemancısı olan yunkuş, mersin üniversitesi devlet konservatuvarı’nda lili tchumburidze ile başladığı keman eğitimini mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı’nın lise kısmında çiğdem iyicil ile sürdürdü ve halen hollanda'da den haag konservatuvarında devam ediyor çalışmalarına...

alpay jan inkilap - bartok rapsodi no 1


gülden turalı ulusal keman yarışması’nda birincilik, 55.kocian uluslararası keman yarışması’nda ikincilik ve belçika’da yapılan uluslararası 7. bravo keman yarışması’nda üçüncülük ödüllerinin sahibi olan alpay jan inkılap; 2007 yılında bilkent üniversitesi müzik hazırlık ilköğretim okulu’na keman ana sanat dalı öğrencisi olarak kabul edildi… 2017 yılı itibarı ile ingiltere the purcell school’da eğitim almaya hak kazandı ve okuldan 2019 yılı temmuz ayında mezun oldu. the purcell school’da okuduğu yıllarda ise keman çalışmalarını royal college of music okulunda prof. ıtzhak rashkovsky ile sürdürdü. daha sonra almanya / barenboim said akademie’ye tam burslu okuma hakkı kazandı ve keman çalışmalarını halihazırda prof. michaela martin ile sürdürüyor… bu güne dek bilkent gençlik senfoni orkestrası, ankara filarmoni orkestrası, bolu izzet baysal üniversitesi gençlik orkestrası, başkent filarmoni ankara orkestrası ve akademik başkent orkestrası gibi birçok orkestra eşliğinde solist olarak konserler verdi… ingiltere’de the purcell school tarafından watford colosseum ve cadogan hall’da düzenlenen okul orkestrası etkinliklerine katılan alpay jan, ayrıca st mary the virgin church ve st martin ın the field kiliselerinde solo resital verdi; the purcell school’ da düzenlenen kırk beş kişinin katıldığı “senior concerto competition” yarışmasında finale kalan altı kişi arasında yer alarak “constance pilkington hall” de konser hakkı kazandı, royal college of music resital salonunda düzenlenen konser programında solo performans sergiledi; londra, welwyn garden city orchestra’sı ile şef dr. james ross’la beraber, glazunov keman konçertosunu solist olarak seslendirdi… alexander vinnitski, cihat aşkın, mintcho mıntchev, lutsıa ıbragımova gibi değerli müzisyenler ile çalışma fırsatı yakalayan, 2016 ve 2017 yıllarında israil’de düzenlenen “keshet eilon music center and violin mastercourse”a katılan genç kemancı, ayrıca itzhak rashkovsky, paul roczek, vadim gluzman ve qian zhou’nun keman ustalık sınıflarında çalışma olanağı buldu…

yiğit karataş - oblivion


yiğit karataş, mayıs 2017'de david gilbert yönetimindeki new york senior concert orchestra ile carnegie hall'da solo çıkışını gerçekleştirdi. karataş, 2017 yılında new york manhattan'da düzenlenen waldo mayo uluslararası keman yarışması'nda birincilik ödülü kazandı. başarısı karataş'ı lincoln center ve carnegie hall gibi mekanlarda solist ve oda müziği sanatçısı olarak sahne almaya yöneltti. o yılın ardından ankara'da düzenlenen uluslararası suna kan keman yarışması'nı kazandı. jean sibelius'un re minör keman konçertosu'nu seslendirdiği anma konseri türkiye'de trt 2 kanalında yayınlandı. juilliard mezunu olarak karataş, 2019 yılında new york'ta the turkish american society tarafından “ahmet ertegün bursu” ile ödüllendirildi... yükselen genç bir sanatçı olarak karataş, turneye çıktığı fransa'ya davet edildi ve mendelssohn'un e minör keman konçertosunu uluslararası belfort müzik festivali'nde üç kez seslendirdi. juilliard school'da yüksek lisansını tamamladığı abd'ye taşınmadan önce avrupa'da bir çok kmonser verdi... daha önceki ödülleri arasında 2012 yılında uluslararası marsyas keman yarışmasında 2.lik ödülü ve 2015 yılında new york'ta düzenlenen vivo uluslararası müzik yarışmasında 3.lük ödülü bulunmaktadır. karataş, maxim vengerov, ivry gitlis, shlomo mintz, alexander markov, cihat aşkın, vadim gluzman, leonidas kavakos, ida haendel, albert markov gibi tanınmış solistlerle çalıştı... karataş'ın kariyerinin unutulmaz anlarından biri de new york filarmoni'nin lincoln center salonunda dünya barış orkestrası'nın açılış konuşmasını ünlü hollywood aktörü kevin spacey'nin yaptığı konserde yer almasıdır. 2015 yılında gençlik filarmoni orkestrası'na davet edilen karataş, orkestrada solist olarak lalo espagnole senfoni'sini seslendirdi. new york'ta carnegie hall - stern oditoryumu'nda düzenlenen son konserde baş kemancı olarak görev yaptı…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da