Ana içeriğe atla

bilkentli genç ustalar

bilkent müzik günleri
bilkent müzik günleri genç ustalar konseri

iki yıl aradan sonra, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi tarafından düzenlenen bilkent müzik günlerinin altıncısı mart ayı içinde her çarşamba günü verilen konserle tamamlandı...

sanat direktörlüğü kağan korad tarafından gerçekleştirilen etkinlikte bilkentli hocalar, mezunlar ve öğrenciler bir aynı sahneyi paylaştılar yine... olgun ustalar yanında, genç ustalar da sahnede yerlerini aldılar ve 2 mart tarihinde başlayan zengin program, 30 mart tarihinde genç ustalarla tamamlandı...

2020 ve 2021 yılında zorunlu olarak çıktığımız iki sene mektep tatili sonrasında bu etkinliklerin yeniden başlaması ilaç gibi geldi... 2020 yılı başlarında yapmış olduğum bir çok etkinliğe ait paylaşımın yarım kaldığını göreceksiniz eğer göz gezdirirseniz... bazıları bir şekilde sanal olarak sonradan gerçekleştirildi ama bazılarının akıbetini maalesef ben de takip edemedim... hala daha yoğurdu üfleyerek yiyorum ve etkinlik sağ salim gerçekleşmeden paylaşım yapmıyorum... ne olur ne olmaz...

vı. bilkent müzik günleri de tıpkı öncekiler gibi yine harika konserlerle ve ustalarla dolu idi... tabii ki bu blog sadece genç ustalarla haşır neşir olan bir blog olduğu için, ben sadece 30 mart günü gerçekleşen kapanış konseri ile daha yakından ilgilendim ve bilkentli genç ustalar kimlermiş? onu inceledim öncelikle... tamamı da başarıları ile adından sıkça söz ettiren genç ustalar çıktılar... genç sanatçılarımızın bir kaçı hakkında paylaşım yapma fırsatım olmuştu, henüz hakkında paylaşım yapamamış olduğum isimler de var tabii... tembellikten fırsat buldukça paylaşım yapmaya çalışıyorum... özel paylaşım yapamadığım isimler de blogta paylaştığım orkestra ve etkinliklerde isimleri geçen genç sanatçılarımız...

bu tip etkinlikleri de çok önemli bir fırsat olarak görüyorum çünkü başarılı genç sanatçı sayımız gerçekten oldukça fazla ve her birinden mutlaka bahsetmek istiyorum... verilen tek bir konser olabilir ama arkasında yılların emeği ve çabaları var...

fırsat yakaladıkça mutlaka altını kalınca çizerek ifade etmeye çalışıyorum; ülkemiz eğitimi içinde konservatuvarların apayrı bir yeri olduğunu ve ortalamanın oldukça üzerinde bir başarının da kesinlikle sağlandığını düşünüyorum... muhtemelen daha sınırlı imkanlarla mucize yaratılıyor ve hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin ve tabii ailelerin çabalarıyla dünya ölçeğinde eğitim veriliyor... neyse; bu apayrı ve biraz da hassas bir konu, ben bilkent müzik günlerini kapatan genç ustalarımıza döneyim...

elif & yağmur piano duo

elif naz karabulut ve yağmur ak

elif naz karabulut ve yağmur ak piyano ikilisi konserin en minimal grubu olduğu için, onlara öncelik verdim... olabilecek en huzur dolu orkestra... her kafadan bir ses çıkmaz... elif & yağmur piano duo konserde darius milhaud'ın scaramuoche eserini seslendirdi...

bu arada, hemen şunu belirteyim; videosuz paylaşım olmaz ama şimdilik bir süre bekleyeceğim, eğer bu konsere ait videolar paylaşılırsa, o videoları eklemek istiyorum... yani sadece minik bir bilgilendirme olsun bu paylaşım şimdilik...

capacità quintet & ilayda yılmaz

ceyda özeser, ipek özdengiz, arcan isenkul, arda büyükgüral, alp birsel ve ilayda yılmaz

ceyda özeser (keman), ipek özdengiz (keman), arcan isenkul (viyola), arda büyükgüral (viyolonsel) ve alp birsel (piyano) tarafından kurulan capacità quintet; hem dvořák eseri dumka'yı, hem de genç klarnet sanatçımız ilayda yılmaz ile birlikte prokofief'in hebrew themes adlı eserini seslendirdi...

ilayda yılmaz, 25 mart tarihinde de şef ışın metin yönetimindeki bilkent gençlik senfoni orkestrası eşliğinde sahne almıştı aynı salonda, onu da unutmadan ilave edeyim hemen...

quartet quattro e mezzo

zelal aktaş, gökçe duru tatar, meriç nisan soytutan ve dritan gani

konserde sahne alan bir diğer orkestra ise; zelal aktaş (piyano), gökçe duru tatar (keman), meriç nisan soytutan (viyola) ve dritan gani (kontrbas)'den oluşan quartet quattro e mezzo idi ve grup beethoven'ın op 36 no 1 piyanolu dörtlüsünü seslendirdi...

nar sextet

idil arıcan (keman), aslı deniz bedel (keman), can taylan (viyola), zeynep bilgesu bozkaplan (fagot), doğukan pahsa (kontrbas) ve yiğit ülgen (viyolonsel) den oluşan nar sextet ise konserde jean françaix'in fagot ve yaylı çalgılar beşlisi için divertissement adlı eserini seslendirdi... tabii ben şimdi bir klasik müzik uzman blogçusu olarak, bu besteciyi ilk defa duyduğumu itinayla gizlemek durumundayım... ne güzel iyi gidiyorduk betofın filan...

duo gusto

fagot sanatçımız zeynep bilgesu bozkaplan da iki kere sahne alan bir isim oldu bu konserde... nar sextet sonrasında, piyanist baturay köseoğlu ile birlikte, duo gusto olarak henri dutilleux'in sarabande et cortege adlı eserini seslendirdiler...

baturay köseoğlu ve zeynep bilgesu bozkaplan

pan-caucasian youth orchestra'dan tanıdığım zeynep bilgesu bozkaplan; ensemble qualia olarak da farklı çalışmaların içinde olan genç bir sanatçımız... serbest doğaçlama yapıyor olmaları çok ilgimi çekti, ilk fırsatta bütün cesaretimi toplayıp, denemelerini dinleyeceğim mutlaka...

yukarıda da belirttiğim gibi, bu konsere ait videoların paylaşılmasını bekleyeceğim bir süre... genç ustaların gerçekten çok güzel çalışmaları var ve takip edebildiğim ölçüde paylaşmaya çalışıyorum... umarım bu birliktelikleri sadece bu konserlik değildir ve farklı etkinliklerde ve konserlerde de izleriz kendilerini...

bilkent müzik günleri genç ustalar konserinin videolarını da aşağıda toplu olarak paylaşıyorum... toplam 6 adet performans var, mutlaka tamamını izleyin derim, hepsi de birbirinden güzel... laf olsun diye yazmıyorum bunu, gerçekten harika bir konser... tabii bilkent müzik kanalına da abone olmayı unutmayın... her bir videoda seslendirilen eserler ise şöyle:

Sergei Prokofiev | Hebrew Themes - Capacità Quintet & İlayda Yılmaz

Henri Dutilleux | Sarabande et Cortege (fagot ve piyano için) - Duo Gusto

Antonín Dvořák | Piyanolu Beşli La majör Op.81 "Dumka" - Capacità Quintet

Jean Françaix | Fagot ve Yaylı Çalgılar Beşlisi için Divertissement - Nar Sextet

Darius Milhaud | Scaramuoche Op.165b - Elif & Yağmur Piano Duo

L. van Beethoven | Piyanolu Dörtlü, Mi bemol majör, Wo Op.36, No.1 - Quartet Quattro e Mezzo

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va