Ana içeriğe atla

beren gürcüoğlu

piyanist
beren gürcüoğlu
bir kaç yıldır tanıdığım ve takip ettiğim başarılı genç piyanistlerimizden beren gürcüoğlu... kendisini 3 sene önce canlı izlemiştim ve o zamandan belli idi adından çok söz ettirecek bir piyanist olacağı...

ilk izlediğimde "ileride çok duyarız beren gürcüoğlu adını" demiştim ve paylaşılabilir nitelikte videolarına ulaşamadığım için sonraya ertelemiştim bu paylaşımı... tabii 1 sene geçmeden, 19. antalya piyano festivali kapsamında düzenlenen genç yetenekler piyano yarışmasında birinci olarak adını kısa sürede duyurmuştu beren... 2016 yılında da brükselde düzenlenen merci maestro uluslararası piyano yarışmasında finale kalmayı başarmış...

aslında ben bu paylaşımı biraz erken yapıyorum çünkü beren gürcüoğlu henüz 14 yaşında ve kendisini özellikle sahne performansları ile gösteren bir isim... bu da en doğrusu olmakla birlikte, kolay olmayan bir yol... daha doğrusu; benim dikkatimi çeken yönü, özellikle sahnedeki beren... çok rahat, çok başarılı ve çaldığı eseri hissettiği şekilde yorumlayabilen bir piyanist...

en iyisi bir chopin nocturne paylaşayım, uzunca anlatacağıma, siz kendiniz anlayın:)...



seslendirdiği eseri yaşıyor ve kendisinden de -klasik müzik geleneğinin izin verdiği ölçüde- bir şeyler katıyor... benim için önemli olan da sadece budur... daha doğrusu, otorite olmadığıma göre, bana öyle geliyor diyebilirim en fazla... bu blogta paylaştığım genç sanatçılar çoğunlukla bu yönleri ile ön plana çıkan isimler...  mesela; chopin nocturne no 2 yi seslendirmeyen piyanist kalmamıştır, yüzlercesini dinleyebilirsiniz ama o yüzlerce piyanistin sadece bir kısmı kendi olarak seslendirir, onu fark edersiniz hemen... yaşı da önemli değildir piyanistin, 7 yaşında da olabilir ama sadece chopin'in nocturne'nünü çalmaz, içinde kendisi de vardır ve bana çok daha renkli gelir... bu bahsettiğim, yorumlamanın biraz ötesi...

kısa bir süre önce yaptığım ayşegül yörükoğlu hakkındaki paylaşımda da aynı konuya değinmiştim, okursanız sevinirim... rus geleneği ile eğitim almış piyanistlerde ben hep aynı inceliği görürdüm ama derdimi de anlatamazdım... beren gürcüoğlu'nun da öğretmeni olan değerli piyanistimiz gökhan aybulus'un bir röportajında çözdüm bu işi... özetle "piyanoya şarkı söyletmek" demiş ve bu ince fark benim kafama o zaman biraz oturur gibi oldu... bu arada; ben sadece kendi bakış açımı yazıyorum, alman, fransız, ingiliz yada rus ekolü, geleneği yada eğitimi daha iyidir, kötüdür demiyorum, kişisel beğeni sadece bu... yanlış anlaşılmasın... rusyada eğitim alan daha iyi piyanist vs gibi bir yanlış anlama olmasın... yani ben bu işleri yalayıp yutmuş bir uzman değilim, sadece yıllardır bana apayrı bir renklilik yada farklılık gelirdi dinlerken, bunun sebebini de bu aralar merak etmeye başladım galiba... biraz da rus ekolü-alman ekolü üzerine sonu gelmeyen bir tartışmaya tanık olduktan sonra... bu gibi tartışmalar sürekli yapılır ve hiç bir işe de yaramaz... tabii kafayı da bu konuda yormadım değil, şurada var bir şeyler, belki birilerinin de işine yarar...

tchaikovsky... seasons no 2...



6 yaşında bilkent müzik ve bale ilköğretim okulunda başlamış eğitimine... 4 yıl boyunca zerin rasul ile piyano çalışmış ve sonrasında anadolu üniversitesi devlet konservatuvarı'na geçerek, gökhan aybulus'un öğrencisi olmuş... 2019 yılında da eski ve daha bilinen adı moskova devlet konservatuvarı olan tchaikovsky devlet konservatuvarı merkez müzik okulu'nun oldukça zorlu sınavlarında başarı göstererek bu okula kabul edildi... halen rusya'nın en önemli piyanistlerinden biri olan nina makarova ile sürdürüyor piyano çalışmalarını... bu ismi görünce şaşırdım, isim benzerliği tabii... besteci olan değil...

2017 ve 2018 yıllarında şimdiki öğretmeni nina makarova'nın ustalık sınıflarına da katılmış beren gürcüoğlu... o zamandan günümüze kadar, değişik tarihlerde ustalık sınıfı çalışmalarına katıldığı diğer önemli isimler ise; metin ülkü, gülsin onay, anna cmekhova, hande dalkılıç, elif önal, mehriban mammadova ve özgür ünaldı... 2019 yılında da hamburg hochschule für musik und theater bünyesinde düzenlenen clavicologne masterclass programına katıldı ve çok önemli isimlerden dersler aldı...

2014 yılından itibaren, üç yıl mozarthaus genç yetenekler konserlerine katıldı... uludağ, trakya ve kendi okulu olan anadolu üniversitelerinde konserler verdi... 2017 yılında izmir buca belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte sahneye çıktı... yanlış hatırlamıyorsam, 2017 yılında çeşme alaçatı zio beach'te düzenlenen piyano gecesinde de çok başarılı bir konser vermişti ve ayakta alkışlanmıştı... anadolu üniversitesi senfoni orkestrası eşliğinde çaldı... yukarıda bahsetmiştim, 19. antalya piyano festivali kapsamında düzenlenen genç yetenekler piyano yarışmasında birinci olduğu için, antalya devlet senfoni orkestrası ile konser vermeye hak kazanmıştı, 2018 yılında şef gürer aykal yönetiminde bu konseri de başarıyla verdi ve aynı yıl azerbaycan devlet akademik filarmoni orkestrası ve azerbaycan devlet oda orkestrası eşliğinde sahneye çıktı... azerbaycanda okul konserleri de vermişti diye hatırlıyorum... benim bildiğim kadarıyla, en son bu sene ocak ayında şef ibrahim yazıcı yönetimindeki avrasya filarmoni orkestrası eşliğinde, çev sanat genç yetenekler konserinde sahne aldı...

beren gürcüoğlu

bu arada; belki de en önemli konulardan birini yazmayı unutmuşum, qnb finansbank ana sponsorluğunda, çev sanat bursu alma başarısını da gösteren genç yeteneklerimizden biri beren gürcüoğlu... bu sene çev sanat'tan kendi isteğiyle ayrıldığını öğrendim, onu da ekleme gereği duydum buraya...

haklarında paylaşım yapmak istediğim genç sanatçılarımızdan biri idi beren gürcüoğlu, diğer gençleri de ilk fırsatta paylaşacağım... ama yukarılarda bir yerlerde yazmıştım sanki, bu paylaşım erken sayılır... buna açıklık getirmem lazım çünkü yanlış anlaşılır... kesinlikle çok iyi bir piyanist kendisi ve yukarıda tüm anlattıklarım da bunun zaten göstergesi... çev sanat bursiyeri olması, dünyanın en iyi okullarından birine kabul edilmesi ve antalya piyano festivalindeki birinciliği gibi... ama bunların hiç birisi olmasaydı da beren gürcüoğlu piyano başına oturduğu anda zaten çizgi üstü bir piyanist olacağını gösteriyor... 2017 yılında kendisini dinlediğimde de aynen bunu düşünmüştüm, yazdıklarımın hiç birisi o gün henüz gerçekleşmemişti...

evet, bu paylaşım erken sayılır çünkü beren gürcüoğlu henüz kapasitesini kullanmaya, potansiyelini değerlendirmeye başlamadı... ben abartılı ifadeleri bu blogta kullanmam, en fazla şunu derim: beren gürcüoğlu, çizgi üstü bir dünya piyanisti olacak... bu kesin, fazlasını da buraya eklemeler yaparak paylaşacağım... benim beklentim, bol bol konser vereceği ve konserleri ile adından söz ettireceği yönünde... iyi bir eğitim paralelinde, konserlerle pişen müzisyenler; daha geç ama kalıcı tanınırlar...

prokofiev etude op.2 no.1


ekleme/nisan 2021

st. petersburg rimsky-korsakov konservatuvarı'nca düzenlenen 2. Всероссийский конкурс фортепиано сегодня ne yapayım, böyle yazıyordu:) piyano yarışmasında önce finale kalma başarısını gösterdi beren ve final performansı ile üçüncü olmayı da başardı... 12 - 15 nisan tarihleri arasında düzenlenen yarışmadaki tek yabancı yarışmacı olması ve yarışmada birinciliğe layık hiç bir performansın bulunmaması, beren gürcüoğlu'nun başarısının önemini de gösteriyor... emin değilim ama tahminimce yukarıdaki prokofiev performansı ile elde etti bu başarıyı... yine olağanüstü bir performans beren gürcüoğlu'ndan...

ocak ayında gerçekletirilen çev sanat genç yetenekler konserinde başarıyla seslendirdiği mendelssohn piyano konçertosunun ilk bölümü ile şimdilik bitireyim... bir daha yazayım; bu sadece ilk paylaşım idi...

2021 yılında enka sahne tarafından gerçekleştirilen daha iyi bir gelecek için gençlerle sanat konserinde de sahne aldı beren gürcüoğlu... konserini o paylaşım yerine, burada paylaşmayı uygun buldum... harika eserler ve harika bir konser...

Yorumlar

  1. Ailesinin çabalarının karşılığını fazlasıyla veriyor ve kendi çabalarının karşılığını da fazlasıyla alacağı malum. Bu paylaşım için erken değil, tam vaktinde ama neyi kastettiğinizi de çok iyi anlıyorum, henüz kendisini ortaya koymadı Beren. Çok iyi bir piyanist yetişiyor. Kutlarım Beren.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzel katkınız için teşekkür ederim:)...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada