Ana içeriğe atla

ilyun bürkev

ilyun bürkev

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı’nda burcu aktaş urgun ile çalışmalarına devam eden, başarılı genç piyanistlerimizden ilyun bürkev; 2020 yılı tamamlanmadan kısa bir süre önce, üç chopin eserini ve kendi çalışması hope for future adlı eseri kaydedip, yayınladı...

ilk çalışması değildir muhtemelen hope for future, öncesinde de denemeleri vardır mutlaka çünkü oldukça başarılı bir eser ve hem kendi eserini hem de chopin eserlerini büyük bir başarıyla seslendirmiş... kendisine ait hope for future çalışmasını aşağıda video olarak da paylaşırım mutlaka ama seslendirdiği chopin eserleri fantaisie-impromptu, waltz in c-sharp minor ve nocturne no.2'yi aşağıdaki çalma listesinden dinleyebilirsiniz... ben liste olarak paylaşması kolay olduğu için spotify paylaşımı yaptım ancak diğer tüm dijital platformlardan da ulaşabilirsiniz albüme...

dört yaşındayken, ilk öğretmeni olan kıymet berrak ile başlamış piyano eğitimine ilyun bürkev ve 2016 yılında yarı zamanlı başladığı konservatuvar eğitimine 2018 yılından beri tam zamanlı olarak devam ediyor...

hırvatistan’ın varazdin şehrinde düzenlenen memorial jurica murai piyano yarışmasında elde ettiği birincilik, kendisinin ilk uluslararası başarısı idi... bir çok önemli başarısı var ilyun bürkev'in... istanbul hisar okulları uluslararsı piyano yarışmasında da birinci olan ilyun; 2018 yılında paris international music competition ve rhapsody uluslararası piyano yarışmalarından üçüncülükle döndü...

2019 yılında ise; istanbul’da düzenlenen pera international piano competition ve ispanya'da düzenlenen 9. international piano competition maria herrero yarışmalarında birincilik ödülüne layık görüldü... ispanyadan tek bir ödülle dönmedi ilyun, tüm kategoriler arasında verilen special prize for musicality ödülünün de sahibi olmayı başarmıştı... ben de kendisini bu başarı sayesinde tanımıştım ve tarık kaan alkan ve mina urgun ile birlikte elde ettikleri başarı hakkında kısaca bilgi vermiştim...

2020 yılının başlarında da değerler zirvesi kapsamında sanata ilham veren genç yetenek ödülüne layık görüldü ilyun bürkev...

araya harika bir ekleme yapayım dedim... 2022 yılı ekim ve kasım ayları oldukça yoğun geçti ve iki önemli etkinlikte izledik ilyun bürkev'i ardı ardına... tabii çok daha fazla etkinlikte sahne aldı ama ben takip edebildiğim kadarıyla paylaşıyorum... keman sanatçımız naz irem türkmen ve piyanist ayşe cemre ağırgöl ile birlikte, opus müzik festivalinde çok anlamlı bir konsere imza attılar, hemen ardından, yine ayşe cemre ağırgöl ile birlikte, istanbul cemal reşit rey konser salonunda sahne aldılar... kendisinin opus müzik festivalindeki performansını paylaşayım... tek kelime ile muhteşem...  


geçen sene resmi web sayfası sahibi de oldu ilyun bürkev... orada her türlü güvenilir bilgi zaten olduğu için, ben sadece en önemli noktaları yazıyorum... evet işte, sürekli "mutlaka olsun" dediğim web sayfasının faydası da buradan anlaşılmış oldu... birinci ağızdan her türlü gerekli bilgi mevcut hakkında... sayfasına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz... çok da güzel ve kullanışlı bir sayfa olmuş, mutlaka inceleyin derim

ilyun bürkev

ben yine de hakkındaki önemli bilgileri kısa da olsa ilave edeyim buraya... şef dağhan doğu yönetimindeki çukurova devlet senfoni orkestrası eşliğinde mozart'ın 1 numaralı piyano konçertosunu 10 yaşındayken seslendiren ilyun bürkev; aynı sene salzburg mozarteum üniversitesinde düzenlenen young excelence intensive kurs kapsamında da sahne aldı...

şu anda henüz 12 yaşında olmasına rağmen, benim buraya ilave etmediğim bir çok organizasyonda yer aldı, festivallere katıldı ve konserler verdi... örneğin bodrum gümüşlük festivalinde sahne aldı...

burcu aktaş urgun ile devam eden eğitimi paralelinde; vincenzo barzani, perim hamidoğlu, shaun choo, yunus kaya, ibrahim yazıcı, emre şen, gökhan aybulus, anna gamal ve jean marc luisad gibi çok önemli öğretmen ve sanatçılarla da çalışma ve ustalık sınıflarına katılma fırsatı da yakalayan ilyun bürkev, özellikle gülsin onay ile birlikte yaptığı çalışmalarla da dikkat çekti son yıllarda... bunun yanında; mozarteum üniversitesi’nde gereon lleiner ve andreas weber’den de düzenli olarak ustalık sınıfı dersleri almaya devam ediyor bildiğim kadarıyla...

çok güzel bir çalışma olmuş hope for future ve devamının da geleceğini düşünüyorum... sadece kendi çalışmalarından oluşan bir albüm de gelir belki... daha doğrusu gelsin diyorum ve şimdilik kendi eseri ile sizi baş başa bırakıyorum...

ilyun bürkev - hope for future

çok başarılı, büyük umut vaad eden genç piyanistlerimizden ilyun bürkev ve özellikle son iki yıldır yaptığı çalışmalarla ve elde ettiği başarılarla dikkatleri üzerine çekmeyi de başardı... bu paylaşımı da özellikle hope for future adına yaptım çünkü artık özellikle farklı çalışmalar içerisine de giren, sadece derecelerle değil, farklı şekillerde de kendisini göstermeye çalışan genç sanatçılara öncelik vermeye başladım...

devamının geleceğini düşünüyorum demiştim yukarıda, devamı da geldi kısa bir süre sonra... zaten devamı sürekli gelecek... pandemi sürecinde yazmış olduğu the wind adlı eserini daha iyi bir gelecek için bestelemiş ilyun bürkev... melih fereli küratörlüğündeki yağmur ormanı v sergisinin de yer aldığı aşağıdaki kaydın; ormanlara, doğaya ve canlılara karşı bir farkındalık ve sorumluluk mesajı olarak tüm dünyaya yayılmasını temenni ediyor ilyun... kayıt; arter sevgi gönül oditoryumunda gerçekleştirilmiş... yine çok güzel bir çalışma...


Yorumlar

  1. Çok güzel başarılar, yolu açık olsun İlyun'un..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada