Ana içeriğe atla

agso quartet

AGSO Quartet (fotoğraf: emre ergenç)
idil arıcan (keman), gökçe duru tatar (keman), arda aykut (viyola) ve idil bursa (viyolonsel)... bir araya gelmişler ve AGSO quartet olmuşlar... hayatımda gördüğüm en güler yüzlü hatta kahkahalı quartet bu AGSO kuartet...

şef barış demirezer yönetimindeki ankara gençlik senfoni orkestrası'nın sezon açılış konserinin solisti olarak, 16 aralık pazartesi günü saat 20:00’de bilkent konser salonunda sahne alacaklar... önce bu haberi vereyim dedim... bilkent senfoni orkestrası gişelerinden yada sayfasından biletinizi hemen alın... konserde; spohr yaylı sazlar dörtlüsü için konçerto op.131 ve dvorak senfoni no.7 re minör, op.70 eserleri seslendirilecek...

ankara gençlik senfoni orkestrası
müzikle yaşayan gençlik derneği himayesinde şef orhun orhon ve öğrencileri tarafından 2011 yılında kurulan ankara gençlik senfoni orkestrası'nın onursal başkanı gürer aykal... bilkent, hacettepe ve ankara üniversiteleri müzik bölümü öğrencileri yanında; cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası, orkestra akademik başkent, hacettepe akademik senfoni orkestrası gibi kurumların genç müzisyenlerinden oluşan orkestranın genel müzik direktörlüğünü 2018 yılından itibaren şef barış demirezer başarıyla sürdürüyor...

çok sayıda genç yeteneğe de solistlik imkanı sunmakta olan ankara gençlik senfoni orkestrası, aynı zamanda gençler için okul görevi de görüyor bir bakıma... çok fazla başarılı konsere ve etkinliğe imza atmış bir orkestra ve 2016 yılında donizetti klasik müzik ödülleri kapsamında yılın orkestrası seçilmişti...

yaylı sazlar dörtlüsü olarak kurulan AGSO Quartet, konserde spohr’un yaylı sazlar dörtlüsü için konçertosunu seslendirecek diye okuyunca, kafamda pek oturmamıştı... nasıl yani dedim... hiç böyle bir şey duymamıştım... meğer hemen altında yazıyormuş, çok nadirmiş bu tip eserler... zaten quartet'in solist olması da hala kafamda şekillenmedi... siz hala mı okuyorsunuz benim gibi cahil cühela takımının bloğunu:))... klasik müzik camiası adına iğrenç bir vakayım ben:)... napalım, köşe başları tutulmuş vaktinde benim gibilerle:)... ben cahilliğini gizlemeyip, çaktıran cinsiyim:)... neyse işte...

yok yok şaka, benim hayatım yaylı sazlar quartet konçertoları içinde geçti... çocukken hep çalardık... tamam sulunun tekiyim ve yemin ederim buradaki çoğu paylaşımda zar zor ciddi olmaya çalışıyorum çünkü klasik müzik camiası çok ciddi gereksiz ve anlamsız bir şekilde... camia derken, sanatçıları kast etmiyorum kesinlikle... onlar da ağır takılmak zorunda kalıyorlardır tahminimce...

iyi de ben ne yapayım arkadaş; paylaştığım quartet yerlere yatıyor gülmekten program fotosu çekilirken bile... çok da hoşuma gitti, o fotoyu görünce paylaşmaya başladım zaten... gençleri yazıyoruz, anlamsız ciddiyete yer yok burada... klasik müzik; neşeli gençlerin elinde güzel ve anca gençler bu müziğe sahip çıkabilirlerse ve hakim olabilirlerse, daha doğrusu bu müziği ihtiyar zihniyetten kurtarabilirlerse, ülkemizde de hak ettiği konuma ulaşacak... 200 yıla kalmaz, gelişir...

neyse, dönelim biz yaylı sazlar quartetimiz agso quartete... son bir kaç yıl içinde adlarını bize sürekli duyuran dört başarılı genç sanatçıdan oluşuyor... tabii ki önce erkeklerden başlıyoruz...

hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuvarı viyola bölümünde öğrenimine devam eden arda aykut, bediz kınıklı’nın öğrencisi... doğuş çocuk senfoni orkestrası, hacettepe gençlik senfoni orkestrası, ankara gençlik senfoni orkestrası ve anka filarmoni orkestrası gibi orkestralarda da çalıyor... 2018 mayıs ayında eskişehir belediyesi senfoni orkestrası ile solist olmaya hak kazanarak, konser verdi, ben de kendisini o zaman tanıma fırsatı buldum...

2019 yılında türksoy oda orkestrası ile viyola grup şefi olarak kazakistan, bosna, sırbistan ve macaristan’da konserler verdi... gençlik filarmoni orkestrası seçmelerini kazanarak, almanya ve italya turnelerine de katıldı... istanbul devlet senfoni orkestrası’nın 2019 genç yetenekler yarışması’nda mansiyon ödülü aldı... 2016, 2017 ve 2018 yıllarında marco misciagna'nın masterclass çalışmalarına katıldı...

ben maalesef arda aykut'un hiç videosuna ulaşamadım... paylaşılabilir nitelikte videosuna ulaştığımda, buraya eklerim... eskiden bu tip paylaşımlarda, bir kişinin videosu olmayınca, diğerlerini de paylaşmıyordum ama artık paylaşıyorum... gençler, aynı zamanda öğrenci de oldukları için, vakitleri yetmiyordur... paylaştıklarında, ben de eklerim hemen buraya...

5 yaşındayken bilkent üniversitesi erken müzik eğitimi programında eğitime başlayan gökçe duru tatar, 2011 yılında bilkent üniversitesi müzik hazırlık ilköğretim okuluna girdi... şu anda aynı okulda lise 1. sınıf öğrencisi ve keman çalışmalarına nezihe nil cetiz ile devam ediyor... 2013 yılında hem seattle pacific üniversitesi vivace oda müziği topluluğu ve senfoni orkestrası'nın hem de cornish school of music'in yaz okullarına katılmış, bir çok konser vermiş...

oda müziği çalışmalarına ek olarak, bilkent gençlik senfoni orkestrası ve ankara gençlik senfoni orkestrasında konserlere katılmış, 2018 yılında şef barış demirezer yönetiminde kurulan bilkent çocuk senfoni orkestrasında 2. keman grup şefliği görevini üstlenmiş... bugüne kadar alexander markov, midori goto, clara zahler, andrej bielow, stephan picard, michael maciaszczyk, pelin halkacı akın, erkin onay, elif tarakçı akyar ve özcan ulucan’ın ustalık sınıflarına katılmış gökçe duru tatar...

ben maalesef gökçe duru tatar'ın da hiç videosuna ulaşamadım... paylaşılabilir nitelikte videosuna ulaştığımda, buraya eklerim... yine belirteyim; öğrenci oldukları için vakit bulamıyorlardır ama bir ara bulurlarsa vakit, ben de ekleyeceğim hemen... bazen ters türs şeyler yazıyorum, sanki kızıyormuşum gibi oluyormuş... kızmak ne demek! haddim de değil... sadece herkes bu genç sanatçılarımızı tanısın istiyorum...

7 yaşındayken bilkent üniversitesi ahmed adnan saygun müzik ve bale ilkokuluna keman dalında kabul edilen idil arıcan, süreyya defne ile devam ediyor eğitimine... ayvalık ve çeşme’deki uluslararası festivallere katılıp, konserler verdi, 2017 yılında da yürüyen köşk prömiyerinde fazıl say ile aynı sahneyi paylaştı... aynı yıl bilkent gençlik senfoni orkestrası ve ankara gençlik senfoni orkestrasına katıldı ve konserlerde yer aldı...

mozarthaus, congeresium, bilkent konser salonu, meb şura salonu, milli reasürans ve ahmed adnan saygun konser salonlarında da sahne alan idil arıcan, 2018-2019 sezonunda iş sanat tarafından yapılan seçmelerde başarılı olarak, milli reasüransta parlayan yıldızlar konser serisinde sahneye çıktı... 2018 yılında, prag’da düzenlenen 6. uluslararası josef micka keman yarışmasında ikincilik ödülünün sahibi oldu...

ray chen, andrej bjelow, pelin halkacı akın, çiğdem iyicil, domenico nordio, mehmet yasemin, elif tarakçı akyar, lucas david ve eva diller dörnenburg’un ustalık sınıflarına katılan idil arıcan, 2019 yılında bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi’nin başarılı öğrencilere destek amacı ile açtığı ahmed adnan saygun başarı bursu seçmelerinde başarılı olarak, çekya’da düzenlenen 61. kocian keman festivali’ne katıldı...

C. Saint-Saens -Introduction and Rondo Capriccioso Op.28



idil bursa ise; 6 yaşındayken bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi, müzik hazırlık ilköğretim okulu viyolonsel ana sanat dalında artur rahmatulla ile başlamış eğitimine ve ilk konserini 10 yaşındayken bilkent senfoni orkestrası ile birlikte vermiş... izmir devlet senfoni orkestrası ve eskişehir belediyesi senfoni orkestrası ile de solist olarak sahneye çıkmış...

fazıl say’ın nazım oratoryosu'nun ankara, bodrum ve istanbul gösterimlerinde çocuk solist olarak yer alan idil bursa, erimtan arkeoloji ve sanat müzesinde, iş-sanat parlayan yıldızlar konser serisi kapsamında istanbul milli reasurans konser salonunda, sevda cenap and müzik vakfı ve izmir buca belediyesi genç yetenekler konser serisi kapsamında buca belediyesi kültür ve sanat merkezinde ve kuzey kıbrıs müzik festivalinde birer resital verdi...

2016 yılında hırvatistan’ da düzenlenen 11.antonio janigro çello yarışması’nda birincilik ödülünün yanı sıra bir de jüri özel ödülü, 2017 yılında bulgaristan’ın başkenti sofya’da düzenlenen 13. uluslararası genç virtüözler yarışmasında ikincilik, 2016-2017 sezonu iş sanat parlayan yıldızlar serisi meriç soylu birincilik ve 2018 yılında rusya’nın saratov şehrinde düzenlenen 4.uluslararası knushevitsky çello yarışmasında mansiyon ödülü kazandı...

qnb finansbank tarafından desteklenen çev sanat genç yetenekler projesi kapsamında eğitimine devam etmekte olan idil bursa, jens peter maintz, şölen dikener, christoph henkel, ozan tunca, julian steckel, laszlo fenyö, ıstvan vardai, jean-guihen queyras, aleksander rudin, çağ erçağ, joel marosi ve ındira rahmatulla gibi önemli isimlerle de çalışmalar yaptı...

İdil Bursa - J. Haydn Cello Concerto in C Major



bu konserler çok önemli... yaylı sazlar topluluğunun oluşturulması ve bu birbirinden başarılı genç sanatçılarımıza açılış konserinde solist olarak sahneye çıkma fırsatının yaratılması çok anlamlı... kısa bir süre önce, genç müzisyene sahne tozu nasıl yutturulur ve konserleri ile dikkat çeken genç müzisyenler olmak üzere iki paylaşım yapmıştım... işte bu fırsat yaratmalar bu sebeple çok önemli... agso quartet'in bu konseri de dikkat çeken konserler arasında yerini alacak... diğer tüm orkestralarımızın da konserlerinde genç yeteneklerimize bu ve benzeri fırsatları yaratması gerekiyor...

konser çok büyük bir başarıyla verilecek, ayakta alkışlanacaklar eminim... sahne görüntüleri "youtube üzerinden" paylaşıldığında buraya ekleyeceğim...

agso quartet
konser çok büyük bir başarıyla verilecek, ayakta alkışlanacaklar demişim, öyle de oldu zaten... çok büyük övgüler aldılar bu performansları ile ve geleceğe yönelik daha da büyük bir umut verir oldular... aşağıdaki bağlantıdan spohr'un yaylı sazlar dörtlüsü için yazdığı konçertoyu dinleyebilirsiniz... çok iyi bir seslendiriş, mutlaka dinleyin...

spotify.com

dilerseniz, aşağıdaki playlistten de dinleyebilirsiniz... maalesef izleyebilirsiniz diyemiyorum... ben ilk bölümden başlayacak şekilde ayarladım ama siz yine de sıraya dikkat edin dinlerken...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada